DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
GÜNEY KÜRDİSTAN YÖNETİMİNİN İHANETİ
Kürdistan
Güney Kürdistanın Özerk yönetimi TC devletinin PKK üslerini vurup Kandil işgal ederek bölgeyi temizle amaçlı işgal hareketine dolaylıda olsa destek verdiği gibi Güney Kürdistan’ın içlerine kadar TC ordularının gelmesini ön ayak oldu ve kazılan mevziler bir gecede terkedildi. Sınıfsal ve ulusal kurtuluş mücadeleleri tarihi, işbirlikçi ve ihanet örnekleriyle doludur.

Ezilen ve sömürülen sınıflar ve uluslar, açık düşmanlarına karşı verdikleri mücadele kadar, “ kendilerinden olan ” işbirlikçi-ihanetçi düşman karşıda mücadele etmek zorunda kalmışlardı.

Toplumsal ve ulusal savaşımda, işbirlikçi-ihanetçi faaliyet içinde olanlar, en azından “ açık ” düşman kadar tehlikleri omuşlardır. Hatta bazen daha tehlikeli ve yıkıcı sonuçların ortaya çıkmasında baş rölü oynadıkları görülmüştür.

Emekçiler ve ezilenler, düşman karşı yürüttükleri mücadeleler her zaman düşmanın içten çökertme faaliyetleriyle karşılaşırlar. Buna karşı verilen mücadele düşman karşı mücadelenin bir parçasıdır. Başarıya ulaşmada, bu mücadelenin özel bir önemi ve payı vardır.

Düşmanın çökertme faaliyet çok çeşitli biçimlerde gerçekleşir. " Sızma ", doğrudan kendine uşak-işbirlikçi güçler yaratma, savaşımı yürüten güçleri süreç içinde "kazanma". Daha bir çok yöntemler sayılabilir.

Yarattığı sonuçlar açısından hiç kuşkusuz ki ihanetin en büyüğü üçüncüsüdür. Yani, örgütlü bir güç olarak kendisine karşı mücadele yürüttüğü düşman tarafından " kazanılmak ", örgütlü bir güç halinde düşmanın safına geçmek.

Bu süreç, sonradan doğacak sonuçlar bilince çıkarılsın ya da çıkarılmasın, başlangıçta, düşmanla çeşitli biçimlerde uzlaşmak ile başlar. Geçici uzlaşmalar giderek işbirliğine dönüşür. İşbirlikçilik belirleyici bir özellik düzeyine varlığında artık önceden düşman olan bu iki güç arasında özsel olarak bir "ayrı"lık kalmaz.iltihak gerçekleşir.

Kürt ulusal kurtuluş mücadelesinde işbirlikçiliğin ve ihanetin özel bir yeri var. Ulusal mücadele öncesinde de Kürtlerin tarihi, işbirliği ve ihanetin büyük örneklerine tanık olmuştur. Bir anlamda, kendilerini ezenlere ve sömürenlere karşı Kürtlerin mücadelesi, Kürt işbirlikçilerinin ve ihanetçilerinin karşı mücadelesiyle paralel süre gelmiştir. İşbirlikçilik-ajanlık geleneği Kürtlerde, belki de başka halkların tarihince görülmedik düzeyde köklemiştir. Kürtlerde bu geleneğin başlıca simalarından biri İdrisi Bitlisi, başlatıcılarından olduğu bu geleneğin kendisinden sonra yüzyıllar boyunca gelişerek bugünkü boyutlara ulaşmasından çok hoşnut olmalıdır. Yakın zamanın önemli Kürt liderlerinden ABD ve İran Şahı işbirlikçisi Molla Mustafa Barzani de, başta oğlu Mesut olmak üzere bugünkü ardıllarının sonunun da kendisinin sonuna benzer olduğunu, olacağını, tecrübelerine dayanarak gördüğü için, çizgisinin devam etmekte olması dolayısıyla şimdi mezarında iftihar edebilir.





Baba Barzani de aynen bugünkü ardılları gibi kendi halkının özgücüne güvenmeyip sırtını ABD ve Iran Şah’ına dayamış, CIA ve SAVAK'ın direktifleriyle “ başkaldırı"ya kalkışmış, sonuçta da CIA'nın, " bu oyunun galibi olmamalı, oyun pat bitmeli" direktifi gereği ve ayrıca Iran Şahı ile Saddam'ın Şat-Ul Arap bölgesi sorununda anlaşmaya varmasıyla Şah’ın yardımı kesmesi sonucunda aldığı yenilginin tadı ve efendisi ABD'nin kucağında can vermenin hazzıyla yaşamını noktalamıştı.Geleneksel Kürt önderlerinin ortak temel özellikleri var. Bunlardan en önemlilerinden bazıları, temsilcisi oldukları ve kurtuluşu için mücadele verdikleri iddiasında oldukları Kürt ulusunun gücüne güvenmemek; direktifiyle; diğer parçalardaki Kürt örgütleriyle silahlı çatışmaya girmek; ancak bölge gericilikleriyle ve emperyalistlerin desteği ve işbirliğiyle başarı sağlayacakları inancını taşımaktır.
Bu önderlikler, kaçınılmaz yazgılarıymış gibi bulundukları Kürdistan parçasının hükümranı olan devlete, diğer parçanın hükümranı devletlerle işbirliği içinde olmuşlardır. Güney Kürdistanlı önderlikler Irak devletine karşı Iran devletiyle işbirliği yapmışlar, İran Kürdistan’ı önderlikleri İran devletine karşı Irak devletiyle işbirliğine girmişlerdir vb.

Söz konusu ilhakçı egemen sınıflar kendilerine bağımlı hale getirdikleri ölçüde bu Kürt önderlikleri kendi sınıfsal çıkarları doğrultusunda bir piyon gibi kullanmışlardır. Hala da aynı durumdalar. Hem rakip devlete karşı, hem de kendi devletlerinin sınırları içinde Kürtlere karşı.Elbetteki Kürdistan parçalarının hükümranı egemen sınıflar efendileri

emperyalistlerin direktifleri yada onayıyla bunu gerçekleştirmişlerdir.
Emperyalistlerin ve bölge gericiliklerinin Kürdü Kürde kırdırma politikaları yıllar boyu bu minvalde süre gelmiştir. Bugün gerçekleşen, Kürtler için aynı zamanda en büyük ihanetlerden biridir.
Ve başta Talabani ve Barzani olmak üzere güneyli geleneksel önderliğin uzlaşmacı, işbirlikçi çizgisinin sonucudur. Ve bu çizginin, açıkça işbirlikçilik uşaklık ve ihanet düzeyini göstermektedir.


Güneyli önderlik bu aşamaya hiç de keskin bir " dönüş " yaparak gelmedi. Süreç içinde uzlaşmacılığı adım adım geliştirerek ve uzlaşmacılığı işbirliğine vardırarak geldi.

Daha önce var olan zayıf yurtseverlik güçlü uzlaşmacılığı da içeriyordu. Özellikle Irakın işgalinin ardından gelişmelerin seyri içinde uzlaşmacı yurtsever milliyetçilik işbirlikçiliğe dönüştü.
Bu gelişme seyri içinde son bir kesit olarak Körfez ve Irak’ın işgali sonrasında ABD ile işbirlikçi ilişkileri iyice gelişti. İngiltere, Fransa, Almanya ile ilişkilerde de buna paralel bir ilerleme oldu. Savaşın bitimindeki "ayaklanma"nın üzerine Saddam'ın başlattığı soykırım harekatı ile birlikte Türk egemen sınıflarına sığınarak onlarla da hızla işbirliğini geliştirdiler. İşbirlikçilik sürecinin gelişmesinde emperyalist Çekiç Güc'ün bölgeye yerleştirilmesi ve soykırımlardan kaçan peşmerge halkın Türk devletine sığınması hızlandırıcı rol oynadı. Ardından Irak’ın işgali ve ABD’nin Kürtlerin hamiliğine soyunması olgusu Güney’in geleneksel Kürt hareketini bütünüyle, emperyalistlerin ve uşaklığı rolüne soktu

Talabani-Barzani'nin peşpeşe Washington ziyaretlerinde yapılan anlaşmalar bu işbirlikçiliğin resmiyete ulaştırılması ile somutlandı.

Gerek özel olarak bu uşaklık rolü ve emperyalistlerin Güney Kürdistan'ın petrol başta olmak üzere zenginlik kaynaklarından daha çok yararlanma, gerekse emperyalistlerin Irak’ın işgalinde Güney Kürdistanı üs olarak kullanmaları ve başka etmenlerin başlıca özelliklerini meydana getirdiği bu konjonktürde emperyalistler, Güney Kürdistan'da işbirlikçi bir bölgesel hükümetin ilanından yana oldular.

Emperyalistlerin bu işbirlikçi hükümette beklentilerinin başlıcalarından biri, böylece bölgede sözümona hükümranlık elde etmiş, olan önderliğin bu söyleme dayanarak radikal ulusal yurtsever güçlere, bugünün somutunda PKK'ya karşı saldırıda ABD ve TC devleti ile ittifak içinde hareket etmesidir.

Nitekim son 21-29 Şubat işgalinde Güney Kürdistan yönetimi ABD’nin direktifiyle işgal karşısında rezil bir tutum takınarak PKK’nin bölgede ezilmesi ve sökülüp atılmasına çanak tutmuştur.

Böylece bir kez daha Kürt tarihi, emperyalistlerine bölge devletlerinin kışkırtmalarıyla Kürtlerin bir birine kırdırılmasına tanıklık etmiştir. Böylece emperyalist ve bölge gerici devletleri ya Kürt Kürde kırdılıyor yada suç ortaklığına zorlanıyor.Nitekim günlerdir işbirlikçi KDP-YNK güçlerinin Güneydeki PKK’nin etkin olduğu kampların yollarına giriş çıkışlarını kuşatma altında tuttarak TC devletinin işgaline utanmazca destek vermişlerdir..
Ancak bu kez ihanetçi kuşatma, tarihteki diğer örneklerinde de olduğu gibi bir kez daha boşa çıkmıştır.

Çünkü şimdi akıtılan Kürt kanı,çarpışan güçlerden iki tarafın da emperyalistler ve yerel gerici işbirlikçilerinin çarpışmasıyla akıtılmıyor. Çarpışan güçlerden biri ulusal yurtsever niteliğe sahiptir. Sadece bu nedenden dolayı bile işbirlikçiler daha baştan tarih karşısında yenilgiye mahkumdurlar. Bu tarihsel mahkumiyetin, mevcut durumda pratik olarak da gerçekleşmiş ve PKK kuşatmada politik prestijini yükselterek çıkmış ve Kürt ulusunun onurunu ayakta tutmuştur. TC devletinin işgaline karşı.. keza ABD ve Güney Kürdistan bölgesel yönetiminin de desteğine karşın işgalde TC devleti bir ilerleme sağlayamadan apar topar geri çekilmek zorunda kalmıştır. Nitekim işgal opera

syonu PKK açısından bir dezavantajda avantaja dönüşmüş ve Kürt emekçilerinin PKK’ye olan güvenleri artmıştır ve bitti, yok oldu ve hareket edemez durumda geldi denen PKK güçlü bir direniş örerek konumunu sağlamlaştırdığı gibi yenilmez denilen TC ordusu karşısında moral motivazyonunu yükseltmiştir.
KDP-YNK işbirlikçi ihanet cephesinin de desteklediği işgal hareketinin fiyaskoyla sonuçlanması, PKK için muazzam devrimci olanaklar ortaya çıkaracaktır.İhanetçi saldırganlar ve efendileri için ise bu, saldırıda hedeflediklerinin tam tersi sonuçların TC ordusuna olan güvenin darbelenmesinin o ortaya çıkması demektir. Büyük bir darbe vurmak istenen hatta yok edilmek istenen PKK'nin her acıdan güçlenerek çıktığını söylemek abartma olamayacaktır. Kürtlere dayatılan Talabani-Barzani modeli PKK’nin direnişiyle bir kez daha boşa çıkarılmıştır. İhanetçiler, kaçınılmaz olarak hep aynı akibete

uğramışlardır. İşbirlikçiliğe ve ihanete yakışır bir son, Onların değiştirilemez kaderidir.
İhanet ettikleri haklı davanın karşısında yer almak, alçaklığını yaptıkları zalimlerin kendilerine uygun gördükleri en aşağılık sona katlanmayı zorunlu kılar.

Bu onursuz, aşağılık son, bütün ihanetçiler için olduğu gibi Kürt ihanetçiler açısından da fazlasıyla geçerlidir.

Şimdiye kadar genellikle efendileri,"çaş"ları piyon olarak kullanıp aşağılık akibetlerini gerçekleştirdiler. Şimdi artık Kürt devrimcileri ve halkı, onlara hak ettikleri dersi verme zamanıdır..
Ihanettte " pupa yelken" giden şimdiki geleneksel Kürt önderlikleri, aynı yolun yolcusu öncü babalarının akibetlerine, bu kez Kürt halkı ve devrimcileri tarafından uğratılacaktır.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Kürdistan

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.07 Saniye