Egemen sınıflar ve onların emir eri hükümetler ve burjuva düzen partileri her ağızlarını açtıklarında coğrafyada yaşayan herkes eşit yurttaştır palavrasını tekrarlaya durdular. Egemen sınıflar ve onların askeri-politik temsilcilerinin yalanları bir yana Türkiye Kürdistan’ında Kürtlere, inkar ve imha politikasının gereği olarak kurşun ve yoksulluk reva görüşmüştür.. Dahası, Osmanlı dönemi bir yana Kürdistan’ın sosyo-ekonomik geri kalmışlığı, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana tartışılan bir konu olmuştur.
Nitekim sorun 86 yıldır tartışılmasına rağmen, bu tartışmadan Kürt halkının payına düşen hiç değişmedi: Kurşun ve yoksulluk! TC devletinin Kürt ulusal uyanış ve mücadelesinin önünü almak üzere, Bölge’deki feodal unsurlarla (ağalar, aşiret reisleri, şeyhler) işbirliğine yönelmesi, aslında TC devletinin feodalizme, aşiretçiliğe ve şeyhlere karşı olduğu yalanını da açığa çıkartıyor. Kürt ulusal mücadelesinin önünü almak üzere uygulanan bu inkarcı ve imhacı asimilasyoncu politikalar, sorunun tersten okunmasına; Kürt sorununun, ekonomik geri kalmışlık sorunu olarak gösterilmesine yol açmıştır. GAP, bu anlayışın bir sonucu olarak bir entegrasyonu sağlayacak ‘sihirli bir proje’ olarak 40 yıldır tartışılmaktadır. Bölge’nin sorunlarını ‘GAP Eylem Planı’ ile çözeceğini ilan eden Demirel’den Ecevit’e ve Başbakan Erdoğan ve AKP Hükümetine uzanan bu yaklaşım Kürt sorununa devletin hangi çizgide baktığını gösteriyor. .
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği (GABB), geçen hafta “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Sosyo-Ekonomik Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir rapor yayımladı. 2002–2007 dönemine ait verilerden oluşturulan rapor, Bölge’deki işsizlik ve yoksulluğu ortadan kaldırmayı vaat eden AKP dönemindeki tablonun, öncekilerden farklı olmadığını ortaya koyuyor. Rapor, Bölge’nin ülke nüfusunun yüzde 16’sını oluşturmasına rağmen milli gelirden aldığı payın yalnızca yüzde 6.5 civarında olduğunu ve bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak iddiasıyla gündeme getirilen ‘teşvikli yatırım’lardan aldığı payın sadece yüzde 9 civarında olduğunu gösteriyor. Hiç bir sosyal güvenceye sahip olmayanlara verilen yeşil kartlıların yüzde 46’sının Bölge’de olması, yaşanan yoksulluğun en önemli göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Halk iş, aş, barınma, eğitim, sağlık gibi en temel ihtiyaçlardan yoksun olmasına rağmen, devletin bölgeye aktardığı kaynaklar bu tabloyu değiştirmek için değil; operasyon ve çatışmaların devamı için yani kurşun ve öldürmek için kullanılmaktadır: Devletin Bölge’ye aktardığı kaynakların üçte birini askeri harcamalar oluşturmaktadır. GABB Raporu, AKP’nin yerel yönetimler arasında uyguladığı ayrımcılığı da gözler önüne sermektedir. AKP hükümetinin her fırsatta övünerek sunduğu ama aslında hükümetin/devletin en asli görevleri olan yol, su, kanalizasyon gibi ihtiyaçların giderilmesi için başlatılan Belediyelerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (BELDES) ve Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) kapsamında aktarılan kaynaklardan Büyükşehir Belediyesi AKP’li olan Urfa’nın aldığı pay yüzde 9 ve Diyarbakır’ın payı yüzde 2,9’dur. Rakamlar, AKP Hükümetinin ayrımcılık yapılmadığı yönündeki söylemini yalanlamaktadır.
GABB Raporu, daha önce hazırlanan birçok rapor gibi Bölgedeki yoksulluğu ve Kürt halkının ağır yaşam koşullarını ortaya koymaktadır. Rapor, AKP Hükümeti döneminde de bu tablonun giderek ağırlaştığını; AKP’nin yoksulluğu çözmekten çok, bu durumu politik istismar konusu olarak kullandığını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bugün artık Kürt halkının malumun tartışılmasına değil; siyasal, kültürel, sosyal, ekonomik çok yönlü sorunlarının çözümü yönünde Kürt ulusunun ulusal ve demokratik haklarının kabul edilmesi bu doğrultuda adım atılmasına ihtiyacı bulunmaktadır. Kürdistan’ın sosyo-ekonomik geri kalmışlığını/bıraktırılmışlığını ve bölgeler arasındaki eşitsizliği çözmek için atılması gereken ilk adım ise; bu meselenin Kürt sorununun inkâr etmek, üstünü örtmek değil dosdoğru Kürt ulusunun ulusal haklarının kabul edilmesi, zoraki birliğin dağıtılarak, inkarcı ve imhacı politikaların darbelenerek Kürt halkının politik istemelerinin karşılaması, kurşun ve yoksullukla terbiye edilmesi faşist gerici politikaların çıkmaz sokak olduğu görülerek bunlardan vazgeçilmesi gerekiyor