DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
MARKSİZM VE DİYALEKTİK MATERYALİZM NEDİR ?-
Temel Kavramlar
Marksizm , bir bilimdir. Bir çok insana göre ideoloji olan Marksizmin neden bilim diye adlandırıldığı bir muammadır ve yanlıştır.Onlar Marksizmi yeterince bilmemenin vermiş olduğu rahatlıkla bu değerlendirmeyi yapabilirler.Ama bazı aklı evveller de bu değerlendirmeyi kabul etmiş görünüyorlar. Onların da kuşkusuz ki,kendilerine göre haklı nedenleri vardır!!! Zira, Marksizm artık “çağın gereklerine yanıt verememektedir”,” O 19 ve 20. yüzyıllarda yığınları peşinden sürükleyen dönemsel bir çıkıştı”,”çeşitli ülkelerde denendi ve uygulamalar gösterdi ki,Marksizm ya da onun ideolojik-politik-pratik yönü uygulanır değildir”....Bunları uzatmak olanaklıdır ama bunlarla şimdilik yetinelim.

Bu değerlendirmelerden de anlaşılacağı üzere Marksizm gerçekten bilinmediği ve kavranmadığı açığa çıkacaktır. Bu değerlendirmeler Marksizm çerçevesi içinde eleştirel olarak kabul edilemez. Zira Marksizmin eksikleri ve zaafları üzerine bir tartışma değil amaç. Amaç tam da Marksizmin geçici ve göreli olarak zayıflamasından yararlanarak ,geniş emekçi milyonlar nezdinde etkinliğini tamamen ortadan kaldırmaktır.

Bu noktada, Marksizmin ya da Marksist klasiklerin söylediklerini olduğu gibi yinelemek de aynı düzeyde tam cepheden saldırı kadar tehlikelidir günümüzde. Zira yaşanmış deneylerden öte ,kapitalizmin kendini yenileme ve emperyalist kapitalizmin dünya egemenliğini sürdürmenin biçimsel değişiklikleri görememe vs vs gibi sonuçlar doğuracaktır.Dünyayı doğru kavrayamayanlar ,dünyayı değiştiremezler.Yaşam akıp gitmektedir bizlere ve her şeye rağmen.Bu durumda ister istemez yaşamın doğru kavranması ve güne göre teorik-politik-pratik tavırlar alınmasını gerektirmektedir.Bu anlamda Ortodoks Marksistler mevcut duruma ayak uyduramazlar ve de dünyayı değiştiremezler.
Marksizm,bir pozitif bilimdir.Tüm pozitif bilimlerin gerek yöntemsel ve gerekse de dünyaya bakış açısı ve felsefesine sahiptir o. Maddi vegerçektir.Yaşama aittir.

Bu açıdan gerek pozitif bilimlerin ve gerekse de Marksizmin temel yöntemi olan Diyalektik ve tarihsel Materyalizmi açıp yukardaki tezimizi savunmaya çalışalım. Önce diyalektikten başlayalım..

DİYALEKTİK
Yunanca bir kelime olan diyalogdan gelmektedir.(Bu arada şunu söylemekte yarar görüyorum ki,ben alıntılayarak yazmayı sevmiyorum.Bence doğru olan anladığını aktarmaktır.Aklında kaldığı kadarıyla aktarım yapıp ve insanın kendine ait kelime ve cümlelerle ifade etmesi çok daha değerlidir.Ama bu da demek değildir ki,tamamen alıntıya karşıyım.Alıntı yaparak özellikle polemik yazılarında tartışmak gerekebilir.)Tabi ki,kelime kökeni olarak.Anlamı ise karşılıklı iletişim ve konuşmak ve etkilemek-etkilenmektir.Diyalektik daha ilk çağlardan itibaren çağ filozofları tarafından bir düşünme ve yöntem olarak kullanılagelmiş olup, zirvesine pozitif bilimlerin gelişmesi,astronomi,fizik,kimya,biyoloji, vs vs. ulaşmış ve en iyi formülasyon kullanımını ünlü Alman filozofu Hegel yapmıştır.Ama Hegel de “başı üzerinde amuda kalkmış gibi duran diyalektik,Marks ve Engels tarafından ayakları üzerinde dik durur” hale getirilmiştir.Bu başı üzerinde durması değerlendirmesinin temeli ise,temelde bilimsel tek yöntem olan diyalektiğin idealizmin kucağına itilmesidir.Hegelde diyalektik kendi idealist duruş ve felsefesinin doğruluğu için kullanılmıştır.Bu anlamda Marks ve Engels,onu kendisine zincir olan idealizmden kurtarmışlar ve materyalist bir kimlikle hem pozitif bilimlerin ve de hem de insani bilimlerin(felsefe,psikoloji,sosyoloji,antropoloji vs vs.)emrine sunmuşlardır.Peki bu açıklamalardan sonra Diyalektiğin temel yasaları nedir ona girelim:

Birinci yasa,”hiç bir şeyin vardan yok,yoktan ise var olmayacağıdır.”Mutlaka çeşitli biçimlerde varlığın sürdürüldüğünü,biçim değişikliklerinin asla maddenin yok olmayacağını ve de olmayan bir maddenin de var olmayacağını ileri sürmesidir.Evrim teorisi ve tüm bilimsel gelişmeler zaten başlı başına bu yasanın kanıtıdır.Örneğin su kaynadığında,buharlaşır ama yok olmaz.buharın kaynağı da zaten sudur ve ısıdır.Isı ve su olmazsa buhar ve nem olmaz.Her şeyin temeli madddedir.Buradaki maddeye verilen değeri kaba materyalist bir anlayışla kavramamak gereklidir.Madde ile bilinç ilişkisinde elbette madde önde olmakla birlikte,bilincin de zamanla maddeyi etkilediğini ve ona biçim verdiğini belirtmeliyiz.Bu yasayı idealistler bile kabaca benimsemek zorundaırlar.Zira yaradılışın temeli olarak kutsal kitaplarda bile kabul edilen toprak ve sudan insan yaratıldı masalı bile bu yasayı doğrulamaktadır.Öte yandan dinsel inanışları olan bilim adamları bile,bu diyalektik yasaları uygulamadan çeşitli bilimsel gelişmelere katkı sunamazlar.Bu da bir diğer gerçektir.

İkinci yasa, her şeyin birbirine bağlı olarak ele alınmasıdır. Gelişmeler bir zincirin halkaları gibidir,bu gelişmeleri kavramak için parçalara bölmek ve anlamaya çalışmak olanaklı değildir. Kavramanın ve anlamanın yolu tüm bunları bir süreç olarak kavrayıp,bir bütün olarak bakmak ve karşılıklı etkileşim içinde birbirlerine bağlı olarak görebilmektir.Bütünden koparılan parçalar ile genellere ulaşmak doğru sonuçlar vermez. Tarihte ve toplumda da durum böyledir.Her şey bir süreçtir ve bu süreçler bölünüp parçalanarak değil, bütün içinde bakılmalıdır ve bu bütün içinde her şey karşılıklı etkileme yasasına göre birbirine bağlıdır.

Üçüncü yasa,her şeyin değişme halinde olduğudur. Hiç bir şey durağan ve olduğu yerde değildir, her şey hareket halindedir.Bu değişme evrenseldir ve gelişme ise devamlıdır. Böyle olmasaydı her şey yerli yerinde kalırdı ve insan ilkel insan olarak kalır ve bugünlere ulaşamazdı. Bir sürü örnek vermek olanaklı ama uzatmaya gerek duymuyoruz. Zira yaşamın her anında bunun kanıtları mevcut.

Bununla ilgili olarak, değişimlerin nicel birikimlerin orta ve uzun vadede nitel değişimlere uğradığıdır. Örneğin su 100 dereceye kadar ısıtılmaz ise kaynayıp buharlaşamaz. 100 dereceye kadar nicel olarak birikenler ,100 derecede nitel bir değişime uğrayarak su buharlaşır.Ya da su 0 derecede biçim değiştirir ve donar.Bunlar basit bilimsel örneklerdir.Bu toplumsal açıdan da böyledir. Tarihte devrimlerin kaynağı,nicel olarak mevcut toplumlardaki olumsuzlukların birikerek artık içinden çıkılmaz hale geldiğinde ve değişim kaçınılmaz hale geldiğinde toplumsal devrimler olagelmiştir.Devinim ve hareket , bu anlamda bu nicel birikimler ile etkileşim halinde nitel değişimlere yol açmaktadır.

Dördüncü yasa , zıtların birliği ve bir arada bulunduğu ve gelişmenin ,ilerlemenin temel dinamiklerinden olduğudur.Her şey kendi zıttıyla,karşıtıyla birlikte vardır ve tarihte olsun,toplumda olsun,günlük yaşamda olsun,her değişme;bu zıtların ya da çelişmelerin eseridir.Bu çelişmeler içseldir.İyi kötü ile ,çirkin güzel ile,doğru yanlış ile,bilimsel anti-bilimsel ile,vs vs birlikte ve beraber vardır.Her şey kendi karşıtıyla birlikte var olduğundan gelişmelerin dinamiğini oluşturduğu gibi yaşamı kavrama da olanaklı kılınır.

Tüm bu yasalar, hem pozitif bilimlerin ve hemde tüm insani bilimlerin, doğanın temel bilimsel yasalarıdır.Bu yasalara uygun olmayan bir tek bilimsel gelişme, bir toplumsal değişme olanaklı değildir.Tüm bu yasalar da kendi içinde ve birbirleriyle bir bütünlük içindedirler. Bu yasalar sız yaşamda herhangi bir şeyi kavramak ve anlamak imkansızdır.Örneğin geçenlerde Afrikada bulunan bir çocuk kafatasının sonuçlarını bu yasalarsız nasıl açıklamak olanaklı olabilir?(Olabilir belki ama bilimsel olmayacağı da aşikar olur)



Diyalektik bir bilimsel yöntem olarak yukardaki gibidir.Bunun toplumsal ve tarihsel gelişmelere uygulanmasına ise Tarihsel materyalizm denir kabaca.

TARİHSEL MATERYALİZM

Materyalizm kabaca, maddecilik demiştik yukarda bir yerde. Ama şu notu da eklemiştik ki,sadece başlangıç açısından durum böyledir.Başlangıç sonrası ise madde ile bilinç arasında karşılıklı etkileşim yasası hakim olur.Yine diyalektiğin topluma ve tarihe bakışa uygulanmasına ise tarihsel materyalizm dedik.

Yine tüm bilimlerin anası olan materyalizm ya da maddecilik tarih boyunca vardı. Ama Alman filozofu Feurbach materyalizmi formüle eden en iyi filozof idi Marksizm öncesi. Ama onun materyalizmi ise,metafizik ile sakatlanmıştı.(Metafizik düşünme biçimi ise,diyalektiğin tam karşıtıdır.) Yine Marks ve Engels ,bu sakatlanmış materyalizmi diyalektik düşünme ile bütünleştirip tüm toplumlar tarihine baktılar.

Diyalektik ve tarihsel materyalist yöntemdir ki, bundan önceki tüm toplumlar tarif edilebilmiş ve en nihayetinde kapitalizm çözümlenip, sosyalizm ve nihai insanlık düzeni olan komünizm bir gerçeklik haline getirilebilmiştir.

Tüm toplumlar tarihi sınıf mücadeleleri tarihidir. İlkel toplumdan başlayarak, doğaya hakim olmaya başlayan insanlık zamanla,köleci toplum(köleler ve köle sahipleri), feodal toplum(feodal beyler ve serfler ya da köylülük) ve kapitalizm(proletarya ve burjuvazi) ile sırasıyla tanışmıştır. Gelişmelerin temeli yine karşıt sınıfların mücadelesi olmuştur.Tüm diyalektik yasaların toplumlar tarihinin temel dinamiği olduğunu söylemeye gerek var mı?Nicel birikimler,ekonomik-sosyal vs vs sıkıntı ve gelişmeler sonuçta nitel değişimleri zorlamış olup toplumsal devrimler gerçekleşmiştir.bir önceki toplumsal kategori tarihin çöplüğüne gömülmüştür.

Kapitalist toplum çözümlemesinin temeli yine proletarya ve burjuvazi arasındaki sınıf mücadelesidir. Bu genel çelişme ,sınıfsız  toplumun ilk basamağı olan sosyalizme götürecek,tüm nicel birikimler nitel değişim devrimi doğuracak ve insanoğlu kendine yaraşır tek düzen olan komünizme ulaşacaktır.Komünizmde çelişmeler biçim değiştirecek,toplumun genelinin insan olarak olumluğuna olan ne var ise o içeriğe kavuşacaktır.

Marksizm yukarda da anlattığımız üzere bir bilimdir. Marksizmi bilimsel kılan onun genel olarak pozitif ve insani bilimlere olan yakınlığı ile değil, tüm bu bilimlerin temel yöntemi olan ve onun üzerinde yükselen değerlendirme ,bakış, çözümleme ve alternatifler üzerindeki çalışmalarının;diyalektik ve tarihsel materyalizm olmasındandır. Hiç bir bilim dalı bunlar sız gelişme ve ilerleme sağlayamaz. Bu temel pozitif bilimler içinde insani bilimler içinde geçerlidir. Felsefenin, tüm bilimlerin ve düşüncenin yöntemi diyalektik yöntem olmak zorundadır. Çünkü konularının,uğraştıklarının yapısı diyalektiktir. Çünkü her şey gelişme ve devinme-hareket halindedir. Çelişme-zıtlık ise , bu sürecin temel dinamiğidir. Doğal olarak ta, bir sürecin diğerleriyle ya da kendi içinde ve hemde dışındaki süreçlerle birebir bağı vardır. Bu genel kapsam içinde bir süreci belirli bir yerde tek bir biçimde çıkarıp sadece ona bakmak olanaksızdır.

Tüm pozitif bilimlere ya da insani bilimlere bakalım. Her birindeki bir gelişme diğer tüm bilim ve gelişmelerin de önünü açmaktadır.fizik bilimindeki bir gelişme,tıptaki bir gelişmeyi tetikliyor,psikolojide ki bir gelişme sosyolojik değerlendirmeleri değişime uğratıyor,vs vs sv.,

Marksizmin yöntemi tek bilimsel yöntem olan diyalektik ve tarihsel materyalizmdir.Marksizmi bilim ve bilimsel kılan da budur.Yine diyalektik olarak gelişme ve ilerlemenin motoru olması gereken toplumsal anlamda Marksizm,geçici yenilgilerle ve psikolojik-ideolojik alanda gerilemenin içinde olmasıyla,anti Marksistlerin bu alanda da saldırısına uğramıştır.Anti marksistler,Marksizmin bitip tükendiğini,çağı açıklamadığını,sosyalizmin ve komünizmin de bir hayal ve insanlık düşü olduğunu iddia ediyorlar.Ama unutuyorlar ki,yenilen ve gerileyen uygulamalardır ve hem de yalan yanlış ve ilgisi olmayan uygulamalar. Marksizm adına hareket ettiklerini söyleyenler de aslında Marksizmi durağan ve hareketsiz gördüklerinden aynı biçimde ,anti Marksistlerin değirmenine su taşıyorlar.
Marksizm bir bilim olarak kendini yenilemektedir.Çağı kavramaktadır.Tüm temel değerlendirmeleri ve stratejik tüm tespitlerin üstüne taktik-günsel değişiklikleri kavramak ve onun üzerine Marksizm çerçevesinde bina inşa etmek gibi zorlu bir görev önümüzde durmaktadır.Hem dünyayı algılamak ve esasında da değiştirmek gibi bir görevle elini taşın altına sokmak gereklidir.Emperyalizmin değişen sömürü biçimleri,kapitalist egemenliğin sürdürülmesinde yabancılaşmanın rolü,ulusal ve kültürel değerlerin devrim önündeki engel Ya da yararları,devlet ve rolü-emperyalist kapitalizmde-,sosyalizmin kuruluş sorunları,geçmiş kuruluş ve inşa çalışmalarının değerlendirilmesi-geriye dönüş sorunları,sosyalist demokrasi-proletarya diktatörlüğünün algılanış biçimi,demokrasi ve özgürlükler sorununun kavranışı,örgüt-parti-kadro ve örgütlenme ile ilgili sorunlar, ülke gerçeklerinin kavranışı,teknolojik gelişmeyle proletaryanın konumu,sendikalar ve parti ilişkisi vs vs svs.....
Sorunlar uzatılabilir. Ama Marksizm çerçevesinde ve yöntemiyle çözüm bekleyen bir çok sorun vardır.Düzenin temel çelişkisi orta yerde gerçek çözüm üreteceklerin iradi müdahalelerini beklemektedir.Bunları sorun olarak kabul etmeyip kurulu düzenlerini ve günlük çalışmalarını yeterli görenlerin zaten bu sürece katabilecekleri Hiçbir şey yoktur ve olamaz da. Esas çağrımız mevcut durumu gerçekten değiştirmek isteyenlere.

Marksizm bir bilimdir, eylem kılavuzudur, felsefedir,yaşam tarzıdır, ideolojidir...

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Temel Kavramlar

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye