DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
ENERJİ KORİDORUNDA EMPERYALİST ÇATIŞMA
Dış Politika
1 Ocak 2006’dan  bu yana dünyanın dikkatini çeken önemli gelişmelerin başında, Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan ‘doğalgaz çatışması’ oldu.dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip olan ve enerji koridorunu elinde tutan Rusya’nın, Ukrayna'ya sattığı doğal gazın fiyatını 5 kat arttırması be bu fiyat artışını Ukrayna’nın  kabul etmemesinin ardından Rusya, Ukrayna'ya verdiği doğal gaz vanasını kapatarak  Ukrayna'ya yaptırım uygulamaya başladı.


Kullandıkları doğal gazın beşte birini Ukrayna üzerinden karşılayan AB ülkeleri, Rusya'nın bu ülkeye verdiği gazın vanalarını bir kaç günde olsa  kapatması  ve AB'ye aktarılan gazı Ukrayna'nın kendisinin kullanmak durumunda kalması nedeniyle, doğal gaz krizi konusunda acil toplantılar yapıdı
Ukrayna'nın, Rusya'nın baskısına karşı AB ve ABD'yi yardıma çağırırken, aynı zamanda da Rus ordusunun Karadeniz Donanması'nın kullandığı Sivastopal Deniz Üssü'nün kira fiyatını da aşırı yükselterek karşılık vermeye çalışması gerilimi askeri alana da yansıttı.Ama Rusya enerji koridori üzerindeki egemenliğini rakiplerine tanıtlamak adına doğal gaz vanalarını güç gösterisi olarak kullanması ve AB ile yapılan görüşmelre ve  Rusyanın lehine yapılan yeni beş yıl anlaşma sonucu doğal gaz kriiz erken çözüldü.Ama ardında önemli sorunları tartışır hale getirde. 
 Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, stratejik bir hamleyle Ukrayna’nın ‘transit geçiş’ ayrıcalığını kaldırarak, 1000 metre küp için alınan 50 Dolar uygulamasına son vermesi, Ukrayna’yı da diğer müşterilerle aynı kategoriye koyarak 1000 metreküp başına 220 Dolar talep etmesiyle başlayan krizin nedeni elbette basit bir ‘ticaret kavgası’ değil. Doğalgaz kaynakları bakımından dünyanın en zengin ülkesi olan Rusya’nın, Batı Avrupa ülkelerine sattığı doğalgazın yüzde 80’ini transit geçirdiği ülke olan Ukrayna ile ipleri germesini arkasında, emperyalist devletler arasındaki egemenlik kapışmaları  ve Amerikancı ‘turuncu devrim’e verilmiş bir yanıt olduğunu  söylemek hiçde yanlış olmayacaktır.
 Rusya; açıkça ‘turuncu devrim’in birinci yılında Yuşçenko ve ekibine, dahası onların arkasındaki Batılı güçlere ‘hodri meydan’ diyerek vanaları kapatmış, mart ayında Ukrayna’da yapılacak genel seçimler öncesinde ülke içi dengeleri etkileyen bir tutum takınmıştır.
 İşin ilginç bir noktası şu ki, ‘turuncu devrim’ sırasında Rusya’ya cephe alanların başında, Rus doğalgazını Ukrayna pazarına dağıtarak palazlanan kesimler geliyor. ‘Turuncu devrim’in ilk başbakanı Yulia Timoşenko bunların başında. Takma adı ‘Doğalgaz Prensesi’ olan Timoşenko, ülkenin ‘en zengin kadını’ olarak milyonlarca dolarlık servetini Rus gazını iç pazara sürmekten elde etti.
 Dolayısıyla Putin’in hamlesinin bir ayağını da, Ukrayna’da güçlenen Batı yanlısı sermaye kesimlerini hizaya getirme amacı oluşturuyor.
 Bilindiği gibi Rus doğalgazının Batı Avrupa’ya pazarlanmasında stratejik öneme sahip Ukrayna’dan üç ayrı hat geçiyor. Batı Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu doğalgazın yüzde 80’ini taşıyan iki hat Ukrayna’nın batısında birleşerek tek hat halinde Slovakya üzerinden Çek Cumhuriyeti’ne, oradan başta Almanya olmak üzere diğer ülkelere dağılıyor.Üçüncü hat Karadeniz’e iniyor.
 Şu anda Rusya’dan Batı Avrupa’ya doğalgaz taşıyan ve Ukrayna topraklarından geçmeyen bir tek doğalgaz hattı var. O da Beyaz Rusya ve Polonya’dan geçerek Almanya’ya ulaşıyor. Almanya ile Rusya arasında Baltık Denizi’nden doğrudan bağlantı kuracak olan Kuzey Avrupa Doğalgaz Hattı (NEGP) ise 2010’da devreye girebilecek.
 Rusya’nın doğalgaz hatları Avrupa sanayisi için adeta birer candamar. Bunlar olmadan Avrupa’da sanayi ve yaşam çok zor olacak. Rusya da bunun bilincinde. Elinde bulundurduğu zengin doğalgaz kaynaklarını, emperyalist egemenlik sahasını yeniden genişletmek için bir silah gibi kullanıyor.
 Putin’in Amerikancı uşak rejime çektiği ‘gaz silahı’nın zamanlama açısından bir tesadüf olmadığı ortada. 1 Ocak’ta ilk kez G8’lerin dönem başkanı olan Rusya, dünya siyasetinde bir zamanlar oynadığı belirleyici rolü yeniden sergileme, ağırlığını hissettirme niyetinde olduğunu göstermeye gereksinim duydu.
 Rusya ile yakın komşu olduğu için sanayi ve ticareti bu ülkeye bağlı olan Ukrayna gibi bir ülkede Rusya karşıtı bir rejimin suni teneffüsle yaşaması zor görünüyor. Yuşçenko ve ekibi politik açıdan ABD’ye uşak, daha doğrusu ABD’nin desteğiyle işbaşına gelirken, Rusya’ya bağımlı olunan alanlara çözüm getiremedi.
 Zira Ukrayna’nın da Rusya açısından stratejik önemi çok büyük. Her şeyden önce 48 milyonluk bu ülkenin nüfusunun yüzde 17.3’ü Rus asıllı. Çoğunluğu Karadeniz kıyısında yaşayan bu kesim ‘turuncu devrim’e karşı çıkarak Ukrayna’nın bölünmesi olasılığını dahi gündeme getirmişti. Ülkenin altı büyük petrol rafinerisinden beşi, Rus tekelleri Lukoil ve TNK’nın denetiminde. Ukrayna, tüketim malların üçte ikisini de Rusya’dan alıyor.
 Basına yansıyan haberlere bakılırsa, doğalgazı bundan sonra daha pahalıya almak zorunda kalacak Ukrayna’da ekonomik dengeler sarsılacak. Pek çok ürüne zam gelecek ve zaten düşük olan halkın alım gücü biraz daha düşecek. Bu da, büyük bir umutla ‘turuncu devrimciler’e oy veren halk kitleleri içinde hoşnutsuzluğu artıracak veamerikancıların egemenliğini sarsacak.
 Kısacası Putin, doğalgaz stratejisiyle Ukrayna’da birkaç kuş birden vurmayı planlıyor. Rusya ile Ukrayna arasında, postmedern darbeden bu yana zaten soğuk olan komşuluk ilişkilerinin gazlanan bir çatışmaya doğru evrilmesi, Yuşçenko ekibinin arkasındaki güçlerin alacağı tutuma bağlı.
Kısa bir dönemide  kapsasa ’Gaz krizi’ bundan sonra dünya politikasının nasıl ilerleyeceği konusunda ipuçları veriyor. AB’de dikkatler daha çok geleceğin enerjisi olarak görülen doğalgaza çekiliyor.
 Rusya, 2030 yılına kadar enerji kaynakları bakımından Suudi Arabistan ile birlikte dünyanın en önemli ülkesi olacak. Doğalgaz, şu an yüzde 24 ile petrol ve taş kömüründen sonra en önemli enerji kaynağı. Ve geleceğin en önemli enerji kaynaklarından biri. Bu önemli kaynağın rezervlerinin yüzde 38’i Rusya’da.
 Gelişmeler, Irak ve Ortadoğu'da kartlar yeniden dizilirken, emperyalistlerin halkların kanı ve yıkımı üzerinden oynadıkları satranç maçında yeni kozlar da ortaya sürülmeye başlandığını gösteriyor. Rusya aynı zamanda AB'yi doğal gaz fiyatlaması ve kesintisi ile tehdit ederek, ABD'nin GOP politikalarına entegrasyonunu sınırlamaya çalışıyor ve pazarlık payını artırmaya çalışıyor.

Rusya-Ukrayna arasındaki doğal gaz krizi, artık yalnızca Irak ve Ortadoğu boyutuyla değil, Kafkasya ve Mavi Akım boyutuyla da Türkiye emekçi halklarını daha doğrudan etkileyecek. Avrasya enerji jeopolitiğinde yeni sarsıntıların ve kapışmaların, yeni bir evrenin ilk sinyali olan bu olayda, emperyalistler arası çatışmanın faturası da her düzeyde bölge halklarına yıkılmak istenecek.
 


 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.08 Saniye