DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
KRİZ PATRONLARI TEĞET GEÇTİ
Politika Haber
AKP hükümetinin başı Başbakan ve bakanlar, her fırsatta  ekonominin büyümesinden dem vurup,  AKP hükümetinin Türkiye’yi her bakımdan  ileriye taşıdığını ve krizin teğet geçtiğini iddia ede dursunlar, işçiler, emekçiler, yoksulluk ve işsizliğin pençesindeki yığınlar ise; “ Bu Başbakan, bu zevat takımı hangi ülkeden söz ediyor?” diye sormaktan kendisini alamıyor.
Ya da işçiler; bir yandan çalışma saatleri artırılır, öte yandan ücret ve sosyal haklar düşürülürken, “batıyoruz” diye, devletin kapısına dayanıp destek isteyen irili ufaklı firmaların neden ağladığına anlam veremiyorlar.
Şubat ay sonunda  Forbes’in açıkladığı “100 zengin Türk” araştırması; uygulanan ekonomi politikaların kimlere yaradığını ve kimleri zengin yaptığını, krizin kimleri teğet geçtiğini, ağlayan patronların gözyaşlarının sadece yedikçe iştahı daha da açılan canavarın iştahının ne kadar büyüdüğünün işareti olduğunu gösterdi.
En zenginlerin dergisi Forbes, “2009’un en zengin 100 Türk’ünün listesi”ni açıkladı:

Forbes Türkiye'nin, “En Zengin 100 Türk” listesini açıkladığı toplantıda verilen bilgiye göre, Hüsnü Özyeğin 3 milyar dolarlık servetiyle “En Zengin Türk” unvanını koruyor. İkinci sırada Mehmet Emin Karamehmet 2,9 milyar dolarlık servetiyle yer alırken, Şarık Tara, 4,1 milyar dolarlık 2008 yılı servetinin uzağında olsa da 2,6 milyar dolar ile üçüncü sırada bulunuyor.

Hüsnü Özyeğin, Türkiye'nin en zengini olma sıfatını bugüne kadar en fazla alan isim olurken, listenin başındaki yerini son 2 yıldır koruyor. Mehmet Emin Karamehmet ise Çukurova Holding ve Turkcell'deki hisseleri ile Türkiye'nin ikinci en zengin kişisi konumunda bulunuyor.
Şarık Tara, 2009'da kaybettiği 2,5 milyar doların 1 milyar dolarını yerine koyarak, listede üçüncü sırada yer aldı.
Türkiye'nin en zengin 25 ailesinin hemen hepsinin serveti bu yıl neredeyse 2 kat artarken, toplam serveti 1 milyar doları geçen 17 aile var. Türkiye'nin en zengin ailesi, 10 milyar dolarlık servetleriyle Sabancı ailesi oldu.

Forbes 100'ün ortalama serveti 798 milyar dolar iken, aynı rakam geçen yıl 554 milyar dolar idi. Geçen yıl listede hiç kadın milyarder yer almazken, bu yıl 24 adet kadın bulunuyor.

Listenin ilk 10'unun toplam serveti 22 milyar dolarla, bir önceki yıla göre 6,5 milyar dolar artış gösterdi. İlk 50 kişi 60 milyar dolarlık servete sahip bulunuyor. Geçen yıl bu rakam 40,7 milyar dolardı.

Listenin en genç ferdi ile en yaşlısı arasındaki yaş farkı 59. İman Çolakoğlu 27, Necati Akçağlılar 86 yaşında.

İstanbul doğumlu zenginlerin sayısı 38 iken, listede 11 adet Ankaralı isim buluyor. İstanbul ve Ankara'dan sonra en çok zengin çıkaran 2 il Adana ve Artvin olarak sıralandı.

Listede yer alan 75 kişinin enerji sektöründe yatırımları var.
Geçen yıla göre Forbes 100'deki değişime bakıldığında, 2009'da servetini sadece 1 kişi, bu yıl ise 81 kişi artırdı. Listeye 2009 yılında 14 yeni kişi, bu yıl 17 kişi girdi. Geçen yıl serveti değişmeyen kimse yoktu ancak, bu yıl 6 kişinin servetinde değişim olmadı.

25 aile toplamda 60 milyar dolarlık bir serveti yönetirken, listede toplam serveti milyar dolar sınırını aşan 17 aile ver.
Forbes 100'deki isimlere ait vakıfların en varlıklısı Vehbi Koç Vakfı iken, Koç Holding ve şirketlerindeki hisselerinin toplam değeri 657 milyon dolar düzeyinde bulunuyor.

2009 yılında kurulan Ahmet Nezahat Keleşoğlu Vakfının, Selçuk Ecza Holding ve Selçuk Ecza'daki hisselerinin değeri 500 milyon dolar. Hacı Ömer Sabancı Vakfının, Akbank ve Sabancı Holdingteki hisselerinin toplam değeri ise 436 milyon dolar.


2008’de toplam servetleri 56 milyar dolar olan bu 100 kişinin servetleri 2009’da yüzde 55 artarak 87 milyar dolar olmuş ! Dahası, kriz emekçileri yoksulluk ve sefalet içine iterken zenginlerin zenginliklerinin katlandığı görülüyor.
Forbes’in Türkiye yayın yönetmeni; “Bu servetlerin üstü olabilir ama asla altı olmaz. Yurtdışındaki paraları, kamuoyunun bilmediği mal varlıklarını değerlendirmeye almıyoruz” diyor.
Derginin yayın yönetmeninin dediğine göre, pek çok zengin, dergide gösterilenden daha çok servetleri olduğu konusunda itirazlarda da bulunmuş.
Elbette araştırma, 100 zengin ailenin profili ve iştigal ettikleri işler konusunda ipuçları vermiş. Ancak burada, Forbes’in ilgilenmediği boyutuna değineceğiz.
Bilindiği üzere, bir ülkenin zenginliği, kabaca, yıl içinde ürettiği mal ve hizmetlerin toplamıdır. Ve bu gerçek göz önüne alındığında, “100 zengin”in servetinin bir yılda yüzde 55 büyümesinin anlamı daha iyi ortaya çıkar.
Şöyle ki, 2009’da Türkiye, Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, yüzde 6-7 dolayında küçülmüştür. Bunun anlamı ise, geçen yıl, Türkiye’de üretilen mal ve hizmetlerin yüzde 6-7 oranında azaldığıdır. Eğer bu azalma herkese “adil” biçimde yansısaydı, zenginlerin varlıkları da yüzde 55 artmak bir yana yüzde 6-7 azalacaktı !
Nitekim bu daralmayı gözeten hükümet, kamudaki işçi ücretleri ve memur maaşlarını, enflasyonun yüzde 5 olacağı hesabı üstünden sadece yüzde 5 artırmıştır. Ama resmi enflasyon yüzde 9’a dayandığı için de bu “artış”, gerçekte yüzde 4 azalmaya karşılık gelmiştir. Dahası uzmanlar, emekçiler için gerçek enflasyonun en az yüzde 15 dolayında olduğunu söylüyorlar ki; bu durumda işçi ve memurların ücret ve maaşlarındaki gerçek azalma yüzde 10’u aşmaktadır.
Peki, ülkeni ekonomisi küçülürken, bu küçülmeden, işçinin, memurun, emekçinin payına, bu küçülmenin bir kaçı katı daha büyük bir küçülme düşerken, bu 100 ailenin (firmanın) gelirlerinin yüzde 55 artması nasıl olmuştur?
Bu kişiler; ağır işler yaparak, maden ocaklarında çalışarak; yemeden içmeden tasarruf ederek fazla birikim sağlamadıklarına göre, şu anlaşılır ki; memura, işçiye verilmekten sakınılan ücret ve maaş artışı, sosyal güvenlikten, sağlıktan, eğitimden esirgenen paralar, hazine ve emekçi fonlarının yağmalanması, yüz binlerce işçiyi sokağa atarak geride kalan işçiyi daha çok daha uzun zaman çalışmaya zorlayan uygulamalar, esnek çalışma ve taşeronlaştırmayla artırılan sömürü işte bu en zengin firmaların en başında olduğu patronların ve rantiyecilerin cebine konmuştur.
Bundan şu çıkar ki; en zenginler için kriz bir fırsat olmuş onların zenginliklerine zenginlik katmanın vesilesi yapılmıştır. Bu yüzden de, mantıksal olarak bile; onların artık “yardıma” ihtiyacı yoktur; Tersine onlardan, “Kriz var!” diyerek sağladıkları imtiyazlardan vazgeçmesi emekçilerden de artık fedakarlık istenmemesi gerekir. Bunun anlamı da; “Kriz var!” gerekçesiyle patronların her önlemine karşı çıkmak gerektiğidir. Toplusözleşmelerde ve görüşmelerde artık, işçiler ve sendikacıların, patronların krizden vurgun çıkardıkları gerçeğini bilerek taleplerini öne sürmeleri gerekir. Dahası hükümetin zengin kesimleri destekleyen “kriz önlemleri” programlarına, vergi muafiyetleri, kısa çalışma ödeneği desteği, esnek çalışma uygulamalarına göz yumulması ve kredi kolaylıklarına son vermesi gerekir.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Politika Haber

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.08 Saniye