DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
TEKEL DİRENİŞİNİN ÖĞRETTİKLER
Baş Yazı
Kar, çamur, soğuk ve faşist baskı, tehdit ve kuşatma demeden tekel işçileri sendika ağalarının oyalama ve eylemi sürece yayarak adım adım içten bozup mecalsiz bırakma saldırısına karşı Tekel işçileri özelleştirme terörünün yıkıcı sonuçlarına karşı Anakaranın göbeğinde direniyorlar. Tekel  işçilerinin direnişi ayıraç bir noktaya gelmiş bulunuyor. Buradan  çıkış  tekel direnişine her alanda destek sağlanması ve her yerin tekel direnişine dönüştürülmesi  ve  sendika konfederasyonlarının işçi ve emekçilerin üretimden gelen  güçlerini harekete geçirmelerinden geçiyor.
 Ne ki bu alanda Türk-İş ağaları ayak sürtüp oylama yaparak AKP hükümetinin tekel direnişini karalama ve tehditlerine karşı anında tutum alarak güçlü bir eylemle yanıt verme kararlılığı içinde olmadığı gibi, işçiler çadırlara mahkum edilerek eylem içten çözülmeye çalışılıyor. Tekel direnişinde çıkışın yolu eylemlerin ülke çapına yayılması ve işçi ve emekçi memur  sendikal hareketin ortak hareket içinde olması  ve şalterlerin indirilmesiyle bağlı olduğu unutulmamalıdır.
Öyle yada böylede olsa tekel direnişinin iki ayı geride bırakan direnişi etrafında yaşananlar bir çok öğretici dersi de ortaya çıkarmıştır.
En başta sınıf olmayı, kapitalizmin dayattığı bireyci yaşama inat dayanışmayı, dostluğu, kardeşliği, mücadeleyi, direnci öğrenmek öğretti.
Ve bu eylem mevcut  sendikaların gerçekten  ne ölçüde sınıf örgütü  olduklarını anlamamızı yeniden bir vesile oldu.. İki ay aşkın Ankara Türk-İş merkezi önünde  süren direnişten sonuç alınabilmesi için, sendikaların ve değişik demokratik kitle örgütü, parti ve  kurumun üzerinde uzlaştıkları şey, artık  bir günlükte olsa iş bırakmanın zamanının geldiğiydi. Ancak 4 Şubat'ta az sayıda sendika greve katıldı. Doğaldır ki, eylemden istenen sonuç alınamadığı gibi, işçi ve emekçilerin sendika ağalarının önderliğinde bir genel grev genel direnişi gitmenin mümkün olmadığı açığa çıktı. Yine işçi ve emekçilerin mevcut bilinç ve örgütlülüklerinin bir genel grev ve genel direnişi kucaklayacak halde uzak olduğunu gösterdi. Genel grev genel direnişi bir propaganda sloganı olarak ele alınmalıydı. Aksine bir çok kesim genel grev genel direnişi ajitasyon sloganı ve hemen pratiğe geçirilecek bir eylem olarak algıladı ve öyle davranmaya çalışıldı.
Halbuki yoğun hak kayıpları özelleştirme ve taşeronlaştırma politikalarına karşı başvurulacak etkili bir eylemin yapılmasının zamanıydı. Kuşatılmış zincirlerin güçlü eylemlerle kırılması gerekiyordu. Emekçilerin üzerindeki abluka parçalanmalıydı. Ancak sendikaların ortaya koydukları olumsuz pratik çok sayıda insanda hayal kırıklığı yarattı ve AKP hükümetinin pervasızca saldırılarını ve tehditlerini artıcı oldu. Başbakan bundan güç alarak tekel işçilerine açıktan meydan okudu.
Altı Konfederasyon grev için güç birliği yapacağını kamuoyuna deklere etse de Hak-İş ve Memur-Sen eylem kırıcılığına soyunarak geri çekildiler. Haliyle bir günlükte olsa yaşamı durduracak iş bırakma eylemi yasak savma babında uygulandı. Sonuçta grev günü, Hava ulaşımı kesilmedi, Trenler durmadı, Fabrikaların şalterleri inmedi, Sağlık hizmetleri aksamadı, Vergi daireleri çalıştı.
Peki, neden gerçek bir sınıf gibi davranılamadı ve ortak sınıf bir  tavrı gösterilemedi ?
Kapitalist küreselleşmenin özelleştirme politikalarıyla işçi ve emekçilerin yaşamını kuşattığı ve köleliği dayattığı koşullarda,  işçi ve emekçi örgütlerinin görevi mücadeleyi yükseltmesi gerekir. Bu koşullara karşı, duruş gösteremeyen örgütlere, gerçek bir sendika ve emek örgütü demekte gerçekçi olmaz.
Gelinene durumda emperyalist kapitalizm köleci toplum gerçeğinden geri kalmayan vahşi çalışma koşullarına insanlığı razı etmeye çalışıyor. Bunu yaparken insanlığın dayanıştığı, toplumsallaştığı tüm örgütlülüğü parçalıyor atomlarına ayırıyor.


 Burada sermayenin amacı güçsüz takatsiz bir toplum yaratmak ve ucuz köle pazarları oluşturmak. Nitekim ödünç işçilik, taşeron işçilik gibi çalışma yaşamına sokulan ve sokulmaya çalışılan benzer kavramlar, böyle bir ihtiyacın ürünüdür .
Neo- liberal dayatmaların esnek, kuralsız, güvencesiz, ucuz emek, demek olduğuna göre, o zaman emeğin ve insanlığın ortak idealleri için sendikaların, sınıfa karşı sınıf duruş göstermeleri gerekiyor.
İşte Tekel emekçilerinin direnişi, kapitalizmin baş aşağı götürmeye çalıştığı, emek değerlerine karşı bir direniş hattının oluşturulmasının önemli bir adımıdır.
Uzun süredir, sessiz ve direnme yetileri darbelenmiş, her kaybı sineye çeken Türkiye işçi sınıfı; istenirse, göze alınırsa örgütlü hareket ettiği koşullarda, sermayenin ve hükümetin  saldırılarına karşı konulabileceğini tekel eylemi ile gösterdiler.
Sadece emekçiler değil, devrimci, sosyalist ve ilerici kesimler de bu süreçten dersler çıkarmalılar. Kapitalizmin yarattığı yoksullaşma ve sefaletin girdabına çekilen geniş halk yığınları, devrimci ve sosyalist politikaların uzağında kaldılar. Oysa yoksul ve ezilen baskı altında tutulan toplum kesimlerinin yaşamlarına müdahale edici devrimci politikalar üretildiği oranda, ciddi bir toplumsal muhalefetin örülmesi mümkündür.
Ancak böyle bir toplumsal muhalefetin örülebilmesi için, geniş halk yığınlarına, dışarıdan bilinç götürmenin yanında , bizzat mücadelenin öznesi olmak ve yığınların arasında olmak ve onlarla omuz omuza  mücadele etmek gerektiğini bu eylem ortaya koydu.
TEKEL direnişi faşist ırkçı şoven politikalara karşı, işçilerin ve emekçilerin kardeşleşmenin harcı olabileceklerinin de ispatıdır. Nitekim düne kadar egemenlerin ayrıştıran ve düşmanlaştırılan politikalarının etkisindeki emekçiler, bu eylemde emeğin barışının, ancak halkların barışından ve birleşik mücadelesinden geçtiğini görüp, yaşadılar. AKP hükümetinin n eylemi bölen ayrıştıran açıklamalarına rağmen Ankara da Kürt ve Türk emekçileri birlikte kazanacaklarını pratik yaşadılar.
Kuşkusuz TEKEL eylemi işçi ve emekçilerin saflarında başarı umutsuzluğun kıran bir rol oynadı ve  kapitalizme karşı bir başka dünyanın sosyalizmin mümkün olduğu konusunda bakış açısını tazeledi..
Ne derse denilsin tekel direnişi istenen başarıyla sonuçlanmasa da  hemen herkes  açısından öğretici olmuştur. Herkese düşen görev bu deneyimlere dayanarak sınıfa ve emekçilere daha sıkı ve sistemlice gidip örgütlemektir.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Baş Yazı

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.38 Saniye