DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
EMPERYALİSTLER AFGANİSTAN BATAĞINDA ÇIKIŞ ARIYORLAR
Dış Politika
Defalarca kez işgal edilen ama emperyalistlere her defasında kan kusturan Afganistan da 8 yılı geride bırakan işgalde çıkmaz içine giren emperyalistler çözüm arıyorlar. 27 Ocakta İngiltere de Uluslararası Afganistan Konferansı’na ev sahipliği yapıyor. Ve işin ilginç olanı, başta ABD olmak üzere diğer emperyalist güçlerle birlikte düzenlediği dördüncü işgal hareketinde de istediğini elde etmeden geri dönmek zorunda kalacak.
8 yıldır NATO şemsiyesi altında çok sayıda ülkeden 100 binden fazla işgalci askerin bulunduğu Afganistan’da, işgalciler açısından durum artık hiç de iç açıcı değil. Adeta alarm veriyor. Bu yüzden işgalci güçler hep birlikte Londra’da kafa kafaya verip, içine düşünülen bu “zor durumdan” en az zararla nasıl çıkılabileceğini konuşacaklar. Evet, Asya’nın tam ortasında bulunan, bu yüzden çoğu zaman “Asya’nın kilidi” olarak adlandırılan Afganistan, bundan 8 yıl önce, 11 Eylül olayları bahane edilerek işgal edildiğinde, kısa bir süre içinde Taliban’ın kökünün kazınacağı, dünyanın terör belasından kurtarılacağı propaganda ediliyordu.
Aradan geçen bu süre içinde ne Taliban’ın kökü kazındı, ne de terör bitirildi. Tam tersine, Taliban ve diğer yerel direnişçi güçler yıllardır dünyanın en modern donanımlı ordularına kök söktürüyor, ana karargahlarına baskınlar düzenliyor. Gelinen yerde ABD emperyalizminin başında bulunduğu işgalci generaller Taliban’la bir biçimde anlaşılmasını dillendiriyorlar. Kukla yönetimi Karzai, Taliban’la anlaşmanın yollarını arıyor.
Böyle 8 yıldır süren işgalde emperyalist devletler Afganistan halkının hafif bir lokma olmadığı artık iyice anlaşılmış bulunuyor. Bu yüzden, işgalin sonunun büyük bir hüsranla biteceğini fark eden ülkelerin bazıları askerlerini çekmeye, bazıları da çekmek için takvim telaffuz etmeye başladı. Bunların arasına, ABD ve İngiltere’den sonra en çok asker bulunduran ülke konumunda olan Almanya’da katılmış bulunuyor.
“Süper güçlerin mezarlığı” olarak ifade edilen Afganistan, geçmişten günümüze, dünyaya egemen olmak isteyen bütün emperyalist güçler, “Asya’nın kilidi”ne sahip olabilmek için pek çok kez büyük işgal hareketleri düzenlediler, ama hiç birisinde başarı elde edemedikleri görülüyor. Tarihsel süreç, Afganistan’ın son 200 yılda hep büyük emperyalist güçlere mezar olduğunu gösteriyor.
1842’de İngilizlerin, Hindistan üzerinden gerçekleştirdiği ilk işgal hareketi tam anlamıyla bozgunla sonuçlandı. 4 bin 500 asker ve 12 bin asker yakını, malzeme taşıyıcısının katıldığı bu ilk işgal hareketinden bir tek İngiliz doktor sağ olarak kurtulmayı başarabildi. Bu ilk harekette ağır bir yenilgi alan İngilizler ardından iki büyük sefer daha düzenledi, ancak bunlardan da bir sonuç alamadı ve Afganistan 1919’da bağımsız bir devlet olduğunu dünyaya ilan etti.


Afganistan, aynı zamanda sosyal emperyalizm gerçeğinin de bir aynası oldu. 1979 yılında Sovyetler Birliği, işbirlikçisi durumundaki şahı görevde tutabilmek için 80 bin kişilik orduyla ülkeyi işgal etti. Ama bir türlü teslim alamadı. 1989’a kadar süren işgal sırasında 15 bin SSCB askeri hayatını kaybetti. Bu işgalin, Afganistan’da yarattığı tahribat etkisi tahmin edildiğinden de büyük oldu. Antiemperyalizmin, aydınlanmanın, sol geleneğin bir zamanlar güçlü olduğu ülkede, “sosyalizm” adına yapılan işgal, asıl olarak günümüzdeki radikal dinciliğin gelişip güçlenmesine vesile oldu. O işgalden bu yana sol, demokratik, emek güçleri bir türlü belini doğrultamadı. Geriye kalan bir bölümü de Taliban gericiliği tarafından hunharca katledildi, sürgüne gönderildi. Ve ABD ve diğer emperyalistlerin, Sovyet işgalini kırmak için beslediği dinci gericilik bugün Taliban ve El Kaide şeklinde varlığını sürdürüyor.
Son 200 yılda en büyük emperyalist güçlerin devasa askeri olanaklara rağmen Afganistan’da büyük yenilgiler alması, hedeflerine ulaşmamasının nedenleri bulunuyor. Ülkede çok farklı uluslar, kabile bulunmasına rağmen, dış düşmana karşı hepsi açık bir şekilde güç birliği yapıyor ve hiç kimse verdiği sözden geri dönmüyor.
İşgalcilerle işbirliği yapmak en büyük suç sayılıyor. Yani işgal edilen ülkenin halkının tümü, bir kaç işbirlikçi dışında, yabancı güçlere karşı çıkıyor. İşin sırrı tam da bunda yatıyor. Hal böyle olunca yüksek teknolojik silahlar, on binlerce, yüz binlerce askerin pek bir değeri kalmıyor. İşte bu yüzdendir ki, işgalci güçler mezarlıktan nasıl çıkacaklarını hesaplıyorlar Ama; kısa bir süre içinde bir çözüm bulmaları mümkün görünmüyor.
Konferans gürültüsü arasında, işgalin başından bu yana emperyalist hegemonyanın tesis edilmesi için akıtılan kan, alınan canlar ise gündeme getirilmiyor. Batılıların resmi verilerine göre bile sadece geçtiğimiz yıl içinde 2 bin 400 sivil katledilmiş. Her katliam, ölüm işgalcilere canlı bomba, öfke olarak geri dönüyor. Keza savaşan ülkelerin hakları arasında, işgali savunan hükümetlere karşı tepki giderek artıyor. Yani, işgalciler sadece Hindi kuş cephesinde değil, iç cephede de iyice köşeye sıkışmış bulunuyor. Çünkü Afganlar, tarihte hep işgalcileri bozguna uğratarak kovmayı başarmış. Bu yüzden de Asya’nın kilidini açmak hiç bir emperyalist güce nasip olmayacaktır.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.10 Saniye