DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DEPREMDE HEP YOKSULLAR ÖLÜYOR
Haberler
Elazığ'ın Karakoçan İlçesi’ne bağlı Başyurt beldesinde, 6,0 büyüklüğünde, 5 kilometre derinlikte bir deprem meydana geldi. Deprem Elazığ'a 21 km uzaklıkta gerçekleşti. Depremde şu ana kadar 51 kişi yaşamını yitirdi, yüze yakın kişi de yaralandı. 52 kişinin ölümüne yol açan deprem Türkiye halkının doğal felaketler karşısında kaderine terk edildiğini ve  burjuva kapitalist sistemin emekçilere sömürmek dışında bir değer vermediğini  . Depremin ardından açıklama yapan hükümet yetkilileri her zamanki gibi devlet ve hükümet yapması gereken önlemleri  bir yana iterek “vatandaşı tedbir almaya” çağırdılar. Başbakan Erdoğan, “kerpiç evlerin faturasının” ödendiğini söylerken nasıl bir arsızlık içinde olduğu gibi , İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş olası İstanbul depreminin ölü sayısını bile açıklıyordu.
Araştırmaların ortaya koyduğu veriler, özellikle büyük kentlerde halkın kendilerine mezar olabilecek evlerde yaşamaya mahkum edildiğini gösteriyor. Sadece İstanbul’da yüz binlerce insanın bu şekilde yaşadığı belirtiliyor. Devletin halkın sağlıklı ve güvenli konutlarda oturma sorumluluğunu göz ardı eden devlet ve hükümet yetkilileri,  halkı uyarmakla yetinirken, parası olmayan yoksul halkın güçlendiremedikleri yada yenileyemedikleri binalarda oturmayı sürdürüyor ve yaşamlarını Allaha havale etmiş durumdalar.
Bilindiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 57. maddesi vatandaşların konut hakkını anayasal güvence altına alıyor. 57. maddede “ Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler” denilerek, devletin planlama yapması gerektiği ve konut ihtiyacını karşılayacak önlemleri almasını vurguluyor.
Halbuki son yıllarda hız kazanan deprem araştırmalarının ortaya koyduğu sonuçlar son derece iyi bilinirken, devlet halkın sağlıklı ve güvenlikli binalarda oturması için kılını kıpırdatmayarak hayatını kurtarmak için cebinden bir kuruş çıkarmayı bile düşünmüyor. Keza verilere göre Türkiye topraklarının yüzde 66’sı 1. ve 2. derece deprem bölgeleri içinde yer alıyor, 3. ve 4. derece deprem bölgeleri de dikkate alındığında bu oran yüzde 92’ye çıkıyor.
Yani veriler  Türkiye’nin yaklaşık 15 milyonluk konut stokunun yüzde 40’ının depreme karşı güçlendirilmesi gerektiği aksi halde bir deprem durumunda yüz binlerce yoksulluğun öleceği biliniyor.
Bu gerçekler ortada dururken ve devletin vatandaşına sağlıklı ve güvenli konutlar inşa etmekle yükümlüyken Tayyip Erdoğan diğer felaketlerde sergilediği halkı aşağılayan tavrını depremden sonra da gösterdi ve sorumluluğu üzerinden en hızlı atarak, “Şüphesiz ki, bu bölgenin yerel mimarı anlayışı kerpiç yapılanmadır. Bu kerpiç yapılanmanın da ne yazık ki tabii faturası, bedeli ağır olmuştur” diyerek, nende yoksulların yığma kerpiç evlerde oturmak ve ölüme davetiye çıkartmak durumunda kaldıklarını gizlemeye çalışarak, emekçilerin ölümünde, devletin ve AKP hükümetinin sorumluluğunu unutturmaya çalışıyor.
Erdoğan, 2010 yılında hâlâ insanların kerpiç evlerde yaşamasında devletin sorumluluğuna ise hiç değinmedi. Hatırlanacağı gibi Erdoğan İstanbul'da geçtiğimiz Eylül ayında yaşanan sel felaketinden de taşan dereleri sorumlu tutmuştu.


Meclis Deprem Araştırma Komisyonu üyesi Tayfun Süner ise dün Elazığ depremi sonrasında yaptığı açıklamada İstanbul’da bir milyon civarındaki binanın 670 binin sağlıksız ve kaçak olduğunu, güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.

AKP hükümetinin depremin hemen ardından TOKİ’nin konut inşaatlarını gündeme getirmesine ise ciddiyetten uzak bir yaklaşımdı. Çünkü, toplumsal ve sosyal konut projelerini hayata geçirmekle görevli olan TOKİ, üst-orta ve yüksel gelir gruplarına göre lüks konut üretirken, alt-orta gelir grubuna yönelik konutların az sayıda ve kalitesiz yapıldığı biliniyor.
Haliyle ekmek parası bulamayan milyonlarca emekçinin TOKİ’nin üretmiş olduğu milyarlarca TL’yi bulan konutları almaları yada aylıklarını ödeye bilmeleri mümkün değildir.
Deprem kuşağında bulunan Türkiye’de, depreme karşı gereken önlemlerin alınmaması devletin  halka verdiği değeri gösteriyor. Zenginlere, yerli ve yabancı tekellere borç  faizi olarak milyarlarca dolar akıtılmasında beis görmeyen AKP hükümeti, milyonlarca emekçinin ölümüne sakat kalmasına ve maddi kayıba neden olacak deprem için önlemler almamakta, suçlu emekçiler ilan edilmektedir. Lüks ve sağlam binalarda yaşayan zenginleri deprem etkilemezken, her doğal afetlerde olduğu gibi depremde de yoksullar ölmektedir.
Depremde zarar gören emekçilerin zararlarını karşılama, kalıcı ve sağlan konut sunma görevi devletindir. Emekçileri yeni zamlar ve vergilerle iliğine de sömüren devlet, vurgun,talan ve yağmayla felaketiyle, yıkımın esas sorumlusu devlettir.
Biliyoruz ki işçi ve emekçilerin temel sorunlarını olduğu gibi konut sorununu da  her şeyi kar üzerine oturtan burjuva kapitalist devletin çözmesi mümkün değildir. Deprem ve doğal afetlerde yıkım ve katliamların yanaşmaması, sağlıklı ve güvenli konutlara kavuşmasını tek yolu işçi ve emekçilerin devrimci iktidarıdır. Deprem ve doğal afetlerde emekçilerin ve yoksulların ölmemesi ve sakat kalmaması için, talan,vurgun,rant düzeni  burjuva kapitalist sistemin koruyucusu ve halkın düşmanı TC devletine karşı örgütü bilinçli bir mücadele içine girmek ve kaderciliğe boyun eğmemek gerekiyor.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Haberler

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.12 Saniye