 |
|
KIBRISDA IT DALASI DERINLESIYOR

Son günlerde de Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen “Kıbrıs sorunu”, bir kez daha gündemin üst sıralarına çıktı. 19 Nisan’da Kuzey Kıbrıs’ta “genel seçim”in yapılacağını hatırlatan gözlemciler; Kuzey Kıbrıs’ın, 1960’lardan beri bir kontrgerilla üssü ve Denktaş’ın da Kıbrıs’taki her tür “örtülü faaliyet”le içli dışlılığını bilenlerin bile, “Kıbrıs’taki Ergenekon” müdahalelerinin bugünlerde gündeme gelmiş olmasını tebessümle karşıladıkları belirtiyor. Çünkü; iktidara gelirken halka refah ve özgürlük; en fazla da, Kıbrıs sorununu çözüp, onun 55 yıllık makus talihini tersine çevireceği vaadini yerine getirmeyen CTP bugün zordadır. İzlediği liberal ekonomik politikalarla sosyal güvenlik sistemini çökerten, işsizlik ve yoksulluğun yaygınlaşmasına yol açan CTP’nin vaatlerinin tersini yapması, Denktaş’ın UBP’sini yeniden güçlendirmiştir. Öyle görünmektedir ki; Kıbrıs’a “yavru vatan” diyenler, “yavru vatanı” sadece kontrgerillasıyla, banka hortumculuğu ile kara paracılık, kumarhanecilik, mafya üssü gibi şeylerle değil, ekonomik ve siyasi alandaki yapılanmasıyla da kendilerine benzetmişlerdir. Bu, “yavru Türkiye”; Türkiye’de AKP’nin 29 Mart seçimlerinde önemli oy kaybına uğramasını da taklit edeceğe benzemektedir. Egemenler daha 1955’ten beri Kıbrıs’ı; önce siyasi bir istismar vesilesi, sonra kontrgerillanın eğitim ve örgütlenme üssü olarak kullanmışlardır. Kıbrıs’ı NATO stratejisi açısından bir “batmayan uçak gemisi” olarak görülmesine benzetirsek; Türkiye için Kıbrıs; her tür pis işin yapıldığı ama asla sorumluluk üstlenilmeyen bir üs olarak kullanılmıştır. Şöyle ki; ‘60’lardan itibaren bir kontrgerilla üssü gibi kullanılan Kıbrıs, 1974 sonrası ise; ipten kazıktan kopanların (Askerliğini Kıbrıs’ta yapanlar, milliyetçiler, işsizler, yağmacılar) hücumuna uğramıştı. Irkçı, şoven partilerin yandaşları kolay yoldan para kazanmak isteyenlerin Kıbrıs’a gitmeleri ve orada yerleşip vatandaş olmaları milliyetçi partiler ve hükümetler tarafından yönlendirilmiştir. Kontrgerillanın üssü ve faaliyetlerinin de bir alanı, yağmacıları, banka hortumcularının merkezi (kara para aklama cenneti ve off shore bankacılık), Türkiye’deki kumarhanelerin sürüldüğü bir merkez ve nihayet Ergenekoncuların “cephe gerisi” olarak kullandıkları bir üstür Kuzey Kıbrıs. Bu yüzden de Ergenekon soruşturmasının iddianamesinde (iddianame adadaki kontra faaliyetleri; suikastları bombalamaları, siyasi amaçlı cinayetleri görmezden gelerek sadece UBP üstünden seçimlere müdahaleden söz etmektedir) dikkat çekilen sadece “devenin kulağı”dır. 55 yıl önce İngilizlerin kendilerine karşı sürdürülen kurtuluş mücadelesini kıskaca almak, Rumlarla Türkleri birbirlerine kırdırıp aradan sıyrılmak için Menderes Hükümeti’ne adeta zorla; “Kıbrıs’ın Türklerin de sorunu olduğu”nu kabul ettirmesinden bu yana, Türkiye’yi yönetenler, Kıbrıs’ı Türkiye’ye benzetmek için ellerinden geleni yaptılar. Sadece kendilerine benzetmekle de yetirmediler; oraya bir sömürge muamelesi yaptılar; Kuzey Kıbrıs’ı bağırsaklarını boşalttıkları bir mezbeleye de dönüştürdüler. Türkiye’de gayri meşru, yasa dışı olan kumarhane işletmeciliği, kara para aklama, Off Shore bankacılık, mafya organizasyonu faaliyetler, Türkiye’nin bir sendikasının siyasi dolaplar çevirmesini KKTC’de aleni, yasal, KKTC’nin ekonomi ve siyasetinin bir parçası haline getrdiler.
“Yavru”nun “ana”dan farkı da bu kadardır! Egemenlerin önemli bir bölümü şimdi bu battıkları bataktan çıkmak istese de; günahları yakalarını bırakmamakta; çözüm diye attıkları adımlar da ayaklarına dolanıp; çözümsüzlüğü çözüm görenlerin kör kuyusuna çekilmektedirler. AKP ve onun Kıbrıs’taki ortağı CTP de işte bu çıkmaz yoldan, çözümsüzlüğün yumuşak versiyonlarının yolundan aynı bataklığa çekilmişlerdir
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|