DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
YENİ YILA MİLYONLARCA İŞŞİZLE GİRİLİYOR
İşçi Memur
Emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan ve işbirlikçi tekelci sermayeye hizmette kusur etmeyen AKP hükümeti 2008’e milyonlarca işsizle girdi. Ekonomi düzledi yalanıyla emekçilerin gözüne kül serpen AKP hükümeti ve burjuva yazar çizer takımı, özelleştirme terörü,  esnek çalışma dayatması ve kaçak işçi çalıştırmaya göz yumulmamsı ve yatırma kaynak ayırma yerine silahlanmaya ve borç faiz ödemelerine  kaynakların akıtılması  nedeniyle  işsizlik artarak sürüyor.   İMF damgalı  neo-liberal politikaların yarattığı tabloda, emekçilere, işsizlik, yoksulluk, açlık, yolsuzluk ve sosyal güvensizlik düşüyor.
İMF ve TÜSİAD damgalı vahşi  sömürü politikalarının yarattığı sonuçları görmezden gelen ve gerçeği saptıran burjuva basın ve dolar maaşlı köşe kapmış burjuva yazar-çizer takımı  gerçekleri çarpıtarak, durumu toz pembe göstererek ağırlaşan işsizlik ve yoksulluğun yıkıcı etkisini gizlemeye çalışıyorlar. Neki mızrak çuvala sığmıyor. İşsizlik ve yoksulluk toplumsal yozlaşma ve çürümeyi tetikliyor. Bir yandan dolar milyarderleri öte yandan bir ekmek alamayan milyonlarca emekçi. İşte Türkiye’nin gerçekliği budur. hissettirmektedir.
Dahası görmezden gelinen veya üzeri örtülmeye çalışılan sorun büyüdükçe, gizlemenin veya çarpıtmanın, durumu farklı göstermenin de  olanağı kalmıyor, aksine gerçekler ortaya saçılıyor. Tıpkı çöplükte ekmek arayan çocukların resmi gibi.
Örneğin işsizlik sorunu bunlardan biridir. Yıllardır temel sorun olarak gündemdeki yerini koruyan işsizliğin, sürekli sahte istatistiki verilerle çarpıtılarak “düştü, düşüyor” derken yavaş yavaş burjuva basında bile itiraf edilmeye başlandığına tanık olmaktayız. Bu aralar savaş uçaklarından bombalanan Kuzey Irak’taki Kürt köylerinin görüntüsünü servis eden burjuva basının, büyüyen işsizliği sayfalarına taşıması, gerçeği görme kararlarından değil artık gizlenemeyecek kadar ağırlaşan bir sorun olması nedeniyle görmek zorunda kalmasındandır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri üzerinden yapılan değerlendirmelerde, işsizlik sorunu kendini hissettirmesiyle kabul edilse de, nedenleri görmezden gelinmektedir.
Geçen yılın aynı dönemine göre 0.2 oranında arttığı söylenen işsizliğin yüzde 9.3 (!) oranına çıktığı ifade edilmektedir. Resmi işsiz sayısı ise 2 milyon 405 bin olarak açıklanmaktadır. Genç nüfustaki işsizlik oranının yüzde 19 oranına çıktığı belirtilen açıklamada, iş aramaktan vazgeçen 1 milyon 700 bin kişinin işsizlik oranına dahil edilmediği anlaşılmaktadır.
Peki, TÜİK işsizlik oranlarını nasıl hesaplamakta ve bu oranları hangi verilerden bulmaktadır. ? İş-Kur’a başvuranların esas alındığı ve bu veriler üzerinden yapılan hesaplamaya göre işsizliğin yüzde 9.3 olduğu sonucu çıkmaktadır. Bu durumda İş-Kur’a başvurmayan milyonlarca işsiz bu hesaplamalara dahil edilmemiştir. O halde bu veriler gerçeği yansıtır mı? İş-Kur verileri esas alınsa bile TÜİK’in hesaplaması yanıltıcıdır. Çünkü iş aramaktan vazgeçenler bu hesaplamaya dahil edilmemektedir. Mevsimlik işlerde çalışan veya iş umudunu yitirdiği için iş aramaktan vazgeçen milyonlarca işsiz hesaplamalara dahil edildiğinde işsizlik oranının yüzde 25’i aştığı görülecektir. Kayıtlara yansımayan ve dolayısıyla hesaplamalara dahil edilmeyen işsizler dikkate alındığında işsizlik oranının daha yüksek olacağı muhakkaktır.



IMF patentli programları uygulayan bütün burjuva hükümetler döneminde işsizlik ve yoksulluk temel sorun olarak süre gelmiştir. Ancak AKP Hükümeti döneminde bu sorun daha çok tırmanmıştır. Çünkü işçi ve emekçi düşmanı IMF programlarını ve TÜSİAD talimatlarını tavizsiz uygulayan AKP Hükümeti, özelleştirme programı ile istihdamda ciddi sorunların yaşanmasına neden olmuştur. Ayrıca IMF’ye verdiği taahhütler gereği emekliye ayrılanların yerine alacağı personelin yüzde 50’yi aşmayacağı yönünde bir kararlılık göstermektedir!
Tekelci sermaye ve IMF baskısı ile çıkarılan esnek çalışma yasalarıyla, daha az işçiyle daha çok üretim yapma ortamı yaratıldığı için daha az işçi istihdam edilmektedir. Ayrıca yaratılan milyonlarca işsiz, zor koşullarda olsa da iş sahibi çalışanlara karşı tehdit olarak kullanılmaktadır.
Üretimi terk ederek ithalata yönelen bir tüketim ekonomisinde işsizlik hep tırmanacak, ancak kader olmayacaktır.
Son zamanlarda Türk Telekom ve Novamed işçilerinin hak gasplarına ve köleci çalışma koşullarına karşı gösterdikleri direncin başarıyla sonuçlanması emekçiler arasında umut yaratmış; işçiler, birlikte mücadele etmeleri halinde kendi kaderlerini patronların değil, kendilerinin tayin edebileceğini kanıtlamışlardır.
Çalışan emekçilerin daha insanca yaşam koşullarına kavuşması üzerinde tehdit oluşturan işsizliğin çözüm bulması için, özelleştirmelere son verilmesi, esnek çalışma koşullarının ortadan kaldırılması, tarımın subvansi edilmesi, yatırıma bütçede büyük pay ayrılması gerekir. Ayrıca IMF’nin yıkım ve yoksulluk  politikalarını mutlaka terk edilmesi gerekiyor. Bütün işçi ve emekçiler ise bu acil talepler için ortak mücadele etmelidir. Çünkü çalışan işçi ve emekçiler daha insanca çalışma koşullarını talep ettiğinde, gerek hükümet, gerekse patronlar tarafından “milyonlarca işsizin kapıda beklediği” tehdidi savrulabilmektedir. Bunu önlemenin ve patronlar ve hükümete manevra yapma olasılığını darbelemenin yolu, örgütlenip ve hak aramak için mücadeleye atılmaktan geçiyor. Başka yolda işsizliği aşağıya çekme ve yeni işsizlerin işsiz ordusuna katılmasının önüne geçmek mümkün olmayacaktır.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

İşçi Memur

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.06 Saniye