DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
YENİ SAYI. EYLÜL. 74. 2009
Kapak, Baş Sayfa
ZAMLARIN GERİ ALDIRTILMASI İÇİN MÜCADELE EDELİM
  Krizin ağır faturasıyla boğuşan işçi ve emekçilere yönelik AKP hükümetince ikinci bir saldırı dalgası, zamları başlattı. Ücretlerin düşmesi, işsizliğin çığ gibi büyümesi, bütün temel tüketim maddelerinin zamlanması ile işçiler ve emekçiler nefes alamaz hale getirildi. İşçi ve emekçilere "size yaşama hakkı yok", denecek yoğunlukta zamlar bir birini kovalıyor. Yeni zamlar halk tarafından krizin emekçilerin sırtına bindirme amaçlı “zam paketi" olarak nitelendirildi. Yalnızca yürürlüğe giren zamların oranına bakıldığı zaman bile açıktır ki, emekçi milyonların yaşama koşulları her zamankinden daha fazla ağırlaşmış durumda...
"Fedakarlık" ve "yükü bölüşme" demagojilerine halk inanmıyor. Şekere, Zeytine, Çaya, Ekmeğe, soğana ve diğer bütün temel ihtiyaç maddelerine, petrol ürünlerine, doğal gaza, suya, elektiriğe yüzde 30-60 civarındaki yapılan zamların acısını, yalnızca ve yalnızca emekçiler, en etkili biçimde de işçi ve emekçiler çekiyor. Kırını be kentin yoksulları dediğimiz kesim toplumun ezici çoğunluğu, üreten, yaratan ve son krizle birlikte sayıları milyonları aşmış işsizler. Bu bakımdan, zam sağanağının  milyonlarca emekçiyi derinden  vurması kaçınılmaz ve yeni olmayan bir durumdur.
Zamların yoksul işçi ve emekçilerin  başında patlaması, zamların geri püskürtülmesi icin kavganın da fabrikalrda ve emekçi semtlerde tutuşturulmasını temelidir. Nitekim kentlerde emekçi semtlerinde lokalde olsa "Zamlara Hayır" gösterilerinin yapılması,bu gerçekliğin pratik sonuçlarıdır.
Zamlara karşı mücadele, bugün somut olarak örgütlenmesi ve yaygınlaştırılması gereken temel işlerden biridir. Bu mücadeleyi örgütlemek için bazı semtlerde yerel inisiyatifler, komiteler kurulmuş bulunuyor. Yapılacak şey, bunların her alanda oluşturulması ve yaygınlaştırılmasıdır. Bugünkü koşullarda yaygınlaştırılamayan, kendi sınırlarının dışına çıkamayan ve genellemeyen bir hareketin acısı her zamankinden ağır olur.
 Çünkü saldırı dalgasının kapsamı büyük. Ancak yaygın bir örgütlenme ve birleşik eylem gücüyle bu dalga püskürtülebilir. Zamlardan sonra yapılan sokak eylemleri,parça gelişen bir nitelik taşıyor. Bunlar, gerek lokal bir özellik taşıması; gerekse de taleplerin somut olarak formüle edilip, yığınların bilincine o haliyle kazınamaması, eylemlerin geliştirilmesi gereken yanları olduğunu gösteriyor.
Her şeyden önce hedef net olmalıdır. "Zamlara Hayır", " Zam zulüm işkence" gibi sloganlar, eylemlerin hedefini göstermede zayıf ve eksik kalıyor. Kurulacak inisiyatiflerin, yapılacak eylemlerin hedefleyeceği nokta; zamları geri aldırtmak somut talebi ve slogan da " zamlar geri alınsın " olmalıdır. Bu hedef imkansız, gerçek dışı bir şey değildir. Bu temelde yürütülecek süreç ve yaygın eylemlerle hükümete geri adım attırmak, zamları geri aldırtmak, olanaklıdır. Birleşik, örgütlü, sürekli ve sabırlı bir mücadeleyle elde edilen birçok kazanım ve başarı vardır.
Zam dalgası en başta kent ve kırın emekçilerini vurmaktadır. Egemen sınıfların ve onların emir eri AKP hükümeti zamlarda bu kadar pervasızca hareket etmesinde, saldırılara karşı emekçilerden güçlü bir karşı koyuş tepkisi görmemiş olduğunu unutmamalıyız. Buradan olarak başta büyük kentlerin fabrikalar ve emekçi semtlerinde kent yoksullarının “işsizliğe ve yoksulluğa karşı direniş komiteleri”nde birleşmesi ve “ Zamların Geri Alınsın” sloganının alanlarda haykırılması, işbirlikçi tekelci sermaye devleti ve AKP hükümetine verilecek en iyi yanıt olacaktır. Çünkü, özgürlük mücadeleyle sokaklarda kazanılacaktır
  Yalnızca zamların geri alınması için bir çok ülke de Fas da, Cezayir de, Tunus da, Nijerya da emekçiler günlerce sokaklarda gösteriler yaparak zamları geri aldırtmıştı. Örnekler uzatılabilir. Ancak yalnızca bunlar ve bizim tarihimizdeki bir çok olay, zamların geri aldırtılabileceğini göstermek için yeterlidir. Zamların geri alınması için yürütülen mücadele, kuşkusuz yığın hareketinin diğer parçalarıyla (Örneğin işyeri işgalleri, memur eylemleri vb.) birleşmek zorundadır. Bu birleşikliğe ve genel direniş hedefine sahip olamayan bir hareket tarzının genelleşmesi ve hedefine ulaşması söz konusu olamaz.



TC devleti ve AKP hükümeti, ulufe dağıtarak ve sendika ağalarından, kitle iletişim olanaklarına kadar uzanan "yumuşatma" araçlarıyla tepkileri bastırmaya çalışıyor. Kürdistan'da ise doğrudan kitle hareketine yönelik bir kıyım politikası güdülüyor. Bu durumda hareket planını; Kürt halkını ve diğer ezilen/sömürülen bütün kesimlerin ortak taleplerini kapsaması gerektiği, bu bilinçle davranmanın mutlak zorunlu olduğu son derece açıktır. Bu durum aynı zamanda, sendika ağaları ve bürokrasisine karşı mücadelenin, ancak komünistlerin önderliğin de örgütlenen yığınların kendi öz güçleriyle başarıya ulaşacağını gösteriyor.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Kapak, Baş Sayfa

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.07 Saniye