 |
|
E Ğ İ T İ M NEDİR?

Sıklıkla eğitimin öneminde bahsederiz ve eğitimsiz bir toplum kolayca aldatılacak ve sürü olarak güdülecek bir toplumlar olarak görülür. Haliyle Eğitim, insanı birey yapar ve insanın gerçekleri görmesi toplumarı ileriye taşımada bir manivela rolünü oynar..
Bilindiği üzere her insan doğuştan pek çok karakteristik özelliklere sahip ise de, bu öznel niteliklerinin bileşkesi, her zaman olumlu sonuçlara götürememektedir bireyi. Bu durumda, bireyin zamanla olumlu değerler kazanabilmesi ve bunları yaşam biçimi haline dönüştürebilmesi ancak bilinçli eğitimle mümkün olabilmektedir.
Eğitim, "belli bir bilim dalı ya da sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi" olarak tanımlanır. Bir başka tanımlama da, "çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme" olarak geçer. Bu tanımlamalar, değişik açılardan ele alsa da eğitimi, sonuçta aynı noktaya varılır: "birey varlığına değer katma sistemi". Eğitime düşünsel yaklaşımda karşımıza pek farklı bir şey çıkmaz: "eğitim, herhangi bir varlığı bir amaca göre geliştirip yetiştirmedir". Eğitim, bir yaşambilim ve ruhbilim terimidir. Düşünsel, töresel ve bedensel olabilir. Bir alıştırma ve yetiştirme işidir, bir yetiştiriciyi gerektirir. Eğitim, bireyi, kendisine yararlı kılmak amacını güttüğü gibi, herhangi bir ereğe yararlı kılmak amacını da güdebilir.
İnsanın sahip olduğu değerler iki gruptur: doğuştan getirilenler ve sonradan kazanılanlar. Doğuştan getirilenler, kalıtım ya da genler aracılığıyla bireyin davranış sistematiğini belirleyen unsurlardır ki, bunların zamanla (eğitimle) değişimi zordur: bireyin belirli durumlarda gösterdiği tepkimeler ve davranış biçimleri gibi.. Ancak sonradan kazanılan değerler, eğitimle her zaman değiştirilme olanağına sahiptirler. Çevresel etkileşim ve faktörlerle kazanılmış her tür değer ve davranış biçimi, bireyin içsel işlevlerinin güçlülüğü ve zenginliği oranında, belirli bir zaman periyodunda değiştirilebilir ya da geliştirilebilirler. Bu değiştirilmeler olumlu ya da kimi zaman olumsuz anlamda olasıdır. Pozitif bir temel değer, yanlış koşullarda negatif boyuta; negatif bir değer de doğru koşullarda pozitif bir boyuta dönüşebilir. Bu değişim ya da dönüşüm, konunun paradoksal değerine, toplumun geleneksel inanışlarının katılık ve güçlülüğüne, bireyin algılama yetisi ile zihinsel güçlülüğü oranında zor ya da kolay olur; eğer ilkeli, programlı ve bilinçli olursa "eğitim" kimliği kazanır. Rasgele oluşan değişimlerin bir eğitim biçimi olarak kabul edilmesi olanaksızdır. Bir yetiştirici olmaksızın, dolaylı etkileşim sonucu biçimlenen bireysel değişimler, belki, eğitimin en alt evresi olarak alınabilirler.
J.J.Rousseau, "insanın eğitimi doğuşuyla başlar, insan konuşmadan, anlamadan önce eğitilir" der. Bu görüş, günümüzde de sıkça dile getirilen ve değer taşıyan bir görüştür. Eğitimin gerçek sınır ve ölçülerini belirtir. İnsanın doğumuyla başlayan eğitimi, kimi değerlendirme ölçülerinde, "okul" ile belirlemeye çalışma düşünce sisteminin ne denli yanılmada olduğu açıkça ortadadır. Demokritos ise bir başka yaklaşımla, " eğitim, mutlular için bir süs, mutsuzlar için bir sığınaktır" der. Bu deyiş her ne kadar antik dönem düşünürleri tarafından genelde kabul görmüş ise de, günümüzde bile değer ve anlam taşımaktadır. Eğitimle daha çok toplumun hangi katmanlarının yakın ilgi ve iletişim içinde olduğu kolaylıkla görülebilmektedir. Sorunsuz insanlar her nedense eğitime fazla ilgi duymazlar. Bu, onların amaçsızlıklarının da bir gösterge ve kanıtı olur. Sorunlu insan ise, sorununu çözme arayışları sırasında bilinçsiz de olsa eğitime yönelecek ve ciddi boyutlarda gereksinim duyacaktır. Zaten duyulan her artı gereksinim, insanı bireyselleşmeye doğru yönlendirecek, zorlayacak ve sonuçta pozitif kazanımlar sağlayacaktır.
Eğitimin birincil amacı, bireyin kendisini tanımasına, sorgulamasına ve çözümlemesine olanak sağlamak olmalıdır. Kendi içsel değerlerinin, varlığının bilincinde olamamış, bu sorgulamayı becerememiş ya da düşünememiş bir insanın, kendisi dışındaki konulara yönelip akılcı bir irdelemeyle algılaması, anlaması zordur. Bunu sağlamak ancak eğitimle olur. Alınan eğitim, bireyi kendisine tanıtabilmek niteliğinden yoksun ise, eğitimin ciddi bir bölümü eksik kalacaktır. Pozitivist bir eğitim, insanı temel değerlerine götürür ve bu değerleri anlaşılır kılar. İnsanın iç değerlerinin farkındalığını yakalaması ve bu doğrultuda atacağı bilinçli adımlar, kendisini eğitime yöneltmeyi başaracak ve güçlü bir olasılıkla, alacağı eğitimle de "birey" olabilecektir. Çünkü insan ancak eğitimle birey olur. İnsan birey olunca da şeyleri sorgulamaya başlar. Sorgulamada öncelik kendi iç dünyası olursa, içsel eğitime yönelmiş olur ki, bireyin eğitim sürecinde en özgün aşama da budur. Tüm bu zorlu bireysel çabaların sonucunda varılabilecek yüce amaç, bireyin olgunlaşması, tam bir birey olabilmesi ve eğitimin önemli katkılarıyla bireyin biçimsel davranış sistematiğinin sorgulanabilir kılınmış olmasıdır. Bu bilinçli yaklaşımla yapılacak objektif sorgulamalar, bireyin öznel sorgulamalarının da sonucunda, nesnel pozitif davranışlar sergilemesiyle bireyi yüceltecektir. Ki, bir insanın eğitimle yücelmesi ve yüksek kişilik değerlerine ulaşması, eğitimin en öncül ereğidir.
Eğitim bir amaca erişmek için bir aktivite ise, bu durumda, amacımıza erişmeye ve anlağı doğru yola getirmeye çalışırken, yaşamımızı sürdürmemiz zorunlu olduğu için, her şeyden önce belli yaşam kuralları önceden iyi saptanmalı; bu kuralları ise üç aşamada belirleyebiliriz: 1) Çoğunluğun kavrayacağı yolda konuşmak ve bize amacımıza erişmede hiçbir engel getirmeyen her şeyi yapmak. Çünkü kendimizi olanaklı olduğu ölçüde çoğunluğun kavrayışına uydurmaya çalıştığımız sürece, ondan elde edeceğimiz üstünlükler hiç de az olmayacaktır; dahası, bu yolda gerçekliğin dinlenmesine de dost kulaklar kazanılacaktır. 2.) Kendimizi hazlara ancak sağlığı korumak için yeterli olduğu ölçüde bırakmak. 3) Yalnızca yaşam ve sağlığımızı korumamızı sağlamaya yetecek denli para ya da başka şeyleri elde etmeye ve amacımıza karşıt olmayan genel töreleri izlemeye çalışmak. Kuralsız bir eğitim süreci, amaca ulaşmayı zorlaştıracağı gibi, salt amaca ulaşmanın da kimi zaman bir anlam ifade etmeyeceğini, amaca ulaşmanın, bireyin varlığıyla birlikte gerçekleşmesi durumunda önemi olacağının da unutulmaması gerekir.
Eğitim, bireyin bilgi iletişimiyle ulaşacağı aşama olacağına göre, düşüncelerin iletilmesinden başkalarının kazanabilecekleri yarar; bireyin dünyada kendi anlağından karşılaştırılamayacak denli üstün olan pek çok anlak olmayabileceği için değil, ama hiç kimse başkasından öğrendiği bir şeyi onu kendisi bulduğu zaman olduğu denli iyi kavrayamayacağı ve özümseyemeyeceği için böyledir. Birçok insan, tek bir insandan daha çoğunu görebileceği için, şimdiden onlardan yararlanmaya başlayan başkalarını kendi buluşları ile bireye yardım etmeye götürebilir. Bu nedenledir ki, hiçbir zaman okullarda kullanılan tartışmalar aracılığıyla daha önceden bilmediğimiz herhangi bir gerçekliğin ortaya çıkarıldığı görülmemiştir, çünkü her iki yandaki nedenleri tartmaktan çok olasılığı geçerli kılma çabasına öncelik verilir. Bir insanın gençliğinden beri tanıtlarını aradığı tüm gerçeklikler öğretilmiş olsaydı, ve eğer onları öğrenmede hiçbir güçlükle karşılaşmamış olunsaydı, belki de hiçbir zaman onların ötesinde herhangi bir başka bilgi veya düşünce sistemi de ortaya çıkarılamazdı. Tüm bunlar, bireyin eğitim sürecinde kendi öz değerlerini irdeleyebilme gücüyle, sadece eğitimle amaçladığı aşamaya ulaşmayı gerçekleştirmeyle kalınmayarak, tüm bilgilerin oluşum sürecine de katkıda bulunmuş olabileceğini gösterir.
Eğitim çalışma ve çabalarının sonunda elde edilmesi gereken, varılması koşul olan aşama, bireylerin tek tek eğitimlerinin sağlanarak toplumun tüm olarak eğitilmesidir. Tüm zamanlarda tüm halklar, tüm bireylerinin eğitimden paylarını alabildikleri oranda uygarlaşabilmişlerdir. Uygarlığın kendisi de bir eğitim sürecinin sonucu olduğuna göre, gelişememiş ya da gelişmesini tamamlayamamış bir toplumun çağdaş uygarlığı yakalayamamasının önemli nedenlerinden birisi, eğitim uygulamalarındaki yanlışlar ile yetersizliklerdir.
Toplum bir bütün olarak eğitilebildiği ölçüde, insanlık, düşünsel ve eylemsel evrimini tamamlamış olacaktır.
Evrensel değerler, ancak eğitimle "değer" olarak kabul edilirler. Eğitimin öncül yaşamsal değeri, bireyin içsel doruklarında gizlidir. Bireyin kendisini sorgulayabilmesi, gerçek eğitimin ilk aşamasıdır. Arkası gelecek ve eğitilmiş bir toplumun olumsuzluklara kaşı mücadelesi de daha da kolaylaşmış olacaktır.
|
|
| |
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 1

|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|