DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
EŞİTSİZLİK KOŞULLARINDA ÖSS YAPILDI
Gençlik Yıldızı
  Hemen her alanda eşitsizliğin derinleştiği  Türkiye gerçekliğinde ÖSS sınavlarında da bu aynı durum yaşandı Haziran ayında yapılan, 1 milyon 730 bin gencin  üniversite umuduyla girdiği Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) eğitimde eşitsizliğin bir kez daha yakıcı göstergesi oldu.  Emperyalizm ve yerli işbirlikçilerinin çıkarları doğrultusunda hemen her şeyin ticari amaçla  pazara sürülüp özelleştirildiği ortamda eğitimde bu özelleştirmede fazlasıyla payını aldı.


  Devletin bütçe harcamalarında eğitime ayrılan pay sürekli olarak düşerken , parası olan okuduğu olmayanın cahil kaldığı bir  sistem egemen kılınmaya  çalışılıyor. Bunun için  egemen sınıflar ve  AKP hükümeti İMF ve Dünya Bankasının talimatları doğrultusunda eğitimin düzeyini yükseltme  yalanı arkasında  özel okulları, üniversiteler yaygınlaştırdığı gibi  harçları artırarak adeta yoksul emekçi çocuklarına üniversitelerin kapısı kapatılmaya çalışılıyor. 

  Elbette sorun bununla da sınırlı kalmıyor. Eğitimde eşitsizliği derinleştiren uygulamalar her geçen gün devlet eliyle uygulamaya konurken,  ÖSS ‘eşitsizleri eşitleme’ mantığı üzerinden gerçekleşmektedir. Her yıl sonuçlar açıklandığında haber konusu olan sınavda ‘sıfır’ çeken okullar, üniversiteye öğrenci gönderemeyen il, ilçeler vb.  eşitsizliği tüm açıklığıyla gözler önüne sererken, eşitsizliğin güçlü tarafında olan devlet bu tabloyu görmezden gelmektedir.  Aslında ÖSS,  eğitimdeki eşitsizliğin sadece bir halkasını oluşturmaktadır.  Eşitsizlik ülkenin gelirinden yüksek pay alan ile az pay alan bölgelere,  illere ve aynı ilin,  ilçenin zengin ve yoksul semtlerindeki okullara varana kadar eğitim sürecinin  hemen her düzeyinde kendini göstermektedir.
 
 Ülkenin genelinde  eğitimde fırsat eşitsizliği  eşitsizlik söz konusuyken;iş Kürt illerine geldiğinde , Kürt çocukları nezdinde bu eşitsizlik daha belirgin olarak kendisini dışarıya vuruyor.  Kürt sorununda faşist imha ve inkar politikasında ısrar nedeniyle  ortaya çıkan zorunlu göç ettirme vb.  gibi uygulamalar Kuzey Kürdistan’ın  ekonomik-sosyal dengesini alt üst etmiş, yoksulluğu ve sefaleti  iki kat derinleştirmiştir.  Birleşmiş Milletler Yoksulluk ve Yönetişim Programı Sorumlusu Yeşim Oruç Kaya,  bölge halkının yüzde 28’nin barınma,  eğitim,  sağlık gibi ihtiyaçları karşılayamadığını belirtmektedir.  Öte yandan Diyarbakır’da Dünya Bankası’nın ‘Şartlı Nakit Transferi Projesi’ kapsamında 86 bin öğrencinin annelerine öğrenci başına 5’er-10’ar milyon yardım dağıtılırken birçok aile gelecek eğitim-öğretim yılının ortalarında sona ermesi planlanan projeden sonra parasızlık nedeniyle çocuklarını okula gönderemeyeceğini söylemektedir.  Burada ortaya çıkan tablo,  Kuzey Kürdistan’da özgürlük mücadelesi bahane edilerek özel uygulamaların  derinleşen eşitsizliğin ilk boyutunu oluşturmaktadır. 

 Eğitim bilimiyle ilgili farklı kaynaklarda anadilde eğitim ‘başarının ilk koşulu’ olarak nitelendirilmesine karşın. Anadilinden başka Türkçe dilde eğitim görmek zorunda bırakılan Kürt çocuklarının Türkçe ifade,  düşünceyi kavrama,  düşünme gibi konularda zorlandıkları Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bilinmektedir. Milli Eğitim Bakanı,  geçtiğimiz dönemde bu sorunun çözümünün bölgede anadilde eğitim yerine  Türkçe derslerinin artırılmasından geçtiğini söylemişti. Eğitim süreçlerindeki diğer tüm eşitsizlikler bir yana bırakıldığında bile,  ÖSS’de sorulan soruları anadili Türkçe olan bir genç ile bir Kürt gencinin kavrama düzeyi arasında farklar oluşmaktadır. Bu eşitsizliğin ortadan kaldırmanın yolu da,  Türkçe derslerinin artırılmasından değil,  Kürt çocuklarının kendi anadillerinde eğitim görmesinden geçmektedir. 

 Çeşitli engellemelerden sonra bin bir güçlükle açılan birkaç Özel Kürt Dili Kursu’nun ilgi görmemesi ve kapanma noktasına gelmesi,  devlet tarafından Kürtçe’ye ilgi olmadığı biçiminde propaganda edilmektedir.  Oysa söz konusu olan ilgisizlik değil,  nüfusu on milyonları bulan bir halkın çocuklarının anadil talebinin içinin boşaltılması,  işlevsizleştirilmesi ve ticarileştirilmesidir. . Talep,  Kürt çocuklarının kendi benliklerinin gelişmesi,  güven duygusu ve başarı düzeyinin yükseltilmesi için eğitimin her kademesinde Kürtçe eğitim verilmesi talebidir. Bu talebin açılan birkaç dil kursuyla karşılanmasının mümkün olmadığı açıktır. Talep,  siyasi olmanın ötesinde temel bir insani  demokratik bir haktır ve bilimsel bir temele dayanmaktadır. 

 ÖSS’de  2 milyona yakın genç,  sorulan 180 soruya doğru yanıt vermek için ÖSS’de ter döktü.  Türkiye’deki eğitim tablosuna bakıldığında aslında bu sınav,  sonuçları büyük ölçüde önceden belli bir sınav olmaktadır. ÖSS’den yansıyan eşitsizlik; Kürt sorununun çözümü,  demokrasi ve eşitlik sorununun giderilmesi ihtiyacının boyutlarını ve aciliyetini göstermektedir.  İki yüz bin eğitim emekçisinin örgütlü bulunduğu Eğitim Sen’in anadilde öğrenim talebini savunması nedeniyle kapatılmaya çalışılması bütün sorunu özetlemektedir.  Ötesinde Kürtçe eğitim isteyen,  har(a)ç paralarına karşı çıkan,  “bilim yuvası” üniversitelerde bilimsel-kültürel etkinlikler düzenlemek isteyen gençlerin gözaltı,  tutuklama ve okuldan atma gibi faşist baskıcı ve yıldırmacı uygulamalara maruz kalması, üniversite mezunu 300 bin gencin işsiz olması, üniversiteye girmeyi başaran/başaracak emekçi,  Kürt çocuklarını nelerin beklediğini gösteriyor.  ÖSS’nin ötesinde gençlerin asıl zorlu sınavı,  bu umutsuz tabloyu değiştirme,  geleceklerini ellerine alma mücadelesi olarak örgütlenip kavgaya atılmaları ve  geleceklerini kendi ellerine almaları duruyor.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.09 Saniye