DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
KADINA CİNSEL BASKININ TEMELİ
Özgür Kadın
Kadını köle gören burjuva ideolojisi, kadının cinselliğini de her türlü yolla sömürü ve baskı aracı haline getirir. Kadın burjuva toplumun gözünde sadece bir mal, bir meta konumundadır. Kadın üzerine yazılan ve onu "kutsayan" tüm demagojik zırvaların altında yatan kadını köleleştiren ideolojik-politik-toplumsal baskıların gizlenmesi amacına yöneliktir. Kadın ezilen sınıfın çifte baskı altında bulunan kesimini oluşturur.  
 Çifte baskının bir yönünü sınıfsal baskı ve sömürü oluştururken diğer yönünü de cinsel baskı ve sömürü oluşturur. Öyle ki bu ikili boyunduruk kadını ezilen sınıfın bir parçası olarak daha yoğun ve acımasız bir zulüm altında olduğunun ifadesidir. Kadını boyunduruk altında tutan, ikinci tür baskı kendini o kadar çok çeşitli ve değişik biçimlerde kendini gösterir ki, yaşamın hemen her alanında karşılaşmak mümkün. Ve bu baskı türü erkek egemen toplumların ortak noktasını oluşturur. Yani kadının cinsel kimliği, onu baskı ve zulüm altında tutmanın, cinsel kimliğinden yararlanarak sömürmenin bir aracıdır.
 Ülkemizde kadının cinsel kimliğini onlar üzerinde baskı unsuru olarak kullanmalarının yollarından birisi de onların evlilik öncesi bekaretleri, el dememişliğidir. Ki bu nokta bile iki yüzlü iğrenç bir şekilde sınıfsal konum ve mevkiye göre yeni bir anlam ve içerik kazanır. Bu bakımdan toplumumuz da kadının bekareti "kutsal" dır. Aksine davranışlar egemen burjuva ahlak ve değer yargıları içinde kınanır, toplum dışına itilir, hatta daha da ileri gidilerek ölümle cezalandırılabilir. Gaziantep'in Araban ilçesinde bir genç, "gayri meşru" bebeği olan kız kardeşini köy meydanında tüfeği ile öldürüyor ve köylüler olayı tek cümle ile izah ediyorlar "namusunu temizledi" (!)
  Bu örnekler "meşru" "gayrı meşru" mantığını ele vermeye yetiyor. Hiç kimse kızın birlikte olduğu erkeğin kim olduğunu, ya da ilişkilerinin, birbirlerine bağlılık düzeylerini vb. tartışmıyor, aklına bile getirmiyor. Çünkü, ailesinden "izinsiz" bir iş yapmıştır. Nedeni pek önemli değil. Sonuç önemlidir. Ve dolayısıyla ölümü hak etmiştir!   Bu gelenek ve toplumsal baskının ters yüz edilmiş şekline ilişkin bir haberi yine gazetenin bir köşesinde okuyoruz. "sünnetten kaçan kadına vize". Haberde "sünnet edilmekten korktuğu için ülkesi Togo'dan kaçan" bir kadına ABD tarafından sığınma hakkı verildiği belirtiliyor. ABD Göçmen Başvuru Bürosu yetkilileri "Kadınların sünnet amacıyla jenital organlarının kesilmesinin, sığınma hakkı için bir neden oluşturduğuna" karar verdiğini yazıyor.      Görüldüğü gibi burada da kadınların cinsel kimliğine sahip çıkması, kadının kendi kendisi hakkında tek söz ve karar sahibi olması gerekirken tam tersine kadının bedenine erkek egemen toplumun müdahalesini görüyoruz. Gerici gelenek ve göreneklerin toplumdan topluma, ülkeden ülkeye değişmesi kendine özgü biçim ve şekillerde ortaya çıkmasına rağmen tüm toplumlarda ortak nokta var.  O da kadının erkeğin egemenliği altında bulunması kadının cinsel kimliğinin, onlar üzerindeki ikinci bir baskının nedeni olması, kadın bedenine hükmedenin erkek cinsi olmasının toplumsal bir gerçeklik olarak yerleşik bir hal alarak varlığını sürdürmesidir.
   Bizde " Bekaret"in kutsanarak - ki, iki yüzlü bir şekilde- göklere çıkartılmasıyla Togo'da kadınların sünnet edilmesi, birbirine tamamen ters ya da birbiriyle alakasız bir gelenek ve yaklaşım gibi görünse de özünde aynı mantığın, kadını ikinci sınıf insan olarak gören erkek egemen mantığın egemen olması, kadının bedeni üzerinde de tek söz ve karar sahibi olarak erkeklerin yer alması, kadının toplumsal baskı altına alınarak, zavallı, korunmaya muhtaç bir kitle olarak görülmesinin ifadesidir.Aynı şekilde kadını erkeğin egemenliği altında, alınıp-satılabilir, bir mal-meta olarak gören burjuva-gerici mantığın temeli, kadının yanlızca bir cinsel obje olarak ele alınmasıdır. Bu nedenle burjuva -gerici mantığın özü aynı zamanda kadının cinsel kimliğinin her türlü kötülüğün kaynağı olarak ele alınmasıdır. Özellikle cinsel gericiliğin bu konudaki yaklaşımları ve pratiği, kadının köleliğinin sürgit devamını koşullayan içeriğe sahiptir.Suudi Arabistan müftüsü Şeyh Abdül Aziz Bin Baz, çalışma hayatının "kadınlar için zararlı olduğunu" buyuruyorlar! Neden? "İş ortamında erkeklerle beraber olan kadınları zinaya" itiyormuş! Bu nedenle de "kadını sarayı olan evinden çıkarmak, onu yapısından ve karakter özelliğinden uzaklaştırıyor. Kadını erkeklere uygun ortamlarda çalıştırmak, doğrudan zinaya götüren yoldur. İslam dünyası için bir tehlike teşkil eder ve manevi değerleri yıkar" mış!


 Bu gerici mantığın temelinde yatan, kadının önüne gelen erkekle düşüp kalkmaya meyilli deyim yerinde ise "zinaya" yatkın, kötülük kaynağı olduğudur. Bu, mantık aynı zamanda erkeğin kadına sadece cinsel obje olarak baktığı ve bakabileceğinin ifadesidir. Eğer erkek, kadınlarla bir ortamda çalışırken kadınlar zinaya yönelebiliyorsa bu, erkeğinde aynı şekilde "zinaya yatkın olduğu yaklaşımından hareketle bu sonuca varılmaktadır. Fakat bu işi "zina"yı erkekle kadın birlikte yapsalar da, teşvik ve tahrik eden kadındır!Kadını evden çıkarmak, mutfak köleliğinin sarsılması, erkek otoritesinin zayıflaması, kadının özgürlüğüne, eşitliğine doğru yürüyüşün yoluna doğru bir adımdır! Çünkü, çalışma hayatı kadının köleliğinin temelini oluşturan temel nedenlerden birini oluşturan ekonomik bağımlılık yok olacak, bu erkek otoritesinin sarsılmasına, giderek yok olmasına kapıyı aralayacaktır. İşte gerici mollaların kadınları evlerine "saray"larına hapsetmeye, kalıcı kılmaya çalışmalarının ve bunu "kutsal" gerçeklerle izah etmelerinin nedeni budur.
 Kadını boyunduruk altında tutan cinsel baskının her türlü görüntüsüne karşı mücadele, mevcut egemenlik ilişkilerine, sömürücü sisteme karşı bir mücadeledir. Eğer kadınlar bugün erkekler tarafından -sınıfsal baskı dışında- ikinci bir baskıya cinsel kimliklerinden kaynaklanan bir baskıya uğruyorlarsa bunun da tek nedeni, bu ikinci baskıyı da "kutsayan", yasa katına çıkaran gerici sömürücü sistemin ta kendisidir. Bu nedenle kadınların, üzerlerindeki her türlü boyunduruğu kırabilmelerinin yolu, sömürücü-burjuva sistemin yerle bir edilmesinden geçiyor!  

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Özgür Kadın

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.06 Saniye