 |
|
İŞÇİLERE DEĞİL SERMAYEYE KRİZ PAKETLERİ

'PARASI olan orta sınıfa fayda sağlamanın ötesinde hiç bir işe yaramayacağı' eleştirilerinin yapıldığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı, ekonomide 4 ve 5. "tedbir paketleri", yürürlüğe girdi. 15 Haziran 2009 tarihine kadar uygulanacak Bakanlar Kurulu kararına göre 4. pakette, net alanı 150 metrekare ve üzeri konut teslimlerinde katma değer vergisi (KDV) oranı yüzde 18'den yüzde 8'e indirildi. Özel tüketim vergisi (ÖTV) oranı, 15 Haziran 2009'da kadar geçerli olmak üzere, ticari araçlarda yüzde 10'dan yüzde 1'e, motor silindir hacmi 1600 cm3'ü geçmeyen otomobillerde yüzde 37'den 18'e, 250 cm3'ü geçmeyen motosikletlerde yüzde 22'den 11'e çekildi. Kaynak kullanımı destekleme fonu kesitleri hakkındaki kararda yapılan değişikle de bankalar ve finansman şirketlerince kullandırılan finansman kredilerinde, ticari amaçla kullanılmamak kaydıyla gerçek kişilere kullandırılan krediler, fon kesintisi oranı yüzde 10 olarak tespit edildi. 5. pakette ; konut (ev, işyeri) alıp satacak, ofis ve ev mobilyasını yenileyecek kadar parası olan orta-üst sınıfa destek çıktı. Çünkü, bu paketle hükümet, ev ve ofis alıp satanların ödediği vergileri (binde 15'ten binde 5'e) ve mobilya üstündeki KDV'yi (yüzde 18'den yüzde 8'e) düşürdü. (Bir de bilgisayar alacaklar için KDV yüzde 18'den 8'e düşürüldü.) AKP hükümetinin, yayınladığı 4 ve 5. Paketlerde krize karşı lüks tüketimi teşvik etmek ve büyük sermayenin taleplerini gerçekleştirmeye öncelik verdiği ortada duran bir olgudur Çünkü ekmek bulanmayan emekçileri, Lüks tüketimde, özellikle konut ve otomotiv alanlarında üç ay süreyle gerçekleştirilecek ÖTV ve KDV indirimlerinin emekçiler açısından krize karşı bir rahatlama sağlama mümkün olamaz Bu konutları ve otomobilleri açlığa, işsizliğe ve sefalete sürüklenmiş emekçilerin alamayacağı ortadadır. Önlemler, bizzat krizin en önemli aktörü olan bankacıları, sermaye kesimini krize karşı koruma amaçlıdır ve halkla dalga geçmektir.
Dahası resmi verilerin ötesinde işsizliğin yüzde 30'lara tırmandığı, işsiz sayısının her geçen gün büyüdüğü, gelir dağılımı sorununun derinleştiği, genç işsizlik oranının yükseldiği, iş aramaktan vazgeçip, işsizliği bir statü olarak kabul eden bir kesimin doğduğu, bütün bunların işçi ve emekçilerin yaşamını çekilmez hale getirdiği bir gerçekliktir. Yoksulluk, işsizlik, geleceğe ilişkin ümitleri kırdığı gibi, toplum sağlığını da derinden bozduğu bir gerçekliktir. İşsizliğin önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceğinin, her gün kapanan fabrikalardan, indirilen kepenklerden anlaşıldığı görülüyor. Ülkeyi yönetenlerin, ekonomik kriz karşısında hala IMF ile yürüttükleri görüşmelere ümit bağlaması, sermayeye yeni olanaklar yaratan paketlerle kriz emekçilerin sırtına yüklemeye çalışmaları AKP hükümetinin emekçi sınıfların düşmanı olduğunu bir kez daha yakıcı olarak açığa seriyor. Dahası AKP hükümeti, işsizlik ve yoksulluğu doğal bir hal olarak kabul ettirerek sadaka kültürünü yaygınlaştırarak yığınları yedeklemeye çalışıyor. Buna dur demenin yolu işçi ve emekçi yığınların birleşik mücadelesini geliştirip ileriye taşımaktan geçiyor.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|