DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
Bilinç Üzerine Birkaç Söz
Gençlik Yıldızı
Bilinçli olmak, bilincinde olmak, bilincine varmak, bilinçli insan, bilinçli üretici, bilinçli tüketici, bilinçli seçmen, tarih bilinci, sınıf bilinci vs… Bütün bu kavramlar, bilinç kavramının yaygın kullanım biçimlerinden sadece birkaçı ve gündelik hayatta toplumların tüm sınıfları ve tüm kesimleri tarafından en sık kullanılan kavramlardandır.
İktidarda olsun, muhalefette olsun, rejim karşıtı olsun kapitalist toplumlardaki tüm siyasal eğilimlerin de dillerinde pelesenktir bilinç.
Kapitalist sınıf için, kapitalist sınıfın tüm siyasal eğilimleri için bilinç kavramının ne ifade ettiği belli; sahibi oldukları ya da hizmetinde oldukları sistemin bekasından yana bir anlayışa, duruşa ve eyleme sahip olmak. Ancak buda tek başına yeterli değildir; bilinçli olmak için aynı zamanda kapitalizmin terbiyesinden geçerek eğitim görmüş olmak, eğitimli olmak gerekli kriterdir.
İlginç olan, topluma yukarıdan bakan, onları sürü gibi görüp cahil olarak niteleyen ve küçümseyen egemen sınıfın ve yönetici elitinin bilince dair bu elitist bakış açısının hemen hemen tüm rejim karşıtları tarafından da böyle algılanıyor ve böyle kullanılıyor olmasıdır. Yani bilincin eğitim görmekle, okumakla elde edilebileceğidir.
Oysa sınıflı toplumlarda kavramlar iktidarda bulunan egemen sınıfın ve yönetici elitinin hizmetindedirler ve ezen-sömüren sınıf egemenliğinin perdelenmesi için kullanılırlar. Bilinç kavramı da çoğunlukla böyle kullanılır; sanki bütün kötülüklerin, yoksullukların ve yoksunlukların nedeni bilinçsizlikmiş gibi. Zira yoksul kalabalıklara bilinçsiz ve cahil oldukları için yoksul ve yoksun oldukları, bu nedenle de değersiz oldukları hissini hatırlatarak/yaşatarak yönetir onları egemen sınıflar. Kalabalıkların yoksulluğuna ve yoksunluğuna kendi sınıflarının neden olduğunu ve kendi sınıflarının örgütlediği ve yönettiği yaşamın buna yol açtığını, onları yoksullaştırarak kendilerini zenginleştirdiğini ve böylece onları yönetebildiklerini elbette ki söylemezler. Dikkat edilecek olursa, bütün yoksul ailelerde çocuklarını okutmak eğilimi oldukça güçlüdür. İşte bunun nedeni çocuklarının kendileri gibi yoksul olmamaları, yoksulluklarına cahilliğin ve bilinçsizliğin yol açtığını, çocuklarının okuyarak bundan kurtulabileceklerini ve refah bir hayat sürebileceklerini düşünürler. Zira bu masalı egemen sınıflardan öğrenirler.


Her ne kadar yoksullardan ve ezilenlerden yana olsalar da rejim karşıtlarının çoğunluğunun da bilinç tanımının kalkış noktası ezen/sömüren egemenlerin söyleminin etkisindedir. Yani onlar da yoksul kalabalıkların sömürülmelerine ve ezilmelerine yol açan şeyi, buna karşı sessiz kalmalarını, kabullenmelerini bilinçsizlikleri olarak görmekte ve bu nedenle de kendisine bir kurtarıcı misyonu biçmekte.
Oysa bilinç, zannedilenin aksine davranışların nedenlerini bilmekle doğrudan alakalıdır. Yani insanlar, topluluklar, davranışların bilincindedirler; ne için ve ne anlam ifade ettiğinin farkındadırlar. Davranışlarının sebebini bilmeyen insan var mıdır? Ya da, sebepsiz insan davranışı var mıdır? Eğer biri davranışlarının sebebini bilmiyorsa, ya ateşi kırk derecenin üstüne çıkmış bir hastadır ya da davranışlarını kontrol edemeyen zihinsel engellidir. İnsanların ya da insan topluluklarının fen bilimleri, matematik, tarih, psikoloji, edebiyat, iktisat, siyaset, tıp, teknik şeyler hakkında bir şey bilmemeleri ya da eksik bilgilere sahip olmaları başka şeydir ve bunlar öğrenilebilir/tamamlanabilir şeylerdir, fakat davranışlarının ve tutumlarının ne olması gerektiğine karar vermeleri başka şeydir. Zira bir davranış gerçekleştirilmeden önce üzerine düşünülür ve plan yapılır, eyleme geçildiğinde ise ne istendiği ya da niçin yapıldığı biliniyordur. Bilinç istençle, iradeyle birebir bağ içindedir. Nasıl ki ucuz ve sigortasız işçi çalıştırmak bir burjuvanın kârını arttıracaksa ve bu onun isteyerek yaptığı ve çıkarına uygun olan bir şeyse, bunu bilmeden ve istemeden yaptığı söylenebilir mi? Nasıl ki greve çıkan işçiler ne istediklerinin farkında iseler, grev kırıcı işçilerde ne istediklerinin farkındadırlar. Biri kendisi gibi olanlarla bir araya gelerek patrona karşı mücadele ederek taleplerini elde etmek ister, diğeri patronla işbirliğine girerek, patronun gözüne girerek işini garantilemek ve menfaat elde etmek ister. İkisi arasındaki fark, tercihlerinin kiminle birlikte kime karşı olacağıdır. İkisinin de davranışı amaçlı, istençli, planlı ve tercihlidir. Örnekler kişisel ve toplumsal düzeyde binlerce, on binlerce kez çoğaltılabilir.
Son tahlilde bilinç, sınıfların, kesimlerin ve bireylerin kendi edinimsel çıkarlarından yana olan tercihlerine ve bu tercihlerinden hareketle eylemlerine yön veren, amaçsal olan düşünseli davranışsal olana dönüştüren mantıksal sistematiktir.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Gençlik Yıldızı

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.18 Saniye