DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
VERİLER AÇLIĞIN GİZLENEMEZ BİÇİMDE ARTTIĞINI GÖSTERİYOR
İşçi Memur

Bir yandan zenginlik birikirken diğer yandan yoksulluk derinleşmektedir. Kapitalizmin doğası gereği  emeği daha fazla sömürerek zenginliğine zenginlik katar. Haliyle bir kesim zenginleşirken diğer emeğiyle geçinene kesim yoksullaşacaktır. Burjuvazinin sözcülerinin yalanlarına ve  istatistik çarpıtmalarına rağmen veriler gerek dünyada gerekse de Türkiye de açlık ve yoksulluğun gizlenemez biçimde arttığı gösteriyor.
Nitekim  Türk-İşin 2009 Aralık ayı için yaptığı araştırmada dört kişilik bir ailenin dengeli ve yeterli beslenebilmesi için gerekli asgari gıda harcamalarından oluşan açlık sınırını 794,63 TL olarak hesapladı. Böylece kasım ayından bu yana % 2,2 artan açlık sınırı, 2009 başından itibaren bakıldığında %7,5 artışla 55 TL yükselmiş oldu.
Gıda harcamalarının yanı sıra giyim, konut, ulaşım ve diğer zorunlu harcamalar da dikkate alınarak hesaplanan yoksulluk sınırı ise, yine bu ay için 2.588,36 TL’ye yükseldi. Son bir ay içerisinde rekor düzeyde bir artışla 124 TL yükselen yoksulluk sınırı ise, 2009 yılı boyunca 179 TL artmış oldu.
Türk-İş’in araştırması kapitalizmin doğasında var olan gelir adaletsizliğine bir kez daha ışık tuttu. Türkiye’deki en zengin, nüfusun yüzde 1’ini oluşturan ayrıcalıklı kesim gelir pastasının yaklaşık yüzde 8’ini, en zengin binde 1’lik kesim yüzde 2’sini, en zengin onbinde 1’lik kesim ise yüzde 0,5’ini alıyor.
Bir avuç burjuvanın geliri ayda 148 bin dolar buluyor. Büyük burjuvaların oluşturduğu aileler İstanbul’da, fiyatları 3 milyon dolardan 40 milyon doları kadar çıkan boğaza hâkim yalı ya da konaklarda yaşıyorlar ve her yıl birkaç kez tatil yapmak için yurtdışına seyahat ediyorlar.
Türkiye’de ise 20 milyona yakın insan açlık sınırının altında yaşıyor. İşbirlikçi tekelci sermaye düzeninin krizi bahane ederek arttırdığı zam ve yeni vergi saldırılarıyla birlikte açlık sınırı altında yaşayanların sayısı daha da arttı. Araştırmalar, güvencesiz çalışanlarda her an işten çıkartılma korkusu nedeniyle ruhsal bozukluk oranının, güvenceli çalışanlara göre kat kat fazla olduğunu gösteriyor.
Burjuvazinin egemenlik aracı olan devleti, batan tekelleri kurtarmak, burjuvaları krizden çıkarmak için para musluklarını sonuna kadar açıyor. Ama tüm bunları  milyonlarca insanı açlık derin çukuruna iterek yapıyor. Emekçilerin bu zor süreçten kurtulması için kılını bile kıpırdatmıyor.pençesinde . Dahası krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmek için tüm gücüyle çalışıyor. Bir tarafta açlık, yoksulluk içinde kıvranan işçi ve emekçiler... Diğer tarafta azami fazla kar isteyen burjuvalar.
Açlık ve yoksulluk yalnızca Türkiye ye özgür bir olay değil.  Aynı zamanda dünyanın dört bir yanında aç ve yoksulların sayısı artıyor. BM verilerine göre hala hazırda dünyada 1,3 milyar insan açlık sınırının altında yaşıyor. Her yıl 15 milyon çocuk açlıktan ölüyor. Her gün 24 bin kişi açlık nedeniyle ölüyor. Emperyalist ülkelerde bile yeterli gıdaya sahip olamayanların sayısı her yıl artıyor. ABD’de 40 milyon insan açlığın pençesinde bir hayat sürdürmek zorunda bırakılıyor. Almanya’da 2 milyon çocuğun yetersiz beslendiğini devletin resmi raporları gösteriyor. Afrika’da her yıl yaklaşık 7 milyon insan açlıktan ölüyor. Resmi rakamlar, Türkiye’de 14 milyon insanın açlık sınırının altında, 28 milyon insanın ise yoksulluk koşullarında yaşadığını itiraf ediyor.
Uluslararası emperyalist sistemin  en önemli kurumlarından biri olan İMF, dayattığı programlarla yeni sömürge ve bağımlı ülke ekonomilerini çökertmekle kalmıyor. Bir yandan da emperyalist tarım tekellerine yeni pazar alanları açmak için tarımda yıkım programlarını tüm yeni-sömürge bağımlı ülkelere dayatıyor. Bu nedenle tarıma verilen destekler kaldırılıyor,kırda küçük üreticilerin ucuz kredi alma olanakları tüketiliyor ve böylece tarım yıkıma uğratılarak, bu alanda da dışa bağımlılık derinleştiriliyor.
Kırın küçük üretici köylüleri ürettiklerini satamıyor ya da çok ucuza satmak zorunda kalıyorlar. Birçok ülke kendisine fazlasıyla yetecek tahıl ve gıda ürünleri üretme olanaklarına sahip olmasına karşın, tahıl ve gıda maddeleri ithal etmek zorunda kalıyor. Emperyalist tarım tekelleri karşısında rekabet gücü bulunmayan emekçi köylülük tarımsal üretimden hızla çekiliyor. Öte yandan, tırmanan işsizlik ve her geçen gün daha da düşürülen ücretler, açlık sınırında yaşayanların sayısını hızla artıyor.


Bolluk arttıkça, yani daha fazla gıda maddesi üretildikçe açlık çeken insanların sayısı çoğalmaktadır. Milyarlarca insanın varlık içinde yokluk çekmesine sebep olan burjuva kapitalist sistemdir. Kısacası 1 milyar insanın aç olduğu, servetleri 40-50 milyar dolarlarla ifade edilen sermayedarların yaşadığı bu dünya, emperyalist-kapitalist sisteminin ürünüdür. Dünya ölçeğindeki üretim insanların gıda ihtiyacını karşılamaya yeter de artar bile. Buna rağmen milyonlarca insan yetersiz besleniyor, milyonlarcası ise açlıktan ölüyor.
“Kar, daha çok kar” üzerinden işleyen kapitalizm, açlık ve yoksulluğun temel kaynağıdır. Kapitalizm insanlığın ihtiyaçlarını değil, kapitalistlerin karlarını temel alan bir sistemdir. Bunun içindir ki, bir yanda devasa bir zenginlik birikirken, öte yanda açlık ve yoksulluk derinleşir. Üretim tüm insanlığın ihtiyaçlarını karşılayacak bir kapasiteye ulaşırken, bu zenginlikleri üretenler bunun sonuçlarından yararlanamazlar.
Emek sömürüsü, açlık ve yoksulluğun kaynağıdır. Emek sömürüsüne dayanan burjuva kapitalist devleti ayakta kaldıkça, kitlesel açlık ve yoksulluk kaçınılmaz hale gelir. Milyonlarca insan emeğinin ürettiğine bir avuç tekelin el koyması, insanlar ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar, ne kadar üretirlerse üretsinler, açlık ve yoksulluğu büyütmekten başka bir işe yaramaz. Büyüyen zenginlik yoksulluğun da büyümesi sonucunu doğurur. Buradan olarak, işçi ve emekçi yığınların sömürü ve zulümden kurtuluşunun tek yolu, emperyalist kapitalistleri ve onların uşaklarını da mezara gömecek olan devrim ve sosyalizmdir.  Başka bir yoldan emekçilerin kurtuluşu mümkün olamaz.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

İşçi Memur

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye