DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DÜNYADA VE TÜRKİYEDE KADIN OLMAK
Özgür Kadın
Dünyanın her yerinde egemen sınıflar kadını baskı altında tutmak, onu yaşamı her alanında ikinci plana itmek için ellerinden geleni yapıyor. Türkiye de bu kuralın dışında değil elbet. Kapitalist ülkelerde kadın ucuz işgücü olarak kullanılma vb. baskılar altındayken, bizim ülkemizde bunun üstüne bir de feodal baskılar biniyor. Yasalar, gelenekler, görenekler vb. Türkiye kadını üzerindeki burjuva-feodal baskının dayanakları.
Dünyada her 3 kadından biri şiddete maruz kalıyor, her 5 kadından biri tecavüze uğruyor ya da tecavüzden son anda kurtuluyor.
Yoksulluk ise giderek “kadın”laşıyor.
Yeryüzündeki mutlak yoksulluk sınırındaki 1.5 milyar kişinin yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor.
Dünyadaki işlerin yüzde 60’ını yapan kadınlar, toplam gelirin yüzde 10’una; dünya üzerindeki mal varlığının ise yüzde 1’ine sahipler.
Mültecilerin yüzde 80’ini kadınlar oluşturuyor.
280 milyonluk Arap dünyasında her 2 kadından biri okuma yazma biliyor. Dünya genelinde okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin yüzde 67’si kadın.
Eğitim olanağından yoksun 45 milyon erkek çocuğa karşılık, kızlarda bu rakam 85 milyona ulaşıyor.
700 milyon kadın yeterli yiyecek ve içme suyu ile sağlık ve eğitim hizmetlerinden mahrum.
Birleşmiş Milletler’e üye 191 ülkenin sadece 12’sinin lideri kadın...
TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK
Türkiye'de işgücüne katılı için hazır 25 milyon kadın yaşıyor. Yani çalışabilir nüfusun yaklaşık yarısını kadınlar oluşturuyor. Neki 25 milyon içinde yalnızca 7 milyonu çalışıyor. Ama ülke nüfusunda böylesi bir yer tutan kadınların toplumsal, siyasal ve ekonomik yaşam içinde aldıkları yer, hiç de sayılarıyla orantılı değil.
Şimdi çeşitli rakamlarla kadının Türkiye toplumu içinde aldığı yere bakalım:
* Türkiye'de her üç kadından biri, hayatı boyunca en az bir kez, sadece kadın olduğu için şiddete maruz kalıyor...


* Türkiye'de altı milyon kadın okuma yazma bilmiyor, çoğu sosyal güvenlikten yoksun şekilde yaşıyor.
* Kentlerdeki 15-24 yaş arasında kadın genç nüfusun yüzde 31.5'i işsiz. Özellikle de lise ve üzeri eğitime sahip her 100 genç kadından 20'si iş bulamıyor.
* Türkiye'de okuma yazma bilmeyen 7 milyon kişinin 6 milyonunu kadınlar oluşturuyor. İlköğretime ve ortaöğretime katılamayan kadınların sayısı 2 milyona ulaşıyor.
* Ücretli çalışan her 100 kadından 63'ü düzenli özel bir işte, 35'i ise düzenli bir kamu işyerinde çalışıyor. Ancak, bu kadınların beşte birinin sosyal güvenlik kayıtları bulunmuyor ve kayıt dışı sektörde çalışıyor.
* Kentlerde her 100 kadından 26'sı sanayi sektöründe, 61'i ise hizmetler sektöründe çalışıyor. Kadınların çoğu, tekstil, konfeksiyon, garsonluk, tezgahtarlık, sekreterlik gibi düşük nitelikli emek gerektiren sektörlerde ve sosyal güvenlikten yoksun hizmet veriyor.
* Geçici, mevsimlik ve yarı zamanlı işlerde çalışan her 100 kadından 95'i sosyal güvenlikten yoksun.
* Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan toplam 10 milyon 800 bin civarındaki nüfusun yüzde 20'si kadın. Bunun 366 bini mevsimlik ya da geçici işlerde çalışıyor. Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan her 100 kadından 16'sının da düzenli bir işi yok.
* Kentlerdeki 15-24 yaş arasında kadın genç nüfusun yüzde 31.5'i işsiz. Özellikle de lise ve üzeri eğitime sahip her 100 genç kadından 20'si iş bulamıyor...
18 ilde gerçekleştirilen "Türk Kadınının Profili" araştırmasının bazı bulgularına göre:
* Türk kadınları evlilik konusunda oldukça istikrarlı. Yüzde 94.6'sı bir kez evlendiğini beyan etmiş. Ancak, yüzde 33.8'i evliliğinde cinselliği bulamamış. Kadınların yüzde 30.2'si eşinden korktuğunu da söylüyor.
* Çocuklarının dövülüp dövülmediği sorusuna çok sık diyenler yüzde 8.8 gibi oldukça yüksek bir oranda, ara sıra diyenler ise yüzde 55.5.
* Kadınların yüzde 54.2'si hiç geceleri tek başına dışarı çıkmadığını belirtirken sadece yüzde 15.5'i tek başına sürekli dışarı çıktığını söylüyor.
* Türkiye de ev kadınlarının yüzde 69'u eşlerinden para aldıklarını ve kendilerine ait herhangi bir gelirleri bulunmadığını belirtirken yüzde 10.3'ü günlük olarak eşlerinden 30 YTL'den az para alıyor. Eşinden ev ve günlük ihtiyaçlar için para almayanların oranı da yüzde 24.4.
* Türkiye de kadınlarında " Bekaret kadınlar için önemlidir," diyenler yüzde 85.9; "Evlenmeden birlikte yaşamayı uygun bulmuyorum," diyenler de yüzde 85.2 oranında...
Yine "2004 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada kadınlar 'Sağlığı yerinde olan ve her isteyen kadın çalışmalıdır,' ifadesini büyük bir çoğunlukla destekliyor: Yüzde 79.4. 'Kadının yeri evidir' inancının gerilerde kaldığına işaret eden sevindirici bir gelişme bu. Bu yüzde 2000 yılında 68.7 imiş.
Halen dışarıda çalışan kadınlara baktığımızda onların hayatlarından çok memnun oldukları dikkat çekiyor. Yüzde 41.1 'çok memnun' olduğunu söylerken, yüzde 37.4 'biraz memnun' olduğunu belirtmekte. Memnun olmayanlar sadece yüzde 5.3'lük küçük bir azınlık..."
Bunların yanında 2003 yılında Türkiye'de, aile bireylerine kötü muamele, cinsel taciz ve tecavüz olaylarının yılı olurken aile mahkemelerine açılan dava sayısı da yüzde 50 arttı.
Kadın sığınma evlerinden 2004 sonuna kadar 4 bin 620 kadın ve 4 bin 404 çocuk yararlandı. Sığınma evlerine başvuran kadınların yüzde 71'inin fiziksel istismara, yüzde 12'sinin cinsel istismara uğradığı belirtildi... 2009 yılında değişik nedenlerden dolayı 953 kadın katledildi.
Ve bir şey daha: "Türkiye kadınların siyasi hakları açısından öncü bir ülke mi? Elbette hayır. 1935 Mart'ında parlamentoya adım atan kadınlar 70 yıldır yüzde 4'ü aşamadılar.
Yıllara göre kadınların parlamentoda temsilini bir gözden geçirelim. 1935'te 18 kişi olarak Millet Meclisi'ne giren kadınlar, 1939'da 15, 1943'te 16 kişiydiler. 1946'dan itibaren itibaren sayıları tek haneye düştü. 1954-1977 arası 3 ila 9 sandalye arasında gidip geldiler. 1983'te 12, 1987'de 6, 1991'de 8 kişiyle temsil edildiler. 1995'te 13, 1999'da 23, 2002'de ise 24'e ulaştılar. 1961'den sonra parlamentoya giren 9 senatörü eklesek de bir temsilden söz etmek mümkün değil.
Türkiye siyasi temsil açısından 119 ülke arasında 103. sırada yer alır, kadın erkek eşitliği alanında 125 sırada bulunuyor..
"Dünya ülkeleri sıralamasında Türkiyeli kadınların parlamentoya girebilme oranının yüzde 4.4 ile Kenya, Romanya, Cezayir, Sri Lanka, Ruanda gibi ülkelerin çok gerisinde kalmıştır..."
Her türlü tür gerici, feodal , dini gerekçelerle eğitilmekten, aydınlanmaktan alıkonan, eve kapatılan kadınlar ya başlık parası karşılığında bir meta gibi kocalarına satılıyorlar ya da ekonomik koşulların zorlamasıyla ucuz işgücü olarak fabrika kapılarına sürükleniyorlar. Her iki durumda da kadının acısı dinmiyor. Çalışma yaşamına atılan kadınlar genellikle sigortasız olarak, çok düşük ücretler karşılığında çalıştırılıyor.
 Yeni bir 8 Martta adım attığımız 2010 yılında dünyada ve Türkiye de kadınların durumu iyileşme bir yana her alanda baskı, cinsel ayrımcılık, vahşi sömürü ve zulüm altında tutulduğu gösteriyor.kadınların bu baskı,sömürü ve zulümden kurtuluşlarının tek yolu 8 Martın direniş ruhuyla donanarak, örgütlenip burjuva kapitalist sisteme karşı mücadele ederek makus talihlerini değiştirmektir.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Özgür Kadın

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.11 Saniye