DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
ZORU BAŞARMAK İÇİN VARIZ..!
İnşamız
 "... Sözcüğün daha dar ve derin anlamında komünist çalışma, belirli bir yükümlülüğün sırasını savmak için yapılmayan, belli ürünleri almak hakkı için yapılmayan, toplum için bedava çalışmadır. Onceden tespit edilen ve yasa haline gelmiş normlara göre yapılmayan, bilakis gönüllü çalışma normsuz, ücret ödenmesi hesabı üzerine kurulmamış, ücretlendirme koşulları olmayan çalışmadır .Kamu yararı için çalışma alışkanlığıyla yapılan (alışkanlık haline gelmiş) kamu yararına çalışma gerekliliği anlayşıyla yapılan çalışmadır, sağlıklı bir organizmanın gereksinimi olarak çalışmadır:' (Stalin)
Proletaryanın öncü komünist örgütü olma iddiasında olan  kadrolar çalışmaları ve yaklaşımlarını yukarıya aktardığımız anlamda içselleştirmekle yükümlüdürler. Yoldaşlarımız on kat değil, yüz kat daha özverili davranmak zorundadırlar . Aksi taktirde bugünün sorunlarının altından kalkılamıyacağı açık seçik ortadadır . Çünkü devrimciliğin moda olduğu günlerde yaşamıyoruz. Günümüzün dünya ve Türkiye Kürdistan koşulları uzun soluklu bir devrimciliği gerekli olmanın da ötesinde zorunlu kılıyor. İnşamız enginleri fethetme ruhuyla yola koyulmuştur ve zoru başarmak hedef ve sorumluluğuyla karşı karşıyadır. lkirciksiz ve kararlı bir çalışma tavrını alışkanlık haline getirmiş bir örgütlü kadro gücünü oluşturmak ve çalışmalarımızda böylesi bir düzey tutturmak yaşamsal önemini koruyor.
Dahası örgüt çalışmamızın gelişip güçlenmesinin önündeki esaslı sorun ve engelleri sıklıkla dile getiyor ve burada çıkış için her düzeyde değişim/dönüşüme gereksinim olduğuna dikakt çekiyoruz. Nasıl kadrolara ihtiyaç duyduğunu sıklıkla dillendiriyoruz. Süregelen hata ve zaafların aşılması için hem varolan kadrolarımızın değişip-dönüşmesi ve hem de yeni kuşaktan bugünün ihtiyaçlarına cevap verecek yeni kadro tipinin yetiştirilmesi gerektiğinin zorunluluğuna vurgu yapıyoruz . Çünkü, siyasi bir çizginin, bir programın belirlenmesinden sonra, belirleyici olan kadrolar olduğuna göre, gelişip güçlenmenin motor rolünü de haliyle  kadrolar oynayacaktır. Bu gerçeğin altını kalın bir çizgiyle bir kez çizmek gerekir.
Kadroların değişimi ve dönüşümü ile ilgili görüşlerini ortaya koyarken, .bir kaç noktaya değinmekte yarar var. Bütün insanlarımızın durumunu gözden geçirerek, eleştiri-özeleştiriye tabi tutarak, yeniden yeniden eğitmeliyiz. Buna rağmen verimsiz ve tutuk davranışları devam eden kadroları çekinmden geri çekmeli -konumları ne olursa olsun- yerlerine varsa yetkin, yoksa bilgi ve deneyimi daha az, ama gelişmeye açık, inisiyatifli, kararlı ve yaratıcı kadrolar öne çıkarılmalıdır.
Kendi alan ve birimin gelişmesi ve büyümesi için kafa yoran, onun için canla başla çalışan, emek veren kişi aslında kendi alanının yöneticisi olmaya adaydır. Bu adaylık bilinçli bir hale dönüştürülirse gelişme sürekli ve sağlıklı olur. "Eğer eksiklikler kavranırsa, devrimci çalışmada bu eksikliklerin giderilmesinde yolun yarıdan fazlasının katedilmesi demektir ." (Lenin) Gerisi de pratikteki çalışmayla giderilir. Bu tabii ki oldukça zor bir iştir. Ve ancak uzun süreli, soluklu, sistemli ve planlı bir çalışmayla başarılabilinir.



 

Ancak geri çekilen ya da başka alanlarda konumlandıracağımız kadrolarımıza somut çalışma alanları gösterilmelidir. Aksi taktirde zaten verimsiz olan ya da bulunduğu konuma uygun davranmayan kadrolarımızın, başta -geçici de olsa- kalması kendisinin bir işe yaramadığı imajı ya da psikolojisine yol açar. Moralmen zayıflaması, dolayısıyla verimsizleşmesine ve bu  sürecin uzaması halinde de gerilemesine neden olur. Bunun olmaması için bu tür kadrolarla daha yakından ilgilenilmeli, pratik içinde eğitilmeleri sağlanmalıdır.
 Amaç, yoldaşlarımızı kaybetmek değil, kazanmaktır. Kadroları ayıklama işi,ve herkesin yeteneklerine göre yeniden konumlandırılması, örgütü nitelik olarak geliştirmenin, daha da sağlamlaştırıp bolşevikleştirmenin bir gereği ve bileşenidir. Geri çekilen ya da  yada problem yaşayan kadrolarla ilgilnmeye daha büyük bir özen gösterilmelidir.
 Onların önüne mutlaka somut iş-görevler konmalı ve yakından denetlenmelidirler. Özellikle işbaşında olanlarda yapılan değişikliklerden sonra her şey çözüldü diyerek işi gevşetmemek gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken bir başka yönde, geri çektirilmiş eski kadroların işleri ağırdan alma, savsaklama, problem yaratma işi zora sokmalarına vb. izin vermemektır. Bütün bu olası gelişmelere karşı uyanıklığı elden bırakmadan, alınan kararların mutlaka tavizsiz ve ikircimsiz uygulayıcıları ve takipçileri olmalıyız. Geri çekilen kadroların tepkici ve ilgisiz davranışlarından doğacak olası sorunlara karşı sabırlı ve sağduyulu davranarak, eğitici ve örnek olmak büyük bir önem arzetmektedir.
Bazı alanlarda işin başında olan ve birimlerde statükoculuğun esiri olmuş, yerinden oynamayan, rutin işlerle gününü güneden, cansız ve pasif bir ruhsal şekillenme göstermiş kadroların yeni döneme ayak uyduramayacaklarını ya da uydurmada oldukça zorlanacaklarını, bunun sonucu olarak olası dökülmelerin ve gerilemelerin olabileceğini hesaba katarak, gerekli önlemleri almak yönetici örgütlerin görevidir.
 Köklü değişikliklerin yaşandığı hallerde bu olasılıkların olmayacağını düşünmek hayalcılık olur. ''Hayatta büyük şeyler başarabilmek için coşkulu bir karekter ve yaşama sevincine sahip olmak gerekir.'' (Lenin) Statükoculuğu yaşam biçimi haline getirmiş kadroların bunu başarması elbette düşünülemez/düşünülmemesi gerekir.
Örgütümüzün önümüze koyduğu yeni görevlere uygun şekillenmemiz hızla devam ettiği bir dönemde pratik çalışmada bazı yetersizliklerin baş göstereceği inkar edilemez bir olgudur. Bunun örgüt kadro ve taraftarları üzerinde olumsuz bir etki yaratuğını ve yaratacağını görmek zorundayız.
Yeni görevlendirmelerle birlikte yeni dönemde önce örgütler yaratarak canlı bir pratik yaratılarak, kadro ve sempatizanlarımız üzerinde şöyle ya da böyle görülen ölü toprağı savurarak, atmanaın zamanıdır. Bu durum aynı zaman da, eskiyle yeni arasındaki ayrımı da net bir şekilde gözler önüne serecektir.
Pratik çalışmada kararsız davranan, yakınmacı tavırlar sergileyen, hatta yalpalayanların karşı propagandaları bile canlı ve coşkulu pratiğin duvarlarına çarparak tuzla buz olur. Diğer bir ifadeyle, örgüte karşı olası güvensizliklerin, yakınmacı tavır ve davranışlarını, ikircikli tutumların panzehiri olacaktır sıcak mücadele pratiğimiz!
Böyle bir sürecin başlaması şu anlama gelir; yapılmayan şeylerin neden/niçinlerini değil, yapılan şeylerin daha iyi, daha verimli kılınmasının neden/niçinleri gündemimizi dolduracaktır. Böylesi bir çalışma gündemi örgütümüzü devamlı ileriye çeker.
Yapılmıyor, edilmiyor, gelinmiyor, verilmiyor, vs. vb. gibi sorunların yanıtı örgütsel canlı pratiğimizin kendisi vermiş olacaktır. Bunun sağlayacağı moral üstünlüğü, işleri daha sıkı sarılmayı beraberinde getirir. Bunlar yapılmaksızın, alınan kararın ya da "bir fikrin gerçek değerini kazanabilmesi için, ideallere kendi hayatını adayanlar , bu fıkir gerçekleştirmeye yetecek maddi ve manevi güce sahip olmaları gerekir" (Çernişevski) şeklindeki  doğru tespitin ayakları havada kalacaktır.Ya da alınan kararın hiç bir değeri olmayacaktır.
 "Taktik söz konosu olduğunda, yığınların durumunu kesin ve denetlenir bir tarzda hesaba katmak gerekir . Kendi iyimser veya kötümser niyetimizi nesnel gerçekliğin yerine koyamayız" diyor Stalin.
Bu yaklaşım tarzı, kadrolarımızın seçimi ve görevlendirilmeleri için de geçerlidir. Kadrolarımızın yetişme tarzı, yetenek, bilinç, taşıdığı potansiyel ve deney birikimi hesaba katılarak görev  verilmelidir. Gerçek durumun yerine kendi istem ve niyetlerimizi koyarsak, nesnelliği yakalayamayız. Bundan dolayı da sağlıklı bir örgütlenme kuramayız.
Seçimi yerli yerinde yapamadığımız için, görevlendirdiğimiz kadronun niyetinden bağımsız olarak ortaya koyacağı performans yeterli olmadığından, örgüt kitlemizin istemlerine cevap olamayacaktır, doyasıyla örgütlü sempatizanlarımız ve kitlemizin üzerinde saygınlık yaratmayacaktır. Kaldıramayacağı yükün altına girdiğinden dolayı ezilecektir. Dolayısıyla kendisine olan güveni daha da sarsılacak, gerileme baş gösterecektir. Kadro sorunu bugün de çözülmesi gereken temel sorunumuz olmaya devam ediyor. Stalin haklı olarak şöyle diyordu:
"Doğru bir çizgi saptandıktan, bir sorunun doğru çözüm yolunu bulduktan sonra, başarı örgütleme çalışmasına, par- ti çizgisinin uygulanması için savaşımın örgütlenmesine, insanların doğru seçimine ve yönetici organların kararların uygulanışının denetlenmesine bağlıdır . Bunlar yapılmazsa doğru parti çizgisinin ve doğru kararların zarar görme tehlikesi vardır .
Dahası, doğru pratik çizgi saptanmış ise, örgütleme çalışması her şeyi bizzat politik çizginin,, kendi yazgısını belirleyecektir." .O  halde zoru başarmak için yola çıktığımıza göre umutsuzluğa ve kendiliğindenciliğe geçit vermeden kazanmak için ileriye atılmalıyız.


 

 
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

İnşamız

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.10 Saniye