DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DEMOKRATİK AÇILIM MI YENİ KONTRA MERKEZİ Mİ ?
Kürdistan
AKP hükümeti bir yandan demokratik açılım adı altında emekçileri aldatmaya çalışırken, öte yandan devrimci ve Kürt direnişini ezip dağıtmak için faşizmi pekiştirmeye çalışıyor.  Aslında AKP hükümetinin bu yeni kontra merkezi kurma çabası generallerle omuz omuza verip, işçi ve emekçi kitle hareketinin patlamasında korkarak, daha şimdiden buna karşı önlem alma çabasıdır. Tam bir tavşana kaç tazıya tut politikası uygulanıyor. Nitekim demokratikleşme paketinde “Terörle mücadele edeceğiz” iddiasıyla  “Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı”nın kurulması hazırlıkları yapılıyor. “Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı” sanki yeni birşeymiş gibi basında propaganda yapılarak  “süper müsteşarlık” la sorunların bir çırpıda çözüleceği havası pompalanıyor.
Bilindiği üzere TC devleti uzun yıllardır çözülemeyen konularda, “her derde deva” yeni bir yetki makamı oluşturulur, ona “süper”, “yıldırım”, “yüksek” vb. gibi sıfatlar yakıştırılır. Burada da ilk bakışta; çeyrek yüzyıldır çözülmeyen Kürt sorunu ve Kürt direnişinin yenilgiye uğratılmaması karşısında, “Öyle bir örgüt kuruyoruz ki, bugüne kadar polisin, askerin yapamadığını yapacak, sorunu bir çırpıda kökünden çözecek” havası uyandırılmak ve böylece yandaşlara yeni bir moral verilmesi amaçlanmaktadır.
Bir yandan böyle “süper” sıfatıyla kamuoyuna sunulan müsteşarlık, öte yandan da “operasyonel görevler yapmayacak, sadece strateji geliştirme ve istihbarat değerlendirmesi yapacak” diye tanıtılmaktadır, “Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı”.
Bu değerlendirmenin kesinlikle demagojik bir yaklaşım olduğunu söylemeliyiz. Çünkü bugüne kadar, devletin en karanlık ve kirli işleri en masum adları taşıyan kuruluşlar adı altında yapıla gelmiştir ve halen de öyle devam etmektedir. Örneğin kontra faaliyetler, “Seferberlik Tetkik Başkanlığı” gibi, duyunca, insanda, “seferberlikten kalma köhne bir kurum” intibası uyandıran bir kurumda sürdürülmektedir. Yine geçmiş yıllarda ortaya çıkan belgelerle öğrendik ki, kontrgerilla örgütlenmesini taşra örgütlenmesinde merkez, her il ve ilçede bulunan ama çoğu zaman kapısı kilitli olan kapısında “ Milli Koruma Başkanlığı” yazan ama bir kır bekçisinden başka resmi personeli görünmeyen devlet kurumundan yürütülmektedir.


Haliyle hem demokratikleşmek ve hem de terörle mücadelede başarılı olmak için yeni kurulacak olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı”nın da, “operasyonel görevler yapmayacak” denmesine karşın, pek çok yasal ve yasadışı örgütlenmelerle işbirliği içinde aktif bir “savaş dairesi” olarak kurulduğunu söyleyebiliriz. Bunu, birincisi bu kurumun oluşturulmasına yol açan tartışmalardan biliyoruz. Ki, bu tartışmalara bu kuruma, Kürdistan da  yürütülen kirli savaşın en etkin ve sonuç alıcı bir biçimde yürütülmesi ihtiyacı damgasını vurmuştur. İkincisi ise, bu kurumun ne iş yapacağını tarif edenler, tarifin anlaşılması için, “kurumun harcamaları için bir örtülü ödeneği olacağına” özel bir vurgu yapmaktadırlar. Bu, müsteşarın elinin altında “örtülü ödenek” diye hesap sorulmayacak bir bütçenin verileceği demektir. Çünkü “örtülü ödenek”, devletlerin yasa ve ahlaka sığmayan işleri yapılması için ayrılmaktadır ve eğer bir kuruma örtülü ödenek ayrılıyorsa; o kurumun yasalarla sınırlı olmayan işler yapacağını şimdiden ilan etmiş demektir. Hele bu kurumun alanı “terörle mücadele” gibi nerede başlayıp nerede bittiği belirsiz ve “istihbarat” gibi içinde her tür özel savaş yöntemini barındıran bir alansa, demokratikleşme adı altında faşizmin kurumsallaşmasının ve deliklerin kapanmasının amaçlandığı daha net görülecektir.
Son günlerde “darbe”, “panel-tatbikat”, “harp oyunu”, “iç düşman”, “örtülü ödenek harcamalarının törenle yakıldığı belgeleri yok etme operasyonları” ve askerin, emniyetin sırdan birimlerini bile özele harbin her tür yöntemini kullandığı bir zamandan geçilmesi ile birlikte düşünüldüğünde, bu müsteşarlığın yeni bir “Özel Harp Dairesi” olarak kurulup işlemeyeceğini kim söyleyebilir ki ?
Hele AKP’nin kendisine böyle “özel örgütler” kurmaya heveslendiği ve işçi, emekçi ve Kürt hareketini ezip dağıtmayı ve bölge de ABD emperyalizminin kayıtsız koşulsuz jandarmalığına soyunduğu bir zamanda bu müsteşarlığın AKP Hükümeti’nin generallerle aynı hatta  kirli savaşı geliştirme de bir kontra merkezi olarak örgütlenmeyeceğini düşünmemek için  saf liberal yada gözü kapalı halk düşmanı olmak gerekiyor.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Kürdistan

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye