Türkiye’de egemen sınıf sözcüleri Türkiye’nin genç nüfus olması nedeniyle övüne dursunlar, genç nüfus işsizlik,yoksulluk ve geleceksizlik için umutsuzluk içine itiliyor. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) "Türkiye'de Gençlik" konulu 2008 İnsani Gelişme Raporu yayınlandı. Raporda gençliğin halinin perişan olduğunu ve Türkiye'de 5 milyon genç ne çalışıyor ne de öğrenci durumda olduğunu gösteriyor. Atıl durumdaki bu 5 milyon gencin 3 milyonu ise ev kızı, sokakta yaşayan, engelli ve ümitlerini yitirmiş olduğu için "görünmez gençlik" olarak niteleniyor. Resmi verilere göre Türkiye'de yüzde 10 seviyelerindeyken gençler arasında yüzde 20'lere çıkan işsizlik oranının gölgesinde gençlerin en çok istedikleri ise çalışabilecekleri bir iş. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı'nın (UNDP) "Türkiye'de Gençlik" konulu İnsani Gelişme Raporu işsizliğin gençler için bir numaralı sorun haline geldiğini ve eğitimle ilgili problemlerin de acil çözüm beklediğini ortaya koydu. UNDP'nin Gençlik Raporu için, İstanbul, Adana, Malatya, Ankara, İzmir, Bursa, Tekirdağ, Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Kayseri ve Erzurum'da 15-24 yaş grubundaki 3 binden fazla genç arasında araştırma gerçekleştirildi.
Rapora göre Türkiye'de 15-24 yaşları arasındaki yaklaşık 12 milyon genç, iş bulmak, bir okuldan mezun olmak veya eğitimi terk etmek, bir kimlik oluşturmak, ana-baba evinden ayrılmak veya kendi ailesini kurmak gibi yetişkinliğe geçiş sürecinin güçlüklerinden en az biriyle baş etmek zorunda. Bu gençlerin yüzde 30'u yani 3.6 milyonu okula gidiyor. Ama okuyan gençlerin tümünün diğerlerine göre daha iyi durumda olduğunu söylemek de güç görünüyor. Yaklaşık 3 milyon 600 bin genç çalışıyor ama onların çalışma koşullarının tehlike ve risklerden ne derece uzak olduğu da tam olarak bilinmiyor.
Gençlerin yüzde 40'lık bölümünü oluşturan, "ne çalışan ne de okuyan 5 milyon genç ise atıl durumda" bulunuyor. Rapor, bunların 3 milyonunu da "görünmez gençlik" olarak niteliyor. Atıl gençliğin, 2.2 milyonunu kadınlar oluşturuyor. Raporda, "En önemlisi ne okula giden, ne iş arayan, evde kalıp çocuklarına bakan veya kısmet bekleyen yaklaşık 2 milyon 200 bin genç kadın, yaşamlarını kendi seçimleriyle kurabilecek mi" diye soruluyor. Raporda, fiziksel engellilerin sayısı 650 bin, tüm ümitlerini kaybetmiş ve iş aramaktan vazgeçmiş gençlerin 300 bin, sokak çocukları, sokakta yaşayan gençler ve yerinden olmuşların sayısı da 22 bin olarak ifade ediliyor.
Gençlerin "değişimin taşıyıcı gücü" olarak tanımlandığı raporda, bu gerçeğin Türkiye'de kısmen kabul edildiği, gençler arasında yüzde 19'a çıkan işsizlik oranının gençler için fırsatların ne kadar az olduğunu yansıttığı ileri sürülüyor.
GENÇLER TEMEL SORUN EKONOMİK YOKSULLUK
Araştırmada lise veya üniversiteye gitmeyen gençlere bu durumun nedenleri de soruldu. Gençlerin yaklaşık yüzde 30'u işe girip para kazanmaları gerektiğini ya da okul harcamalarını karşılayacak ekonomik durumları olmadığını söyledi. Yüzde 50'lik grupta, ilgi ve istek eksikliği saptandı. Bunların da yüzde 60'ının düşük gelirli ailelerden geldiği ve önemli bir çoğunluğunun bir önceki yılda okula gitmekten hoşlanmadığı ortaya çıktı.
Eğitimlerine devam etmeyen gençlerin yüzde 11'inin okula gitmelerine ailelerinin engel olduğu belirlendi. Para kazanmak üzere işe girmesi gerektiği için okulu bırakan genç erkeklerin sayısı, aynı durumda olan genç kızların sayısını 2'ye katladığı anlaşıldı. Aile baskısıyla okulu bırakmak zorunda kalan genç kadınların sayısının ise aynı durumdaki erkeklerden yaklaşık 9 kat fazla olduğu saptandı. Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 75'i okula gitmenin zaman kaybı olduğu görüşüne katılmıyor. Ama iş bulmalarında eğitimin etkisi sorulduğunda durum değişiyor. Gençlerin yüzde 37'si iş bulmada eğitimin önemli bir rolü olmadığını düşünüyor.
Raporda, gençlik ve işsizlik konusunda da şu tespitler yapılıyor: "Son yıllardaki güçlü ekonomik büyüme, buna paralel bir istihdam artışına dönüştürülemedi. Son zamanlarda yapılan kamuoyu araştırmaları, en önemli ekonomik sorun olarak, yüksek enflasyon kaygısının yerini, işsizlik endişesinin aldığını gösteriyor. Türkiye'de gençlerin en çok istediği şey, doğru düzgün bir iş bulmak.
Gençliğin Durumu araştırmasında gençlerin yüzde 49,1'i en çok istedikleri şeyin iyi bir iş olduğunu söyledi. Yüzde 18,1 ile saygınlık ve yüzde 16,9 ile sevgi daha arkadan geldi. Araştırma, genç işçilerin yüzde 22'sinin çıraklığa başlamanın yasal yaşı olan 15 yaşından önce çalışma hayatına girdiğini gösteriyor."
EĞİTİM HARCAMALARI VE YÜKSEK EĞİTİME DEVAM DÜŞÜK
Eğitim harcamalarında son yıllarda kaydedilen ciddi artışa rağmen oranlar OECD ülkelerinin hâlâ çok altında seyrediyor. OECD ülkelerinde ilk ve ortaöğretim süresinin tamamı için öğrenci başına ortalama 81 bin 485 dolar harcanırken, bu rakam Türkiye'de 40 bin doların altında. Türkiye, öğrenci başına ortalama harcama bakımından Meksika, Polonya ve Slovakya ile aynı düzeyde bulunuyor. Öğrenci başına ortalama 100 bin dolar ve üzerinde harcama yapılan Avusturya, Danimarka, İzlanda, Lüksemburg, Norveç, İsviçre ve ABD'nin ise oldukça gerisinde kalıyor.
Birleşmiş Milletler raporuna göre 1997'de Türkiye'de zorunlu eğitimin 5 yıldan 8 yıla çıkarılması, okullara net kayıt oranını yüzde 89'a yükseltti. Fakat günümüzde gençlerin yalnızca yüzde 56'sı liseye devam ediyor. Yine sadece yüzde 18'i liseden mezun olduktan sonra üniversiteye giriyor. Ancak her yıl yapılan Öğrenci Seçme Sınavı, öğrencilerin genel bilgi ve beceri düzeylerinin ne kadar yetersiz olduğunu da gözler önüne seriyor. Matematik ve geometri sorularına verilen doğru yanıt ortalamasının 45 soruda 7'de kalması buna bir örnek olarak veriliyor.
GENÇLİK APOLİTİK Birleşmiş Milletler'in raporuna göre Türkiye'de gençlik, siyaset mekanizmalarına karşı olumsuz duygular ve güvensizlik besliyor. Gençler, politikanın "dürüst ve adil olmadığına" ve "hak edenin hak ettiği yerde olmadığına" inanıyor. Aynı güvensizlik politikacılara karşı da görülüyor. Halen bir siyasi partide faaliyet gösteren gençlerin oranı yüzde 4,7'yi aşmıyor. Geri kalan yüzde 95,3'ün dörtte üçü ileride de bir parti içinde yer almayı düşünmüyor. Bir sivil toplum kuruluşu üyesi olanların oranı yalnızca yüzde 4. Bunların da yaklaşık 46'sı ise lise ya da üniversite öğrencisi veya mezunu.
KADIN ERKEK EŞİTSİZLİĞİ SÜRÜYOR "Türkiye'de Gençlik" konulu rapora göre ülkede genç kızlar ve kadınlar, aile içinde, sosyal çevrelerinde ve modern kamusal alanlarda çok yönlü ayrımcılık ve dışlanma ile karşı karşıya kalıyor. 2006-2007 öğrenim yılında erkek öğrencilerin lehine ilköğretimde yüzde 4, ortaöğrenimde ise yüzde 8 fark bulunuyordu. Genç kızların aile baskısı yüzünden okulu terk etme olasılığı, aynı nedenle okuldan ayrılmak zorunda kalan erkeklere oranla 9 kez fazla. İlköğrenim düzeyinde az eğitim almış ya da hiç öğrenim görmemiş kadınların yüzde 15'i 15 ile 19 yaşları arasında doğum yaparken lise mezunu akranları arasında bu oran yüzde 3'te kalıyor.
GENÇLERİN DURUMU (%)
Öğrenci 30
Çalışıyor 30
Ne çalışıyor ne okuyor 40
EN ÇOK NE İSTİYORLAR (%)
İyi bir iş 49,1
Saygınlık 18,1
Sevgi 16,9
Diğer 15,9
NEDEN ÇALIŞIYOR (%)
Para kazanmam gerekiyor 30
İlgi ve isteğim yok 50
Ailem engel oldu 11
Diğer 9