DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
EMEKÇİLER YOKSULLUK İÇİNDE KIVRANIRKEN TÜRKİYE VE YUNANİSTAN BURJUVAZİSİ SİLAHLA
Dış Politika
Yıllardan bu yana Türkiye ve Yunanistan egemen sınıfları arasındaki soğuk savaş bitmeden devam ede gelmiştir. Her iki ülke NATO’da, AB’de vb. birlikte olmalarına ve ABD emperyalizmin  stratejik müttefikleri olmalarına karşın, yine de düşmanlığı körüklemekten ve halkları bir birine düşman etmekten geri kalmamışlardır. Her iki ülkenin halkları yoksulluk, işsizlik ve borç batağında tutulurken, savunma adına milyarlarca doları emperyalist silah tekellerinin kasalarına akıtıp, halkları yoksulluk ve sefalet içine itmekten geri durmuyorlar. Nitekim Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü (Sipri) tarafından açıklanan dünya silah alışverişi raporundaki dikkat çekici notların başında, Türkiye ve Yunanistan’ın en çok silahlanan ülkeler arasında olması geliyor.
Avrupa kıtasında en çok bu iki komşu ülke silah satın alıyor. Peki neden iki ülke daha çok silaha para yatıyor? Neden ege’nin iki yakası, patlamaya hazır bir cephanelik gibi. Her iki ülke durmadan denizaltılar, savaş gemileri ve savaş uçakları satın alıyor, sipariş ediyor ve birbirine karşı güç gösterisinde bulunuyor.
İki komşu ülkenin bu denli silahlanması ya da silahlandırılmasında “garip” bir durumun olduğu açıktır.
Hem de her iki ülke, ekonomik sorunlar konusunda “kader ortaklığı” yaşadığı halde...
İkisi de boğazına kadar borç patağına saplanmış.
İkisi de borçları ödeyebilmek için avucunu büyük emperyalistlere  açmış kapı kapı dolaşıyor.
İkisi de halktan kesiyor, silah tekellerine veriyor.
Yunanistan’ın bütçe açığını sağır sultanlar bile duydu. Ülkeyi yönetenler, şimdi borç para dileniyorlar. Dayandıkları her kapı, ağır şartları sıralıyor ve halka acı reçeteler yazılmasını emrediyor.
Buna rağmen, 11 milyon nüfusu olan bu küçük ülke, AB’nin 27 üye ülkesi arasında en çok silah satın almasıyla dikkat çekiyor.
Yurtiçi Gayri Safi Milli Hasıla’sının tam yüzde 4’ünü silahlanmaya ayırmış.
Bu oran, AB ortalamasında yüzde 1.5.
Ege’nin iki yakasını patlamaya hazır cephaneliğe çeviren ülkelerin başında, AB’nin en büyük ve zengin ülkesi Almanya geliyor.
Sipri’ye göre Almanya’nın en çok silah sattığı ülkeler sıralamasında, Türkiye birinci (yüzde 14), Yunanistan ikinci (yüzde 13).
Yani aynı Alman tekelleri, Türkiye ve Yunanistan’ı silahlandırmak için durmadan yarışı körüklüyor:
“Türkiye size karşı kullanılmak üzere şu kadar savaş gemisi sipariş etti, siz de buna yanıt vermek için şu kadar sipariş etmelisiniz... Yunanistan, size karşı şu kadar savaş uçağı alacak, siz de geri durmayın...”
Bu şekildeki bir kızıştırma üzerinden Almanya ve Alman silah tekelleri satabildiği kadar satıyor. Ve tabii kazandıkça kazanıyor.
Eğer, günün birinde Ege’de bir savaş çıkarsa, anlayacağınız iki yakadan Alman silahları kan kusacak, Türkiye ve Yunanistan ağlayacak.
Almanya’nın, son beş yıl içinde dünya silah pazarındaki payını yüzde 6’dan yüzde 11’e çıkarması boşuna değil. Satan Almanya, alan Türkiye ve Yunanistan.
Bir el tarafından idare edilen iki düşman kukla misali...
Bu demektir ki, Ege’deki gerilim stratejisinden en çok Alman silah tekelleri kazanıyor. Dolayısıyla gerilimin sürüp gitmesini de en çok yine bu ülke istiyor.
Belirtmek gerekiyor ki, silahlanmada “kader birliği” yapan Türkiye ve Yunanistan, aynı zamanda NATO üyesi. Bir NATO üyesi ülkenin, başka bir NATO üyesi ülkeyi silahlandırması sonuna kadar serbestmiş. Başka bir değişle, iki üye ülke birbirine karşı yine başka bir NATO üyesi tarafından silahlandırılıyor.
Keza; Yunanistan AB üyesi, Türkiye AB ile tam üyelik için müzakerelere başlamış.
Peki; hani, aynı ittifak içinde yer alan NATO ve AB üyeleri birbiriyle savaşmayacaktı?


Zira, her iki ülkeye en çok silah satan Almanya başta olmak üzere hiçbir ülkede, 21. yüzyılda bir Türk-Yunan savaşının çıkacağına pek ihtimal verilmiyor. Askeri stratejistlerin yakın dönem tahminleri arasında böyle bir savaş yok.
Ama yine de Ege’nin iki yakası alabildiğince silahlandırılıyor.
Veriler; Türkiye ve Yunanistan egemenlerinin eğitime, sağlığa, sosyal alanlara değil, silahlanmaya bütçe ayırdığını gösteriyor. Hem de ortada ciddi sayılabilecek bir savaş durumu olmadığı halde... Alman ve diğer ülkelerin, silah tekelleri tarafından birbirine karşı yarış dolduruşuna getirilerek...
Bu silahlanma yarışının faturasının, yine her iki ülkede emekçi halkın sırtına bindirildiği görülüyor.
Bu nedenle, Türkiye ve Yunanistan’daki hakların, emekçilerin, gençlerin, daha iyi bir gelecek ve yaşam için Ege’nin iki yakasının emperyalist ülkeler ve onların tekelleri tarafından cephaneliğe dönüştürülmesine karşı, birlikte silahlanmaya karşı ortak platformlar kurarak mücadele etmesi, şimdi her zamankinden çok daha fazla önem arz ediyor!..
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye