DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
KRİZİN DERİNLEŞMESİ BURJUVAZİYİ “SOSYAL PATLAMA” KORKUSU SARDI
Dış Politika
Krizin derinleşmesi, işsizlik ve yoksulluğun çığ gibi büyümesi Avrupa burjuvazisini ve  sözcülerinin sosyal patlama korkusunu artırdı.  Burjuvazi ve uşaklarının bu korkusu şu veya bu ülke, şu veya bu bölge ile sınırlı değil. Dünyanın hem her yanında egemenler rahat uyku uyuyamaz hale geldiler. Kriz ve yaşanan yoksullaşma, sefalet ve işsizlik  egemen sınıfların  iktidarlarının güvencede olmadığını gösteriyor. Burjuvazi yeni önlemler almak ve krize karşı önlemi birncil sorun olarak öne çıkaran yaklaşımlarla sosyal patlamanın önünü kesmeyi hedefliyorlar.
Burjuvazinin bu korkusu haksızda değilde. Kriz yayıldıkça zorunlu olarak gündeme gelen saldırılar, hak gaspları, işsizlik ve yoksulluk artıkça bu korku da büyüyor.
Burjuva egemen sınıflar  açısından durum korkulmayacak gibi de değil: Uluslararası Sendikalar Birliği ITUC, önümüzdeki 11 ay içinde 50 milyon emekçinin işsiz kalacağını ve 200 milyon insanın daha mutlak yoksulluğa kayacağını söylüyor ve “Bununla birlikte sosyal bir saatli bombanın çalışmaya başladığı görülmeli” görüşünü ileriye sürüyor. ITUC Genel Sekreteri Guy Ryder bir adım daha ileri giderek, “Bazı ülkelerde gündeme gelecek olan istikrarsızlık bu demokrasiler için olağanüstü tehlikeli olabilir” diyerek daha şimdiden burjuvaziyi uyarıyor. “ Fazla zaman geçmeden önlemlerini al yoksa sosyal patlama dalgası gemi batırabilir “ demek istiyor burjuvaziye.
Avrupa Sendikalar Birliği ETUC tarafından hazırlanan bir raporda, krizin bu hızla büyümesi durumunda Avrupa’da “sosyal patlamalar” tehlikesinin giderek büyüyeceğine vurgu yapılıyor. Hatırlanacağı gibi sosyal protestoların yoğunlaşması nedeniyle İzlanda’da ve Belçika’da hükümetlerin düşmesi, Yunanistan’da pratik olarak hükümetin yenilendiğine dikkat çekilen raporda, AB’nin en zayıf halkaları ve hükümetin sosyal protestolar karşısında düşme tehlikesi altında olan ülkeler olarak Letonya, Litvanya ve Bulgaristan gösterilmekte.
Daha iyi incelendiğinde buna Romanya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’ni eklemek mümkün.
ITUC ve ETUC’un bu uyarı maiyetindeki raporları neden yayınladıkları, neden asıl görevlerini, işçi ve emekçilerin krizin faturasını ödememek için değişik ülkelerdeki başkaldırışlarını uluslararası bir mücadeleye dönüştürmek için çaba harcamadıkları sorgulanması gerektiği gibi, işçi ve emekçilerin mücadelesinden neden öcüden korkar gibi korktukları da sorgulanmalı. Bu tutum öncü işçiler tarafından elbette sorgulanacaktır da!
Her ne kadar adları işçi sendikaları  olsada ITUC ve ETUC bugün egemenlerin iktidarlarını korumalarına destek veren örgütler konumundadırlar.
ABD Gizli Servisler Koordinatörü Dennis Blair, geçen ay içinde Kongre’ye sunduğu raporda, “Eğer içinde bulunduğumuz kriz bir, iki yıl daha devam ederse bu değişik ülkelerin istikrarsızlığa ve iktidar boşluklarına neden olacaktır” dedi. Blair’e göre istikrarsızlık özellikle eski Sovyet Cumhuriyetleri’nde, Afrika ve Latin ülkelerinde baş gösterecek. “İşin kötü yanı” ise bu bölgelerdeki hükümetler olası sosyal patlamalara karşı koyacak gerekli yöntemlere sahip değiller; Blair, “buralara ABD müdahale etmek ve istikrarı sağlamak zorunda kalabilir” diyor!



ABD’de giderek büyüyen krizin etkileri, “terörizmden daha tehlikeli” olarak değerlendirilirken Avrupa Birliği’nde (AB) “kriz masası” oluşturuldu bile! 27 AB ülkesinin özel görevlileri bir süredir haftada bir Brüksel’de toplanarak AB ve AB dışındaki sosyal gösterileri, grevleri ve bunların kamu yaşamını nasıl etkiledikleri üzerine “fikir alış verişi”nde bulunuyorlar! Bütün gelişmeler takip edilerek sonuçlar çıkarılıyor ve olası gelişmelere karşı neler yapılabileceği üzerinde duruluyor.
Resmi olarak adı konmamış olan “krizi masası” Fransa, İngiltere ve Yunanistan gibi ülkelerdeki gelişmeleri “kaygı verici” olarak değerlendirirken 2009 yılı içinde Almanya, Bulgaristan, Letonya ve Litvanya’da değişik seçimlerin yapılacağını ve halkın bu seçimler döneminde “uç güçler” tarafından kışkırtılabileceğine dikkat çekiyor.
aslında “korkunun ecele faydası yok”. Yani ne kadar rapor yayınlansa ne kadar uyarılar yapılsa da “emekçiler krizin yıkıcı etkisine karşı sesiz kalmayacaktır. Asıl sorun emekçilerin bu kopuşu kucaklayacak devrimci bir önderliğin sağlanıp ve sosyal patlamanın  burjuva egemenliğini darbelemeye yönlendirilip yönlendirilmemesindedir.  

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.08 Saniye