Şehitler verilmeden ve zorlukları kolaya dönüştürmek için nice fedakarlıklar yaşanmadan devrimin zafere taşındığı hiç bir ülke görülmemiştir.Kuşku yokki devrimin zafere taşınmasında devrim şehitleirnin her zmana önemli yerleri olmuştur ve onlaradan öğrenmek ve onların idealleriyel donanamak bayrağı devralıp ileriye yoldaşlar ruhuyla yürüyen ve zafer burçlarına kızıl bayrağı çekmek için dövüşen geride kalanlarımız için şehitlerimiz hep bir yol açıcı ve yanı başımızda denetleyici olmuşlardır.İşte bu bakımdan ekim ayında toprağa düşen şehitlerimizi anmalı,onlardan öğrenmeli ve yarım bıraktıklarını tamamlamak için ileri atılmalıyız.
Bilindiği gibi Ekim ayı, dünya proletarya devriminin ilk olarak pratikleştiği ve Rusya'da proletarya ve emekçilerin iktidarı alarak,dünya burjuvazisine karşı komünizmin sancağını daha da yukarı çektiği aydır.Dünya proletaryası ve halkları için Ekim ayı,hep zafer yüklü ve kavga dolu bir ay olarak anıldı ve yığınlar,devrime ve sosyalizme olan inançlarını her yıl Ekim devrimini anarak tazelediler ve ondan aldıkları ilhamla daha sıkıca sarıldılar sınıfsız ve sömürüsüz yeni bir dünya özlemine.
Ekim ayı, örgütümüz için de, kavga ve devrimci direnişin içiçe yaşandığı ve mücadelenin daha da ileri taşındığı ay olmuştur.Devrim ve sosyalizm yürüyüşümüzün hızlandırılması savaşımında, Kilis'te altı kızıl gülümüzü toprağa verdiğimiz aydır.İsviçre'nin Neuchetel şehrinde,Aydınlıkçı hainlerce yiğit yoldaşımız Mehmet TÜRK'ün katledildiği aydır.Yine Ekim ayı,gençlik önderlerinden Hüseyin TORAMAN yoldaşımızın katiller sürüsü sivil polislerce kaçırılarak,kaybedildiği aydır.Yine büyük Ölüm orucu direnişinde feda eylemcisi Ali Eber Barış yoldaşı ölümsüzlüğe uğurladığımız aydır ekim ayı.Ondandır ki,Ekim ayı,örgütümüz için faşizm ve sermayeye karşı daha bir kinle dolup,kavgayı ileri taşımak için,görevlerimize sıkıca sarılıp,faşizmi devrimle ezme savaşımımızı daha güçlü körüklediğimiz ve görevlerimize sıkıca sarıldığımız ay olmuştur.
Ekim şehitlerimiz,her şeyleriyle kavganın engin denizine kendilerini attılar, devrim ve komunizm savaşımımızın zaferi için, örgütümüz KP-İÖ’nün önceli komunist öncü TKP/ML Hareketi'nin komünist programına yaşam buldurmak için, kanlarını güzelim ülkemizin topraklarına kattılar.
Ölüm, yaşama konulmuş bir noktadır.Ve bu noktadan sonra ise,ya yaşamın tümden yok oluşu gelir;ya da yeni biçimde devam etmesi.Işte tam da bu tarihsel noktada;bir ölüm vardır, bir de ölümsüzlük.Burası sonun ve sonsuzluğun, ölümle ölümsüzlüğün düğüm noktasıdır. Ve kolaydır birbirinden ayırmak,ölüm ve ölümsüzlüğü.Öyle ya;ölüm vardır tüy kadar hafiftir.Sadece kişilikler ve yaşamlar son bulur.Değersiz yaşamlar bir mum gibi söner.Ve yine "ölüm" vardır ki, engince büyür, yücelir dağlar kadar.Sönmeyen sonsuz bir ışık olur,insanlığa.Yazılır tarihin onurlu sayfasına.Bizler yabancısı değiliz her iki olgunun da.Ama bize has olan, ölümsüzlüktür.Ölümü değil de,ölümsüzlüğü seçeriz hep.Tutkuyla atılırız ölümsüzlüğün koynuna.Çünkü yaşamı soylulaştıran ve yücelten,ölümsüzlüktür.Bu aynı zamanda yaşamın yeni ve daha üst biçimde devam edişidir de.
Peki ama nedir ölümsüzlük? Nedir yaşamı sonsuzlaştıran olgu?Bu soruya verilecek en doğru yanıt, yaşamın ortaya konuluş şeklidir,hiç kuşkusuz.Yani tüm insanlığın tek ve gerçek kurtuluş yolu olan yüce devrimci ideallerimiz uğruna savaşmak ve bu uğurda "ölmek"tir. Büyük ideallerimiz için savaşmak ve ideallerimiz uğruna korkusuzca ölüm denizine atlamaktır.Özgür, sınıfsız, sömürüsüz bir eşsiz gelecek olan komünizm adına savaşan bir yaşamı ortaya koymaktır.Ve hiçe sayarak onursuzca yaşamayı, devrim ve komünizm davasının hizmetinde ölümü yaşayabilmektir.Teslim ederek bayrağı yoldaşlara, düşmektir davada.Ve feda etmektir yaşamı, hiç çıkarsız özgürlük ve sosyalizm uğruna.
Evet budur ölümsüzleşmenin "sihri".Devrim davasında şehit düşmek ve tam da budur tarihin burçlarındaki ölümsüzlük.Ekim şehitleri bizlere devrim için yürünmeis gereken yolu gösterdiler ve şehit yoldaşlarından devraldıkları bayrağı usulcasına yoldaşlarına deverederek ölümsüzler ordusuna katıldılar.
YOLDAŞÇA BAĞLILIĞIN ADI MEHMET TÜRK
“Kavgamızın sıcağında düşen
Tüm şehitlerimiz,
Ne ilk,
Ne de son şehidimiz olacak.
Düşenlerin yasıyla değil.
Geride bıraktığı, kat kat yükselen
kiniyle bileneceğiz “sözleriyle İsviçrede yoldaşlarının bedenine kalkan olan Mehmet Türk yoldaşı 14 Ekimde 1989’da İP-Adınlık hainlerinin hain bir pususunda kaybettik.
Devrim ve sosyalizm mücadelesin yürekten bağlı,canlı,atılgan,militan özellikleri kendisinde toplamış.KP-İÖ’nün önceli TKP/ML hareketinin komunist çizgisine yürekten inanmış bir kavga eri olan Mehmet Türk yoldaş,1959 yılında, Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesi Kantarma köyünde yoksul bir Kürt ailesinin 3. çocuğu olarak dünyaya geldi.Yoldaşın yaşamı yoksulluk ve sefalet içide geçti.Yaşamını kazanmak ve ailesine destek sağlamak için daha küçük yaşlarda inşaatlarda çalıştı.Ekmeğini taştan çıkarmaya çalıştı.
Hem çevresinin devrimci olması, hem de ailesinin devrimci yapısından ötürü, küçük yaşlarda devrimci fikirlerle yüzyüze geldi. 1976-'77'den itibaren örgütümüze sempati duydu. '78-'79'da Elbistan'da gecekondularda ve Termik'te gücü oranında çalışmalara katıldı.1980’de Termik Santralin'deki bir direnişten ötürü gözaltına alındı. Ağır işkencelere uğratıldı.Ama inancını asla yitirmedi.Daha sonra, 5 yıl cezaya çarptırıldı. 3 yıl cezaevinde kaldı. Cezaevlerindeki kötü yaşam koşullarından dolayı verem hastalığına yakalandı.Ancak yaşamını kazanmak zorundaydı.
Yaşam koşullarının çekilmez olması yoldaşı yurtdışma çıkmaya zorladı.1987 yılında İsviçre'ye geldi.İsviçre'ye gelmesiyle birlikte ilk işi örgütle ilişki kurmak oldu.
Yoldaş İsviçre'ye geldiğinden itibaren, örgüt çalışmalarına katılarak,tüm yeteneklerini sınıf mücadelesinin hizmetine sundu.İP-Aydınlık çetelerince hain bir pusuda katledildiği 14 Ekim 1988 tarihine kadar,örgütün ileri bir sempatizanı olarak faaliyetlerini sürdürdü.Zürih 'te örgüt faaliyetlerinin ileri çekilmesinde önemli çalışmaları oldu.Çalışkanlığı, fedakarlığı, örgüte ve yoldaşlanna bağlılığıyla örnek bir yoldaştı. 0, devrim ve sosyalizm, yüce komünizm ülküsü uğruna şehit düştü.
Mehmet TURK yoldaş,yoldaşlığın en güzel örneğini vererek,İP-Aydınlık hainlerinin saldırısına karşı en öne fırlayarak, bedenini yoldaşlarına siper edip,ortak utkumuz komünizm için nasıl da yoldaşça birbirimize kenetlenmemizin pratiğini ölümü hiçe sayarak gösterdi..M.Türk yolda ölümünün 16 yıldönümünda devrimci erdemleriyle de kavgamızda yaşatacak ve hep bizimle,yoldaşça savaşımımızın içerisinde olacaktır.
BEYAZ ÖLÜMÜ YENEN ÖNDER HÜSEYİN TORAMAN !
“Öfkeye dönüştüyse acılarımız
Sığmıyorsak kabımıza
Ve sevdalı olduğumuz halde
Uğrunda ölecek kadar
seviyorsak yaşamı
Unutma ki,..”
Gelecek güzel günler içindir.İşte çekilip bayrak bayrak tarihin burçlarında ölümsüzleşen güzelliklerimizden biri de genç komünist önder Hüseyin Toraman yoldaştır.27 Ekim, böyle bir ölümsüzleşmenin tarihi adıdır.Toraman yoldaş 27 Ekim 1991'de faşist diktatörlüğün beyaz müfrezeleri tarafından kaçırılıp 'kayıp' edildi.Beyaz ölüm, onu yalnızca fiziki olarak aramızdan ayırdı.Fakat büyük ve onurlu kavgamızda onun yüreği çarpıyor.Yine kavgada yanyana ve omuz omuzayız.0, kavgamızda yaşıyor,savaşıyor.Ve kutup yıldızımız ışık olmaya devam ediyor.
Toraman yoldaş, gençlik savaşımının/sınıf savaşımının yetiştirdiği bir gençlik önderiydi.Devrim ve sosyalizme sempatisi çok küçük yaşlardan geliyordu.Devrime olan bu sevdasını hiç bir dönem yitirmemişti.12 Eylül gibi ağır gericilik dönemlerinde bile terketmemişti devrime sevdasını.Yoldaşın, devrimci savaşım yaşamı üniversite yıllarında başladı.Ve yüksek öğrenim gençliğinin savaşımında kavgaya atıldı.
Toraman, gençliğin akademik ve politik savaşımında hep ön saflarda oldu.Yüksek öğrenim gençliğinin örgütlü savaşımını geliştirme ve yeni mevziler yaratmada yine önlerdeydi.Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğrenci Derneği Başkanlığını da yapan yoldaş,aynı biçimde öğrenci gençliğin Türkiye çapında yaratılan bütün koordinasyon,eylem ve platformlarının da yaratıcı önder örgütçülerindendi.1987 14 nisan direniş ve kitlesel gösterilerini örgütlemede de onun "imza"sı vardı.Komünist hareketle de bu süreçlerde tanıştı.Safını belirleyerek komünist hareketin pratik-örgütsel çalışmalarında yer aldı.Komünist gençlik hareketinin kurucu militan olarak çalıştı.Güçlü örgütçü, siyasal önderlik yeteneği ile GKH'nin örgütlenmesini geliştirdi.Ve GKH önderliğinde yer aldı.GKH'nin yüksek öğrenim gençlik çalışmasının yanında,lise ve işçi gençlik çalışmasının başlatılması ve geliştirilmesinde de yer aldı.
Toraman yoldaş,yeni tipte marksist-leninist bir kadronun tüm özelliklerini taşıyordu. İnanç,irade, kararlılık, yaratıcılık ve diğer önderlik özellik ve yeteneklerinin hepsi H.Toraman yoldaşın kişiliğinde kristalleşmekteydi. Özverili,çalışkan ve alçak gönüllüydü.Tüm devrimci değerlere ve soylu erdemlere sahipti.Kısaca,H.Toraman yoldaş, sosyalizm davasına adanmış örnek bir yaşamdı.
Beyaz ölümde kaybettiğimiz 14.yıldönümünde, komünist gençliğin önderi ve aynı zamanda gençliğin anti-faşist önder savaşçısı H.Toraman yoldaşı, saygıyla anıyor ve şehitlere devrim sözümüz olduğunu bir kez daha haykırıyoruz.
Şehitlerimiz onurumuzdur,onuru çiğnetmeyeceğiz!.
KİLİS ŞEHİTLERİNİN YAŞAMLARI KAVGA ÇAĞRISIDIR
“ Düşman hain
Düşman pusuda olsa
Elde silah
Dilde türkü
Yürekte sevda
Aynı gecelerin safağı
Aynı aşkların bedeni
Aynı kavgaların yoldaşı
Ve aynı toprağın hamuruydular
Altı kavga adamı
Altı tan atışıydılar
Ay dolandı yine
Günaştı”
Pir Sultan'lardan Baba İshaklara, Koçgiriden Dersime oradan 15-16 Haziranlara ,grevlere,direnişlere,silahlı eylemlere dek uzanan mücadeleci bir geçmiş üzerinde yükselen devrimci ve komünist hareket, bu devrimci geleneğe yeni unsurlar katarak ve direnişçi hattını daha da sağlamlaştırarak savaşımını daha geniş alanlara yayarak yükseltti.Bugün savaşım istenen boyutta sürmesede bunun hep böyle gideceği anlamına gelmiyor.Dünden bugüne taşınana kavgayaşamı değiştirme, dönüştürme ve yeniden kurma kavgası olarak sürüyor .Bu kavga biz komünist devrimcilere, her türlü olanaklar sunuyor ve hem de daha büyük fedakarlık yapmayı bekliyor.Devrim için yola çıktığımıza göre, bizleri engellerin,tuzakların,işkencelerin,zulümlerin beklediğini biliyoruz demektir.O halde devrimci komünist amacımız ve geleceği fethetme tutkumuz,ancak yüksek fedakarlık coşku ve cesaret üzerinde yükselir.
Devrim ve sosyalizm kavgasını yükseltmek için ülkeye giriş yaparken 27 Ekim 1992’de Kilis sınır boylarında altı can yoldaşımız düşmüştü toprağa.Altısı da kavgaya sevdalı, davaya yürekten bağlı ve ölümü seve seve kucaklamaya hazır M-18 gerillasıydı.Devrim yapmak için yola çıkan öncelimiz TKP-ML Hareketi,kurulduğundan itibaren faşizme ve sermayeye karşı uzlaşmaz bir savaşım hattında yürüdü. Kavganın ileriye taşınması için onlarac şehitler kattı devrim kavgasına şehitleirmiz bu savaşta zorlukların, zorlu kavgalarla yenmekten, geçtiğini derinden kavramış, kavgamızın kızıl gülleriydiler.
Faşist diktatörlük zulüm ve sömürü üzerinde yükselen egemenliğini sürdürebilmek için,her zaman devrimcı ve komunıst öncüleri hedef aldı.O da biliyordu ki, yığınları koyun gibi sessizce yönetmenin yolu devrimci ve komünist öncüleri ezmekve ortadan kaldırmaktan geçiyor.Onun için devrimci ve komünist önderlere,yurtseverlere pervasızca saldırarak, binlerce can alarak oluk oluk kan akıttı ülkemizde.Elbette elini kana bulayan faşist diktatörlüğün ,devrim dışında başka bir yolla ezilmesi düşünülemezdi.İşte bunun için yola çıkan Kilis şehitleri fedakarlık ve özverinin en güzel örneklerini sunarak ,haklı davamızın başarısı için ölüm dahil her türlü zorluğu göze almaktan geri durmadılar.Faşist diktatörlük Kürdistan'da yürüttüğü kirli ve iğrenç savaşla,Batı'da estirmeye çalıştığı sokak infazları, kayıplar ve toplu katliam beyaz terörüyle devrimci muhalefeti ezip dağıtmayı ve milyonların özlemi devrim ve sosyalizm alternatifinin yükseltilmesini engellemeye çalışıyordu.Ama nafile,faşizmin iğrenç amaçlarını devrimciler ve komunistler mücadeleleriyle geçit vermediler.Tıpkı Kiliste devrimci şıarlarıyla ölümü kucaklayanM 18 gerillaları 6 özge can mehmet,Erdoğan,Mülim,Hasan,Saim ve Ertan gibi.
MÜSLÜM AKYOL:
Kavgamızın kızıl gülü Müslüm AKYOL yoldaş,örgütümüzle daha küçük yaşlarda tanıştı. Örgütle bütünleşmesi yurtdışına geçici olarak çıktığı dönemde oldu.Ve kısa bır süre kaldığı yurt- dışından örgüt saflarında döğüşmek amacıyla ülkeye döndü.Gittiğinde işIere dört elle sandı.Genç ve tecrübesizlişin kararlılık cesaretiyle yenmeyı,ıyı bır orgut mılıtanı olmayı amaçladı. Kısa sürede katettiği mesafeyle örgüte ve davaya güçlü bağlılığıyla profesyonel faaliyete çekildi. ÇaIışmalarındaki istikrarı ve olumluluğunu değerlendiren örgütümüz Müslüm AKYOL yoldaşı örgütlülüğe aldı.Askeri yetenekleri,güçlü inancı ve savaşma istermini dikkate alan örgütümüz MüsIüm yoldaşı askeri çalışmaları yükseltmek için kamp çalışmalarına gönderdi.Kampta eğitimini başarıyla tamamladı.Ülkeye dönerken hain bir pusuda bu savaşçı erimizi kaybettik. Müslüm yoldaş, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.18.11.1970 Elazığ- Karakoçan ilçesinde doğan Müslüm yoldaş,ilerici ve örgütümüzün etkin olduğu bir alanda yetiştiğinden dolayı, daha küçüklüğünde devrimle tanışmış ve mücadele arzusuyla doluydu. Müslüm yoldaş, şehitlik mertebesine ulaştığında Harketimiz'in aday üyesiydi.Anısını kavgamızda yaşatacağız .
HASAN ÇiÇEK:
Malatyıa-Akçadağ nüfusuna kayıtlı 1972 doğumluydu. Hasan Yoldaş küçük yaşlarda yoksulluk içinde büyümüş ve örgütümüzün politik etkisini güçlü olduğu bir çevreden geliyordu Hasan yoldaş zeki ve çalışkan, atık ve çoşku dolu bir yoldaştı.Liseyi Istanbul'da bitirdi.Trakya Universitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandı GKH'nın aktif bir militanı olarak okul biriminde, üniversite düzeyinde ve daha sonra Trakya Bölgesi düzeyinde görevler üstlendi. Gençliğin saygın önderlerinden birisiydi.Trakya gençliği,yiğit Hasan'ı yakından tanır ve ona güven duyardı. Çalışmalarındaki başarısı ve kendisini örgütle bütünleştirme perspektifi Hasan'ı, daha ileri mücadelelere hazırlanmaya itti.1992 yılında Makina Mühendisliği 3. sınıfından ayrılarak M-18 çalışmalarına katılmak üzere askeri kampa gitti.Eğitim devresini başarıyla tamamladı. Hasan yoldaşi Şehit olduğunda, Hareketimiz'in aday üyesiydi. Onun silahı yerde kalmayacak, savaşımını sürdüreceğiz.
MEHMET BEŞKEN: ,
11.10.1969 yılında Maraş- Elbistan'ın Hüyücek köyünde yoksul bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya geldi.Ortaokula kadar öğrenimini sürdürdü.Daha küçük yaşlardan itibaren kendi yaşamını inşaatlarda çalışarak i kazandı.Devrimci olmasını koşullandıran birçok etken vardı.Çevresi örgütümüzün tarafları olduğundan dolayı örgütümüzden etkilendi ve kısa sürede iyi bir Hareket savaşçısı ve kavgacısı oldu. Gözüpek, sözünün eriydi ve soğukkanlılığıyla birçok insanı hayrete düşüren bir konumdaydı.Bilinci arttıkça kavgaya ve davaya daha derinden bağlandı.Tüm feodal ilişkilerini bir yana iterek,yaşamını devrime ve örgüte adadı. Bu yönüyle birçok yoldaşına örnek oldu Çalışkan ve sorgulayıcı özellikleriyle kamp çalışmalarında öne çıkan, sağ- .lamlılığı ve inancıyla örgütle yaşamını hızla bütünleştirenlerdendi. Ulke topraklarına bir an önce dönme coşkusuyla doluydu.Faşizmin üzerine kurşun, bomba yağdıracağı günleri iple çekiyordu. En zor iş ve görevlerde hep Mehmet'in yeri vardı.Tam bir dava ve örgüt adamıydı.Askeri eğitimini başarıyla bitirdi. Örgütümüzün yiğit bir savaşçısı, M-18 gerillası olarak her zaman anılacak ve savaşı sürecektir.
ERDOĞAN TATAR:
15.05.1969 yılında, Adıyamanın Besni ilçesinde orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Adıyaman doğumlu olsa da, büyüdüğü ve okuduğu yer Gaziantep'ti.Yoldaş daha çok Gaziaantepli olarak bilinir.Liseyi Antep ve Istanbul'da okuyan yoldaş daha küçük yaşlarda örgütümüzü tanıyordu.Ama gerçek tanıması ve onunla bütünleşmesi yurtdışına çıktık sonra oldu.Ağır başlı,olgun ve tek-siyasal sorunlara oldukça ilgili olan yoldaş, bir an önce ülkeye dönmenin ateşiyle yanıp tutuşuyordu.Zamanı geldiğinde gülümseyerek askeri kampa giden ve kendisini yenileyen yoldaşlardandı.Orgütümüzün örgüt1emeyi düşündüğü bir dönemde yoldaşı ,kaybetti.İnanç dolu, kavga eriydi. Hareketin yiğit savaşçısıydı. Onun soğuk kanlığı ve coşkuyla ileri atılan feda ruhu, savaşımızın her cephesinde sürdülecektir.
ERTAN UZUNYAYLA:
23.12.1973 Tunceli-Pertek doğumlu olsa da,Ankara'da büyümüştü.Daha küçük yaşlardan itibaren Kürt kıyımının ve zorla göçün acısını yaşamıştı.Orta öğrenimini Ankara 'da okudu ve Çanakkale'de Yüksek Okul'a devam ederken örgütümüzden etkilendi.Bir süre Devrimci Sol'la çalıştı. Daha sonra örgütümüze katıldı.Teorik-siyasal sorunlara oldukça ilgi duyan ve savaşma arzusuyla dolu, kendisini hızla eğiten, dönüştüren yoldaşlardandı.Askeri çalışmalarda geç kalmasına rağmen, başarılıydı.Bir an önce ülkeye dönmek, kavgaya katılıp, yeteneklerini alanın ileri çekilmesi için sunmak istiyordu. Ertan yoldaş,düşündüklerini yaşama uygulama zamanı bulamadan hain bir pusuda katledildi.O ne için döğüştüğünü ve bunun bedelinin ne olduğunu bilenlerdendi.Anısını yaşatacağız.
SAİM BOZKURT:
1973 Kars doğumlu, ama İzmir'de büyüyen yoldaş, ancak liseye kadar okumuştu. Proleter özelliklerin hemen tümünü, gözüpeklik ve cesareti kendi benliğinde toplamış, ağır başlı, olgun ve savaşma ruhuyla dolu bir yoldaştı. Mücadelenin içinde bir aileden gelmemesine karşın, davaya ve örgüte yürekten bağlı olanlardandı.Sessiz ve sakin özelliğiyle karşısındakine olumlu intiba bırakan Saim yoldaş, askeri çalışmayı en başarılı bitirenlerdendi,yerinde duramıyor ve bir an önce kavga alanlarında olmayı düşlüyordu.Gidecek hangi gurup olsa,hemen o gurubun yanı başında biten Saim yoldaş, kendisinin ismi okunmadığında üzüntüsünü açıktan dile getirenlerdendi, iyi bir askeri komutan olacak özellikler taşıyan Saim yoldaş, davaya daha fazla hizmet sunacağı bir dönemde aramızdan ayrıldı. Savaşımını sürdüreceğiz.
Kiliste şehitler ordusuna kattığımız 6 M 18 gerillarının militanlıkları,özverileri ve savaşma azimleriyle donanarak devrim savaşımını daha güçlü örerek onlara verdiğimiz söze bağlı kalaca ve anılarını yaşatacağız.
ÖLÜM ORUCU SAVAŞÇISI ALİ EKBER BARIŞ YOLDAŞ
“ Varsın sussunlar yine
Seslerini kuyuya gömenler.
Bu kör gece
Işığı sönen gözlerimizle yırtılacak.
Şakşakçılar,
Cellatlar,
Ölüm seyircileri susun,
Artık ölülerimiz konuşacak.!”
Seninle ilgili olarak ne anlatsak azdır Ali Ekber yoldaş.Çünkü KP-İÖ’nün bir sıra neferi olarak omuzlamış olduğun ağır ama bir o kadarda önemli ölüm orucu görevini tüm olumsuzluklara ve saldırılara karşı tereddütsüzce taşıyarak ölümü usulca kucaklayarak bayrağı yoldaşlara devretmenin çokusunu ve mutluluğunu yaşadın.Bir çoğu büyük lafların altında ezilirken ve verdikleri söze bağlı kalmazken sen bir dava adamı olarak öne atılarak teori ile pratiğin birlikteliği oldun.Faşizmin tek tipleştirme ve zindanları ihanet yuvalarına dönüştürme saldırısının boşa çıkarılmasında bedenini ölümü yatırmakda tereddüt duymadın.Hatta neden Ö.O eyleminin ilk grubunda yer almadığını bile eleştirmekten geri kalmadın.Bu bakımdan seni her zaman feda ruhu kuşanması içinde savaşmaya hazır bir yoldaş olarak genç kuşaklara anlatacak ve senden öğrenmeye devam etdeceğiz.
Ölüm Orucu şavaşcısı AliEkber Barış yoldaş 1970 yılında Dersimin Mazgirt ilçesi Çat köyünde yoksul bir kürt ailesinin çocuğu olarak dünyaya gözlerini açtı ve yoksulluk nedeniyle çok sevdiği eğitimini yarıda keserek çalışmak zorunda kaldı.Yaşamı yokluk ve yoksulluk içinde geçen yoldaş geçimini sürdürebilmek için İstanbula geldi.Küçük yaşlarda devrimci mücadelede etkilendi ve 1996 yılında KP_İÖ ile tanıştı ve kısa bir sürecin ardında KP-İÖ’nün bir militanı olarak örgütlü mücadeleye katıldı.1997 yılında bir operasyonda yakalandı ve ağır işkencelerden geçirilerek tutuklanarak Gebze zindanına kapatıldı.Polislere yönelik askeri eylemlere katıldığı gerekçesiyle idam cezasıyla yargılanan AliEkber yoldaş zindan sürecinde kendisini geliştirmeye ve örgütün sorunlarına daha bir hakim olmaya yöneldi.Oldukça sağlıksız,kariyerist ve devrimcileşmede problem yaşayan insanlarla aynı ortamı paylaşmasına ve sorumlusu olan insanların rezilce tutumlarına karşın yinede o bu olumsuzluklardan etkilenmeden devrimci görevlerine sıkıca sarılarak yerine getirmeye ve KP-İÖ’ye balılığını pekiştirmeye çalıştı.
Nitekim devrim ve sosyalizme olan yüksek bağlılığı ve örgüt için kendini feda etme kararlılığı AliEkber yoldaşı Ölüm Orucu direnişinin ön saflarına itti.Tarih yaprakları 19 Aralık 2000’i gösterdiğinde faşist diktatörlüğün uzun bir zamandır hazırlığını yaptığı,özgürlük tutsaklarını teslim alma ve ihanet merkezlerine dönüştürme amacıyla zindanlara yönelik başlattıği teslim alıp boyu eğdirme ‘Şevkat Operasyonu’nun ardında kapıyı çalan Ölüm Orucu feda eyleminin direnişçilerinden oldu.
Unutulmayan zindan katliamlarından birisi olarak tarih sayfalarında yerini alan 19 Aralık F Tipi Hücreye geçiş operasyonu aslında devrimci tutsakların 10 yıllık mücadelede katetmiş olduğu mesafeyi darbelemek ve zindanlarda devrimci kazanımları ortadan kaldırarak intikam almayı amaçlıyordu.Bunun içindir ki faşist diktatörlük,SAG ve ÖO eylemlerini bahane ederek dışarıda artan politik duyarlılığın önünü kesmek ve içte kaybetmiş olduğu denetimi yeniden kazanmak hedefiyle 19 aralıkta aynı anda 21 cezaevinde operasyon başlatarak F Tipi Hücre cezaevine geçiş hazırlığını pratikleştiriyordu.Bu kanlı operasyonda her türlü kesici,delici,yakıcı ve parçalayıcı silah kullanılarak devrimci tutsakların dize getirilmesi için 12 eylül faşist darbesinin aratmayan saldırlarda 31 devrimci katledilirken,yüzlercesi yaralandı ve sakat kaldı.
Faşist diktatörlük devrimci tutsaklardan intikam almak için 19 Aralık operasyonuyla zindanlarda baskı,işkence,tecrit,izolasyon ve zulüm dayatmalarıyla F Tipi Hücre Cezaevi uygulamasını egemen kılmak istiyordu.Çünkü devrimci muhalafetin ve emekçilerin tepkilerinin gelişip eylemlere dökülmesini önlemek,darbelemek aynı zamanda devrimci öncülerin kapatıldığı zindanlarda yükselen devimci sesin boğulması ve etkisiz kılınması ve böylece TC devletinin gücünü gösterilmesi gerekiyordu.Egemen sınıflar bakımında zindanlarda yükselen devimci sesin boğulması aynı zamanda demokratik halk muhalafetine karşıda devletin demir yumruğunu gösterek susku kumpasının sürdürülmesi bakımından da önem taşıyordu.
İşte tamda faşist diktatörlükle devrimci iradenin hesaplaştığı19 aralık 2000 operasyonu devrimci ve komunistlerin omuzlarına ağır ama bir o kadarda büyük devrimci görevler yüklüyordu.Ya faşist diktatörlüğün zindanları teslim alarak F Tipi Hücre uygulamasıyla yeni Mamaklar, Diyarbakırlar yaratarak ihanet ve boyuneğme amacına yol açılacak,devrimci irade ve değerler bir yana bırakılarak kölece yaşam kabül edilecek yada her zaman olduğu gibi devrimin onuru ayakta tutularak teslimiyet ve hiçleştirme saldırısı devrimci direnişle boşa çıkarılarak ve bir kez daha faşist diktatörlüğün zindanları ihanet yuvaları haline getirme planı darbelenecek ve geri püskürtülecekti.Buradan olarak, Büyük Ölüm Orucu eylemi faşist diktatörlüğün zindanlarda devrimci tutsaklara ihaneti ve boyun eğmeyi dayattığı koşullarda ortaya çıktı ve kısa sürede dalga dalga yayılarak binlerce devrimci tutsağı direniş içine çekti.F Tipi Hücre uygulamasıyla devrimci tutsaklara dayatılan teslimiyet ve izolasyon politikasını boşa çıkarmak ve teslimiyeti yere çalarak devrimci onuru bayraklaştırmak o koşullarda ancak kitlesel Ölüm Orucu ve SAG direnişleriyle mümkündü. Burada devrimci irade bir kez daha deneniniyor ve gerçek devrimciler ile sahteleri ayrışıyordu..Ya faşizmin devrimci tutsakları ehlileştirerek birer hiç durumuna getirme amacıyla gündemleştirilen F Tipi Hücre Cezaevi saldırısına boyun eğilecek yada devrimci direnişle bu ihanet dayatması boşa çıkarılacaktı.
Örgütümüz KP-İÖ’nünde içinde yer aldığı devrimci tutsaklar faşist diktatörlüğün bu teslimiyet ve ihanet dayatmasına karşı topyekün devrimci direnişi örgütlemeye yöneldiler.KP-İÖ savaşçıları kendi gerçekliğinden hareketle gücü ve olanakları ölçüsünde SAG ve Ölüm Orucu eylemine katıldılar.İki grup olarak seçilmiş yoldaşlarla Ö.O feda eylemine katılan KP-İÖ direnişçilerinden biriside ölüme hazır olduğunu ilan ederek kızıl bandı kuşanan AliEkber Barış yoldaştı.Ali Ekber yodlaş direnişin zaferine kilitlenerek hücresinde milim milim bedenini eriterek feda eyleminde bayrağı kale burçlarına dikmede en önde koştu ve Ö.O eyleminin 180.gününde yani direnişe başlamasının 6.ayında 18.Ekim 2001 yılında onlarca ölüm Orucu direnişçisi gibi ölümü gülerek kucaklıyarak kavga bayrağını yoldaşlarına devretti.
Mevsimlerin bir birini kovaladığı ve beşinci yılını geride bırakan büyük ölüm orucu eylemidir ki zindanların Mamaklaşmasının-Diyabakırlaşmasının önünü aldı ve devrimci irade karşısında ihanet ve teslimiyet kar gibi eridi.Büyük ölüm orucu eyleminde bugüne kadar120.devrimci ölümü gülerek kucakladı ve yüzlercesi gazi olarak faşizmin saldırılarının karşısına dikilerek devrimci tutsakların ihanete ve teslimiyete asla geçit vermeyeceklerini haykırdılar.
Ölüm Orucu feda eylemcisi AliEkber Barış yoldaş,bir komunist gibi düşündü,öyle mücadele etti ve ölümüde aynı kararlıkla karşıladı.Yoldaş vasiyetine bağlı kaldı,az konuştu ve çok iş yaparak bizlere yürünmesi gereken devrimci yolu gösterdi.Bugün Ö.O direnişinde ölümü gülerek kucaklayan Ali Ekber yoldaşı 4.yılında anarken,onun bizlere bırakmış olduğu, devrim ve sosyalizm bayrağını lekesizce taşıyıp zafer burçlarına dikeceğimize söz veriyoruz.
Ö.O Direnişçisi Ali Ekber BarışYoldaş Ölümsüzdür!
Yaşasın Büyük Ölüm Orucu Direnişimiz!