DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
ABD’YE BAĞIMLILIK PEKİŞTİRİLİYOR
Dış Politika
ABD emperyalizmine uşaklıkta sınır tanımayan AKP hükümeti, PKK’yi tasfiye karşılığında Türkiye’yi Ortadoğu ve bölgede rakip emperyalistlere karşı , ABD’nin siyasi-askeri saldırı  çalışmalarında daha etkili bir üs olarak kullandırmak ve ABD’nin savaş arabasına daha sıkıca bağlanmak için sınır tanımaz bir uşaklık içinde davranıyor.   
 TC devletinin her şeyi ABD ile işbirliği içinde gerçekleştirir  yaklaşımı TC devletinin dış politikasına yön veriyor. Yeni Osmanlı hayalcileri ABD’nin de itelemesiyle bölge de ABD ve NATO’nun çıkarlarının bekçiliğini yapıyor. Nitekim TC devletine biçilen rol, ABD ve  NATO çıkarları doğrultusunda biçimleniyor. Türkiye’ye yönelik olarak, “Bush dönemiyle Obama dönemi arasındaki başlıca fark nedir?” dense, herhalde şu söylenebilir: Bush döneminde Türkiye’nin ABD ile önceden konuşmadan attığı her adım, kamuoyu önünde eleştirilmiş; hükümet ve generaller, ABD stratejisini anlamadıkları için azarlanmış, askerin başına çuval geçirmeye varan bir tutum esas alınmıştır. Obama döneminde ise tersine, ABD’yi rahatsız edecek yönleri bulunsa bile, Türkiye’nin her yaptığında keramet keşfeden, Türkiye’nin ABD stratejisini anlaması ve ona uyum sağlaması için teşvik edilmesi, ABD diplomasisinin asıl tutumu olarak biçimlenmiştir. Burada, “PKK’ye karşı iş birliği” de, Türkiye’nin ABD’ye karşı derin kuşkular besleyen kamuoyunu kazanmak ve Kürt sorununu, bu sorunun çözümünü ABD stratejisine bağlayan AKP hükümetini hizaya getirmenin bir manivelası olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Elbette dünden bugüne ABD’nine Bush ve Obama dönemlerinde Türkiye’den isteklerinde ciddi alınacak bir değişme olmamıştır ama bu istekleri yerine getirirken nasıl bir ilişki sürdüreceğine dair yöntem değişmiştir!
Bu tutuma yöneliş, Bush yönetiminin son iki yılında varsa da, bu yaklaşımın bir diplomasi yöntemi olarak öne çıkarılması ve ABD stratejisinin bölgede yenilenmesi; “Türkiye’nin bölgesel lider güç”, “model ortaklık” kavramlarıyla biçimlendirilmesi, Obama döneminde olmuştur.
Son bir yıla baktığımızda, önceki dönemlerden farklı olarak Obama’ dan, Clinton’dan başlayarak ABD yönetiminin resmi ve gayri resmi en etkin isimlerinin, Türkiye’yi ziyaret ettiklerine tanık olduk, oluyoruz. Bu kişilerin en sonuncusu ABD Savunma Bakanı Robert Gates’tir.
Gates’in ziyareti, NATO Savunma Bakanları Zirvesi için görünmektedir; ama gerçekte Gates’in, ABD’nin Türkiye’den isteklerini yinelemek için geldiği anlaşılmaktadır.
ABD’nin Türkiye’den, Irak’ın işgalinden hemen sonraki, ABD’nin Asya’da yeni üsler kurduğu günlerde talepleri; Karadeniz ve Akdeniz’de liman üsler (Trabzon ve İskenderun gibi), ayrıca Kürdistanda Diyarbakır, Siirt gibi illerde iki hava üssü istediği idi.


Gates’in son ziyareti sırasında bölgede iki radar üssü istediği belirtilmektedir. Ayrıca Akdeniz ve Karadeniz’de de ABD’nin savaş gemilerini radar gemisi olarak donatacağı belirtilmektedir. Ki böylece, Rusya’nın tepkisine neden olan Doğu Avrupa’ya kuracağı Füze Kalkanı Sistemi’ni, Türkiye merkezli olarak Doğu Akdeniz’e kaydıracağı haberleri de ete kemiğe bürünmektedir. Çünkü Akdeniz ve Karadeniz’de görev yapacak radar gemilerinin kara bağlantısı da Türkiye olacak gibi görünmektedir. Ve öyle anlaşılmaktadır ki, bu radarlar NATO üsleri olarak işlev görecektir.
Yani ABD’nin yeni  yönetimi, radar sistemini klasik askeri üsler sisteminden hareketli üsler biçimine dönüştürerek, hareket alanını genişletmektedir.
Kürdistan2ın bazı kentlerine  radar sistemi yerleştirme; ABD’nin, kısa vadede İran, orta uzun vadede de Rusya’ya yönelik olarak mevzilenmesinde belirleyici olacaktır. Ve bu da, Türkiye’nin her iki ülke açısından da bir “kendilerine karşı bir Amerikan merkez üssü olduğu” algılamasını güçlendirecektir.
AKP Hükümeti’nin bu isteklere gözü kapalı yanıt vereceği beklenmeyen bir gelişme olmayacaktır .Çünkü , TC devleti, PKK’ye karşı ABD desteğini alacaksa, karşılığında bu üsleri vermek zorundadır. . ABD, denklemi kendisi açısından en doğru biçimde kurmuştur ve AKP Hükümeti, kendi Kürtleriyle aracısız diyalog kurup onların ne istediğini dikkate alarak sorunu çözmeye yanaşmadıkça da, ABD her istediğini Türkiye’den alacağı konumu koruyacaktır.
Hele ABD ve Batı’nın İran’a bir müdahale için her fırsatı kullanmak için hazırlandığı, Rusya’nın NATO’yu kendisi için “asıl tehlike” ilan ettiği düşünüldüğünde, bu radar sisteminin Türkiye’ye konuşlandırılması; Türkiye’nin, Batı’nın, İran ve Rusya karşısında ileri karakolu olduğunu şimdiden ilan etmesi anlamına gelecektir.
ABD emperyalizminin ipine sıkıca bağlanan ve buradan ayakta kalmaya çalışan AKP hükümeti ve Generaller Kürt özgürlük hareketini ezip dağıtma karşılığında daha sıkıca ABD’nin saldırgan Ortadoğu ve Kafkaslar politikalarına bağlanarak işbirlikçilikte sınır tanımayacaklarını ortaya koyuyorlar. Emekçi haklar bu emperyalizmin işbirlikçisi saldırgan politikalara karşı durarak ayağa kalkmadan , TC devleti ve AKP hükümetinin halkları maceralara sürükleyecek  jandarmalık politikalarını önlemek mümkün olmayacaktır.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.11 Saniye