DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
Kriz ve Emperyalistlerin Çözüm Arayışları
Dış Politika
Emperyalist güçlerin derinleşerek süren krize çare arayışları değişik biçimlerde sürüyor. Tüm iyimser açıklamalara rağmen  ekonomik krizle ilgili gelen yeni veriler, dünyanın belli başlı ekonomilerinde daralmanın devam etmekte olduğunu gösteriyor. ABD, Almanya, Fransa, Japonya vb. ülkeler yüzde 2 ile yüzde 1.5 arasında küçülmüş durumdalar. Bütün belirtiler bu durumun ağırlaşarak devam edeceğini gösteriyor. Kapitalist ekonominin derinleşen krizi, etkisini sadece işçi ve emekçi yığınlar üzerinde yoksulluğun, işsizliğin, yaşam ve çalışma koşullarının daha fazla kötüleşmesi olarak göstermiyor. Kriz etkisini eski güç dengeleri üzerine kurulmuş uluslararası politik ilişkiler üzerinde de gösteriyor, eski statükoyu sağından solundan çatlatıyor.
Bu gelişmelere yönelik dikkat çeken açıklamalar yapılırken, eski statükoyu koruma yönünde adımlar da atılmaya çalışılıyor. Eski statüko denildiğinde kastedilen, genel olarak emperyalist sistemdir ve bu sistemin en tepesinde ABD emperyalizmi bulunmaktadır. Başka bir ifade ile bu gerici sistemin kaymağını ABD emperyalizmi yemektedir. Bugün ABD bu konumunu koruma mücadelesi vermektedir. İşte işin bu yönüne dikkat çeken bir açıklama ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Dennis C. Blair tarafından geçtiğimiz günlerde yapıldı. Blair “ülkenin güvenliği açısından en büyük tehditin terörizm olmadığına” işaret ederek, “artık ulusal güvenliğimiz açısından öncelikli tehdit küresel krizdir” demektedir. Blair bundan ne anlaşıldığını da açıkça ortaya koymaktadır.
ABD Başkanı Barack Obama tarafından atanarak görevine başlayan Blair, ulusal güvenlikle ilgili olarak Kongre’de yaptığı konuşmada, “ülkenin tehdit algılamasının değişmesi gerektiğini” söylüyor ve “kısa vadede terörizm ve nükleer silahlanmanın ‘nin güvenlik öncelikleri olmaması gerektiğini” vurguluyor ve “kısa vadede ‘nin güvenlikte birinci önceliği küresel kriz ve krizin jeopolitik etkileridir. Ekonomideki düzelme süreci ne kadar uzarsa ‘nin stratejik çıkarları o kadar zarar görecektir” diye durumu çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.
Yukarıda söylenenler son derece açıktır: ABD’nin ekonomik olarak gerilemesi, jeopolitik ve buradan kaynaklanan jeostratejik etkilere yol açacaktır. Bu durum ABD egemenliğine zarar verecek, bunun gerilemesine yol açacaktır. Yani eski güç ilişkilerinin değişmesi söz konusudur ve bu değişiklik ABD’nin uluslararası rolünün geçmişe göre azalması yönünde olacaktır! Bu durumda yapılması gereken: ABD’nin stratejik çıkarlarının korunması ve geliştirilmesi için hızlı adımlar atılması, sertleşen uluslar arası emperyalist rekabette ve egemenlik yarışmasında birincil rolün korunması ve sağlamlaştırılmasıdır. Blair’in bu açıklamasında tehlikeye dikkat çekilmekte ve alınması gereken önlem kısaca özetlenmektedir.
ABD böyle demektedir, ama diğer büyük emperyalist güçler de mevcut durumu kendi lehlerine çevirmenin hamlelerini yapmak istemektedirler. Onlar –Almanya, Fransa, Rusya vb.- ABD’ye ‘epeyce gölgende kaldık, ganimetin büyüğünü hep sen mideye indirdin, uluslararası kurumları da çıkarlarını korumak ve geliştirmek için dilediğin gibi kullandın, şimdi bütün bunları yeniden gözden geçirelim, bizim payımızda biraz daha büyüsün, sende zaten eski haşmetinde değilsin’ demektedirler. ABD’nin stratejik çıkarlarına yönelmiş büyük bir tehlike değil midir bu!
ABD uluslar arası plandaki ekonomik, askeri, diplomatik üstünlüğünü, bu alanlarda açık ara elinde bulundurduğu tekelini, bırakalım kaybetmek, sarsılmasını bile razı değildir ve gücünün daha fazla gerilememesi için mücadele etmektedir. Buna karşın diğerleri de mevzi kazanmak istemekte, ABD’yi geriletebilecekleri yere kadar geriletmek istemektedirler. Buradan çıkacak genel sonuç, emperyalist büyük devletler arasındaki eski ilişkilerin değişmekte olduğu, bu konuda bir mücadelenin sürmekte olduğudur.



Kuşkusuz bu durumdan doğrudan etkilenecek olanlar işçiler ve emekçi yığınlardır. Bu nedenle, krizin uluslararası işçi sınıfının ve halkların sırtına yıkılmaması için verilecek mücadele, zorunlu olarak, aynı zamanda yukarıda özetlenmeye çalışılan gerici emperyalist emellerin dizginlenmesi için verilen bir mücadele olma özelliğini de kazanmaktadır. Emperyalist burjuvazi ve gerici işbirlikçilerini geriletmenin ve kriz devrimci olanağa dönüştürmenin yoluda buradan geçmektedir.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.08 Saniye