DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
HER DEVRİMCİYE YAPACAĞI İŞ VERMEK
İnşamız
Devrimci çalışmanın başarılı bir zeminde yürütülmesi ve istenilen sonucun alınması için, planlı çalışma, örgüt çalışmasının altın bir kuralıysa, aynı zaman da her devrimcinin yapabileceği bir işi olması, ya da her devrimcinin belli bir devrimci görevi omuzlayabilmesi, devrimci çalışmanın olmazsa olmaz bir diğer altın değerindeki kuralıdır. Bunu anlamayan bir komünist asla başarılı bir örgüt çalışması yürütemez ve asla tüm kadro potansiyelini değerlendiremez. Altın değerindeki bu kuralın anlaşılabilmesi için, örgütçü ya da örgütçü adayını şu iki yönde kesin ve devamlı bir arayış içinde tutar.Devrimci görevleri çoğaltmak, çeşitlendirmek, parçalara ayırmak, hatta devrimci görevlerin parçalara ayrılması öyle yapılmalıdır ki, hiç bir özel yeteneği olmayan bir devrimcinin yapabileceği bir iş haline getirilsin. Sürekli olarak devrimci görevler, yeni görevler, çalışmaların geliştirilmesi ve büyütülmesi, çeşitlenmesi ve mükemmelleşmesi, yeni alanlara yayılıp dal budak salması, düşünmeyen, görevleri, kavrayışı dar ve sınırlı bir örgütçü için, yeni her insan adeta bir baş belası ve sıkıntı kaynağı olur. Böyle durumdaki örgütçü, kaçınılmaz olarak insanları küçümsemeye, mahkum etmeye vb. yönelir. Bu, kişinin kötü niyetinden değil, yeteneksizliğinden kaynaklanır. Bu altın değerindeki kural, örgütçüyü sürekli olarak yeni insanlar aramaya, her yeni ilişki nasıl bir devrimci görev üstlenebilir, hangi işi omuzlayabilir yaklaşımı içinde görmeye iter. Devrimci çalışmaya katılmak isteyen insanların değerlendirilmemesi affedilmez bir suç ve cinayet demektir. Çünkü bu durum görev bekleyen, bir şeyler yaratmak ve yapmak isteyen devrimciler üzerinde demoralize etki yapar ve önlenmez, zamanında aşılmazsa adım adım tükenişe götürür. Buna yalnızca kendi kararsızlığı deyip geçemezsiniz. Çünkü, yapabileceği düzenli bir devrimci görev ile hem devrimci çalışmayı ve hem de kendi devrimciliğini üretmesini sağlamayan da en az onun kadar ve hatta ondan daha çok suçludur.Onun için, devrimci çalışmaya ilgi duyan, az çok istikrarlı ve güvenilir olan her kişiden yararlanmak için inşaya gelen ya da çevremizde birikmiş olan insanları bir şekilde işlevselleştirmek göreviyle yükümlü olduğumuzu bir an olsa bile akıldan ırak tutmamalıyız.Elbette, burada herkese devrimci bir görev verme, biçimsel ve yasak savma olarak anlaşılmamalıdır. Sırf iş olsun diyerek görev vermek, hem örgüt çalışmalarını felce uğratır ve hem de kişilerin çalışma ve enerjilerinin son damlasına kadar büyük bir devrimci coşku ve şevkle işlerine sarılmalarını olumsuz yönde etkiler.Onun için, devrimci çalışmada başarının yükseltilmesi ve hedefi vurmasında işlevlerin belirmesi; yani görev bölüşümü temel bir önem taşır. Ama, bir kez işlevler bölüşüldü mü, herkes ve her örgüt kendi işlevini yerine getirmek zorundadır. Bu olmaksızın, ortaya bütünde birbirini tamamlayan bir örgütte kolektif örgüt çalışmasının çıkması olanaksızlaşır.Elbette, işlevselliğin temel koşulu ise, her örgütün, her kadronun, her sempatizanın mücadele içinde kendi özgün rolünü ve görevlerini kavramasıdır. Kadrolar, gelişmeye açık sempatizanlar tekrar tekrar kendi görevlerine yöneltilmeli, tüm devrimci enerjilerini verimli bir şekilde değerlendirebilecek bir çalışma tarzını kurmayı başarmalıdırlar. Devrimci çalışma da başarının koşulu, her belirli anda tüm çalışmaların, belirlenen görevlerin gereklerine göre düzenlenmesidir. Sınırları belirlenmiş bir görevle bir inşa organında örgütlenen her kadro ve sempatizana karşı örgütçünün, yöneticinin birinci görevi, kadro ve kadro adayına devrimci görevlerini ve misyonunu kavratmak ve çalışmalar için motive etmektir. Demek ki, kadro ve örgütlerin dikkatini kendi asli görevlerine yöneltmeli, bu yoldan da işlevsellikleri güçlendirilmelidir.Bir devrimci yönetici kadro ve kadro adayı, herkesten daha iyi bilmelidir ki, işlemeyen demirin paslanıp çürümesi gibi, işlemeyen, boş kalan her örgüt ve kadro bozulmaya, dejenere olmaya mahkumdur. Bundan şu sonuç çıkar ki, örgütlerin önüne kendi alanlarında daima yeni görevler, yeni yeni hedefler koymak, daima hareket halinde ve çalışır tutmak gerekir. İkinci olarak, kadro ve kadro adayını bir inşa örgütünde ya da içinde, alanda görevlendirmiş olmak yetmez. Çünkü, bu durumda bile kadro boş kalabilir. Böyle olduğu içindir ki, kendi görevlerine yöneltilmiş bir şekilde, görev alanında, tüm devrimci çalışma olanaklarını açığa çıkarıp, kadro ve kadro adayını bu olanakları değerlendirmesine yönlendirmek gerekir.
Her devrimciye yapabileceği iş vermek bir kural olarak devrimci çalışmada yerleştirilmediği koşullarda, büyük bir fabrika kompleksi gibi örgüt çalışmalarını da çeşitli parçalara ayırarak, herkese yapabileceği iş vererek işlevselleştirmek ve devrimci enerjiyi boş bırakmadan olabildiğince en iyi bir şekilde kullanmak, devrimci çalışmaların sağlam bir zemin üzerinde inşa edilmesi bakımından olmazsa olmaz bir koşuldur. Ne zaman devrimci çalışmanın bu altın değerdeki kuralına uyulmamış, orada sapmalar ortaya çıkmış ve devrimci çalışmalar tükenip, kendini tekrarlayarak paslanıp işlemez bir duruma düşerek, çürümeye doğru yol alır bir duruma koymuştur.


  Keza, devrimci çalışmanın özünün, dünyayı değiştirme çalışması olduğunu dikkate aldığımızda, kadro ve kadro adaylarını geliştirmek, yenilemek, denemek ve çeşitli testlerden geçirmek, örgütsel pratik devrimci çalışmalara yönelmekten geçer. Aksi halde, insanların bilincini, yeteneklerini açığa çıkarmak, deney ve tecrübe edinerek daha büyük başarılara yelken açması için önündeki engelleri kaldırmak söz konusu olamaz.
 Mükemmelliyetçiliğe ve biçimciliğe düşmeden saflarımıza gelen her devrimcinin enerjisini kitle ilişkisinde geliştirmeden, yayın dağıtımına, maddi olanaklar yaratmadan istihbarata vb. kadar uzanan en küçük işlerde bile yararlanabileceğimiz her şeyde yararlanma ve insanları devrime hizmet eder bir konuma çekerek, devrimin zaferinin milyonların küçük enerjilerinin birleşmesinden ortaya çıkan büyük enerjilerden geçtiğini unutmadan bizlere elini uzatma, kolundan tutup bütün vücudu ve bilincini devrim ve sosyalizmin zaferi için savaşıma hizmet eden bir konuma getirerek, boş boğazlığa, enerji israfına, aylak devrimciliğe ve plansız, işlevsiz çalışma tarzına cepheden saldırarak, Bolşevik çalışma tarzının gereklerine göre davranarak hiç kimseyi boş bırakmadan, her devrimci ve emekçinin enerjisini ve olanaklarını komünist çalışmaların geliştirilmesine uyarlayarak, gevşekliğe, devrimci işgüzarlığa ve bugünkü işi yarına bırakma olumsuzluklarına düşmeden, daha mükemmeli ve herkesin enerjisinden son sınırına kadar yararlanmasını başararak, işlevsiz tek bir kişi dahi bırakmadan,  iktidarı alma savaşkanlığı ve coşkusuyla devrimci görevlerimizi başarma kararlılığıyla ileri atılmalıyız. Tersi durumda, milyonların enerjisini devrime seferber etmek olanaksız hale gelir

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

İnşamız

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye