 |
|
MÜCADELEDE SORUMLULUK ÜSTLENMEK

Günümüz sorunları çok karmaşık. Gelişmeler hızlı. Krizin etkileri dalga dalga yayılıyor ve olumsuzluklar bir çok bakımdan etrafımızı sarmış durumda. Olayların bu karmaşıklığında yönümüzü doğru olarak saptamak, doğru hedeflere doğru yollardan ilerlemek gerçekten zor bir iş. Dünyayı değiştirmek gibi büyük bir amaç için yola çıkmış olanlar, salt bu özlem ve tutkularıyla, sömürücü sınıfa duydukları öfkeyle yol alamazlar. Bu uzun soluklu, bir mücadele ve gerçekten çok çetrefil, bir diz çetrefilli ilişkiler dolambaç gerçekleşiyor. Buna aşmanın yolu mücadelede sorumluluk üstlenmekten geçiyor. Peki, bu karmaşa içinde yolumuzu nasıl bulacağız. Nefesimizi nasıl ayarlayacağız... Onca zikzaklara, dolambaçlara rağmen hedefi nasıl kaybetmeyeceğiz... Her devrimci ve komünistin karşılaştığı önemli bir konudur bu. Sıklıkla dillendirilir ki, mücadelenin hazır reçetesi yoktur. Sürekli değişen dengelere ve ilişkilere göre, yani değişen somut koşullara göre, mücadele yöntem ve araçları, dönemsel politikalar, belirlenecek tutumlar değişir ve değişmelidir. Bu değişimi anlamak, kavramak, ona ayak uydurmak, tökezleyip düşmemek gerekir. Bunun yolu nedir? Çok değişik yerlerden ve çok değişik yaşam koşullarından gelen, çok farklı karakterlere sahip devrimci insanların, büyük bir coşkuyla atıldıkları dünyayı devrimle değiştirme eylemi, uzun, zahmetli, acılar ve dolambaçlarla dolu olduğu için, coşku zamanla yerini alışkanlıklara bırakır. Coşkunun yeri doldurulmadığı zaman, bu uzun soluklu mücadelede tökezlemek, yolunu şaşırmak, duralamak ve düşmek neredeyse bir yazgı halini almaktadır. Bunun önüne geçmek gerekiyor. Lafı uzatmadan söylemek gerekirse, tüm bunların önü ancak ve ancak güçlü bir sosyalist bilinçle alınabilir. Duru ve sağlam bir sosyalist bilinç, sadece o, bu olumsuzlukları engelleyebilir. Coşkunun yerini alması ve gerektiğinde o coşkuya da yön vermesi gereken sosyalist bilinçtir. Ve sağlam bir bilincin yolu her şeyden önce okumaktan geçer. Her şeyde olduğu gibi sosyalist bilinç söz konusu olduğunda da rahatlıkla söyleyebiliriz ki, sosyalist bilince giden düz yol yoktur. Ve sadece okumak asla sağlam bir sosyalist bilinç için yeterli değildir. Ama okumadan sağlam bir sosyalist bilinç oluşturmak da mümkün değildir. Biliniyor. Lenin, genç komünistler hitap ederken, tüm bir insanlığın birikimini özümsemek gerektiğinden bahseder. İyi bir komünist olmanın yolunun buradan geçtiğinin altını çizer. Ne yazık ki sık sık gözden kaçırılan, kavganın sıcaklığında “unutulan”, arka plana itilen bir noktadır bu. Oysa kavganın dışında okumak nasıl ki soyut ve amaçsız bir bilgi birikiminden başka bir şey yaratmazsa, okumaya dayanmayan bir kavga pratiği de kof bir bilinçten başka bir şey yaratmaz. Genç devrimcilerin, genç komünistlerin en temel görevlerinden biri, bu yüzden okumak, araştırmak ve incelemek olmalıdır. Pratiğin yoğunluğu asla okumamanın gerekçesi olmamalıdır. Ya da pratik sürecin hızlılığı. Tam tersine, hayatın bu hızlı temposu, pratik sürecin karmaşık yapısı bizi daha fazla okumaya, araştırmaya, daha fazla düşünmeye sevk etmelidir. Yalnızca yön verilen, yalnızca gösterilen hedefe yürüyen bir kadro yapısı güçsüzdür. Geleceğin ağır yüklerini omuzlayacak, onu ileri taşıyacak bir şekilleniş değildir bu. Oysa mücadele uzun bir maratondur. Bugünün yeni kadroları, yarının yönetici kadroları olacaktır. Kavga sadece pratik anlamda değil, teorik alanda da yeni kadroların ellerinde biçimlenecek, yeni kadroların ellerinde büyüyecektir. Kendini bu temele göre hazırlamayan kadrolar, tüm iyi niyetlerine karşın, omuzlarında geleceği taşıyamazlar. Düşünelim. Savaşlar, dış savaşlar kapımıza dayanmış. Bu savaşlar karşısında doğru devrimci politikanın ne olması gerektiği, yığınlara hangi şiarlarla gidilmesi gerektiği, pratik bir sorun olarak önümüzde duruyor. Her komünist, bu politikanın üretilmesi sorununa aktif olarak katılmak zorunda. Benzer bir şekilde ulusal sorun konusunda, emperyalistlerin ve TC devletinin bu konuda geliştirmeye çalıştığı planlar konusunda, devletin tepesindeki çelişkilerin derinleşmesi konusunda, emekçi eylemleri konusunda. İşçilerin ve emekçilerin örgütlendirilmesi, mücadele istek ve araçlarının güçlendirilmesi konusunda. Listeyi uzatmak mümkün. Tüm bu konularda komünistler düşünmek, araştırmak, ne yapılması gerektiği üzerine fikirler geliştirmek zorunda. Her komünist kendisini politika üretim sürecinin bir parçası olarak görmelidir. Politikanın üretilmesi ve kitlelere taşınması, komünist kadro adayları dışında gerçekleşecek bir iş midir? Nasıl olsa politika belirlenir, biz de onu hayata geçirmek için çalışırız şeklinde mi düşünülecek? Bu, komünist olmanın temellerine ters bir davranış. Kuşkusuz bir politik yapının işleyiş kuralları vardır. Politikaların üretilmesi üst düzeyde bir birikim gerektirir ve bununla yetkili kurullar vardır. Ama bu, bunun dışında kalanların bu üretim sürecine seyirci kalması anlamına gelmez. Sürece en aktif şekilde katılmak, kafa yormak, fikirler geliştirmek ve öneriler sunmak, politika üretim sürecini zenginleştirmektir. Yöneticiliğin daha zengin materyallere dayanarak yönetimi gerçekleştirmesi anlamına gelir. Bu aynı zamanda, yeni kadroların yarının koşullarına hızla hazırlanması, yetkinleşmesi ve sorumluluklar üstlenmesi demektir. Tüm bunların ötesinde süreç konusunda kafa yoran, araştıran, üretmeye çalışan yeni kadrolar, bu donanımla işçileri, emekçileri kendi doğru politikalarına daha kolay kazanacaklardır. Biliyoruz ki düşüncesi karışık olanın dili de karışık olur. Ancak aydınlık kafalar yalın, tutarlı ve ikna edici bir dille konuşurlar. Ve ancak onlar emekçiler üzerinde ikna edici, sürükleyici bir etki bırakabilirler. Mücadeleci dinamik yapısını bağrında toplayan bir örgütü, genç ve enerjik bir örgütü, eğer yeni kadrolarını bilimsel bilgiyle donatıyor ve onların hızlı bir teorik gelişimini sağlıyorsa, o örgütün zafere ulaşmaması için hiçbir neden yoktur. Enerjik bir yapıyla buluşan bilimsel bilgi, mutlak suretle sonuç alır. Buna kimsenin kuşkusu olmasın.
Fakat bu demek değildir ki yeni kadrolar yuvada yiyecek bekleyen yavru kuşlar gibi ağzını açıp bekleyecek... Birileri onlara hazır yiyecek getirecek. Hayır! Tam tersine yeni kadrolar aç kurtlar gibi bilimsel bilgiye saldırmak, onu öğrenmeye çalışmak, çaba sarf etmek, araştırmak zorundadır. Hiç bir genç komünist hazırlopçu bir beklenti içinde olmamalıdır. Olamaz. Koşullar ne kadar devrimciyse, zaman kaybetmeye ne kadar tahammülsüzse ve bizi nasıl eyleme, harekete geçmeye zorluyorsa, aynı şekilde bizi okumaya, kendimizi yetiştirmeye, bilimsel bilgi edinmemize. Tek sözle sağlam bir bilinç edinmemize de zorluyor. Bunlardan birini diğerinin karşısına koymak en hafif deyimle aymazlık olur. Öncü örgüt genç ve dinamik kadrolara dayanarak ileri atılır. Deneyimli kadroların genç kadroların enerjisiyle birleşmesi sağlanarak mücadelede ısrarla ileriye yürünecektir. Elbette bu sadece pratik/eylemsel bir ileri atılış değildi. Bu aynı zamanda teorik-politik bir atılım olacaktır. Ve yoldaşlar yoğun pratik süreci omuzlarken, aynı zamanda teorik gelişimlerini ilerletmelidirler. Çünkü yönümüzü şaşırtmadan ilerlemek için teorik donanım bir kenara bırakılamaz. Tarihimiz, bu alanda önemli deneyimlerle doludur. Geriye düşenlerin ve yozlaşıp düzene karışanların bu noktada kendilerini donatıp yenileyememeleriyle de bağlı olduğu unutulmamalı ve asla gözden kaçırılmamalıdır. Dahası her bir yoldaş komünist öncünün bu özelliğiyle donanmak için okumalı kendilerini geliştirmeli ve eksiksiz birer savaşçı olma yolunda hızla ilerlemek göreviyle karşı karşıyadır. Bu, komünist militan olmanın getirdiği tarihsel bir sorumluluk. Her komünist militan bu bilinç, ruh ve iradeyle ileri atılacaktır.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|