DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
İSLAMDA AİLE
Özgür Kadın
"Aile",   Arapça'da "yoksulluk,   ağırlık" demek olan "ayl"den gelir.  Üzerinde geçindirmesi gereken karı,   çoluk-çocuk ağırlığı olan kimse de,   yine Arapça'da bu kökten türeme bir sözcükle nitelenir.  Kur'an'da da Muhammed'in başlagiçta "yoksul" anlamında "ail" olduğu anlaşılır.  Duha Suresinin 8.  ayetinde,   Kur'an'ın "Tanrı"sı Muhammed'e şöyle sesleniyor:
-"Ve (Efendi Tanrı'n) seni yoksul (ail) buldu da zengin etti. "
Muhammed'in zenginliği ilk karısı "Hatice"nin malı, Ebubekir'in sağladığı mal, Medinelilerin sağladıkları mallar ve düşünülemeyecek kadar çok olan ''ganimetler" (örneğin Hayber hurmalıkları,   Fedek hurmalıkları,   Medine yakınındaki hurmalıklar.  Bkz.  Tecrid,   1288 nölu hadisin "İzah"ı. ) ile olmuştu.  (Bkz.  F. Razi,   31/218) Bununla birlikte Muhammed'in son derece yoksul olduğu,   evinde iki üç ay "ateş yanmadığı",   bu evde "su ve hurmadan başka bir yiyecek içecek bulunmadığı" yolunda (bkz.  Tecrid,   1124 no. lu hadis) yalan ve daha "ağlatıcı" yalanlar uydurulmuş,  Müslümanlar arasına yayılmıştır . Bu uydurmalar,   hem yukarıdaki ayetlerde anlatılanlara,  hem de gerçeğe aykırıdır.  Muhammed'e düşen "ganimet"ler,   yani savaş sırasında elde edilenler; "çapul malları'' gözden kaçırılmak istenmiş ve başarılmıştır da.  Savaşlarda,   ''ganimet''ten Muhammed'e "humus'' adı verilen "beşte bir pay" düşerdi.  Kimileri içinse,   ''ayet- nip" ganimetin tümü,   Muhammed'e bırakılmıştır.  Örneğin Fedek halkından (Nadiroğulları'ndan) elde  edilen ganimet böyle olmuştur.  (Bkz.  F.  Razi,   29/ 284,   Kurtubi,   18/9 ve Haşr/ayet: 6 ile ilgili ôteki tefsirler. ) Bunu,   Kur'an'da da buluyoruz.  Haşr Suresinin 6.  ayetinde,   "Efendi Tanrı (Rabb)",   ganimet konusunda Muhammed'i koruyarak (Diyanet'in çevirisiyle) şöyle diyor:
-"Ey inananlar! Onların mallarından,   Allah'ın Peygambere verdiği şeyler (ganimetler) için siz ne at ve ne de deve sürdünüz.  Fakat Allah,   peygamberlerine,   dilediği kimselere karşı üstünlük verir . Allah her şeye kadirdir. "
Bu ayetle,   sözkonusu ganimetten pay almak isteyen Müslümanların sesi kesilmiştir . Yani sözkonusu ganimetler,   ''at,   deve koşturmadan'',   bir başka deyişle savaşmadan elde edildiği için tümü Muhammed'e kalmıştır.  "Muhammed ailesi"nin,   ileri sürülenin tersine,   "ganimet"lerle ve daha birçok yolarla zenginleşmiş olduğu bir gerçek.  Muhammed o denli zenginleşmişti ki,   60'ı aşkın kölesi,   20 cariyesi vardı.  (Bkz.  Diyanet yayınlarından Tecrid,   1167 no. lu hadisin "İzah"ı. ) Muhammed'in karılarından Aişe,   bir "andını bozduğu" için kendisine ait olanlardan "40 köle" birden "azad" edebilmiştir.  (Bkz.  Tecrid,   699 nolu hadisin ''İzah"i. ) ''Yoksulluk" içinde öldüğü ileri  sürülen muhammedin “son haccında”,  kendi develerinden ''100 DEVE'' kesmiş ve kestirmiştir.  (Bki.  Buhari,   e's-Sahih,   Kitabu'I-Hacc 122; Tecrid,   829 no. lu hadis ve ''lzah''ı,   1654 no. lu hadisin ''lzah''ı; Müslim,   e's-Sahih,   Kitabu'l-Hacc 147 ,   hadis no: 1218; Ahmed lbn Hanbel,   Müsned,   1/214. ) ''100 deve''yi yalnızca ''bir hac''da feda edebilen ''yoksul''(!) olur mu?
”Aile'',   bilindiği gibi,   ''karı,   koca ve çocuklar''dan meydana gelen topluluğa denir.  ,  ”Aynı soydan gelenler''e dendiği de olur.  Dar ve geniş kapsamlısı vardır .  
AYRICALIKLI AİLELER
Muhammed,   ''Kureyş''ten kimi ''aile''lere çok önemli ayrıcalıklar tanımıştır . Bunlara ''el müellefetü'l-kulub'',   yani ''gönülleri kazanılarak birleştirilenler'' denir.  Bunlara,   Taberi'nin deyimiyle ''rüşvet'' niteliğinde (bki.  Tevbel60'la ilgili yorumu) ''ganimet''ten çok fazla pay verilmiştir,   zengin olmalarına bakılmaksızın ''zekat verilebileceği'' bildirilmiştir.  Zekattaki ayrıcalıkları Kur'an'a da (bkz.  Tevbe,   ayet:60) geçirilmiştir.  (Geniş bilgi için bkz.  Turan Dursun,   Din Bu,   ''Rüşvetle Müslüman olanlar'' başlıklı yazı. )
Kur'an'da,   ''aile seçkinliği''nden açıkça sôz edilir.  Kur'an'ın ''Tanrı''sı,   eski toplumlarda da kimi ''aile''leri ''seçkin kıldığını'' açık1ar.  Kimi ''kişileri seçkin yaptığını “da. . .  
Kur'an'da ''İmran Ailesi'' anlamına gelen bir sure vardır: '' Alu lmran''.  Bu surenin 33.  ayetinde şöyle denir:
-''Kuşku yok ki Tanrı,   Adem'i,   Nuh'u,   İbrahim Ailesini,   İmran Ailesini dünyalara üstün seçkin yapmıştır. ''
İBRAHİM VE MUHAMMED AİLESİNİN SEÇKİNLİĞİ:
Tarihte ''İbrahim Peygamber'' diye birinin yaşayıp yaşamadığı belli değildir.  Yalnızca Tevrat'a,   oradan da Kur'an'a geçmiş olan eski ''söylence''lerde yer alır.  Yani bir ''maval insanı''dır.  (Bkz.  Turan Dursun,   Teori Dergisi,   7 . sayı,   İbrahim Peygamber Mavalı'',   s.  50-62. ) Böyle olmakla birlikte Yahudilik'te ve İslam'da önemlidir.  
Nisa Süresinin 54.  ayetinin Diyanet çevirisindeki anlamı şöyledir:
-''Y oksa Allah'ın bol nimetinden verdiği kimseleri mi çekemiyorlar? Oysa İbrahim ailesine Kitab ve hikmet verdik,   onlara büyük hükümranlık bahşettik.  ''
Kur'an yorumlarında,   '' Yahudilerin Muhammed'i çekememeleri ''üzerine böyle dendiği anlatılır. (Örneğin bkz. Muhammed Ali Sabuni,  Safvetü’t Tefasir,   1/282. ) İbrahim Ailesi'ne nasıl bir üstünlük verilmişse,   Muhammed'e ve ailesine de öyle bir üstünlük verildiğini,   onun için bunun ''kıskanılmaması'' gerektiği açıklanmış oluyor.  
Namazlarda ve başka zamanlarda okunan ''salavat''larda şu anlamdaki Arapça sözler okunur:
-''Ey Tanrı! İbrahim'e ve ailesine rahmet ettiğin gibi,   Muhammed'e ve ailesine de rahmet et! Ve lbrahim'i,   ailesini mubarek kıldığın gibi,   Muhammed'i ve ailesini de mübarek kıl. . . ''




''Salavat'',   ''salat'' sözcüğünün çoğuludur.  ''salat'' da eğer ''Tanrı'dan'' olursa ''rahmet (acıma)''anlamını içerir .  
''Muhammed ve ailesine salavat'' demek,   ''Muhammed ve ailesine Tanrı'dan rahmet'' demektir.  İnsanların ''salat etmeleri''de,   ''dua etmeleri''dir.  Diyanet'in resmi çevirisinde ''övme'' anlamı verilmiştir ''salat''a.  Ahzab Süresinin 56.  ayetine şu anlam veriliyor:
-''Şüphesiz Allah ve melekleri,   Peygamber Muhammed'i överler.  Ey inananlar! Siz de onu övün ve ona esenlik dileyin. ''
Gerçekte ''övme'',   biraz zorlamalı bir anlam.  ''Dua etmek'' anlamı daha uygun.  
Bu ayette de görüldüğü gibi,   Kur'an'ın ''Tanrı''sı,   ''" inanırlarına seslenerek,   onlardan,   ''Peygamber''ine,   Muhammed'e ''dua etmelerini'' istiyor!
Burada şöyle bir soru sorulabilir:Tanrı niye bunu istiyor? Muhammed'e rahmet
mi edecek,   iyilik mi yapacak; dilediğini yapar,   eder.  Bunun için neden dua ettiriyor? Kuşkusuz,   ''iman gözlüğü''yle görülemeyecek bir çelişki var burada.  Ama Muhammed'in de bir amacı bulunduğu,   gözden kaçırılmamalı.  Asıl önemli olan bu amaçtır: Muhammed,   üzerinde daha yoğun bir ilgi toplansın istemiştir.  ''Salat''ta hedeflenen bu.  Hadislerde,   ''salavat'' içine ''Muhammed'in ailesi'' de sokulunca her zaman ''Muhammed''le birlikte ''aile''si de anılır olmuştur.  ''Ailesi'' derken,   Muhammed'in ''ana baba"sının da bunun içine ,  girmesi gerekirdi.  Ama,   İslam'da ''mü'min'' olmayanlar,   yani inanmayanlar,   ''aile''den sayılmazlar.  (Bki.  Tevbe,   ayet: 23-24. } İnanmamış olarak öldükleri için Muhammed'in ''ana ve baba''sı,   ''aile''sinden sayılmıyorlar.  Kur'an'ın ''Tanrı''9l bu konuda çok titizdir.  Nuh'un,   inanmamış olan oğlunu,   ailesinden saydıramadığı bildirilir.  Hud Süresinin 45.  ve 46.  ayetlerinde şöyle dendiği görülür: (Çeviri,   ~ Diyanet'in. )
-''Nuh Rabbine seslendi: 'Rabbim! Oğlum,    benim ailemdendi.  Doğrusu senin ve va'din haktır.  Sen,   hükmedenlerin en iyi hükmedenisin. .  Allah: Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz.  Çünkü kötü bir iş işlemiştir.  Öyleyse bilmediğin şeyi benden isteme.  İşte sana öğüt Bilgisizlerden olma!' dedi. ''.

TURAN DURSUN  

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Özgür KadınÖzgür Kürsü

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.14 Saniye