 |
|
ABD TÜRKİYEYİ BÖLGEDE KOÇ BAŞI İÇİN ÖNE SÜRÜYOR-

ABD de Obama’nın devlet başkanı seçilmesinin ardından dış politikada daha dikkatli politika izlemesi ve özellikle Ortadoğu’da tecrit olmuş durumunu aşmak için Türkiye’yi öne sürme yaklaşımı içinde olduğu daha net açığa çıkıyor. Bölgede ABD’nin truva atı olmaya çoktan hazır olan TC devleti ve AKP hükümeti hem politik etkisini artırmak ve hem de krizden derin etkilenmiş durumunu İMF’den alacak kredilerle hafifletmek için ABD’nin emperyalist çıkarlı için bölgede öncü rolünü oynamaya hazır bir konumda durduğunu sıklıkla dilendirmekten geri kalmıyor. Nitekim Obamnaın nisan ayı içinde ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmış olması da bu gerçekliği ortaya koyuyor.
Önce ABD Dışişleri Bakanı Clinton’ın Türkiye’yi ziyaret ederek ABD’nin yeni yönetiminin ilk üst düzey yöneticisi olarak ilk elden ABD’nin düşüncelrini aktarmıştı. Ardından , ABD Başkanı Obama’nın da Nisan ayında Türkiye’ye geldi. Buda yeni ABD yönetiminin bölgede TC devletine nasıl özel bir rol biçtiği gerçekliğini ele veriyordu.
Hatırlanacağı üzere Bush yönetiminde ABD ile TC devleti ve AKP hükümeti arasındaki ilişkiler gelgitler yaşamıştı. Obama yönetiminde ABD “bu ilişkileri sağlam temeller üzerinde kurmak ve TC devleti ve hükümetin ılımlı İslamcı kimliğini bölgede tecrit olmuşluğunu gidermede bir silah olarak kullanmak istiyor. Keza Karşılıklı açıklamalar da buna işaret ediyor. Clinton şunları söylüyor; “ Demokrasi, laik anayasa, dini özgürlük, piyasa ekonomisi, sorumluluk hissi gibi birçok değere bağlılık duyuyoruz... ABD Başkanı Obama ve ben, Cumhurbaşkanı ve Başbakanınızla, ikili bağları derinleştirmek ve güçlendirmek için birlikte çalışacağız”. Dışişleri Bakanı Babacan ise konuşmasında, “ Bu gayet zamanlı bir ziyaret. Çünkü Türkiye ile ABD’nin çok geniş ortak bir gündemi var, bu gündem çok geniş bir coğrafyayı kapsıyor” diyor. Cumhurbaşkanı Gül de, Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerin “çok boyutlu stratejik ilişkiler olduğunu, uluslararası konularda iki ülkenin yaklaşımlarının benzerlik gösterdiğini” vurguluyor. Gül’ün “İran ziyareti yapması ve Gül’ün bu ziyarette adeta İran ABD ile İran arasında arabuluculuk rolünü üstelenir yaklaşımlar sergilemesi . Dışişleri bakanı Clinton Türkiye’nin bölgede ABD stratejisine bağlanması gerektiğini hatırlatırcasına, “Türkiye’nin NATO üyeliği ve İran ile ilişkileri bağlamında bu tür ziyaretlerin önem taşıdığını” önceden belirtmiş olması , ABd ile TC devleti arasındaki gündem buluşmasının ne anlam geldiği daha net açığa çıkıyor.
Nitekim Washington Post gazetesine konuşan Obama yönetiminin üst düzeyde bir yetkilisinin Clinton’nın ziyaretini , “Bu ziyaret, Avrupa’nın önemli bir parçası ve Müslüman dünyasının önemli bir sesi olan Türkiye ile aramızdaki derin ittifakı vurguluyor” değerlendirmesi de ABD’nin yeni dönemde TC devletine nasıl bir rol yüklemek istediğini ortaya koyuyor. Bütün bu söylenenlere ve daha geniş ve ortak bir temele oturtulmaya çalışılan Türkiye-ABD ilişkilerine ve bu ilişkilerin bugüne kadar ki gelişimine bakıldığında, her iki ülkenin çıkarları arasında acaba nasıl bir ortaklık ve benzerlik söz konusu olabilir diye sormak gerekmiyor mu? Bölgeye yönelik ABD politikası Türkiye dahil ülkelerin ekonomik, politik, askeri olarak daha sıkıca bağımlı kılınmasından, Irak’ın işgal edilmesi ve yıkılıp, yağmalanmasından, İran’ın tehdit altında bulunmasından, Filistin halkının esaretinden, ülkesinin yakılıp yıkılmasından, Afganistan’ın benzer bir akıbete uğratılmasından, bu ve benzer ülkelerin tüm zenginliklerinin yağmalanmasından oluşuyor. Ülkeye yöneten işbirlikçi egemen sınıflara ve onların AKP Hükümeti’ne bakılırsa bütün bunlar Türkiye’nin de çıkarınadır ve ABD ile bu zeminde daha geniş bir ortaklık kurulmalıdır. ABD’de artık durağan bir uşak değil, hareketli ve bölgede daha geniş görevler üstlenecek olan bir uşak istemektedir. Bu durum AKP Hükümeti tarafından “hareketli ve ulusal çıkarları savunan çok yönlü dış politika” olarak cilalanıp, pazarlanana açılımlarda bunu gösteriyor.
Burada ABD ile TC devleti arasında bir “derin ittifakın” olduğu kesindir. Ama bu ittifak sivil ve asker kanatlarıyla işbirlikçi egemen sınıflarla ABD emperyalizmi arasındadır ve gerici bir konumdadır. Türk olsun, Kürt olsun çeşitli milliyetlerden Türkiye emekçileri bütün bu olup bitenleri kabul etmemekte, bu gerici ve halkları yeni maceraları desteklemeye çağıran bu işbirlikçiliği reddetmektedir.
Emekçi halkın bugün örgütsüz ve dağınık olmasından hareket ederek, pervasız bir davranış içinde olan egemen sınıflar ve AKP hükümetine en iyi yanıtı işçi ve emekçi yığınlar verecektir. Emperyalist kapitalist ekonomilerin derin bir krize sürüklendiği, büyük emperyalist güçlerin kendi mevzilerini yeniden ve karşılıklı mücadeleler içerisinde daha ileriden kurmak istediği bir dönemde, kuşkusuz emekçiler emperyalizmi bölgede truva atı görevini üstlenmeye hazırlanan TC devleti ve AKP hükümetinin uşak politikasına sesiz kalmayarak tepkilerini ortaya koyarak yanıt vereceklerdir. Çünkü emperyalizmin ipiyle kuyuya inenlerin sonunun hep hüsran olduğunu yaşanan örnekler yakıcı olarak tanıtlamaktadır. Bölgede yeni maceralar için ABD emperyalizminin jandarmalığına geçit vermeyelim.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|