 |
|
2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMINI UNUTMADIK !

29 Haziran da Fransa’nın Nancy kentinde DHB okurları faşist şeriatçılarla gerçekleştirilen Sivas katliamının 15.yıldönümünde piknik düzenlediler. 70 aşkın işçi ve emekçinin katıldığı Sivas şehitleri anma ve faşist şeriatçı katliamı lanetleme pikniği Sivasda yakılarak katledilen 35 aydın, sanatçı ve devrimcinin nezdinde devrim ve komünizm savaşımında yitirdiklerimizin anısına saygı duruşuyla başladı. Ardında, Sivas katlimanı neden ve niçinlerini ortaya koyan ve bugünde faşist diktatörlüğün saldırılarına karşı durmak ve bunun için örgütlenip mücadeleyi ileriye taşımak gerektiği üzerinde duran ve faşist katliamlarda hesap sorma bilinci taze tutma çağrısı yapan konuşmayla pikniğimiz devam etti. Sivas katliamın lanetleme ve Madimak otelinde yakılan şehitleri anmak için yapılan konuşmada Maraş’da Çorum’da yapılan faşist katliamlaırn devamı olduğu , Türkiye ve Kürdistan'da sürmekte olan toplumsal ve ulusal özgürlük mücadelesine karşı faşist dinci gerici bir kitle hareketi yartam ve emekçileir bir birne kırdıma politikasının tezahürü olduğuna vurgu yapıldı.. Bildiği üzere Sivas'ta faşist dinci gericilerin "şeriat isteriz" şiarlarıyla başlatıp, 35 ilerici demokrat ve devrimci aydın ve sanatçının yakılarak katledilmesine varan 2 Temuz Sivas katiamının 15.yıldönümü. Bundan 15 yıl önce 2 Temmuz 1993’te Sivas da Pir Sultan Abdal etkinliklerini bahane ederek, « din elden gidiyor » demegojisiyle faşist şeriatçı güçler günler öncesinden hazırladıkları ve devletin çanak tutup seyirci kaldığı insanların diri diri yakıldığı katliamı gerçekleştirdiler. 1970'lerin son yıllarında Maraş'ta, Çorum'da, Malatya'da, Sivas'ta gerçekleştirilen kitle katliamların bir yenisi 2 Temmuz 93’te Sivas'ta yeniden sahneye konuyordu. Günler öncesinden propoganda yapılarak hazırlıkları yapılan faşist katliam 2 Temmuz cuma günü camilerde toplanan dinci fasist gruplar biraraya gelerek kentin çesitli yerlerinde slogan atarak gösteri yaptıktan sonra, Pir Sultan Abdal etkinlikleri için Sivas'ta bulunan sanatçıların ve yazarların kaldığı Madımak oteli ve alevilerin, demokratların ev ve işyerlerini tahrip ederek katliama giriştiler. Devletin güvenlik güçlerinin, gösterilerin basladığı ilk andan katliamm gerçekleştirildiği ana kadar 8 saat içinde müdahale etmediği bu saldırılarda 35 kişi katledildi, yaklaşık 150 kişi de yaralandı. Alevi halka, demokratlara ait cok sayıda ev ve işyeri tahrip edildi.
Katliam günlerce öncesinden planlanıp hazırlandı. Aziz Nesin'e karşı gösteri yapılacak propagandası RP belediye başkanlığının öncülüğünde önceden başladı ve yönetildi. Gösteriye katılma çağrıları yapıldı. Çevre köylerden ve ilçelerden dinci faşist militanlar Sivas'a toplandı. Hatta, başka illerde faşist şeriatçı militanlar getirildi katliam için. Pir Sultan etkinliklerine karşı camilerde vaaz verildi. Gösteri ve saldırılar için teşvik edici konuşmalar yapıldı. Alevi ve sunnilerin birarada yaşadığı, eskiden beri alevi-sunni çelişkisinin gerici-fasist güçler tarafından kışkırtıldığı, dinci-faşist hareketin güçlü olarak örgütlendiği Sivas'ta, Pir Sultan Abdal etkinliklerinin yapılması katliam için uygun bir an olarak seçildi. Etkinliklere katılan Aziz Nesin'in, Kuran, Islam ve Din üzerine bilinen görüşlerini açıklaması katliamin başlatılması için vesile yapıldı. Gösterilerin başlangıcında, Aziz Nesin'in Sivas'a gelmesinin protesto edilmesi de, katliamcı saldırının daha önceden hazırlandığını açıkca ortaya koyuyordu
Dahası özellikle 12 Eylül'den sonra Amerikan emperyalizmi ve işbirlikçi sermayenin çıkarları için, dinci gericilik beslendi, büyütüldü. İmam hatipler binleri buldu; şeriatçı tarikatlar gelişip örgütlenmek için olağanüstü rahatladılar. Tarikat mensupları devlet kademelerinde bakanlıklara kadar çıktılar. RP gibi bir parti ev ev, sokak sokak orgütlenme sağlayabildi. Liselerden olduğu gibi üniversitelerden de dinci-tarikatçı yeni kuvvet elde edildi. Bununla da kalınmadı, RP’nin devamcısı AKP dini gericiliği topluma yaydı ve ABD emperyalizminin desteğinde daha fazla dini gericiliği kullandı, devlet içinde örgütlülüğünü geliştirdi. Gecen süreçte, dinci faşistler özellikle üniversitelerde, devrimci bir gelişmeyi önlemek için sivil saldırıgücü olarak kullanıldı. Vine dinci güruhlar, Kürdistan'da Hizbullah olarak örgütlendirilerek Kürt yoksullarının ve aydınlarının katledilmesinde kullanıldı.
Olguların gösterdiği genel bir sonuç var Sermaye düzeni, büyük sorunlarla yüklü, derin toplumsal ve ulusal çelişkilerle çatırdayan sistemi ayakta tutabilmek için her aracı, her yöntemi kullanmayı mubah sayıyor. Faşist diktatörluğün sılahlı kolluk kuvvetleriyle, çıplak terörünü uygulama olanağı bulamadığı ya da bunu uygun görmediği yerlerde, seriatçı-faşist güçleri kullanması, bunlardan biri. Sivas katlimanın bir kez daha açığa çıkardığı bu gerçeklerin, devrimin örgütlü güçlerince dikkate alınması gerekiyor. Kürdistan'daki kirli savaşa ve faşist soykırımcılığa karşı olduğu gibi, seriatçı akımlara ve onların devlet desteğinde yönlendirdiği ve yönlendireceği gerici kitlesel hareketlere karşı, devrimci yığın hareketi panzehirinin gelişmesi için sistemli ve sürekli komünist-devrimci bir faaliyet gerekiyor.
Faşist diktatörlüğün, asker ve polis cenazeleri dolayısıyla geliştirdiği ırkçı-fasist karakterli hareketlere, dinsel gericilik motifli, yığınsal hareketler ekledi ve toplumda dinsel geriiclik yaygınlaştırıldı. Dinsel gericilik emekçileri bölüp parçalama ve kendi sorunlarından uzaklaştılmasında önemli bir silah olarak kullanıldı. Bu yıkıcı ve gerici hareketleri geliştirenlerin takrikleri, devrimci panzehiri geliştirecek olan devrimci öncülerce hesaba katılmalı; deneylerinden yararlanılmalıdır.
Ve dört yüzyıl sonra Pir Sultan bir kez daha asıldı egemenlerce kanlı Sivas'ta. Onunla birlikte sesimizi, sözümüzü, dizelerimizi, çizgilerimizi, oyunlarımızı ve güzelim türkülerimizi yaktılar. İnsan sevgisini, gelecekle yüklü gencecik yürekleri yaktılar diri diri. Halkların kardeşlik umuduydu asıl yakmak istedikleri umut bize kaldı. 37 aydını ve sanatçıyı öldürdüler ama özgürlük ve demokrasi yürüyüşümüzü asla
2 Temmuz Sivas katliamının yaratıcısı ve uygulayıcıları şimdi sahte göz yaşlarıyla alevi emekçileri yedekleyerek, 37 aydın ve sanatçının diri diri yakıldığı katliamı unuturmaya çalışıyorlar. Faşist katliamları unutmadan ve unutturmadan hesap sorma bilincini sıcak tutarak, yeni katliamların önüne geçilebilir, demokrasi ve özgürlük mücadelesini ileriye taşıyabiliriz. Özellikle işçi ve emekçilere yönelik faşist baskı ve saldırıların arttığı, egemn sınıf klikleir araısnda çelişkelirn keskinleştiği koşullarda daha çok örgütlenmeli ve devrimci mücadeleye sıkıca bağlanmalıyız. Örgütsüz ve dağınıklık ki faşist şeritaçı karşı devrimci güçleri daha saldırgan ve pervasız yapıyor. Bunu engellemenin tek yolu, örgütlenmek ve mücadeleye sıkıca sarılmak,devrimci kurumlarımızı ayakta tutup geliştirmektir » sözleriyle bitiren konuşmanın ardından genç yoldaşlar şiir okudu, kültür yarışması, son politik gelişmeler ve buna karşı devrimci görevler üzerine yapılan sohbetin ardında hep birlikte kurulan sofrayla paylaşım ve yoldaşlık duygusu pekiştirildi, hep ağızdan söylenen devrimci marş ve türkülerler pikniğimiz birdaha ki sefer daha güçlü katılma çağrıısyla son buldu. 2 Temmuz Faşist Şeriatçı Sivas Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız ! FRANSA-NANCY DHB Okurları
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|