DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
ENFLASYON DÜZEYİNDE ÜCRET VE MAAŞLARA EK ZAM YAPILMALIDIR-
Haberler
Bir yandan işsizlik ve sefalet artarken öte yandan resmi enflasyon tüm demagoji ve rakamları ters yüz etme çabasına rağmen  yüzde 10 aştı.  Başbakan Erdoğan ve ekibi; “Bakın enflasyonu ilk kez ‘tek haneli’ rakama (yüzde 10’un altına) düşürdük” diye aylarca övünüp emekçilerin durumunu nasıl iyileştirdikleri palavrasını atarken kriz emekçileri her alanda vurmaya devam ediyor. Açlık sınırının 845 TL ye ulaştığı ve asgari ücretin 580 TL olduğu Türkiye de ücret ve maaşlara yapılan ucube artışlar yeni zam ve vergilerle geri alınırken emekçilerin sofrasındaki ekmek daha da küçüldü. Zenginler karlarını yüzde 55 düzeyinde artırırken işçi ve emekçiler yoksulluk düşüyordu.. Ve enflasyonun böyle düşmüş olmasının ekonomi için büyük anlamının üstünden propaganda yaptılar.
 Şubat ayı enflasyonu ise, gizlenen gerçekleri su yüzüne çıkarmada önemli bir veri oldu ve uzun bir aradan sonrası enflasyon  “Psikolojik bir eşik” sayılan yüzde 10’u aştı. Kısacası zaten ekmeği sürekli küçülen emekçilerin durumu daha da kötüleşti ; şubatta enflasyon yüzde 1.45 artarak yıllık bazda da 10.13’ü buldu.
Maliye Bakanı Şimşek’e göre, “Enflasyonun çift haneli olması üzücü ama sürpriz değil”miş!
Bu artışta gıda maddelerinin fiyatlarındaki artışta; içki, sigara gibi mallarda yükseltilen verginin zamları birinci dereceden etkili olduğu göz önüne alındığında, emekçi için enflasyonun aslında aylık yüzde 1.45’ten, yıllık yüzde 10.13’ten çok daha fazla olduğu bir gerçek.
 Aslında veriler, emekçilerin en çok kullandığı 28 tüketim malındaki yıllık enflasyonun yüzde 36’yı bulduğunu gösteriyor. Son bir yılda et fiyatının yüzde 45, peynir fiyatının ise yüzde 25 arttığını dikkate aldığımızda durum daha da iyi anlaşılacaktır.               
işçiler, emekçiler geçim zorluğu içinde oldukları dillendirerek ete yalnızca bakıp geçtiklerini, yanına daha yaklaşamadıklarını söylerken, başbakan ve taifesi zamcı ve yalancı başlar ,ekonominin iyiye gittiğini söylemekten geri durmuyorlar. AAKP hükümeti başı Erdoğan her fırsatta yanla söylemeye devam ede dursun, resmi enflasyonun artık yüzde 10’u aşmasından da önemlisi, buraya yüzde 6’lardan gelinmesidir. Yani, enflasyon giderek artma eğilimine girmiştir. Ve öte yandan akaryakıta yapılan yüzde 30’lara varan zammın henüz ulaşıma yansımadığı, doğalgaz, elektrik gibi herkesin tükettiği ve bunlara yapılacak zammın tüm öteki ürünlere yansıyacağı göz önüne alındığında önümüzdeki aylarda enflasyonun daha da yükselmesi kimse için sürpriz olmayacaktır.
Bütün bu gelişmeler göz önüne alındığında, enflasyon sorununun geçici bir fiyat artışından öte, ücretlerin, maaşların ve emeği ile geçinen milyonlarca çalışanın  gelirlerinde ciddi bir düşüş anlamına geldiği çok daha önemle üstünde durulması gereken bir gerçektir.


AKP hükümetinin, uzunca bir zamandan beri ücret ve maaşları “hedeflenen enflasyon”a bağladığı göz önüne alındığında; bunun emekçilere oynanan nasıl bir oyun olduğu da ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Daha Aralık 2009’un sonunda Meclis’ten geçen bütçeyle hükümet; memurlara, kamu işçilerine ve emeklilere hedeflenen enflasyona göre yıllık yüzde 5 zam yapmış (Özel sektör ve tüm öteki ücretle çalışanlara da yaklaşık aynı oranda zamlar yapılmıştır) bunun “adil” olduğu, hatta enflasyon düştüğü için yüzde 5’in bile fazla olduğu öne sürülmüştü.
Ancak artık yalanlar yere serilmiş ve gerçek açıkça ortaya çıkmıştır. Bırakalım emekçinin enflasyonunun yüzde 30’ların üstünde olmasını, yüzde 10’u aşan resmi enflasyon bile; bütün bu ücret ve maaş artışını daha şimdiden boşa çıkarmıştır. Bu yüzden hem özel sektörde hem de kamuda yüzde 4.5-5 enflasyon hedefine göre belirlenen ücret ve maaş zamlarını  artık bir anlamı da kalmamış ve bu haliyle birlikte emekçilerin ücret ve maaşları  yüzde 5 gerilemiş.
Bu yüzden de sendikalar; ücret ve maaşların yeniden belirlenmesi için,ek ücret ve maaş artışı için, hükümet ve patronların kapısına dayanmalıdır. Çünkü verilen yüzde 2.5+yüzde 2.5 (toplam yüzde 5) zammın, ilk altı ayı kapsayan yüzde 2.5’i şimdiden gitmiştir.
Evet, emekçiler zamlar ve vergiler karşısın da tepkili, yerine göre değişik eylemler örgütlüyor. Ama emekçilerin örgütlü kesimleri, onların sendikaları ve sendikacıları için sızlanmaya sefaletin, işsizliğin artarak sürmesine seyirci kalamaz.  Bu her bakımdan işçi ve emekçilerin aleyhine olan duruma örgütlü  müdahale etmeleri; bir yandan zamlara karşı mücadeleyi sendikaların gündemine alırken, “Toplusözleşmelerin ek sözleşme yapılarak yenilenmesi”, yapılacak yeni toplusözleşmelerde, enflasyon kayıplarını da gözetip ve yüksek gerçekleşecek bir yıllık enflasyona göre talepleri belirleyip mücadele bayrağını açmaları gerekmektedir. Aksi halde sadece yakınmaktan, efelenen gaz alma amaçlı hamasi nutuklar atmaktan  ibaret bir tutum içinde olmaları işçi e emekçiler adına  kabul edilebilir bir şey olamaz.
Önümüzdeki süreç  sermaye ve AKP hükümetinin işçi ve emekçi yığınlara yönelik saldırılarını artırarak süreceğini gösteriyor. İşten atmalar, esnek çalışma, yeni zamlar, vergiler vb. ile yığınlar daha çok sömürü cenderesi içine çekilirken, bu baskı ve saldırılara karşı işçi ve emekçilerin örgütlendiği sendikalar ve demokratik kitle örgütlerinin; bu gelişmeleri ve geniş emekçi yığınların tepkisini örgütleyip eyleme dökmeyi hedefleyen birleşik devrimci mücadeleyi  örme planı yapmakla yükümlü oldukları unutulmamalıdır.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Haberler

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.10 Saniye