DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
GENELKURMAYDA İÇ SAVAŞ BELGESİ
Özgür Kürsü
Genelkurmayın açıktan yürütmüş olduğu emekçi halklara yönelik kirli savaşın nasıl yürütüldüğüne ilişkin   "Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı" belgesi iktidarın kimin elinde olduğunu ve anayasasının göstermelik olmaktan öteye fazla bir anlam taşımadığını gösteriyor.
Taraf gazetesi tarafından ortaya çıkartılan, Genelkurmay Başkanlığı tarafından 2007 yılında hazırlanıp uygulamaya konan "Bilgi Destek Faaliyeti Eylem Planı" adlı belge içten içe sürmekte olan topyekün kirli savaşın alenişletiğini gösteriyor.
Belge en özlü ifadesiyle 20 yıldan uzun bir zamandır Kirli Savaş'ın, nasıl tüm Türkiye ve halklarına karşı yürütülmekte olduğunun itirafı niteliğinde.
Sözümona “ulusal devlete karşı” olarak nitelenen yeni anayasa paketiyle atak yapan “irticacı hareketlerin sorumlusu” sıfatıyla AKP Hükümeti'ne ve “terörist” olarak nitelenen DTP’ye karşı işçi sınıfı ile emekçi yığınları TSK’nın görüşleri doğrultusunda yönlendirerek “topluma öncü olma” rolünü sürdürmek üzere yeni bir saldırı planı uygulamaya konuluyor.
Söz konusu psikolojik savaş olunca, “planların sivilkişi ve kurumlar üzerinden hissettirilmeden ve dolaylı yollarla hayata geçirilmesi stratejinin temel bileşeni”ni oluşturuyor.
Elbette bu kadar kapsamlı amaç tanımının olduğu bir strateji için operasyonların yürütüleceği alanlar da alabildiğine geniş tutuluyor. TSK; bu saldırı planı uyarınca “kamuoyu oluşturma gücüne sahip bulunan üniversiteler, üst yargı organlarının başkanları, basın mensupları, sanatçılarla temasın muhafaza edilmesi ve bu kişilerin TSK ile aynı paralelde hareket etmelerinin sağlanması” için gereken tüm kişi, kurum, araç ve yöntem ve silahların kullanılacağını ilan ediyor.
" Plan"ın uygulanması sırasında “kullanılacak” kurum ve/veya kişiler isim anılmadan “güvenilir isimler”, “tam kontrollü, etki edilen ve harekete geçirilebilen sivil toplum örgütleri” vb. olarak tasnif edilip, “ üst yargı organı başkanlarının TSK ile aynı paralelde hareket etmelerini sağlamak” üzere daha yakın ilişkinin öneminin altını kalınca çizmekle kalmayıp bunun için somut görevler koyup sorumlular saptıyor.
Yazılı, görsel ve işitsel medya ile bunların "kamuoyu oluşturmakta" etkili isimleri, “uygun medya organları”, “ TSK ile benzer yaklaşımları paylaşanlar” ve "güvenilmez", "TSK karşıtları" vb. olarak tasnif ediliyor. Bu "tespit" ve "tasnif"lerin sonucu olur olmaz her konuda yapılan yazılı ve görüntülü açıklamalarda yapılan uyarı maskeli tehditler, basın akreditasyonundaki keyfilikler şeklinde sıklıkla pratikleştiriliyor.
Bu psikolojik savaş "temasları", Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği, MSB Kanunlar ve Kararlar Daire Başkanlığı" aracılığıyla yürütülürken “uygun kişilerin seçilmemesi durumunda faaliyet menfi olarak ve misliyle geriye yansıyabilecektir. Gelişkin kişilikler olması nedeniyle bu tip kişiler genelde kendi gündemlerini kendileri belirlemekte ve yönlendirilmeye müsait olmayan bir yapıya sahiptirler. Bu nedenle, faaliyet, amacını aşabilecektir. Kamuoyu ilgisinin bu kişilerin üzerinde olması nedeniyle faaliyet, daha ilk adımda karşı propagandaların hedefi olacaktır. İcrasına karar verilmesi halinde çok ayrıntılı bir hazırlık yapılmasına ihtiyaç...” tespit edildikten sonra yürütücü Kurmay Heyeti olarak " Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları, Genelkurmay 2. Başkanı, Harekat Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı ile Genelkurmay Genel Sekreteri belirleniyor. İstihbarat Daire Başkanlığı ise, “ TSK’yı yıpratmayı amaçlayanlar hakkındaki bilgileri " toplayıp Harekat Dairesi Başkanlığına ileterek uygun medya kanalları aracılığıyla, kamuoyu oluşturulup, yönlendirilmesiyle görevlendiriliyor.
Süreç yönetimi, şu kanallar ve kademeler üzerinden gerçekleştirilmekte:
" İhtiyaç duyulan bilgiler İstihbarat Başkanlığınca toplanıp gönderildiği Harekat Başkanlığınca medyanın ilgisini çekecek hale getirilecektir.”
Gönüllü ve/veya satın alınmış kalemler aracılığıyla medyaya yansıtılacak konular Bilgi Destek Dairesi Başkanlığı'nca belirlenecek ve bu sürecin tümü boyunca, medya organları ile sürekli iletişim halinde olunarak, dezenformasyonun amaca ulaşılmasını sağlayacak şekilde yer almasını sağlamak için profesyonel destek alınacaktır.

Yani; kayıtsız koşulsuz TSK çizgisinde bir sivil personelden oluşan kadro ile sözleşme yapılacaktır.
Elbette ne kadar dikkate alınır olurlarsa olsunlar yalnızca basın kodamanları aracılığıyla böylesi kapsamlı bir plan yürütülemez. Bunun için, “Bazı sanatçı ve yazarların desteklenmesi ve ön plana çıkarılması, TSK karşıtı fikir ve eylemleri ile bilinenlerin yıpratılması-nı hedef al"acak şekil ve kapsamla ele alınmalıdır."




 
İşte Genelkurmayın resmi olarak kabul etmediği ama uygulamada olan iç savaş belgesinde bazı unsurlar:
Kod adı Lahika-1
Psikolojik savaşın eylem planları:
• "TSK’yı yıpratma ve din karşıtı gösteren kampanyaların etkisiz kılınması amacıyla kanaat önderlerinin yönlendirilerek kullanılacaktır.”
• "Kanaat önderinin kişiliğine uygun olarak irtibat doğrudan veya dolaylı olarak kurulacaktır. Kanaat önderleri dolaylı olarak ve uygun yöntemlerle desteklenecektir. Özellikle TSK’nın din karşıtı olmadığı, milletin milli ve dini değerlerine saygılı olduğu, TSK’nın çağdaşlaşmanın, bilimsel ve toplumsal gelişmenin öncüsü olduğu, demokratik değerleri çağdaş düzeyde yaşatan bir kurum olduğu..., topluma öncü olma konumunu sürdürdüğü..." konuları ile “din sömürüsü, tarikat-ticaret ilişkileri, irticacı dolandırıcılar, anayasa paketinin milli devlete karşı olduğu vb. genel ve güncel" başlıklar üzerinden yürütülecek propagandada kullanılacak olanların faaliyetlerinin maliyetleri doğrudan veya dolaylı olarak karşılanacaktır. Bunun için koordinasyonu "Genelkurmay Harekat Başkanlığı" sağlanacaktır.
Ajan provokatör itirafı
•Uygun kişilikler bulunup, "Hedef kitle olarak tanımlanan siyasi ve etnik gruplarda ayrışmayı desteklemek ve birliği bozmak maksadıyla" içerden faaliyette kullanılacaklardır.
•Filmler, tv dizileri, müzik vs. kitlesel etkisinin yanı sıra kolay alınarak duygusal etkilenim aracılığıyla sorgulanma ihtiyacı hissedilmeden harekete geçirici etkileri sayesinde "Plan"da özel bir ilgi görüyor; "Kamuoyunu yönlendirmek, TSK lehindeki duygu ve düşünceleri pekiştirmek, Atatürkçü düşünce sistemini yaygınlaştırmak amacıyla tanınmış yönetmen/ oyunculara sinema, TV, çizgi veya belgesel filmlerin çektirilmesi. Faaliyet durumuna göre açık yada örtülü olarak yapılacaktır. Yaptırılacak eser, tanınmış yazar, besteci veya şarkıcıya sipariş edilecektir. Faaliyetin maliyetinin karşılanmasına ihtiyaç vardır."
TSK'dan tespit yapmakla yetinmesini beklemek intihardır
"TSK’nın iç yapısına yönelik veya Yurt Sevgisi eğitimlerinde kullanılmak üzere çektirilen filmler doğrudan ve açık olarak yaptırılacaktır."
"Toplumu ve kamuoyunu yönlendirmek amaçlı sinema veya TV filmleri dolaylı yöntemler kullanılarak yaptırılacaktır."
"Bu kapsamda muharebe meydanlarının, şehirliklerin tanıtıldığı belgesel filmler de yaptırılacaktır."
"TV ve radyolarda yayınlanmak üzere tanınmış bir sanatçının sunduğu erbaş/erlerin, aileleri ile irtibat kurmasını, Mehmetçik dershanelerini, ambülans uçağı/helikopteri ile bir hastanın yaralının GATA’ya getirilmesi ve tedavisinin tamamlanması gibi faaliyetleri içeren TV filmi bir kurgu dahilinde tanınmış film şirketlerine, yönetmenine yaptırılacaktır."
"Yaptırılacaktır" deyişteki üstencilik kimseyi yanıltmasın. Kapitalizmde diğer herşey gibi
TSK'nın Psikolojik Savaşına katılım da karşılıksız değildir.
Vergilerimiz bize kara propaganda olarak dönüyor
Nitekim "kamuoyunda etkili olan ve yayımlanmaya devam eden dizi filmlere TSK lehine girdiler yapılması yoluna da gidilebilecektir. Sinema, TV veya belgesel filmlerin yapım maliyeti yüksektir. Bu maliyetin karşılanmasına ihtiyaç vardır." denilerek işçi sınıfını geçimliklerinde kesilerek yaratılan devasa TSK bütçesinin nereye ve kimlere akıtıldığı olanca pervasızlığıyla açıklanıyor.

Yıllardır dağ, vadi, şehir, kasaba, köy denmeden tüm Türkiye sathında yürütülen Kirli Savaş ve bu savaşta ölen her iki taraftan insanların cesetlerinin sayısındaki artışla gücünü artırıp, sorgulanmaz hale gelen TSK, bundan ne kendiliğinden ne de kolayca vazgeçmeyeceğini de yine "Plan" dolayımıyla ilan ediyor.
Plan’ın “Terörist” olarak nitelediği DTP ile ilişkiler ve Güneydoğu’da PKK’ya desteği azaltmak için belirlenen stratejinin halkaları şunlar:
• “Irak’ın kuzeyindeki desteği kesmek için bölge halkını terörle mücadele bağlamında ‘rahatsız’ edecek ve teröre yardım ettikleri sürece bu rahatsızlıkların devam edeceği mesajını verecek faaliyetler icra edilecektir.
• Teröre sağlanan desteğin bedelsiz kalmayacağı, sıklıkla yapılacak aramalar, operasyonlar v.b faaliyetler ile bölge halkına hissettirilecek.

• Irak Kuzeyi bölgesinde Türkiye sınırına yakın bölgelerde yaşayan Irak halkına ise ağır silah ateşleri icra edilerek aynı mesaj verilecektir. Bu şekilde PKK’ya desteklerinin sürmesi halinde bu rahatsızlıkların artarak devam edeceği duygusu hakim kılınacaktır. İşlem Makamı Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Koordine makamı Genelkurmay Harekat Başkanlığı’dır.”
• "DTP’nin muhtelif yer, zaman ve vesilelerle kamuoyuna hiç çekinmeden yansıttığı söylem ve davranışları nedeni ile TSK tarafından terörist olarak görüldüğü ve herhangi bir şekilde muhatap alınmayacağı üst düzey bir basın toplantısında açıkça ilan edilecektir.
• "DTP’nin Kandil ve AB arasında sıkışmasına yol açacak şekilde terör yanlısı tutumları gözler önüne serilecektir. Genelkurmay Başkanı’nın sadece PKK konusunda yapacağı bir basın toplantısında gerekçeleri detaylı olarak izah edilmesini müteakip DTP’nin TSK tarafından terörist olarak görüldüğünün ilan edilmesi; PKK terörünü irdeleyen bir bilimsel faaliyette (seminer, sempozyum vb.) Genelkurmay Başkanı veya Kara Kuvvetleri Komutanı’nın yapacağı konuşma içinde kamuoyuna söz konusu tavrın ilan edilmesi..."
•"Irak’ın kuzeyinde PKK’ya verilen desteğin bir sonucu olarak söz konusu bölge halkını terörle mücadele bağlamında ‘rahatsız’ edecek faaliyetler yapmak" başlığı altında "PKK’ya desteğin bedelsiz kalmadığını halka göstermek" için "bölgede aramaların ve operasyonların sıklaştırılması", Irak’ın kuzeyinde yaşayan halka karşı ise "Ağır silah ateşleri icra edilmesi".
Elbette Liselerde Milli Güvenlik dersi gören öğrenciler de unutulmuyor: Dersin "... içeriği ve konu kapsamları bilgi destek açısından yeniden gözden geçirilecektir. Ders, daha çok tatbiki, uygulamalı araç, gereç ve yardımcı malzemelere dayalı olacaktır. Derslerde işlenecek temalar ve işleniş tarzına önem verilecektir. İhtiyaç duyulan garnizonlara açılan 156 'Uzman Lider Eğiticisi' (Milli Güvenlik Bilgisi Öğretmenleri) kadrosu, alınacak sonuçlara göre genişletilecektir. Bu personel, askeri personelden istenilen kişisel niteliklere sahip olmasının yanı sıra öğretmenliği seven, eğitim bilimleri ve pedogoji formasyonu almaya ve uygulamaya istekli, öğretmen ve öğrencilerin sevgisini ve saygısını kazanabilecek örnek şahsiyetlerden olmalıdır. Bu personel seçildikten sonra Eğitici ve Öğretmen Yetiştirme Okulunda (EYÖYÖK) kurs esnasında bu nitelikleri itibarıyla değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.”
Demokrasi ve özgürlükler yolunda verilen mücadele ve tarafı olan Kitle Örgüt'leri ile kişileri her fırsatta tenbih eden Ordu, iş kendi kaybettiği kitle desteğini kazanmaya geldiğinde baklayı gizlemeye tenezzül dahi etmiyor.
• "Uygun STÖ’ler ile iletişim ve işbirliği imkanlarının geliştirilmesi. Kurumun risk altına girmemesi için 'güvenilir kişiler' üzerinden 'dolaylı' ve 'örtülü' olarak kullanılacaktır. Tam kontrollü STÖ’ler yerine 'etki edilen ve harekete geçirilebilen' STÖ’ler kullanılacaktır. TSK ile kurumsal iletişim içindeki STÖ’ler bu tarz faaliyetlerde açık olarak kullanılmayacaktır. Tam kontrollü STÖ’lerden elde edilen verimin düşük olması nedeniyle bu tarz STÖ’ler kullanılmayacaktır. Faaliyetlerin maliyetlerinin karşılanmasına ihtiyaç vardır.
Başta Mehmetçik Vakfı, Şehit ve Gazi Dernekleri, THK ve Kızılay gibi kamu hizmeti gören STÖ’leri olmak üzere TSK’nın düşünce ve değerlerine önem veren kişi ve kuruluşlarla iletişim kurulması sağlanacak, bahse konu STÖ, uygun etkinliklerde ön plana çıkarılacak ve kamuoyuna yönelik mesajların hedef kitlelere verilmesi temin edilecektir."
Bunlara ek olarak yalnızca medyanın satılık kalemlerine dikte etmekle ve lise dershanelerini faşizm propagandası için kullanmakla kalmayıp, kent yoksullarının çürümeye terkedildikleri varoşların da, " Aydınlatma Timleri " adı verilen ekiplerle yalan, hayal, demagoji ateşi altına alınması hedefi saptanıyor.
Bu maddeyle de bağlantılı olarak fakat daha geniş sonuçları elde edecek şekilde " Kamuoyunu etkilemek amaçlı bilimsel içerikli seminer/toplantı vb. faaliyetlere iştirak edilip, destekleneceği, uygun strateji ve araştırma merkezlerince gerçekleştirilecek seminer/toplantı vb. faaliyetler"in örtülü olarak destekleneceği ve maliyetlerinin karşılanacağı söyleniyor.
İcra alanı tüm Türkiye olan bu Psikolojik savaşın hedefi, hiç bir saklama çabası gösterilmeden ilan ve itiraf ediliyor: Bir sermaye ve onların yandaşları dışındaki, Türk, Kürt, Laz, Rum, Çerkes çeşitli  milliyetlerden işçiler, emekçiler  herkes hedef tahtasına konuyor. Bu faşist kuşatma ve saldırı dalgasına karşı işçi, emekçi ve Kürtler  birleşik bir mücadele içinde bulunmadan, kirli savaşın önünü kesmek ve demokrasi-özgürlük mücadelesini ileriye taşımak söz konusu olamaz.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Özgür Kürsü

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.07 Saniye