 |
|
SENDİKAL ÖRGÜTLÜLÜĞÜ ENGELLEMEDE İŞTEN ATMALARA KARŞI ORTAK DURUŞ SERGİLENMELİDİ

10 milyonu aşan bir işçi kitleisnin yaşadığı türkiyede sendiaklarda örgütlü olan işçilerin sayısı yalnızca 700 binler civarında dolaşıyor.Buda aslında sınıfın egemen sınıfların ve devletin saldırı ve işten atma politikalarıyla örgütlülüğünün engellendiği ve kölece çalışma koşullarının sürüp gitmesine ve vahşi sömürüye devamın sağlandığını gösteriyor .Son olarak Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi’nde çalışan beş işçinin Dev Sağlık-İş’e üye olmaları nedeniyle yönetim tarafından işten atılması, işçileirn ve emekçileirn snedikal örgütlülükleinin önünde işverenleirn nasıl engel teşkil ettiğini gösteriyor.
Üstelik örgütlenmenin karşısında duran ü, ‘bilimin üretildiği, bilimsel araştırmaların yapıldığı, toplumların ileriye gitmesinde bilimsel katkının gerçekleştirildiği yerler’ olarak bilinen üniverste olması olayı daha bir önemli kılmaktadır.Üniversitelerin ticarethaneye, öğrencilerin müşteriye, üniversite hocalarının pazarlamacıya dönüştürüldüğü günümüz üniversiteleri dahi, bu işi bu kadar kolayca ce aleni yapmamaktadır.Üniversitelerin kapitalizm koşullarındaki işlevlerinin, kapitalizm ve burjuva sınıf egemenliğinin ihtiyaçlarınca belirlenmesi, egemen burjuva ideolojinin üretiminde üstlendikleri ciddi ve önemli rol, sınıf mücadelesiyle açıktan irtibatlıdır ve bu rol günümüzde,işbirlikçi tekelci sermayeden yana olarak, çok daha etkindir. Elbette burada konu, üniversitelerin durumunun irdelenmesi değildir ama, Balcalı’daki beş işçinin Üniversite hastanesi yönetimince işten atılması da, kendi başına, soyut ve tekil, ‘dışarıda’ sürüp giden sömürenlerle sömürülenler mücadelesinden bağımsız ele alınamaz. İşten atmayı gerçekleştirenlerin, işçilerin ekmeği ve yaşamıyla oynayanların, ‘bir bilim yuvası’nın yetkilileri olmaları, alanı bilim ve yaşam olan kişi ve kurum yöneticilerinin davranışlarının insani ve ahlaki olmama durumunu ağırlaştırır, ancak bununla kalmaz. İşçileri işten atanlar, herhangi kapitalist işletme patronu-patronları gibi davranmışlar, sendikal mücadelenin karşısında yer almışlar, sendikal örgütlenme ile işçilerin elde edecekleri hak ve mevzilerin önüne geçmeye çalışmışlardır. İşleyen, sınıf mücadelesinin yasalarıdır! Taraflar, kendileri ve temsil ettikleri kesim ve sınıfların tutumuyla sahnededirler. Balcalı hastanesi işçileirnin bu işten atma saldırısna karşı işçilerin verdikleri cevap ise, kendi ‘dar alanları’nın sınırlarına sığmayacak kadar eğitici ve belirgin bir sınıf tutumu ifadesi olarak ele alınmalıdır.Balcalı Hastanesi’nin 400 işçisi, ‘kapitalist tutumu’ protesto ederek, atılan arkadaşlarının işe geri alınmasını istemişler ve sendikaya topluca üye olmuşlardır. İşçileirn bu tutumları, ülkede milyonları bulan sendikasız işçi-işsiz kesimlerin sendikalı olmaları için açıktan bir çağrı ve işten atılan arkadaşalrına karşı sahiplenmenin önemli bir sınıf dayanışma çağrısıdır. Sendika ve konfederasyonların başına çöreklenmiş ağaların ve bürokratların bu tutumdan bir ders çaıkarmayacakları bilinene bir olgudur. Onların bugüne kadar izledikleri ve bugün de sermaye ve hükümetinin tüm saldırılarına karşın sürdürmekte ısrarlı oldukları uzlaşmacı-işbirlikçi sendikal politika, işçi ve emekçilerin daha güçlü örgütlenmesi diye bir hedeflerinin olmadığını göstermiştir. Sendikalı işçi sayısının 700 binlerde olduğu, ama on milyon civarında işçinin bulunduğu bir ülkede, sınıfdan kopmuş ve sermaye ile işbirliği çizgisinde ilreleyen burjuva sendikacılığın ne örgütsüzlükten şikayetleri ne de örgütleri güçlendirme çabaları vardır. Ama işçiler, işsizler, kamu çalışanı emekçiler, Balcalı işçilerinin bir kez daha seslendirdikleri “İşçi, memur el ele mücadeleye!” sloganına uygun bir tutum almak için, 400 Balcalı Hastanesi işçisinin toplu tutumunu daha ileriden geliştirebilir, örgütlenme ve mücadeleyi ileriye götürmek için, daha kararlı ve cesaretle hareket etmede örnek alabilir ve dahada ileriye taşıyabilirlerr.Çünkü buna yetecek güç ve olanaklara sahipler. Milyonlarca işçi, işsiz ve emekçi, sendikal mesleki ve politik örgütlerde birleşirlerse, sermaye ve hükümetlerine karşı yürütülen hak mücadelesinde başarıya ulaşma olanağı tartışma götürmez biçimde artacaktır. Kuşkusuz sendikal ya da öteki emekçi örgütlerine kumanda eden politikanın burjuvazi ve emperyalizmle uzlaşıyı esas almayan mücadeleci bir sınıf ve emekçi politikası olması gerekmektedir. Ama, milyonların örgütsüzlüğü, daha baştan sermaye için büyük bir olanak; burjuvazi ve hükümetleriyle işbirlikçilerinin üzerinde pervasızca planlarını pratiğe geçirdikleri geniş bir alan yaratmaktadır. İşyerlerine, fabrikalara, organize sanayi bölgelerine, öğretim-sağlık başta olmak üzere kurumlara yayılmış bir sendikal örgütlülük içinde birleşmiş yüzbinler ve milyonlar, herhangi bir saldırıya daha kolay karşı koyabilecek, sosyal-ekonomik ve politik alanda haklarının gaspına direnebileceklerdir. Önlerine sendika ağaları ve bürokratları dikildiklerinde ise, bir dönem, işçilerin öfkesinden kaçmak zorunda kalana sendika ağaları gibi, onları paçalarından tutup bir kenara koyma olanağı ve gücüne daha fazla sahip olacaklardır. Balcalı Hastanesi işçilerinin sendikaya topluca üye olmaları eylemi, gerekleri tüm çalışma ve iş alanlarının örgütsüz emekçilerine bir örgütlenme çağrısı olarak görülmeli ve yaygınlaştırlmalıdır. Gereğini yerine getirmek ise, kuşkusuz öncelikle öncü sınıf bilincine ulaşmış işçilere, sııf sendikacılığını savunan sendikalara ve işçi ve emekçilerin çıkarları ve kurtuluşu için mücadele eden devrimci ve komünistlere düştüğü bilinerek hareket edilmelidir.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|