DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
EKONOMİK VE POLİTİK MÜCADELE NEDİR
Temel Kavramlar
Ekonomik ve politik mücadele  ilişkisini doğru anlamak ve kurmak reforum ve devrim ilişkisini doğru olarak kurmakla ve anlamakla bağlıdır. Bu konuda önemli çarpıtılmışlıklaırn olduğunu biliyoruz. Ekonomik mücadele; işçilerin onları çalıştıran patronlara karşı hak elde etmek ya da haklarını savunmak için giriştikleri savaşımı ifade eder. Ücretlerin artırılmasından, iş saatlerinin azaltılmasına kadar patronlarla yapılan anlaşmalar bu kapsamındadır.
Demokratik hak ve özgürlükler için mücadele; tek tek patronlara ya da patron örgütlerine değil, onların temsilcisi devlete karşı burjuva düzen sınırları içinde demokratik hak ve özgürlüklerin elde edilmesi ve genişletilmesi amacını güder. Söz, basın, örgütlenme ve eylem özgürlüğü, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması, grev hakkının yasal güvenceye kavuşturulması vb. için verilen politik mücadele bu eksende tanımlanır.
Sendikalar; patronlar ve onların devletine karşı işçi sınıfının ekonomik ve demokratik hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için kurulurlar. Politik rejim ve iktisadi düzen içinde işçi sınıfının yaşam alanını sürekli genişletmek; iktisadi, politik, kültürel düzeyini yükseltmek sendikaların başlıca amaçlarındandır.
Burjuva sınıfın bütün gayreti; işçi sınıfından daha çok artı-değer sızdırmaktır. Çünkü ancak bu sayede zenginliklerini büyütebilir ve rakipleri ile yarışta avantajlı konuma geçebilirler. Onlar durmaksızın ücretleri daha çok düşürmek, çalışma saatlerini artırmak, sigortasız ve güvencesiz çalıştırmak ve bunlara karşı mücadeleyi engellemek için demokratik hak ve özgürlükleri mümkün olduğu kadar azaltmak, kuşa çevirmek, böylece işçi sınıfı ve ezilenlerin elini kolunu bağlamak isteyeceklerdir.
Kapitalist düzen sınırları içinde işçi sınıfının gayreti de; patrona bedava çalıştığı zamanı azaltmak ve kendisi için çalışma zamanını yükseltmektir. Daha az zamanda daha yüksek ücretle, güvenceli çalışmak, kendisi ve ailesi için daha iyi bir yaşam uğruna yürütülen mücadele, bu amacın ifadesidir. Ve elbette demokratik hak ve özgürlükler için mücadeleye bağlanmadıkça bu amacın gerçekleşmesi olanaklı olmayacaktır.
Bu, burjuva düzen sınırları dahilinde bir sınıf mücadelesidir. Patronlar küçük bir azınlıktır. Onları işçi sınıfı karşısında güçlü kılan, üretim araçlarının mülkiyetine ve bunu güvenceleyecek bir devlet örgütüne sahip olmalarıdır. Bu devlet eliyle işçi sınıfı üzerinde ekonomik-politik-ideolojik zorbalık yoluyla hakimiyet kurmaktadırlar.
İşçi sınıfı çoğunluktur. Onları patronlar karşısında güçsüz kılan, politik bilinç ve örgütlülükten yoksun olmalarıdır. Patronların devletine karşı mücadele, ancak işçi sınıfının partisiyle verilebilir. Çünkü ancak böyle bir parti yoluyla, burjuva devletin çok yönlü saldırıları püskürtülebilir.


Ekonomik-demokratik hak ve çıkarlar ne denli genişletilirse genişletilsin, işçi sınıfı güçlü bir politik örgütlülükten yoksunsa, burjuvazi ilk fırsata kazanılmış hakları gasp etmeye yönelecektir. O nedenle en ileri halde bile, salt sendikal örgütlenmeler yoluyla işçi sınıfı burjuvaziyle girdiği sınıf mücadelesinde kalıcı başarılar elde edemez.
Bunun tersi de doğrudur. İşçi sınıfı partisi sendikalar vb. örgütlenmeler yoluyla geniş emekçi birliklerini harekete geçiremezse, politik gücünü büyütemez. O halde, işçi sınıfının ekonomik-demokratik örgütü sendikalarla işçi sınıfı partisi arasında birbirlerini tamamlayan diyalektik bir ilişki vardır. Her ikisi de burjuvaziye karşı verilen sınıf mücadelesinde, işçi sınıfının başlıca silahlarındandır. Birincisi düzen içinde en ileri konumları elde etmeyi, ikincisi düzeni değiştirmeyi amaçlar.
Düzeni değiştirme çabasının başlıca iki biçimi vardır: Reformizm ve devrim. Sınıf uzlaşmacılığı yoluyla düzenin içeriden dönüştürülmesi ya da devrimci sınıf savaşımı yoluyla düzenin yıkılarak kökten değiştirilmesi. Kendini salt reformcu mücadeleyle sınırlayarak da kimi kazanımlar elde edilebilir. Fakat kapitalist üretim biçiminin içsel yasaları gereği, bu kazanımlar korunamaz. Kapitalizm ancak sömürü oranını sürekli yükselterek varlığını koruyabilir. O nedenle işçi sınıfı ile burjuvazi arsındaki çelişki uzlaşmazdır. Çünkü, işçi sınıfı ancak sömürüye son verdiğinde kurtuluşunu gerçekleştirebilir. Hem kapitalistlerin kârlarının sürekli artması hem de sömürünün giderek daha çok azaltılması olanaksızdır. Biri arttığında diğeri azalacaktır.
Ekonomik-demokratik mücadele (sendikal mücadele) işçi sınıfının ekonomik haklarının ve demokratik özgürlüklerinin genişletilmesine hizmet eder. Ancak, bu kazanımlar devrimci bir perspektifle ele alınırsa burjuvaziye karşı bir mevzi haline dönüştürülebilir. Devrimci mücadele, gerici burjuva rejimin ve kapitalist düzenin yıkılması için verilir. Bu yeni toplumsal düzen; üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete son verilen, sömürünün ortadan kalktığı sosyalizmdir.
Patronların devletine karşı işçi sınıfı, komünist partisi aracılığıyla bütün ezilenlerin çıkarlarını savunur. Çünkü ancak bu yoldan burjuvaziye karşı öfke içinde olan bütün işçi ve emekçi sınıf ve tabakaların işçi sınıfı ile ittifakı kurulabilir. Ezilen ulusların özgürlük mücadelesinden, kadın haklarının savunusuna, emekçi köylülerin çıkarlarının sözcüsü olmaktan, doğanın yıkımına cephe almaya kadar işçi sınıfı burjuvaziye karşı politik bir irade olarak ortaya çıkmalıdır. Bütün bu konular sendikaların da gündeminde olmalıdır. Sendikalar ancak bu yoldan, işçiler arasında ulusal, mezhepsel, cinsel, ulusal bölünmeyi engelleyebilir, işçi sınıfının burjuvazi karşısında çıkarlarını savunabilir. İşçi sınıfı toplumsal sorunlara gözlerini kapayarak birliğini koruyamaz, tam aksine bu sorunları gündemine alarak, ezilenve sömürülenlerin sorunlarını sahiplenerek birliğini güçlendirebilir.


 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Temel Kavramlar

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.08 Saniye