DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
AKP HÜKÜMETİ SAHTE DEMOKRASİ NİNNİSİ SÖZLEMEYE DEVAM EDİYOR
Politika Haber
AKP hükümeti bir yandan “Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı” vb. gibi işçi, emekçi ve Kürt özgürlük hareketine karşı yeni kontra merkezleri örgütlerken diğer yandan demokratikleşiyoruz palavrasını atmaktan geri kalmıyor. Balyoz planı tartışmalarıyla darbe ve ordunun politika üzerindeki vesayeti yeniden tartışma gündemine geldi. AKP hükümeti yetkileri hem nalına hem de mıhına vurmaya devam ediyorlar. Geçenlerde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Kanal 7 televizyonunda yayınlanan 'Başkent Kulisi' programında, TSK İç Hizmet Kanunu'nun 'Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak ve kollamak' şeklindeki 35. maddesi ve EMASYA ile ilgili soruya, "demokrasiyle bağdaşmayan birtakım ayıklamaların yapılması gerektiği" yanıtını verdi. Çiçek, İçişleri Bakanlığı'nın EMASYA ile ilgili çalışma yaptığını belirtti, "Vatandaşlarımız, herkes şundan emin olsun; Türkiye'de demokrasiyle bağdaşmayan ne varsa bunlar toplumsal gerekçeleriyle beraber ortadan kaldırılması gerekiyor" dedi. Gözler şimdi bakanlıkta. Hadi EMASYA iptal edildi dizelim, peki MGSB? MGSB'yi iptal etmeden başka EMASYA'lar hazırlanmayacak mı? Yada Anayasa da MGK biçilen temel politikaları belirleme yetkisi ortadan kaldırılmadan, Ordunun politik iktidar ipini elinde bırakması düşünülemez ve AKP hükümeti ve parlamento böyle bir değişiklik yapabilecek konumda da değildir. Ortada emekçileri  aldatmak ve yedeklemek için kirli bir oyun oynanıyor
Geçenlerde Taraf gazetesine ABD tarafından servis edilen  Balyoz Hareket Planı yayınlandı. Bu planda darbeye hazırlık ve yapılması gerekenlerle ilgili bir dizi senaryo kurulduğu görülüyor. Keza, Emekli Orgeneral Çetin Doğan, Balyoz Harekât Planı'nın EMASYA Protokolüne uygun olduğunu söylemiş, planın eğitim amaçlı harp oyunu olduğunu ifade etmişti. EMASYA Protokolü ise 6 Temmuz 2005'te Milli Güvenlik Siyaset Belgesi güncelleştirildikten sonra güncelleştirilmişti. Gizli Anayasa olarak adlandırılan MGSB, her 5 yılda bir güncelleştiriliyor. Son güncellemede, Balyoz Harekat Planı'na yansıdığı üzere irtica iç tehdit algılamasında ön sıralarda kalmış, aşırı sağ tehdit olmaktan çıkarılırken sol iç tehditler arasındaki yerini tekrar almıştı. Kırmızı kitapçıkta yapılan bu düzenlemeler, Sauna çetesi ve Ergenekon göz altılarında MGSB ele geçirilince ortaya çıkmıştı. Başbakanlık, İHD ve TİHV'in iptal istemiyle açtığı davada, Milli Güvenlik Siyaset Belgesini Danıştaya göndermeyi gizlilik gerekçesiyle reddetmişti.
Balyoz Planı ortaya çıkmadan bir gün önce Meclis'e EMASYA ile ilgili soru önergesi veren BDP Grup Başkanı Nuri Yaman, EMASYA Protokolü ile Milli Güvenlik Siyaset Belgesi arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor. Uzmanlar ve öğretim üyeleri de aynı noktaya parmak basıyor. 'Devlet Aklı Kıskacında Hukuk Devleti' kitabının yazarı Ankara Üniversitesi Kamu Hukuku profesörü Mithat Sancar göre de MGSB var olan anayasanın dışında, "derin anayasa" diyebileceğimiz bir belge. Sincar, "Bunun da demokrasiye uygun bir tarafı yok" diyor. Yazar Ali Bayramoğu'na göre ise "MGSB hazırlanışı ve içeriğiyle kendi sınırlarını aşan, siyaset ve devlet mekanizmasında bir dizi kilit noktaya ışık tutan bir gösterge. Türk siyasal sisteminin tayin edici kıvrımlarına hayatiyet kazandıran bir gösterge..."


En ayrıntılı bilgiler, MSGB'lerin hazırlanmasında önemli görevler alan MGK başdanışmanı Mustafa Ağaoğlu'ndan. Mustafa Ağaoğlu'nun verdiği bilgilere göre Kırmızı Kitap, soğuk savaş döneminin ürünü. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra hemen her ülke bu yeni stratejinin gereği olarak Türkiye'de de faaliyette olan Milli Güvenlik Kurulu benzeri oluşumlara ve Kırmızı Kitap benzeri araçlara ihtiyaç duydu. Türkiye'de Milli Güvenlik Kurulu ve Genel Sekreterliği ilk kez 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra 1964'de kuruldu. MGK, kuruluşunun hemen ardından Türkiye'nin ilk MGSB'ni hazırlayarak "çok gizli" ibaresiyle Bakanlar Kurulu onayına sundu. 1964 yılında yürürlüğe giren "Türkiye'nin ilk Kırmızı Kitabı"nda iç ve dış tehditler önem derecesine göre tek tek, ülke ülke sıralanıyor, hangi durumlarda neler yapılması gerektiğine dair stratejilere yer veriliyordu.
Tehdit ve düşman tanımları değiştikçe kırmızı kitaplar da değişiyor. Sırasıyla 1969, 1973, 1984, 1991, 1997, 2001 ve son olarak 2005 yıllarında yenilendi. MGSB'nin hukuksal dayanağı olarak 12 Eylül Anayasası'nın 118. maddesi ve 2945 sayılı Milli Güvenlik Kurulu ve Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği Yasası gösteriliyor.
Devlet yapısı ve siyasi hayatının temel dayanaklarını, biçimlenişi ve işleyişinin gerçek ve gizli anayasası MGSB'nin güncellenmesi, uzun tartışmalara konu olmuştu. Milli Güvenlik Kurulu'nun yeni sivil genel sekreteri tarafından sunulan taslak, TSK tarafından kabul edilemez bulununca MGSB, TSK'nın bir nevi boykotu nedeniyle hazırlanamamış ve uzun süre ertelenmişti. Kriz, 3 Ekim AB müzakerelerinin hatırına sorunun bizatihi kendisi üzerinden devam ettirilmese de gerilim, Generaller-AKP ilişkine yansıyan boyutuyla uzun süre dolaylı biçimlerde ağırlığını hissettirmişti. Sonuçta TSK'nın istediği olmuş, generaller yine büyük ölçüde istediklerini elde etmişti.
Bunların başında, ordunun dış güvenlik tehditlerinin dışında, iç güvenlik tehditlerini de bertaraf etme görevini üstlenmeye devam etmesiyle ilgili düzenlemelerin belgede yer almasıydı. Diğeri, tabi ki Belge'de irtica'nın birinci öncelikli iç tehdit unsurları arasında yer almaya devam etmesi. MGSB'da aşırı sağ'ın tehdit olmaktan çıkarılması ve daha önce öncelikli tehdit olarak belirlenen “bölücü terör ve irtica"nın yanına belgeye "aşırı sol"un da eklenmesi de dikkat çekiciydi. Tehdit algılamasındaki bu yenilik, zaman içinde karşılığını Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu ile Terörle Mücadele Yasası'nda yapılan değişiklikte bulmuştu.
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi bu yıl güncellenecek. Darbe planları ve EMASYA tartışmalarını bundan bağımsız düşünmek mümkün değil. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Türkiye'de demokrasiyle bağdaşmayan ne varsa ortadan kaldırılması gerekiyor" diyor. EMASYA iptal edilse bile MGSB lök gibi ortada duruyor. MGSB'nin yenilenmesinde irticanın iç tehdit unsuru olmaktan çıkartılması ne demokratikleşme ve normalleşme olacaktır. AKP hükümeti sahte demokrasi oyunuyla emekçileri aldatarak yedekleme çabasını sürdürüyor. Demokrasi ve özgürlüklerin düşmanı olan AKP demokratikleşme beklemek kedinin boğazına ciğer asmak gibi bir olay olacaktır. İşçiler, emekçiler ve Kürtler için gerçek demokrasi, AKP’yide hedefleyen   birleşik devrimci bir  mücadele ile kazanılacaktır.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Politika Haber

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.13 Saniye