DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
GREV TEORİSİ VE TAKTİĞİ
Analiz Polemik
Tekel direnişi grev ve direniş sorununu bir kez daha kapsamlı olarak ele almayı gerekli kıldı. Bilindiği üzere grev, işçi sınıfının üretimden gelen gücünü kapitalist sınıfa karşı kolektif kullanmanın bir biçimidir. Özellikle grev taktiğinin somut sorun için çok geniş  kapsamlıdır ve ülkemiz yasal ve yasadışı grev deneylerinin ayrıntılı bir incelenmesine dayanmak gerekir. Biz burada somut ayrıntılı sorunlar üzerinde duramayacağız. Bu yazının konusu olmadığından bu yanı şimdilik geçiyoruz Ancak uluslararası ve ülkemiz grev mücadelesinin deneylerinden çıkan örgütlenme ve mücadeleyi sürdürmenin genel sorunları, grev taktiğinin ana sorunları üzerine duracağız. Bunları her somut duruma indirgeme veya hayat bulurken zenginleştirme, sınıf mücadelesinin ateşi içindeki komünist örgütlerin ve sınıf bilinçli işçilerin görevidir.
Son yılların grevlerine ve işçi eylemlerine şöyle bir kaba taslak bakıldığında dahi faşist-gerici ve her türlü reformist sendikal hareketin başarılı bir grev hareketi örgütlemelerinin mümkün olmadığı görülebilir. Burjuva sendikacılığın tüm biçimleri grevleri sınıf savaşlarının birer muharebeleri olarak ele almayı kesinlikle reddederler. Durum böyle olunca onların grev taktikleri tümüyle burjuvaziyle işbirliği, onun egemenliğinin devamı için patlak veren sınıf çatışmalarının başına geçerek, yenilgiye uğratma üzerine kurulmuştur. Ancak komünist bir parti ve sınıf sendikaları  çizgisi, gerçekten grev hareketini sınıf savaşımının bu eklenti biçimlerinden birisini, genel sınıf savaşının diğer biçimleri ile birlikte doğru bir yere oturtarak, işçi sınıfının kapitalizme nihai vuruş için hazırlığının birer aracı haline getirebilir. Ancak komünist bir çizgi, işçi sınıfının gerek siyasal birliğini gerçekleştirip, güçlendirir; ekonomik talepli grevleri politik grevlere sıçratır, yalnız savunma ile değil saldırı taktiğini uygular ve saldırı taktiğinin üstünlüğünü bilerek hareket eder; tüm güçleri aynı hedefe seferber ederek cephe gerisindeki ve yedekleri en etkili bir biçimde savaşa sürer, işçi  sınıfı içindeki burjuvazinin ajanları reformist ve modern revizyonist akımları etkisiz hale getirir.
Bir grevi örgütlemenin ve başarıya ulaştırmanın vazgeçilmez önkoşulu fabrika ve işletmelerde, yani grev savaşımının alanlarında örgütlerimizin inşa edilmesidir (Bunlar parti ve devrimci sınıf sendikacılığının örgütleridir). Bugün komünist hareketin, işçi sınıf hareketinin gerisinde kalmasının başta gelen nedenlerden biriside, fabrika ve işletmelerde bu işlere sahip olmamasındandır. Oysa hızla kuvvet biriktirmek zorundayız. Yalnız mücadele patlak verdiği sırada değil, sıcak mücadele başlamadan önce hazırlıklar tamamlanmışsa hareketin başına geçebiliriz. İşte bu hazırlıklarını başında parti ve sendikal örgütlerin fabrika ve işyerlerinde oluşturulması gerekir.
Fabrika ve işyerlerindeki öncü komünist örgütün ve sınıf sendikacılığının bu temel örgütleri mücadeleye hazırlanma ve yürütmede işçi sınıfının komünist çizgiye kazanma, mümkün olduğu kadar sempati uyandırma hedefiyle hareket ederler. Bu nedenle grev mücadelesine hazırlık, işçi sınıfı içindeki tüm günlük çalışmamız olan örgütsel toparlanma, politik eğitim yani güçlerimizin birleştirilmesi ve güçlendirilmesi olarak bakılmalıdır.
Kitleler her hangi bir mücadelenin talep, hedef ve görevlerini ne kadar açık ve berrak bir biçimde anlar ve kavrarsa o kadar kararlılıkla mücadeleye katılır. Bu nedenle her grevci işçiye grevin talep, hedef ve görevleri tüm açıklığıyla anlatılmalı ve kavratılması sağlanmalıdır. Talebin bütün işçiler tarafından basit ve anlaşılır bir biçimde formüle edilmesine örnek olarak Tekel iççilerinin 4-C değil 4-D’yi istiyoruz olarak ifade etmeleri verilebilir, karmaşık, matematiksel hesaplarla, ücret, zam rakamları, hedefi ve görevleri çoğu kez önderleri tarafından dahi bilinmeyen grev örnekleri burjuva sendikal hareketin taktikleri arasındadır. İşçiler iktidarla çatışmaya başladığında grevin politik karakteri sendika ağarlınca özenle gizlenir, aksine böyle hallerde bu çatışmayı ifade eden politik talepler ileri sürülmedi ve bu doğrultuda mücadele geliştirilmelidir.
Her grevci işçi, ekonomik ve siyasal mücadelenin yalnız başlangıcında değil aynı zaman da mücadelenin her aşamasında grevin taleplerini, hedef ve görevlerini açık ve net bir biçimde anlayabilmelidir. Hedefimiz her işçiyi sınıf bilinçli savaşımı yapmaktır. Mücadele bizim planlı komünist sınıf bilinçli bir işçi eğitimi ile at başı gitmelidir.
Kapitalizm koşullarında işçi sınıfının tümünü kazanmak mümkün değildir. Ancak işçi sınıfının örgütlü kesimine en geniş sempatiyi ve politik desteği sağlamak mümkündür ve bir grev sırasında ne kadar çok sempatizan çevresi yaratılırsa başarı oranı o kadar artacak faktörlerden biridir. Parti ve sendikal hareketin örgütleri, etki alanlarını yalınız teoride değil, mücadelenin hazırlanmasında ve sürdürülmesinde, yani pratik mücadelede kararlı ve özverili çabasıyla genişletir ve bu sempatiyi kazanabilir. Ancak o zaman grev ordusunu komünist hareketin siyasal iktidar mücadelesi çizgisine adım adım çekme olanakları elde edilebilir.
Savaşa girmiş bir ordu, cephane yani grev fonunu çözmek zorundadır. Grev fonu ateşkes dönemlerinde çözülmelidir.


Sendikaların kasalarında  toplanan paralar tamamen mücadelenin ihtiyaçlarına harcanmalıdır. işçilere verilecek yardımların yanı sıra, propaganda, ajitasyon ve örgütlenme ihtiyaçları için zorunludur.
Savaşa başlamadan önce, kuvvetleri bir araya getirmek, savaşçılarını moral ve eğitimini yükseltmek, savaşın hedefi ve niteliğini doğru saptamak yetmez. Savaşını başlama zamanının doğru saptamak son derece önemlidir. Elbette bu yalnız işçilere bağlı değildir. Savaşı bazen önce kapitalistler veya devlet başlatır. Bu durumda hazırlıksız yakalanmamak, elverişsiz bir andaki mücadeleyi, işçi sınıfının lehine dönüştürebilmek için tek yol güçleri önceden hazırlamaktır.
Bizim ülkemizde yasal grevlerin başlama zamanı yasalarla sınırlandırılmıştır. İki yılda bir yapılan toplu sözleşmelerin bitiminden, belli bir prosedürden sonra anlaşmazlık halinde ancak ekonomik grevler yapılabilir. ( Grev yasak olmayan işkolu ve iş, yerlerinde) Bu yasal düzenlemelerin bir amacı da, işçilerin elverişli anlarda greve gitme taleplerini sınırlamak, işçi sınıfının, en zayıf anında burjuvaziye saldırmasını önlemektir. Faşist-gerici yasalara tümüyle uyulduğunda, devrimci bir grev taktiğini uygulamanın mümkün olmadığı rahatlıkla görülebilir, çünkü sınıf mücadelesi ve onun bir biçimi olan grevler belli bir takvime göre seyir etmez, veya belli bir takvime sığdırılamaz ve bu sınırlamaya uymak, düşmanın belirlediği zaman ve alanda savaşarak kaybetmektir.
Grevin başlama zamanını saptamada başlıca iki nokta değerlendirilmelidir. Birincisi, greve gidilecek işkolunda üretim fazlalığının yani ekonomik krizin olup olmadığı; ikinci olarak, grev ordusunun hazırlık derecesi veya bilinç ve örgütlülük durumudur.
Pazar durumunun kapitalistin aleyhine olduğu koşullarda, üretimin durması kapitalisti etkilemez. Bu durumda grevin ekonomik yaptırım gücü etkili olamayacağı için çoğu kez burjuvazi işçi sınıfının örgütlülüğünü dağıtmak ve mücadelesini ezmek için kriz koşullarında grevlerden çekinmez. Ancak ekonomik kriz koşulları işçi sınıfına mücadelede yeni avantajlar sağlar ve manevra alanını genişletir. Böyle dönemlerde sınıf çelişkileri daha çok keskinleşir, hem hareketin politik bir nitelik kazanması, hem de mücadelenin başka alanlara ( başka işkolu ve toplumsal kesimlere) sıçratarak grev ordusunun örgütlülük derecesi yeterli olsun. Bu nedenle ekonomik kriz koşullarında her greve karşı çıkmak, diğer etkenleri birlikte düşünmemek son derece zararlıdır. Eğer güçler hazırsa böyle koşullarda ekonomik taleplerle, politik talepler birleştirilerek ama hareketin politik niteliğe sıçratılması sağlanarak kapitalistlerin saldırısı boşa çıkarılabilir. Ancak bu durumda, işçi sınıfı, gizli kalmış tüm yaratıcı gücünü ve yüksek fedakarlığını birleştirerek burjuvaziyi dize getirebilir.
Tüm bunların yanı sıra bir grevi başarı ya ulaştıracak veya yenilgiye götürecek olan grevin yönetici kurmay sorunu, kilit bir sorundur. Eğer bir grevi, gerici ve reformist sendikalar veya liderler yönetiyorsa, onların sınıf savaşımının grev biçimine savaşım kurallarının ve taktiğini uyarlamayacakları, dolayısıyla burjuvazinin grevleri tıpkı bir savaşım alanı gibi ele alarak (son grev tüzüğü hatırlansın) sınıfa karşı sınıf taktiğini uygulayarak mücadelenin tüm biçimlerini kullanmayacakları için, işçi sınıfının bu savaşı kurmaysız sürdürdüğü taktir de çoğu kez kaybedeceği gün gibi açıktır. Bu nedenle grevin yönetici kurmayı işçi sınıfının düşmanlarına bırakılmamalıdır. Grev ordusunun yönetici kurmayı her şeyden önce, sadece savunma ile zaferin kazanılamayacağı, tersine, saldırı taktiğinin üstünlüklerinin daha fazla olduğu anlayışına sahip olmalıdır. Çünkü, "en iyi savunma saldırıdır" ve askeri savaşların bu kuralı sınıf savaşımının grev biçimi içinde geçerlidir. Çünkü, ancak saldırı taktiği inisiyatifi elinde tutar ve düşmanı hazırlıksız yakalama imkanını artırır. İşçi sınıfı bahar eylemlerinde savunma ve saldırı biçimlerini iç içe kullandı. Ancak bu kendiliğindenci bir tarzdaydı ve gerçek bir sınıf savaşı kurmayı tarafından yönetilmiyordu. Daha önemlisi hiç bir burjuva sendikal akım sermaye ve faşizme karşı saldırı taktiğini uygulamadığı gibi böyle bir politikaya da sahip değillerdi.
Grev ordusunun yönetici kurmayı başarılı bir grev için, salt savunma ile yetinmeyen, saldırı taktiğinin üstünlüğü konusunda, strateji ve taktiğin en önemli kurulması sıkı sıkıya sarılmanın yanı sıra; güçleri sürekli pekiştirmek ve genişletmek; yedek güçleri savaş alanına sürmek; grev ordusunun hareketini, eylemini ve inisiyatifini yükseltmek; yönetici kurmay ile alt örgütler ve kitleler arasında düzenli işleyen bilgi akışının sağlamak; düşman güçlerini içten çökertmek için çalışmak; mücadele için çok çeşitli araçları birlikte kullanmasını bilmek. vb. taktiğine ve kurallarına sahip olmalıdır.
Daha iyi anlaşılması için yukarıda belirtilenler içinde bazılarına daha iyi vurgu yapmak gerekiyor. Grev sırasında en tehlikeli şeylerden birisi, işçi kitlelerinin sessizce evde oturup beklemesidir. Faşist diktatörlük yasalarda yaptığı değişiklikler ve fiili baskılarının yanı sıra, faşist-gerici ve reformist sendikalarla el ele, grev sırasın da işçileri evlerinde tutarak, onları atıl hale getirip, birlik ve eylemlerini geliştirip yükseltmelerini önlemeye çalışıyorlar. Ağır yasal ve fiili yasaklar altında, grev ordusunun mücadele ruhunu ve eylemliliğini yükseltmenin biçimlerini bulup uygu-lam ak bizim gibi ülkelerde son derece önemlidir. İşçi kitlelerini sik sık grev ala-randa, şehir merkezlerinde, işçi semtlerinde, sendika önlerinde vb. toplayarak, yasal ve yasa-dışı mücadele biçimlerini kullanmak ve giderek yasaları işlemez hale getirmek, taktiğimizin en önemli yanlarından birisi olmalıdır.
Düşmanın tüm güçleri ile bir çok koldan saldırıya geçtiği koşullarda, cepheyi genişletmek için başta en yakin işletme ve işkolları olmak üzere işçi sınıfının diğer kesimlerini mücadeleye çağırmak, bunun için çabasını arttırmak, daha ileri talep ve sloganlarla ileri atılma cesaret ve
Kararlılığını göstermesini bilmek gerekir. Aksi taktirde daha çok örgütlü, daha çok deneyimli ve çok çeşitli araçlara sahip olan düşmanın karşısında yenilgi kaçınılmaz hale gelebilir.
Büyük kitle eylemlerinin gelecekte doğuracağı sonuçlardan, revizyonistler ve modern revizyonistler korkarlar. Onlar, büyük kitlesel grev ve eylemlerin olası devrimci yönelimlerinden ödleri patladığı için kesin kontrolleri altında olmayan büyük hareketlere karşı dururlar. Komünist hareketin taktiği, hareketi yükseltirken, onun olası devrimci yönelimleri ve kapsamını dikkate almalıdır. Örneğin ekonomik genel grevlerin, devrimci bir kitle hareketine dönüşme hatta devrimci bir dönemde ayaklanmaya dönüşme ihtimalleri zayıf değildir. Bu durumu dikkate almayan, güçlerini ve desteğini ona göre belirlemeyen bir devrimci kurmay örgüt düşünülemez; komünist hareket tüm taktiğini kendiliğinden patlak veren eylemlere göre oluşturmaz. O, planlı ve örgütlü hazırlığını sürdürür. Ancak örgütlü veya örgütsüz kitlesel grevlerin alacağı boyutları, değişecek nitelikleri ve baş vuracağı mücadele biçimleri konusunda şabloncu davranmaz devrimci gelişmeye hazırlanır. Genel bir kural olarak, büyük kitlesel grev ve eylemlerin başladığı durumlarda, keskin sınıfsal çatışmalarından korkmaz, tersine bu keskinleşen sınıfsal çatışmalar için kitleleri uyanır ve hazır olun çağrısı yapar.
Grevlere işçi eşleri, genç ve çocukların ve diğer toplumsal halk kesimlerinin (yedek güçler bunlardır) desteğini örgütlemek, bunun için örgüt ve mücadele biçimlerini geliştirmek gerekir. Son yılların grev deneyleri bu alanda da bize geliştirilmesi için bazı örnekler sunmuştur. Salt grevdeki işçilerin es ve çocukları harekete geçirildiğinde, eylem halindeki güçlerin sayısı bir kaç katına çıkarılabilir.
Gerek grevi yöneten örgütün talimat ve faaliyetleri hakkında alt örgütlerin ve işçi kitlelerinin bilgilendirilmesi gerekse işçi kitleleri içinde olan bitenlerin,- onların ruh hali, mücadele istekleri vb. yönetici örgüte bildirilmesi için düzenli bir bilgi akışının örgütlenmesi çok önemlidir. Ancak bu durumda işçi kitlelerinin nabzı elde tutulmuş, kurmay örgüt ile işçi kitlelerinin birbirinden kopması önlenmiş mücadele hakkında düşmanın çok çeşitli yollarla safları bozan yanıltıcı ve hedef şaşırtıcı propaganda ve ajitasyonu boşa çıkarmış olunur.
  Düşman güçlerini içerden çökertmek ten anlaşılması gereken, işçiler içinden satın alınan veya yanıltılan grev kırıcıları ve askeri birlikler (bu sonuncusu genel olarak ancak devrimci durum koşullarında mümkündür) daha çok anlaşılmalıdır. Bunlar içinde yürütülecek propaganda ve ajitasyonla saflara yeni güçler kazanılabilir. Bu taktikle özel polis birlikleri faşist bir disiplinle örgütlenmiş sivil faşist güçler vb güçlerin içten çökertilemeyeceği açıktır.
Sendikal hareket üzerinde burjuva sendikacılığın çok çeşitli biçimlerinin ege men olduğu ülkemiz koşullarında, grevler üzerindeki etkilerini kırmak için, grev yönetimlerinin doğrudan grevci işçilerden oluşması ve dışarıdan sendikacıların bunun içinde yer almaması taktiğini savunmak ve uygulamak son derece önemlidir  ülkemizde grev komitelerinin sözleşme imzalamaların yasal yetkileri yoktur. Bu hak için mücadele verilmelidir. Buna rağmen grev komitelerinden, faşist, gerici ve  her türlü bilinçli sendika ağa ve bürokratlarının  dışlanması, onların manevra alanını daraltacak, grevci işçilerin devrimci bir çizgiye çekilmesi olanağını daha fazla yaracaktır.
Elbette grev komitelerinde etkimizi arttırmak için önceden gerekli propagan da ve ajitasyonun yapılması, ittifak yapacakların önceden belirlenmesi ve adayların saptanması, vb. çalışmaların yapılması şarttır.
Tüm yasal engellere rağmen, grev komitesi vasıtasıyla, sendika liderleri üzerinde baskı kurmak, onları işçi kitleli-önünde grev komitesinin ve grevciler.: onayı alınmadan sözleşmeleri imzalamayacakları üzerine açıklamada bulundurma vb. yollarla denetlemenin biçimleri uygulanmalıdır.
Grevler sırasında tehlikeli olan birbirinin zıddı iki nokta üzerinde durmak gerekiyor. Birincisi, rizikodan korkarak mücadeleden kaçmaktır, ikincisi ise körü körüne mücadeleye karar verip ilerlemektir . Rizikoyu göze almadan başarı elde etmek mümkün değildir. Her ciddi savaşta olduğu  gibi doğabilecek tehlikeler ve zorluklar karşısında cesaretli davranmasını bilmeyenler zaferi sağlayamazlar. En mükemmel düşünüş ve örgütlenmiş mücadelelerde dahi beklenmeyen, önceden görülmeyen gelişmeler nedeniyle kaybetme tehlikesi vardır. Hatta bazen yenilgiye uğrayacağı çok açık olan, tüm uyarılarımıza rağmen, mücadele bizi aşarak kavga patlak verebilir, böyle durumlarda olağanüstü: güç ve enerjiyle kavgaya katılmalı, yenilgiyi yeni mücadelelere hazırlamanın ve zafere ulaştırmanın aracı  olarak görmeliyiz
Ancak bu demek değildir ki düşme ve   kendi   güçlerimizi   önceden   gözden-geçirip soğukkanlı bir biçimde değerlendirmenin yerine, körü körüne ilerlemek gerekir. Grev sırasında duygulara değil mantığa dayanmak gerekir. Eğer çatışmanın başlaması için koşullar elvermiyorsa, savaşın başlaması bize bağlıdır. Hemen savaştan kaçınmak, güç toplayıp uygun bir  an için hazırlıkları sürdürmek  en uygun dur. Çatışmanın tüm aşamalarında taraflardaki gelişmeleri sürekli izlemek, eğer gerekiyorsa geri çekilmekten korkmamak gerekir. Çok ağır moral bozucu bir yenilgi yerine, daha az yara alarak, yeniden toparlanmak için bu tür tavizler ve yenilgiyi göze almak gerekir. Mücadele içinde “ hep, ya hiç"  anlayışı hareket etmek tehlikelidir ve mücadelede esnek davranmayı ve manevra yapmayı engeller.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Analiz Polemik

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.11 Saniye