DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
Kolektif Çalışmada Devrimci Uyum
İnşamız

Komünist parti, canlı ve büyük bir fabrikalar kompleksine benzer. Onun her düzeydeki bütün örgütleri, en modern teknikle çalışan bu fabrikalar kompleksinin verdiği ürün ve gösterdiği uyuma benzer bir durum göstermek zorundadır. Bugün komünist hareketin gerçekliğini göz önünde bulundurarak soruna yaklaştığımızda, işin birinci yanı dışta bırakarak ikinci yanı üzerinde duracağız. Komünist partinin, en modern-çağdaş teknikle çalışan bir fabrikanın yaptığı hızlı ve büyük üretim kadar, üretim yapması ve verim verebilmesi çok önemli bir ölçüde onun ka¬dar uyumlu bir çalışma içinde olmasını da gerektiriyor.
Komünist hareket canlı bir organizma olduğuna göre, içindeki devrimci uyum, en son sınırına kadar zorlanmaz ve elde edilmezse bir fabrika gibi üretim yapması düşünülemez. Dünyada, gerek devrimini yapmış, gerekse de devrimlerini örgütleme çalışması içinde olan komünist parti ve örgütlerin mücadele tarihlerine baktığımızda, hem olumlu ve hem de olumsuz bir dizi deneyle karşılaşıyoruz. Olumlu deneylerin, devrimci çalışmanın ilerletilmesinde; olumsuz deneylerin ise devrimci çalışmaya verdiği zararların boyutlarını keza görebiliyoruz. Bizim üzerinde ısrar ettiğimiz uyum, kuşku yok ki devrimci uyumdur. Genel ve soyut bir uyumdan söz etmiyoruz. Sorunu böyle ele almadığımızda, kötü uyumlarına, bir diğer ifadeyle liberal oportünist uyumla aramızda belirgin bir ayrımı ortadan kaldırmış oluruz. Ki o durumda yazdıklarımızın yerini bulma şansını yakalayamayız. Zira, Türkiye devrimci ve komünist hareketinin yakın tarihine baktığımızda, uzun yıllar süren bir çok li¬beral ve devrimci olmayan "uyum"ları görmemiz zor olmayacaktır. Dolayısıyla böylesi bir "uyum"un komünist harekette olmamasında bir sakınca yoktur.
Komünist partilerin mücadele tarihlerine baktığımızda; bazı özgün farklılıklar gösterse de daha çok komünist partisindeki küçük burjuva alışkanlıklar ve zaaflar; görevlerin büyüklüğü ve bu görevlerin üstesinden gelme noktasında karşılaşılan zorluklarla birleştiği bütün durumlarda, komü¬nist parti devrimci uyumda hep zorlanmış ve büyük sıkıntılar  çekmiştir. Küçük burjuva uyumsuzluklarla kirlenen komünist ortam, devrimci gelişmenin hızını yavaşlatmış ve buna bağlı olarak da devrimci güç biriktirmeye hatırı sayılır derecede zarar vermiştir.
1905 devriminin yenilgisinden sonra, Batı Avrupa'nın değişik ülkelerine kaçmak zorunda kalan Rusya Sosyal Demokrat işçi Partisi'nin üye ve önderleri arasındaki ilişkileri, büyük otorite olarak Lenin'in başında bulunduğu Ko¬münist Parti'nin mücadele tarihi hakkında bilgi sahibi bütün devrimcilerin bileceğini sanıyoruz. Lenin, başlı başına bu ilişkileri kendine "iş" edinerek üzerinde duruyor. Kendi koşulları içinde bunları tahlil etmeye çalışarak mücadele ediyor. Öğrenelim diye bize şu ipucu ?  "Avrupa'da yaşamak zorunda bırakılan Rusyalı komünistler arasındaki ilişkilerin çirkin görüntülerini, devrimin yenilgisi ve komünistlerin yaşam ve düşünceleri üzerindeki mülteciliğin ağır atmosferi içinde ele alarak tahlil edemezsek, onları anlamakta olağanüstü derecede zorlanırız" diyor. 12 Eylül askeri faşist darbesinin ardından, devrimci ve komünist hareketin aldığı yenilgiden sonra, devrimci ve komünist hareketin gerek düşmanın eline geçmeyen kadro ve örgütleri olsun, gerek cezaevine düşenleri bakıldığından olsun ortaya çıkan ve oluşan ilişkilerin görünümü, bir çok bakımdan 1905 devriminin yenilgisinden sonra Le¬nin'in partisindeki ilişkilere benzemesi rastlantı değildir.
Doğrudan davayı terk ederek düzene dönenlerin dışında kalanlar, devrimciliğini koruyor. Devrime karşı duydukları sorumluluklarla, devrimci görevlerin büyüklüğü ve buna yetişmekte açığa çıkan büyük yetersizlikler arasındaki bireylerin iç çatışması dosdoğru devrimci ve komünist ortamı da kirletiyor
Bireylerde var olan ve bir anlamda burjuva yaşam tarzının devamı veya düzenden koparılmamış bağlarda diyebileceğimiz küçük burjuva bencil alışkanlıklarla tamamlanan bu nesnel durum, komünist kadro ve örgütler arasındaki devrimci uyum ortamını önemli ölçüde bozmuştur. Sonra ki yıllarda, bu alandaki mücadelede önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen, komünist hareketin gelişim düzeyi ve hala var olan görevlerin büyüklüğü arasındaki sıkıntılara bağlı olarak, çalışmanın ve gelişmenin hızını yavaşlatan önemli faktörlerden biri olarak varlığını sürdüren devrimci uyumdaki sıkıntılar ve sorunlar var. Komünist ortamın kirlerden temizlenmeye ihtiyacı var.
Kolektif çalışmadaki devrimci uyumun sorunlarını iki kategoride incelemek doğru olacaktır. Önce komünist hareke¬tin yönetim merkezindeki devrimci uyum sorunlarıyla, genel olarak komünist hareketin daha geniş alanlarındaki kolektif çalışmalardaki devrimci uyum sorunlarını birbirinden ayırmak gerekiyor. Bunların birbirlerinden farklılıkları bunu zorunlu kılıyor.


Komünist hareketin yönetim merkezlerinde uyumsuzluk olmak zorundadır. Ama nasıl ve neler üzerinde, sorusuna doğru yanıt verildiği durumda anlamlı ve doğru olur. Devrimi örgütleme çalışmasına bağlanmış, onu geliştirmeye hizmet eden, yöntemi de bu sorumlulukla seçilmiş ve içi, iç devrimci mücadeleyle doldurulmuş bir uyumsuzluk bütün devrim tarihi boyunca olacaktır. Bu uyumsuzluk, en sonunda devrimci uyumu elde etmeye hizmet edecektir, Saptanan taktik planların uygulanmasında, örgütlerin ve bireylerin yapmadıkları ve yerine getirmedikleri devrimci görevler üzerindeki uyum¬suzluk devrimcidir. Bu olmayınca, yer yer rastlanan liberal oportünist "uyum" bu boşluğu doldurur. Böyle bir "uyum" ko¬münist harekete gerekli değil. Uyumun devrimci olmayan böylesine karşı da mücadele edilmesi gerekiyor. Ancak bizim konumuz açısından üzerinde durmaya çalıştığımız ve  uyumun devrimci olmayanı kadar bir mücadeleyi gerektiren; komünist ortamı kirleten küçük burjuva uyumsuzluğudur.
Adı geçen olanlar bakımından bunun iki nedeni var. Birincisi yukarıda vurgulamaya çalıştığımız nesnel durum. Yani komü¬nist hareketin karşı karşıya bulunduğu görevlerin büyüklüğünün yaratmış olduğu baskılanmadır. Mücadeleyi örgütleme de çıkan problemlerin çözümünde kullanılan yöntem ve düşüncelere, küçük burjuva bencil düşünce ve yöntemlerin karışması tartışmaların daha çok "  niyetler " üzerine çekilerek sürdürülmesi, kolektif çalışmanın devrimci uyum ortamını önemli oranda kirletiyor. Durum böyle olunca, komünist ha¬reketin verim ve gelişme hızı kaçınılmaz olarak düşüyor. Komünistlerin, karşılıklı tam ve kesiksiz bir güven içinde, coşkuyla önündeki devrimci görevler üzerinde yoğunlaşmasını bir ölçüde zayıflatıyor. Burada doğal olarak komünist hareket ve bireyleri, bütün her düzeydeki ilişkilerinde, kendi bu gerçekliğinin bilincinde olarak komünist hareketin devrimci uyum ortamının geliştirilmesi için iradi bir caba göstermelidir. Deyim uygunsa, bireyin kendisinden vermesi ge¬rekiyor. Başkalarını devrimci zemine çekmek için, kendisin¬den " fedakarlık " yapması gerekiyor. En sonunda bunun bir " fedakarlık " değil, devrimci görev ve komünist bir sorumluluk olduğu çok rahat bir şekilde kendiliğinden açığa çıkacaktır. Bu tür şeyleri herkes çok rahat bir şekilde ortaya söyler. Ama önemli olan her komünistin bunları  üstüne almasıdır.
İkinci bir kategori olarak; komünist hareketin bir dizi başka alt çalışmaları ve örgütlülüğü içindeki kolektif çalışmanın devrimci uyumunu bozan tavır ve yaklaşımların ele alınmasında yarar var. Devrimci çalışmanın kolektif yapısı içinde, belli düzeylerde birlikte çalışmaya başlayan yeni devrimcilerdeki küçük burjuva zaaflar; aralarında küçük burjuva rekabetçi ilişkilerin gelişmesine, çekememezliğe, çevresindeki insanlara çalışma arkadaşından daha bilgili, daha gelişkin ve sonunda daha iyi devrimci olduğunu yansıtmaya çalışan gösterişçi tavır ve yaklaşımlar; bu alanlardaki kolektif çalışmanın devrimci uyumunu bozan en basta gelen olumsuzluklardır. Bu düzeydeki çalışma alanlarında, devrimci ve komünistlerin örgütsel deney ve bilgi sınırlılığını da  göz önüne aldığımızda; karşılıklı bir iki kırıcı davranış, devrimci uyumu bozmaya yetebiliyor. Bu tür zaafların doğrudan sonucu, söz konusu kolektif çalışmayı bozmak ve geriletmekle kalmıyor, birçok genç ve yeni devrimcinin devrimci çalışmanın dışına çıkmasına kadar varabiliyor. Her devrimci, kendi çevresinde bununla ilgili bir dizi örnek bulabilir. Her bir devrimcinin, mutlaka kendi çalışma arkadaşıyla ilişkilerinde bu tür örnekler ve deneyler üzerinde ısrarla düşünmesi ve kendisi için devrimci sonuçlar çıkarması görevi vardır. Çok az bir istisna ile söyleyebiliriz ki. bu tür zaaflar devrimcilerin ezici çoğunluğunda vardır. Hiç kimse kendisini bunların dışında görme şansına sahip değildir. Böyle düşünmesi kendi gelişim hakkını inkar etmesi olur.
Bu kategorideki devrimcilerin önünde uzun bir devrimci yol ve yaşam var. Dolayısıyla; birlikte bir çalışma, kolektifi oluşturduğu çalışma arkadaşlarıyla aldıkları devrimci görev¬lerin disiplini ve ihtiyacın üzerinde bütün dikkatlerini yoğunlaştırarak devrimci bir yardımlaşma, birbirlerinden mütevazi ve devrimci tarzda öğrenme bakış açısı ışığında bir devrimci uyum ortamı yaratmayı başlı başına bir devrimci görev olarak her an önüne koyması gerekiyor. Küçük burjuva bireyci çekişmeci tavır ve davranışların düşmanı olmak, her devrim¬cinin görevlerinin bütünü içinde önemli bir yer tutmalıdır. Kendi çalışma arkadaşıyla ilişkilerini bir siper arkadaşlığı, bir dava arkadaşlığı düzeyinde kurmak zorundadır. Bu düzeyde kurulan bir devrimci ilişkiler ortamı, hiç bir kişisel kaygı veya daha açık bir ifadeyle kişisel düşmanlığı barındırmayacaktır. Bu ilişkilerin yakalanması, bütün dikkat ve enerjilerin devrim¬ci çalışmanın ihtiyaçları üzerinde yoğunlaştırılmasıyla ve devrimci eğitimle olanaklıdır. Kavgalarımız da devrimci görevler üzerine olmalıdır. Uyumsuzluklar da keza öyle olmalıdır. 0 zaman, kolektif çalışmanın devrimci uyum ortamını kirletmesinden kurtarırız.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

İnşamız

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.09 Saniye