 |
|
ÜNİVERSİTELER İŞSİZLİK ÜRETEN EĞİTİM MERKEZLERİNE DÖNÜŞTÜ

Her yıl olduğu gibi bu yılda haziran ayında Üniversite seçme
sınavına , 1 milyon 730 bin 850 aday katıldı. 2003 yılı
rakamlarına göre yüksek öğretim kurumlarına yerleştirilenlerin sayısı
554 bin 566’dir ( 2005’de bu sayı muhtemelen birkaç bin artacaktır).
Yani, bu yıl sınava giren adaylar içerisinden yaklaşık 1 milyon
170 bini yüksek öğretim görme hakkını elde edemeyecektir.
Yine 2003 rakamlarına göre, yüksek öğretim kurumlarına
yerleştirilen 554 bin 566 adaydan sadece 347 bin 798’i örgün eğitim
veren kurumlara girme hakkı elde etmiştir. Geri kalan 206 bin 768
kişi ise açık öğretim veren kurumlara yerleştirilmiştir. Örgün
eğitim veren kurumlarda öğretim görme şansı elde edenlerin de sadece
187 bin 192’si dört yıllık yüksek lisans eğitimi veren bölümlere
yerleştirilmiştir. Bunlar içerisinden 20 – 25 bin kadarı da vakıf
adı altında kurulu bulunan ve yıllık ücreti 10 bin dolar civarında olan
özel üniversitelerde öğrenim göreceklerdir.
Geride kalan 1 milyon 170 bin kişi umudunu ya gelecek
seneye yada suya bırakarak işsizler ordusuna katılacaklar.
Elbette iş üniversiteye girmek ve mezun olmakla da bitmiyor. Çünkü
mezun olan on binlerce eğitimli genç iş bulamamakta
ve diplomalı işsizlerin sayısı her geçen gün artarak
sürmektedir. Üniversitelerin paralı hale gelmesi ve mantar
biter gibi özel üniversitelerin açılması, ve üretime bağlanmış ,
bilimsel ve demokratik bir eğitim sisteminin olmaması, Türkiye’de
üniversiteler işsiz üniversite mezunları üretir durumuna
getirmiştir.
Türkiye’de 53’ü devlet 24’ü vakıf olmak üzere 77 üniversite
bulunuyor. İMFnin ipine bağlanmış ve orada beslenen bağımlı bir
ekonomik sistemde istihdam olanakları yaratılmadığı gibi ihtiyaca
bağlanmadan plansızca açılan üniversitelerden her yıl 230 bin
civarında öğrenci mezun oluyor. Ama bunların çok küçük bir bölümü iş
bulma olanağını yakalıyor. Gerisi milyonları bulan işsizler
ordusunu saflarını büyütüyor.
Verilere göre, 2001 krizinde 1 milyondan fazla beyaz
yakalı işini kaybetmiş. Bu sayıya her yıl on binlerce yeni mezun
üniversite eğitimli genç ekleniyor. En gözde meslek sahiplerinden biri
olan doktorlar bile işsizlik tehdidi ile karşı karşıya. Tıp
fakültelerinden her yıl 4 bin 500 civarında doktor mezun oluyor ve
bunun 3 bini işsiz kalıyor.
10 bin civarında işsiz doktor bulunduğu, önümüzdeki 5 yıl içinde
“işsiz doktor” sorununun ciddi bir boyuta ulaşacağı, 2020 yılına kadar
ise işsiz doktor sayısının 40 bini bulacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de
veteriner hekimler arasında da işsizlik ciddi bir sorun halinde.
Yaklaşık 18 bin veteriner hekimin 3 bini işsiz, 6 bini de mesleklerinin
dışında işlerle uğraşıyor. Sayısı 20’yi bulan veteriner fakültelerinden
her yıl 1200 veteriner hekim mezun oluyor. 1969 yılına kadar
ziraat fakültesi sayısı 4 iken bugün bu sayı 27’ye ulaşmış. Ancak bu
fakültelerin çoğu ziraat mühendisi ihtiyacından değil oy kaygısıyla
politik amaçlarla açıldı. Sonuçta işsiz ziraat mühendisleri ordusu
yaratıldı. Ülke genelinde 35 bin ziraat mühendisi işsiz.
Binlerce kimyager, fizik, biyoloji,
matematik, felsefe, sosyoloji, tarih, psikoloji
bölümü mezunu ile kimya mühendisi, fizik mühendisi,
jeofizik mühendisi, çevre mühendisi ve peyzaj mimarı da
işsiz. Bir iş sahibi olanların çoğu da öğretmenlik yapıyor.
2001 krizinde her 8 mühendis ve mimardan birinin işsiz kaldığı,
işsiz mühendis ve mimar sayısının 50 binin üzerinde olduğu tahmin
ediliyor.
Durum böyle olunca pek çok üniversite mezunu iş bulamama
kaygısıyla asıl mesleklerinin dışında bir alanda çalışmak zorunda
kalıyorlar. Örneğin, elektrik ve elektronik teknisyenleri arasında asıl
mesleğini yapma oranı yüzde 48.6, inşaat mühendisleri arasında
yüzde 65.3, elektrik ve elektronik mühendisleri arasında 61.
2, makina mühendisleri arasında yüzde 59. 3, orman
mühendisi ve ziraat mühendisleri arasında yüzde 38.
İşsiz doktor sayısı 10 bin civarında. . Pazarcıların yüzde 30’u
üniversite mezunu. . Ülke genelinde 35 bin ziraat mühendisi işsiz.
İşsiz mühendis mimar sayısı 50 binin üzerinde. . .
Bu durumun yaratıcısı burjuva kapitalist sistemdir. üretimde
anarşinin ve palnasızlığın egemen olduğu bir sistemde
üretime bağlanmış ve politeknik eğitimin egemen kılınması ve
eğitimin üretim için olması gerektiğinin pratiğe sürülmesi söz konusu
olamaz. Yani burjuva kapitalist sistemin emekçilerin
ihtiyaçlarına bağlı bilimsel, demokratik politeknik eğitimi
sağlaması olanaksızdır. Bunu ancak işçilerin ve emekçilerin
ihtiyaçlarını merkezde tutan ve bunun gereklerini yerine getiren
devrimci ve sosyalist bir iktidar sağlayabilir ve planlı yürütülen
ekonomide de eğitim üretime bağlanarak üniversiteler işsizlik
değil bildiklerini ve öğrendiklerini halkın hizmetine
sunacak eğitim ordusu yetiştirecektir.
Ama burjuva kapitalist sistemde durum tam tersidir. Eğitim
ticarethane ve öğrencilerde müşteri olarak görülmektedir.
Zihniyet böyle olunca üniversiteler gençleri uyutmanın ve
işsizler kitlesi yetiştirme merkezleri haline getirilmektedir.
Yapılan bir araştırma sonuçlarına göre, 2004 yılında ÖSS’ye giren 1
milyon 786 bin 963 öğrencinin üniversite kapısına gelene kadar ÖSS’ye
hazırlık için yaptığı harcama tutarı 8. 4 milyar dolara ulaşmış.
Üniversite kapısına gelene kadar kişi başına yapılan ÖSS harcaması ise
ortalama 4 bin 711 doları buldu. Bir yıllık ÖSS hazırlık harcamaları 2.
9 milyar dolar. 2004 yılı rakamlarına göre öğrenci başına yıllık ÖSS
harcaması 1646 dolar. Araştırmada, son 15 yılda 21 milyon öğrencinin
ÖSS sınavına girdiği ve öğrencilerin ÖSS için yaklaşık 34. 5 milyar
dolar harcama yaptıkları belirtiliyor. Önümüzdeki 15 yılda ortalama
yıllık 2. 7 milyon öğrenci sınava girerse ve 2 bin dolar harcama
yaparsa miktar 81 milyar dolara ulaşacak. Buda devlet için büyük
bir gelir kaynağı demektir.
Yıllarca okuyarak ter döken ve iş bulma umuduyla gece gündüz
demeden çalışan üniversiteli gençler mezun olduklarında kendilerini
işsizliğin beklediğini gördükçe umutsuzluğa kapılmakta ve yaşamlarını
sürdürebilmek için mesleklerinin dışındaki, semt
pazarlarında açtıkları tezgahlarda ya da işportacılık yaparak
geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Semt pazarlarında üniversite
mezunlarının sayısı yüzde 30’u bulurken, İstanbul Bahçeşehir
Belediyesi’nin yaptığı araştırmaya göre sosyete pazarlarında bu oran
yüzde 80’ler ulaşmaktadır.
Dahası, üniversite mezunları arasındaki işsizlik öyle bir hale
gelmiş ki, uzun süredir iş bulamayan ve umutlarını yitirenler
“İşsiz Mühendisler Derneği”, “İşsiz Ziraat Mühendisleri Derneği”
diye dernekleşmeye gitmişler. Türkiye çapında 26 şubesi bulunan
İşsizler Derneği’nin üyelerinin yüzde 70’i üniversite mezunu. Bunlar
arasında makina mühendisleri, veterinerler ve ziraat mühendisleri
çoğunlukta.
Dahası, dünyanın belki hiçbir ülkesinde Türkiye’de olduğu gibi
bir eğitim sistem yoktur. Üniversitelerde bir şey öğretilmediği gerçeği
bütün burjuva, kapitalist ülkeler için geçerlidir. Ama, on
binlerce dershane, üniversite seçme sınavı, liseye giriş
sınavı, özel okullar sınavı, personel sınavı gibi saçmalıklarda
bizimkiler birinci.
İşçi sınıfı iktidarlarında, üniversiteler, kelimenin gerçek
anlamında üniversite işlevi gördü. İlk olarak proletarya devletinin
herkese iş bulma zorunluluğu olduğu için, gençler üniversiteye iş
bulmak için gitmezdi. Üniversiteye bilimi öğrenmek, bilgi edinmek
için gidilirdi. Üniversiteye gitmek isteyen bütün gençler üniversite
öğrenimi alabilirdi. Hatta, devrim öncesi çok fazla okuma şansı olmamış
işçiler dahi, bir taraftan çalışır diğer taraftan açık
öğrenim, gece okulu vb. öğrenim biçimleri ile eğitimlerini
tamamladıklarında üniversite öğrenimlerine de devam ederlerdi.
Bunun için SSCB dünyada en çok gazete okunan, dünyada en çok
kitap okunan, dünyada en çok tiyatro ve baleye gidilen, en çok bilim
adamı, sanatçı, doktor ve mühendisin vb. yetiştirildiği bir
ülke oldu.
Tüm bu verilerde göstermektedir ki burjuva kapitalist
düzenin eğitim sistemi gençlere geleceksizlik ve işsizlik
dışında bir şey vermemekte, verememektedir. Gençlik geleceğine sahip
çıkarak işsizlik anaforunda savrulup gitmemesi için, işbirlikçi tekelci
burjuva düzene karşı örgütlenip mücadele ederek, enerjisini ve
yeteneklerini devrimci mücadelenin emrine sunarak, gelecek hakkında söz
sahibi olmayı başarmalıdır.
|
|
| |
Ortalama Puan: 3 Toplam Oy: 2

|
|
|
|