 |
|
AKDENİZ İÇİN BİRLİK NEYİ AMAÇLIYOR

Başını Fransanın çektiği ve Ortadoğu ve kuzey Afrikayı kendi egemenliği altına alarak ABD karşısında gücünü pekiştirmeyi hedefleyen Akdeniz Birliği projesi, Avrupa için yeni pazarlar, yeni kaynaklar ve siyasi etki alanları anlamına geleceği bir gerçek. Fransa’nın Türkiye’ye AB alternatifi olarak önerdiği Akdeniz Birliği için ilk adım atıldı. Fransa’nın başkenti Paris’te 42 ülkenin katılımıyla 13 Temmeuz günü başlayan Akdeniz İçin Birlik toplantısında Akdeniz’in kuzeyi ve güneyi arasındaki ilişkiler görüşülüyor. Toplantıda kirlenme, göç, enerji, eğitim ve yatırım konularında birlik ele alındı. 27 AB üyesi devlet ve Kuzey Afrika liderlerinin bir araya geldiği toplantıya Balkanlar’dan da katılım oldu. Toplamda 756 milyonluk bir coğrafyaya yayılan birlik konusunda ilk izlenimler umut dolu olsa da, ilk çatlak Libya lideri Muammer Kaddafi’nin projeyi “yeni sömürgecilik” olarak adlandırıp katılmayacağını açıklamasıyla geldi. Suriye, Lübnan, Filistin ve İsrail’in kendi aralarında yaşadıkları sorunların birliğe yansıyacağı da belirtiliyor. Örneğin Cezayir başta olmak üzere Arap ülkeleri toplantı bildirgesinde İsrail’i tanımaya yönelik bir madde geçmemesi için garanti istediler. Türkiye’de ise hükümet, AB üye adaylığıyla çelişki oluşturmasından korktuğu bu toplantıya katılmaya son anda yeşil ışık yaktı. Toplantı için Paris’e hareket etmeden önce “Türkiye’nin barış ve refah vizyonunu da Akdeniz ve AB ülkeleri liderleriyle ilk elden paylaşma imkanı bulacağız” şeklinde konuşan Başbakan Erdoğan, zirvede Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile görüştü. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, İsrail Başbakanı Ehud Olmert ve ayrıca İspanya, İtalya, Danimarka, Hollanda başbakanlarıyla da görüştü. Erdoğan, Türkiye’nin projeye soğuk bakmasına sebep olan AB’ye adaylığını etkileme konusunda da “Barcelona Süreci: Akdeniz İçin Birlik esasen Akdeniz’de işbirliğinin geliştirilmesini amaçlayan bir projedir. Ülkemizin AB üyelik sürecine kesinlikle bir alternatif teşkil etmemektedir. Bu husus çeşitli defalar Avrupalı liderler tarafından vurgulanmıştır. Yayınlanacak siyasi bildirgede de bu hususa atıfta bulunulacaktır” dedi. Fransanın başına geçtikten sonrası hem iç politikada ve hemde dışpolitikada sermayenin çıkarlır için saldırgan bir çizgi izleyen Sarkozy Fransa’yı eski şaşalı günelrine taşımak istiyor. Bunun için gözünü ortadoğuya ve Kuzey Afrikaya dikmiş duurmda. Eski politik ve ekonomik etkisinide kullanan Sarkozy frnasız emperyalizmini daha aktif ve saldrıgan bir konuma çekerek Pazar paylaşım savaşımında kar payını genişletmek ve politik-askeri etkisini yaymak istiyor. Hatırlanacağı üzere Akdeniz İçin Birlik’in en büyük savunucusu ve fikir babası sayılan Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy, Akdeniz ülkeleri için öne sürdüğü fikrin Almanya başta olmak üzere AB üyelerinden ret yemesi üzerine projesini “1995 Barcelona Süreci”ne dayandırmaya çalışıyor, fakat bu sürecin çöküş nedenlerinden belki de en büyüğü olan Arap-İsrail çatışması konusunda atılan adımlarda şimdilik bir başarı sağlanmış değil. Her ne kadar Sarkozy, Suriye ve Lübnan’ı karşılıklı ilişkileri sıkılaştırma konusunda masaya oturtmayı başarmış olsa da, Suriye ve İsrail liderlerini ayaküstü bir görüşmeye dahi razı edemeden, her ikisinden de ret cevabı aldı. Fransa’nın altı ay sürecek olan AB dönem başkanlığı süresinde diplomatik bir atak yapmaya çalışan ve Fransa’yı Ortadoğu ve Akdeniz’de güçlendirmeyi amaçlayan Sarkozy yönetimi ayrıca, Suriye lideri Beşar Esad’dan İran konusunda yardım istedi. İran’la olan ilişkilerini kullanarak AB-İran müzakereleri için yardımda bulunması istenilen Esad ise bu konuda aktif olmayacağı izlenimi veriyor.
Kuşku yok ki Akdeniz İçin Birlik toplantısının ana gündemlerinden biri de yasadışı göç konusu. Her yıl on binlerce Afrikalının yasadışı yollardan Avrupa’nın gelişmiş ülkelerine göç etmeye yönelişi, Avrupa ülkeleri için büyük bir sorun olarak görülüyor. Hatırlanacağı gibi Avrupa Parlamentosu, en son Haziran ayında AB’ye kaçak yollardan giren bir göçmenin 18 aya kadar tutuklu tutulmasına izin veren bir tasarıyı onayladı! Sadece bu karar bile emperyalist küreselleşmenin o çok "özgürlükçü" söyleminin, "kim ve ne için özgürlük?" sorusuna verilmiş çarpıcı bir yanıttır! Bu açıdan da göç, emperyalist kapitalizmin gerçek sureti ile ortaya çıktığı dramatik konulardan biri oluyor. Göç yasalarının Avrupa sermayesinin yeni durumdaki ihtiyacına göre düzenlenmesinde epey yol alındı. Şu anda Almanya - Fransa - İngiltere - Hollanda - Avusturya - İsviçre… gibi belli başlı göç üslerinin hepsinde birbirine benzer yasalar yürürlüğe girmiş durumda. Fakat bu adımlarla yetinilmeyeceği ortada... Çünkü önümüzdeki yıllar dünyada daha öncekilerine benzer (Avrupa’dan Amerika’ya göç dalgası’na), hatta onları da aşacak ciddi nüfus hareketleri bekleniyor. Emperyalist küreselleşmenin toplam sonuçlarının kendisini hızla kustuğu bu dönemde bu kaçınılmaz bir sonuçtur. Afrika’dan - Asya’nın çeşitli bölgelerine - Latin Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyanın halkları kapitalist barbarlığın yarattığı yıkım karşısında emperyalist metropollere göçü bir kurtuluş olarak görüyor. Emperyalist sermaye savaşlar - açlık - yoksulluk - işsizlik… kırbacı ile yarattığı devası yıkımın sonuçlarını öngörme bilinci ile hareket ediyor. O yüzden de bu alanda hızlı bir merkezileşmeyi temel konuların başına yazıyor. Haliyle son dönemde çağdışı olmakla suçlanan göç yasalarını çıkarmakla uğraşan AB ülkeleri, Akdeniz Birliği’ni de bu konuda kullanmayı hedefliyor. Avrupa çevresinde bir duvar ören göç konusundaki AB Paktı, Afrika ülkelerini kaygılandırıyor. Avrupa’nın önerdiği plan, göç veren fakir ülkelere insani ve ekonomik yardım öngörürken, göçü yasal biçimde organize etmeye yönelik bölümler de içeriyor. Öneriye göre AB eğitimli göçmenlere ve kalifiye çalışanlara kapısını ihtiyaçları dahilinde açık tutacak. Birçok Afrika ülkesinde ekonomi, göçmenlerin evlerine gönderdikleri dövizler ve gelişmiş ülkelerden gelen ekonomik yardımlarla ayakta duruyor. Bu sebeple göçmen duvarı projesi Afrika ülkelerinde bir ölçü temkinli değerlendiriliyor. Avrupa’nın sunduğu önerilere Senegal merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan Raddho’dan tepki geldi. Konuya insan hakları ve hukuki boyutu açısından yaklaşan kurumun yetkilileri, Afrika Birliği’ne yaptıkları çağrıda, birliği vatandaşlarını korumaya ve Avrupa’dan bu konuda garanti almaya çağırarak, göç ve sığınmaya dair Avrupa Paktı’nın göçmen ve sığınmacıların haklarını ve durumlarını zayıflatabileceğini vurguladı. Fransanın Avrupa emperyalistlerinin Ortadoğu ve Kuzey Afrikada etkinliğini pekiştirme ve pazar alanlarını genişletmeyi hedefleyen Akdeniz İçin Birlik projesi iyimser açıklamlarla son buldu. Ama Avrupanın diğer ülkelerinin pek ilgi göstermediği Akdeniz Birliği projesinin ABD’nin BOP’una karşı alternatif bir BOP inşa etmeyi amaçlasa da bunun ne kadar paratikte yaşam bulacağını katılımcı ülkelerin arasındaki derinleşerek süren çıkar çelişkilerinin ne kadar aşağıya çekileceği belirleyecektir. Ama daha işin başında su yüzüne çıkan çelişkiler halklara karşı gerici bir blok olarak örgütlenmeye çalışılan Akdeniz İçin Birlik projesinin geleceğinin pekte kalıcı olmayacağını gösteriyor.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|