DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
YENİ SAYI. TEMMUZ. 72. 2009
Kapak, Baş Sayfa
BİR TOPLU SÖZLEŞME DAHA BÖYLE SATILDI
Türk-İş 250 bin kamu işçisi adına toplu iş sözleşmesi görüşmesinde, AKP hükümetinin başı başbakan Erdoğan’ın “ kabul ederseniz budur etmesiniz hodri meydan ” çıkışı karşısında işçilerin üretimden gelen gücüyle yanıt vererek işçilere yönelik saldırıyı geri püskürmek ve emekçi kitle hareketini ileriye taşımak için bir adım atma yerine bilinene ihanetçi rolünü oynayarak yüzde 142lara varan ücret kaybına rağmen  hükümetti dayattığı yıllık yüzde 5.5 artışa imza koydu.  Veriler son yıllarda işiler ücret kaybının yüzde 14’leri bulduğunu gösterirken  sendika ağaları danışıklı dövüş görüntüsü içinde AKP hükümetinin  tehditlerine boyun eğerek  önemli bir hak alma ve saldırıları geri püskürtme olanağı darbelemiş oldu. Türk-İş’in 250 bin kamu işçisi adına altına imza attığı ihanet yüklü toplusözleşmeye göre, ilk altı ay için yüzde 3, ikinci altı ay için ise yüzde 5.5 oranında zam alındı. Bunun yıllık ortalaması, yüzde 5.8'e geliyor (103 x 6 ay + 108.7 x 6ay/12-100/100 = 0.058). Hükümet memura ise 2009'un ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için de yüzde 4.5 verdi. Bunun yıllık ortalaması da yüzde 6.3 eder.
Yoksulluğun ve sefaletin görülmemiş boyutlara ulaştığı Türkiye’de Türk-İş yönetimi ve  uzmanları toplu şözleşme  zammının bu koşullarda normal olduğunu belirterek işçilerle alay etmekte geri kalmadılar.
Hemen her toplu iş sözleşmesi öncesi sendika ağaları yağar gürlerle. Bir kaç basın açıklaması ve bir kaç gaz alma eylemi yaparak  ne yapalım devletin gücü buna yetiyor diyerek önlerine konulan ihanet anlaşmasına imza atarlar. Sanki sendikalar sınıfın çıkarlarını savunan birer örgüt değil de patronlarla  işçilerin arasını bulan işbirlikçi kurumlar  haline getirilmiştir. Öncesi toplu iş sözlemesin de yaşananların aynısı 2009 toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde yaşanmıştır. Türk-İşin çağrısıyla diğer sendikal konfederasyonlarında desteğiyle 7 temmuzda çalışanlar 1 saatlik iş bırakma uyarlı eylemi yapmışlardır. Bu eylem AKP hükümetini tedirgin etmiş be  AKP bakanları işçileri ve sendikalara,” akıllı olun” yönlü açıklamalarla gözdağı vermeye yönelmişlerdi.
Türk-İş AKP hükümetinin gözdağı ve tehditlerini daha büyük ve kitlesel eylemlerle yanıtla yerine önüne uzatılan  köle sözleşmeye imza atarak  sermayenin sınıf içindeki truva atı olduğunu bir kez daha tanıtlamıştır.
Bilindiği üzere  Türk-İş başlangıçta yıllık yüzde 20 zam istedi, hükümet yüzde 3 artı yüzde 3 verdi, işçi kesimi eylemler öncesinde 2008 enflasyonu olan yüzde 10.06 zam talebinde bulundu. Başbakan Erdoğan, rest çekerek "Buyursunlar greve gitsinler" dedi. İşçiler önce 81 ildeki AKP binalarına yürüdüler ve basın açıklaması yaptılar. 7 Temmuz salı günü de bir saatlik iş bırakma eylemi oldu. DİSK, KESK, Hak-İş de eyleme destek verdi.
Bu eylemler etkili oldu, hükümet Türk-İş'i hemen görüşmeye çağırdı. Başbakanın çıkışı, bir anlamda ters tepti ve işçi tepkisini gösterdi. İşçinin hem AKP binaları önündeki eylemi, hem de bir saatlik iş bırakması, bu konudaki kararlı tutumunu ortaya koydu, Türk-lş yönetimi de bu kararlı tutumu gözlemledi ve sendikalar tabanın gücünün bir kez daha farkına vardı. Memurların ve diğer işçi konfederasyonlarının desteği de eyleme güç kattı.
Türk-İşin sendika ağaları, işin daha uzaması ve greve gidilmesi durumunda işçi ve emekçi kitle hareketinin birleşik bir zeminde gelişerek yıkım politikalarını hedeflemesi ve AKP hükümetini köşeye sıkıştırmasına doğru yol alması ve eylemlerin kontrolden çıkarak kendi ihanetçi çizgilerine de yönelmesi olasılığını görmesi eylemi başlamadan bitirmeye götürdü.
Nitekim Türk-İşe bağlı bir çok sendika şubesinin  "Tam bir mücadele başlamışken önü kesildi. İşçi - memur birlikteliği sağlanmıştı. Greve dahi gerek kalmadan bu eylemleri bir hafta sürdürseydik, yüzde 10'luk kaybımızın altında bir sözleşme imzalamazdık. Sigorta ve vergi kayıplarımız da giderilmedi. Mücadelede ortak bir zemin tutturulmuştu, şimdi havası boşaltıldı" açıklamaları da, Türk-;İş ağalarının işçi yığın eylemlerinin gelişiminden nasıl bir korku içinde olduklarını ve eylemi bitirmek için acele ettiklerini ve uzun süreli bir eyleme hazırlık yapmadıkları ve fabrikalarda toplu iş sözleşme görüşmeleri için işçilerin hazırlanmadığını gösteriyor.



Toplu iş sözleşme görüşmelerinin  oldu bittiye getirilerek bitirilmesinde sendika ağalarının AKP hükümetiyle el altında anlaştıkları ve işçilerin aldatılması için  danışıklı dövüş içinde davranıldığı görülüyor. Uyarı eylemlerinin başlamadan bitmesi ve Türk-İş fabrikalarda işçileri uzun vadeli bir grev ve direnişe hazırlayan çaba içinde olmaması, toplu iş sözleşmesinin bir an bitirilmesi için hareket edildiği görülüyor. Aynı zamanda sendika ağalarının bu rahat ihanet içinde davranmasında sınıf içinde ciddiye alınacak bir devrimci muhalefet hareketinin yaratılamadığı ve işçi hareketi üzerinde sendika ağalarının egemenliğinin sürüp gittiğini gösteriyor. Buda devrimci ve sosyalistlerin sınıfa yönelik çalışmalarının ne kadar aciliyet taşıdığını  ortaya koyuyor.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Kapak, Baş Sayfa

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye