DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DEVRİM İÇİN ÖLÜMÜ HİÇE SAYMAK EN ÇOK TA ZÜLFİKAR YÜCEL VE EKREM YOLDAŞLARI ANLA
Onlardan Bize
İstanbul ve Antep devrimci mücadelenin hep ilkleri arasında yer almış kentlerdir. İstanbul proletaryanın kalbi olması ve Antep’in Kürdistan’ın sınır kenti olması ve geçmişten direniş geleneğine sahip olması belki de bunda önemli bir etkide bulunmuştur.  1974 sonrası devimci mücadelenin hızla toparlandığı alanların başında gelen İstanbul mücadelenin kentiydi ve komünist çalışma hızlı gelişip yaygınlaştığı bir alandı aynı zamanda. Yine 12 eylül öncesi komünist hareketin kitlesel güç olduğu alanlardan  birisi de Antep ti . Fabrikalarda, gecekondu semtlerinde, okullarda faşist karşı devrime karşı devrimci mücadelenin dişe diş ileriye taşındığı kentlerin başında geldi Antep. Onun içindir ki faşist cunta Antep halkına azgınca saldırdı. Devrimci günlerin intikamını almak için kan ve zulüm kustu.
Biliyoruz ki bir devrimcinin eylemi, kendi yaşamında en güçlü anlamlara kavuşur. Çünkü eylem, devrimcinin yaşam bilincinin ve iradesinin bir ifadesi olarak ortaya çıkmıştır. Güçlü bir eylem ancak güçlü amaçların ve bağlılıkların sahibi bir yaşam üzerinde boy verebilir. Ve bir devrimci için eylem, düşman karşısında bağlı olduğu yaşam değerlerinde ısrarın en keskin iradesini ortaya koymaktır. Zülfikar yoldaş faşist çetelere karşı mücadele ederken İstanbul da düşüyordu toprağa. Yücel ve Ekrem yoldaşlar; birisi işkencede yaralı olduğu halde işkence ser verip sır vermem direnişiyle, diğeri elinde silah son mermisine kadar çatışan direnişiyle bu gerçeğin en güçlü haykırışı, yaşamıyla tertemiz bir ifadesi olmuşlardır..
Zülfikar Uralçin yoldaş  1953 yılında Karsın Susuz kazası Durumlu köyünde yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Zülfikar yoldaş yoksul nedeniyle genç  yaşında İstanbula gitmek zorunda kaldı. Burada hem çalışıyor ve hem de okula devam ediyordu. Gerek okuduğu Göztepe Akşam Ticaret lisesinde, gerekse çalıştığı fabrikalar da devrimci çalışmalar yürütüyordu. Komünist hareketin çalışmalarına omuz veren Zülfikar yoldaş militan çalışmaları nedeniyle sivil faşist çetelerin hedefi haline geldi. Nitekim 19 Kasım 1976 tarihinde okul çıkışında sivil faşist çetelerin kurşunlarıyla şehitler ordusuna katıldı.
Yücel Hazar yoldaş 1961 yılında Malatya’nın Kürecik kazası Kahyalı köyünde yoksul bir aile çocuğu olarak doğmuş ve daha küçük yaşlarda acıları ve yoksunluğu yaşayarak devrimci düşüncelerle tanışmıştı. Ekrem İnelaş yoldaş Bingöl-Kığı kazasında yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ama ama yoksulluğun, baskının ve zulüm yüzünü Maraş da tanımış ve burada devrimci düşüncelerle tanıştı.
Kuşku yok ki, her iki yoldaşı aynı kavgada Gaziantep’te buluşturan TKP-ML Hareketi olmuştu. Yücel yoldaş Ekrem yoldaşın sorumlusuydu. Her iki yoldaşta omuz omuza vererek birlikte Antep’te nice, eylemlere ve ortak çalışmalara imza attılar. Bir birlerine güvenen ve bir birleri için ölümü dahil her türlü fedakarlığı girişmekten geri kalmayan bir yoldaşlık sevgisi ve güveni içindeydiler. En zorlu görevlere koşan ve arkalarına bakmadan devrimci görevlere sıkıca sarılan Yücel ve Ekrem yoldaşlar 12 eylül faşist darbesini Antep’te karşıladılar. Faşist baskı ve kuşatmaya karşı, bir yandan yenilen darbelerde açılan gedikleri kapatmak için canla başla çalışırken öte yandan faşist cuntaya karşı emekçilerin saflarından oluşan korku ve paniğin önüne geçmeye, devrimci mücadeleyi ileriye taşınmaya çalıştılar.
Onlar zor dönemin fedakar kadrolarıydı. Bunu faşist karşı devrimin gemi azıya aldığı dönemde devrimci çalışmalarda ısrar ederek, Abbas yolcularının ihanetine ve tüm moral bozukluğuna devrimci direngen tutumlarıyla geleceğin feda yüklü örnek savaşçıları oldu.
 Keza Yücel ve Ekrem yoldaşlar kısa aralıklarla peş peşe şehitler ordusuna katıldılar. 2 Kasım 1981 yılında yaralı olarak gözaltına alınarak işkencede katledilen Yücel Hazar şehit olması Ekrem İnelaş yoldaşı derinden sarstı ve Yücel yoldaşa bağlılığını daha fazla sorumluluk ve devrimci görevlerine sıkıca sarılarak ortaya koydu. Nitekim 16 Kasım 1981 yılında polis ve askerler Antep’te gecekondu evini sardıklarında Ekrem yoldaş teslim ol çağrılarına devrimci şiarlar ve silahıyla yanıt vererek, faşistlere asla teslim olmayacağını haykırarak kuşatmaya karşı, devrim kalesini savunuyordu. Ama faşist itler sürüsü Ekrem İnelaş yoldaşın direnişi karşısında o kadar hırçınlaştılar ki, yoldaşın kaldığı ev bombalayarak yerle bir etmekten geri kalmadılar. Ekrem yoldaş Yücel yoldaşa vermiş olduğu söze bağlı kalarak, elde silahı dilde devrimci şiarlarıyla yoldaşlarına idealleri için ölümü hiçe sayan direniş bırakıyordu.
  Antep’in kızıl gülleri her iki yoldaş Yüce ve Ekrem aynı zaman dilimlerinde doğmuşlar, ayrı zaman dilimlerde sonsuzluğun yolculuğuna çıkıp sonsuzlukta zamanın yitiminde bir araya gelmişlerdi. Diyorlar ki şimdi el ele vermişler yoldaşlarıyla, yüzlerinde tebessüm, dünü yarınlara taşımanın çabasındalar. Biz de bu yolda sorumluluklarımızı yerine getireceğiz, rahat olun bu konuda. Bu kadar çok hatırlayıp anıyorken durmadan sizi, hiç bir şey yapmadan yaşayabilir mi insan? Hem o zaman yaşıyorum diyebilir mi insan? Biz sizlerle varız, çünkü sizler bize var olmayı, yoldaşlığı, örgüt için, halkın için, sosyalizm için ölümü tereddütsüzce bizi var eden güzellikleri öğrettiniz.

 Eğer bugün ille de sosyalizm ve kavga diyorsak bu siz şehit yoldaşlarımızın eseridir. Biz de ödenen bedellere, çekilen işkencelere, dökülen kanlara, anaların ağıtlarına, çekilen acıların çaresizliğiyle sessizce duvar diplerine oturan babalara cevap olacağız. Biz umudu gördük, acılarla dolu zorlu mücadelelere girişerek, ağır bedeller ödeyerek sarıldık umuda, bir daha bırakmak yok, umudunuzu umudumuz bilmişiz ve dünden bugüne bunları güçlendirerek taşıyoruz.
 Sizler yaşamın zorlu sınavından her zaman başarıyla geçtiniz. yoldaşlarınız da şimdi sizin yolunuzda, onlar da bu zorlu sınavda en az sizin kadar başarılı olma çabası içindeler. Dünün çocuklar adları Zülfikar, Yücel, Ekrem olanlar büyüdüler onlar ve yoldaşlarının izinde yürüyorlar geleceği kurmak adına.
Dudaklardan dökülen en güzel kelimeler sizin isimleriniz. İsimlerinizi dillendirirken sanki zaman duruyor, akan sular sessizleşiyor. Dağlar saygıyla eğiliyor karşınızda. Sizler en onurlusunu yaptınız, ondandır gittiğinizden beri sizi hiç kaybettiğimizi düşünmedik. Sadece gurur duyduk, biliyoruz ki sizler gidişten sonra da yaşayanlarsınız ve böylesi herkese nasipte olmaz.
Yüreklerimiz attığı sürece hep en güzel yerde siz olacaksınız. Devrim kervanının yürekli yolcularındaydınız sizler. Bizlere anlamlı yaşamı siz öğrettiğiniz, biz de gücümüz yettiğince sımsıkı sarılıyoruz bu devrim ve sosyalizm kavgasına. Çünkü biz orada özgür yaşamı gördük bir kere. Bir daha ölmek var, ama dönmek yok özgürlüğü bulduğumuz yoldan.
 Sizler gideli 28 yıl oldu, ama hala yüreğimiz sizlerle sımsıcak. Her şey daha yeni yaşanmış gibi. Geçmişten aklımızda en çok kalanlar, belki de sizlerin çocukluk zamanlarının üzerini bile örten her gün yapılan baskınlar, işkenceler, sokak infazları ve zulmün, kan kokusu sarardı her tarafı. Çocuklar korkuyla yaşananlara anlam vermeye çalışırdı, tabii onlar bilmezdi yaşadıklarımız özgür olamamadan, ezilmek ve sömürülmekten. Kimilerine vurulan dayaklar az görülmüş olacak ki karakollara götürülüp işkencelere çekildik, dövüldük, öldürüldük. Ne çok tanıklık etti coğrafyamız bu kanlı zulüm sahnelerine. Daha yaralarımız iyileşmeden tekrar dayaktan geçirildik, her defasında biraz daha öfke birikti yüreklerimizde. Özgürlüğü öyle çok duyumsardık ki o anlarda.


  Sıcaktan çatlamış toprakların yağmura hasretliğinden daha fazla özgürlüğe hasrettik, ne de çok hissederdik bunu. Özgürlüğe sevdalı diye sokak ortalarında vurulan, gecenin karanlığında vurulup bir duvarın dibine atılan, işkencede öldürülüp cansız bedeninin nereye atıldığı bilinmeyen, özgürlük için dağlara çıkıp vurulan, cesetleri panzerlerin arkasından sürüklenen gencecik yoldaşlarımızı, gidenlerimizi özledik.
 Hiç bir zorluk, hiç bir acı sindirmedi bizi, gidenlerimiz bu konuda rahat olsun. Özgür olmadan vazgeçmek yok, sosyalizm kavgasında mücadeleye devam. Zaten bundan değilmiydi ki bunca çektiğimiz acılar. Siz gideli çok şey değişti, eğilmedik, bükülmedik, nice dayatmaları zorlu kavgalarla aştık. Her şeye rağmen vazgeçmedik devrim düşümüzden. Yok edileceğimizi bilsek bile vazgeçmek yok sosyalizm kavgasında . Ha bir de unutmadan, siz gittikten sonra yerinizi alan çok genç oldu,kavganız ve silahlarınız yerde kalmadı. Her giden yoldaşın yerini yeni birileri aldı. Ve hala bu kavga büyüyerek gelişecektir mücadele.
Üç yoldaş, Üç komünizm eri Zülfikar, Yücel ve Ekrem yoldaşlar devrimci görevlerin zorluğu altına ellerini sokmaktan geri kalmadılar. Yücel ve Ekrem 12 eylül faşist darbesinin zor koşullarında tüm yeteneklerini ve enerjilerini mücadelenin emrine vermekten kaçınmadılar. Faşist darbenin baskı ve saldırılarına karşı devrimi yeniden örgütlemeye çalışırken, Yücel ve Ekrem, " biz yaşamı uğrunda ölecek kadar seviyoruz " diyerek ileri atıldılar. Ve farklıydı yoldaşlar duruşlarıyla, fedakarlıklarıyla ve erdemleriyle. Bizler bugünde bu yoldaşların yaptıkları devrimci militan duruşun farkını daha iyi görüyor, anlam veriyor ve saygı duyuyoruz. Şimdi anlıyoruz ki onlar için yaşam özgürce olandı, ondan önceki yaşamını yaşanmamış sayıyorlardı çünkü. Birisi işkencede diğeri silahlı çatışmada şehit düşen Yücel ve Ekrem yoldaşlar devrimci kahramanlığını en güzeli örneğini gösterdiniz ve halklarımızın özgürlüğü için mücadele etmeyi seçtiniz. Gidişiniz yeni bir yaşamın, bizim bundan sonrada yürüdüğümüz devrim ve sosyalizm savaşımının ışıklı yolu oldunuz.
Dahası, 'Kartallar yüksekte, çınarlar ayakta ölür' özdeyişi sizleri tarif ediyor du yoldaşlar. Bilincin aydınlığıyla anlam, iradenin keskinliğiyle eylem olup tarih yaratan komünizm şehitlerinin izinde yürüyen İnşacılar olarak Zülfikar,  Yücel ve Ekrem yoldaşları şehit oluşlarının 28. Yılında saygıyla anıyor ve onların bıraktıkları devrim görevlerine sıkıca sarılacağımıza söz veriyoruz.
Kasım Şehitleri Ölümsüzdür


 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Onlardan Bize

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.06 Saniye