DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
TÜSİAD’TAN UZLAŞMA VE İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISI !-
Politika Haber
Türkiye ekonominsin en irilerinin toplandığı ve adete bir parti gibi çalışan, gelişme ve süreçlere kendi sınıfsal çıkarları zemininde müdahale eden TÜSİAD yeni yönetim seçiminin ardında yeniden politik sürece müdahale etmek için sahneye çıktı.  Daha öncesinde bolca demokratikleşme paketleri  yayınlanan, raporlar hazırlayan TÜSİAD, kriz ve krizin yarattığı yıkımın emekçi saflarında yarattığı  hareketlenmeyi ve dipten mayalanana sosyal kaynaşmayı görerek  devletin yönetici konumundaki güçleri uyarmayı ve  devleti koruyup kolamda uzlaşarak ortaklaşmayı istiyor. TÜSİAD’ın yeni bir hamle yapmasının  temelinde yığın mücadelesinde patlama öğelerinin birikmiş olması gerçekliği yapmakta ve  böylece AKP hükümeti ile ordu, CHP, MHP vb . güçleri aklı selim içinde hareket etmeye çağırıyor.  Nitekim önce başbakan Erdoğan, sonra Baykal ve en son olarakta Bahçeliyle görüşmeleri  egemen sınıf klikleri ve burjuva düzen partileri arasında süren tepişmenin bir yana bırakılara, ortak davada buluşmaları isteniyor.
 TÜSİAD’ın Yeni Başkanı Ümit Boyner, büyük patronlar kulübünün 2010-2011 faaliyet programını ve hedeflerini açıklamasında bunu görmek mümkündür.. Boyner’in açıklamalarının içeriğine bakıldığında, TÜSİAD’ın yeni bir hamle yapmakta olduğu görülüyor. TÜSİAD’ın bu hamlesi epeydir emperyalistlerden ve sermayedarlardan  demokratikleşme bekleyen liberal taifenin imdadına yetişmiş ve  TÜSİAD’ın bu kucaklarına bıraktıkları oyuncakla kendilerini bir süre daha oyalamaya ortam yaratmıştır . Hatırlanırsa geçmişte “TÜSİAD demokrasisi” denilebilecek açıklamalar yapan, raporlar yayınlayan TÜSİAD, bu konularda bir dönem geri çekilmiş. Gelinen durumda devlet katında yaşanan çatışmalar ve  kitle mücadelesinin patlama öğelerinin birikmesi  TÜSİAD’ı yeninde sürece aktif müdahale etmeye itmiştir daha geri bir mevziiye çekilmişti.
TÜSİAD bugün yeniden yeni bir anayasadan, seçim barajının düşürülmesinden, devletin Kürtlerle ve Alevilerle barışmasından, “Vatandaşla devlet ilişkisinin yeniden düzenlenmesinden, vatandaşının etnik ve dini kimliği, inancı ne olursa olsun yeni bir sosyal kontrattan bahsediyor.” Dikkat çekici olan ise ordunun kendi yerini bilmesi, parlamenter demokrasiye saygılı olması, “Bildiklerimi açıklarım” tehdidinin “hoş” olmadığının vurgulanması. Boyner, karşılıklı olarak “moral bozukluğu” açıklaması yapan Genelkurmay Başkanı ve Başbakan’ı kastederek, “Morallerinin kısa sürede düzelmesini” temenni ediyor ve kendi morallerinin iyi olduğunu belirtiyor. Krizde semiren  sermayenin moralleri iyi olmasında kimin morali iyi olsun ki.
 TÜSİAD bu çıkışa neden bugün ihtiyaç duyuyor? Bu durumu TÜSİAD yönetiminin değişmesi, patronların kendi çıkarlarını hükümetle Doğan Grubu arasındaki çekişmeye kurban etmek istememeleri ile açıklamak doğru olamaz. İşbirlikçi tekelci sermayenin bu hamlesinin ardında, ülkenin politik koşullarını, sınıf ilişkilerini, uluslararası durumu tahlil etmiş olmalarının aranması gerektiği açıktır. TÜSİAD gelişmeleri ve durumu ciddi görmekte, sermaye cephesinin bir an önce toparlanmasını  çalışmaktadır.


TÜSİAD’ın, hükümete ve Genelkurmay’a “toparlanma” ve “hukuk çerçevesinde” ortak iş yapma uyarısının bulunması yeterince açıklayıcıdır. İşçi ve emekçi sınıfların hoşnutsuzluğu artıyor, işsizlik, yoksulluk yaygınlaşıyor, derinden derine hazırlanmakta olan bir sosyal patlamanın sinyalleri geliyor. Halkın demokrasi ve özgürlük istemi yaygınlaşıyor ve bunların elde edilmesi için verilen mücadeleler güçleniyor. Bütün bunları tespit eden işbirlikçi tekelci burjuvazinin kendisine hizmet eden politik parti ve kurumları “ uzlaşma ve işbirliği”ne çağırması, “toparlanma”, uyarısı yapması boşuna değildir.
TÜSİAD, işbirlikçi egemen sınıfların çeşitli kesimlerine “Ortak davada birleşme” uyarısı yaparak, egemen sınıfların kontrolsüz bir çatışmaya yuvarlanması engellemeye çalışmakta, diğer taraftan halkın çeşitli kesimlerinin geçmişe göre daha güçlü ileri sürdüğü demokrasi talebinin yerine, kendi güdük “demokrasi” programını kabul ettirmeye yönelik hamle yapmakta, inisiyatif almaya çalışmaktadır. AKP  hükümetine ‘Çıktığın yolda devam et ama aşırı gibi görünen çıkışlarına dikkat et’ denilirken, orduya da ‘Önümde değil, arkamda dur’ mesaj verilmektedir.
Görülüyor ki, büyük patronların örgütü TÜSİAD çeşitli kesimleriyle kendi sınıfını toparlamaya çalışıyor ve onu derli toplu bir mevziiye sokmaya , devlet yönetimini uyarmaya çalışıyor.Sermaye kendini yeniden toparlayıp ileriye doğru hamle yaparken ,  işçi sınıfı ve emekçi halk için aynı şey söylenebilir mi ? Ne yazık ki söylenemez. TEKEL işçileri sermayeye ve onun emir eri AKP hükümetine karşı mücadelede bugün işçi sınıfının ve emekçi halkın öncü kolu durumundalar. Peki ama sendikalar ve emekten yana güçler bu durumun ne kadar farkındalar?
TEKEL işçilerinin bu mücadelesinin etrafında kenetlenmek, mücadeleyi yaygınlaştırmak ve güçlendirmek gerekiyor. Her işyeri, fabrika, semt, okul mücadele alanı olmak, TEKEL işçilerinin taleplerini, kendi taleplerini dile getirmek, mücadele etmek zorunda. Çok iyi biliniyor ki, eğer TEKEL işçilerinin direnişini darbelenirse, ardından işçi ve emekçi halka yönelik yeni saldırılar gündeme gelecek. İşbirlikçi tekelci sermaye kendi orduna  “toparlan” borusu çalıyor, işçi sınıfı ve emekçi halk için bu yeterince uyarıcı olması ve işçilerin, emekçilerin, Kürtlerin, devrimci ve demokrat ve ilerici güçlerin aynı kulvarda buluşarak, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde, birleşik güçlerini harekete geçirmeleri  ve burana yanıt vermeleri gerekiyor.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Politika Haber

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye