 |
|
IRAKTA İŞGALCİLER İÇ ÇATIŞMA YARATMA PEŞİNDELER

akta emperyalist işgalciler ummadıkları bir direnişle karşılaşmaları onları yalnızca onbinlerce işgalci güçlerle sonuca gitmenin olanaksız olduğunu ortaya koyuyordu.
İşgalciler bu durumda sonuca gitmek ve direniş kuvettlerini içten parçalayarak bir birlerine düşürüp bölüp , parçalayıp yutmak için yeni taktikler devreye sokmadan geri kalmıyordu.Daha önceden de Irak’ta patlayan ve sivil halkı hedef alan kör bombaların önemli kısmını emperyalist işgalci güçler ve ajanlarınca örgütlediği ve El Kaidenin uzantısı şeriatçı örgütleri kışkırtarak Irak halklarının haklı ve meşru direnişe gölge düşürme ve iç savaş kışkırtıcılığı yapma tutumu içinde olduklarını belirtmiştik.Niekim 19 Eylül’de Irak’ın güneyindeki Basra kentinde yaşananlar, belki sağda solda patlayan ve hedef tanımayan kör bombaların,suikastlerin arkasında işgalci güçlerin olduğunu yakıcı olarak açığa serdi. İki İngiliz askeri istihbaratçısı (SAS veya SRR-Özel Keşif Tugayı mensupları), kendilerini “şüpheli” gören Basra polisi tarafından, kanlı bir çatışmanın ardından yakalandı. İngilizler gerçekten de epey “şüpheli”ydi: Başlarına peruklar takmış, Şii Mehdi Ordusu milislerinin kılığına bürünmüşlerdi. Polis onları durdurmak isteyince ateş açarak bir polisi öldürdüler, birini yaraladılar. Asıl hikaye, bundan sonra başladı. Ajanların kullandığı Toyota araç, ağzına kadar patlayıcı madde ve silah doluydu. BBC, geçtiği ilk haberlerde, araçta “saldırı tüfekleri, hafif makineli tüfek, bir antitank silahı, radyo ekipmanı ve tıbbi malzeme” olduğunu duyurdu. Ardından, bunların “standart SAS donanımı’ olduğunu iddia etti. Ama Iraklılar daha farklı şeyler anlatmaktaydılar. Milletvekili Fattah el Şeyh, “Araca bubi tuzağı döşenmişti ve bombayla doluydu. Hedefleri otomobili pazar yerinde, halkın ortasında patlatmaktı” diyordu. Diğer birçok yerel kaynak, otomobilde bombaları uzaktan patlatmak için bir kumanda cihazı bulunduğunu bildirdi. Suriye televizyonuna konuşan bir başka Irak’lı ise, olayın önemini şöyle vurgulamaktaydı: “Birçok gözlemci, işgalcilerin sivillere, ibadet yerlerine karşı silahlı operasyonlarda bulunduğundan, akademisyenleri, bilim adamlarını öldürdüklerinden şüpheleniyordu. Ama ortada kanıt yoktu. Bugün, iki İngiliz askeri, Basra sokaklarına patlayıcı yerleştirmek isterken yakalandı ve kanıt nihayet bulundu.” “Şii kılığına girmiş” iki askeri istihbaratçı, ağzına kadar silah ve patlayıcı yüklü bir otomobille Basra’nın ortasında ne geziyorlardı? Görevi işgalcilerin çıkarlarını korumak olarak belirlenen Irak polisi kendilerine yaklaştığında, neden paniğe kapılıp ateş açtılar? Bu soruların yanıtı, belki uzun yıllar boyunca, belki de hiç bilinemeyecek. Çünkü Irak’a “medeniyet” getirmekle böbürlenen, hatta kendilerinin “halkla Amerikalılardan daha iyi ilişkiler kurduklarını” söyleyip duran İngiliz ordusu, bu iki karanlık adamı kurtarmak için kent merkezine baskın düzenledi. 10’dan fazla tank ve helikopterlerin kullanıldığı baskında cezaevi ve karakol dümdüz edildi. Aralarında polislerin de olduğu birkaç Iraklı da bu baskında öldü. İngilizlerin gözü öyle dönmüştü ki, çoğu direnişçi olduğu suçlamasıyla tutuklu bulunan 150 kadar Irak’lının kaçmasına bile aldırmadılar. Peki koca ordu neden böyle panik içinde davranıyordu? Aslında bunda bilinmez bir durum yoktu,çünkü yakalanan SAS komandoları, sivilleri hedef alan ve amacının bir Şii-Sünni çatışması yaratmak olduğu artık açıkça görülen bombalı saldırıların bazılarının ardında bulunduklarını suç üstü ortaya çıkarıcı olmuştur. Aynı ajanların terörist bir operasyonla serbest bırakılması ise; ne Bağdat’ta, ne Basra’da, ne de başka bir yerde, Irak’lıların en ufak bir söz hakkı olmadığını, kurulan “hükümet”lerin, kent konseylerinin, belediyelerin ve valiliklerin, işgali “meşru” göstermek için birer örtüden ibaret kukla olduğunu gözler önüne serdi. SAS komandolarının süikast girişimindeyken bir çatışma yakalanmaları kimlerin iç savaş yaratmak çaba gösterdikleir gibi öte yandanda emperyalist işgalci güçlerin El Kaide yanlılarıykla birlikte Irak halklarının birleşik direnişini kırmak için kör teröre başvurmaktan sakınca görmediklerini gösteriyordu. İngiliz ajanlarının yakalanması burjuva medyaca değişik değerlendermelere vesile olsada ortada duran gerçeklik Irak haklarının bir birlerine kırdırılarak direnişi içten darbeyerek çözülmesinin önünü açmaktadır. Ajanların otomobilinde bulunan silahlar, kılık-kıyafetleri, kent sokaklarında neden ağzına kadar silah ve mühimmatla dolu bir araçla gezmekte oldukları,ise burjuva medyaca hiç dikkate alınmadı bile. Aslında Irak’ta hemen hergün patlayan bombalarda onlarca kişinin yaşamını yitirmesi ve camilerin,ibadet yerlerinin,pazarların,hastanelerin vb. hedef alınması,öğretim üyelerinin,aydınların süikastlarla hünharca katledilmesinin arkasında emperyalist işgalci güçlerin iç savaş çıkartma,bölüp, parçalama ve yutma taktiğinin yattığını belirtmeliyiz.Her ne kadar bugüne kadar emperyalist gerici taktik boşa çıkarılsada El Kaide güçlerinin Şiilere savaş ilanı açması işgalci güçleirn işini kolaylaştırdığı gibi böl,parçala ve yut politikasının pratiğe sürmede önemli bir zemin yarattığını vurgulamalıyız.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|