 |
|
KÜRT SORUNU SINIR ÖTESİ OPERASYONLAR, İNKAR VE İMHA POLİTİKALARIYLA ÇÖZÜLEMEZ

Faşist diktatörlük Kürt sorununun yok sayılması politikasını ısrarla sürdürürken , 85 yıllık inkar ve imha politikalarında ısrar ettiğini iç ve dış operasyonları yoğunlaştırmada bir kez daha ortaya koymuş oldu. Bir süreden beri PKK’ye yönelik sınır ötesi operasyon hazırlığı yapılıyordu. Genelkurmayın etrafında top yekün savaş cengine giren AKP hükümeti ve burjuva düzen partileri Kürt sorunun çözümünü Kandili vurmaya bağlamışlardı. Yani TC devleti Kürt sorununun çözümsüzlüğünü daha çok kan, zulüm acı ve yıkımı politikasında buldu. Nitekim TC devleti daha önce 24 kez gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyonlara, birini daha ekledi. 16 Aralık 2007 gecesi 50 kadar bombardıman uçağı ile sınırı 130 km geçerek gerçekleştirilen il operasyonun ardında 22 Aralık günü onlarca uçakla bir kez daha Kandil ve çevresi dağlar bombalandı ve kara da ordu birlikleri Güney Kürdistan’a sınırını geçen operasyon, ABD’nin Irak’ı işgal ettiği 2003 yılından bu yana yapılan ilk ve son yılların en büyük saldırısı olarak değerlendirilen sınır ötesi saldırılarla Kandile ve çevresine bomba yağdırıldı. Sonrasındada uçaklar Kanndili dövmeye devam etti. Kuzey Irak’taki köylerin ve Kandil Dağı eteklerindeki bazı yerleşim birimlerinin bombalandığı ve sonrasında topa tutulduğu, karada belli bir sınıra kadar giren askeri saldırıda bir çok sivil yerleşim alanı yerle bir edildi. Genelkurmay vurulan tüm hedefleri ve ölen ve yaralananları ‘PKK’li terörist’ saydığı için ‘tüm hedefler tam isabetle vurulmuştur’ açıklamasında ısrar etse de, haberlere ve değerlendirmelere bakılırsa, KDP ve YNK’nın operasyondan haberdar olması ve sivil yerleşim yerlerinin boşaltılmış olmasının kayıpları azaltmasına rağmen, ölenler ve yaralananlar, mal ve can kaybı vardı. TC devleti Kürt sorununda gerçeklerle yüzleşmek, kabul etmek ve sorunun çözümü için demokratik halkçı adımlar atmak, demokrasi ve barış isteyen güçlerin istemlerine yanıt vermek, Kürt hareketinin görüşerek çözüm yolları geliştirmek yerine, generallerin ısrarla sürdürmek istedikleri faşist şovenist inkar, imha ve yok sayma tutumunu daha çok şiddet ve zulüm yolunda ısrara ediyor. Kürtlerin de artık kendilerini yok saydıklarını düşünen CHP, MHP ve diğer faşist gerici şoven parti ve çevreler bu çerçevede politika yapmayı varlık nedenleri olarak görmektedirler. AKP ise Kürt sorunu söz konusu olduğunda generallerle ittifak içinde hareket ederek, inkar ve imha politikasının yürütücüsü olarak, generallerin önünde el pençe divan durarak, Kürt düşmanlığını kimselere bırakmamaya çalışmaktadır. Başbakan Erdoğan’ın daha önce Diyarbakır’da ‘Kürt sorunu vardır ve daha fazla demokrasi ile çözülür’,vb açıklamaları takiye’den öteye gitmeyen sözler olarak kaldığı gibi, generallerle ittifak içinde davranarak göstermelik açıklamalara ve “şevkat paketleri”yle Kürt emekçilerini yedekleyip, Kürt hareketinin altını oymayı hedefliyor. Bir bölüm üst düzey emekli asker tarafından, son zamanlarda yapılan açıklama ve değerlendirmelere göre, 25 yıldan bu yana devam eden Kürt sorunu kaynaklı çatışmalarda, Türkiye 300 milyar dolar harcadı. 35 bin dolayında insan hayatını kaybetti. 16 Aralık’ta ve 19 bir kez daha ve çok daha kapsamlı olarak yapılan “Gün Işığı Harekatı” ile birlikte 25. kez sınır dışı operasyon gerçekleştirildi. Son operasyonda en az 40 milyon dolar harcandığı söylenmektedir.
ABD’nin icazeti ve desteği, Kürdistan Bölge Hükümeti’nin etkisiz bırakılması, ayrıca iç ve genel konjonktürün avantajlarını da değerlendirerek Kandil Dağı eteklerine ve bölgedeki Kürt yerleşim birimlerine yönelik olarak yapılan sınır ötesi harekat, bir kez daha devletin ve hükümetin Kürt sorunu konusundaki çıkmazını göstermiş oldu. Bu operasyondaki “başarı”, Türk milliyetçiliği, ırkçı ve şoven çevrelerin gazını almak ve ordunun prestijini yüksek amacını da taşıdığı bir gerçekliktir. Nitekim ABD işbirlikçisi güçlerin; “Türkiye ABD’yi yeniden yanına çekmeyi başardı, ABD’de Türkiye’yi kazandı.” Sözleri, ABD uşaklığının, faşist ırkçı ve şoven Kürt düşmanı yaklaşımların nereye vardığını gösteriyor. Operasyondan sonra AKP “büyük bir başarı, komutanlarımızı kutluyoruz” açıklaması yaparken, bir süre önce Genelkurmay Başkanı’nı istifaya çağıran MHP, “bu operasyonla yetinilemez” açıklamasında bulunurken, CHP, “geç kalınmıştır, arkası gelmelidir” demektedir. Diğer irili ufaklı gerici, ırkçı, faşist çevre ve güçler de bu kapsamda açıklamalar yaparak, Kürtlerin tepesine, Kürt dağ ve ovalarına yüz top bomba boşaltılmış olmasından dolayı mutluluklarını dile getirmekte ve sevinç çığlıkları atmakta ve Kürtlere göz dağı vermektedirler. Bu harekat ile yükselen ABD karşıtlığının, Türk egemen sınıflarının ihtiyaçları ve mecburiyetleri gözetilerek kısmen azaltıldığı da söylenebilir. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, “ABD’nin desteği sadece istihbari bilgilerle sınırlı değildir. ABD bize hava sahasını açarak büyük bir katkı sunmuştur” açıklamasıyla, ABD karşıtlarını etkileme çabası içinde olduğunu gösteriyor. 5 Kasım, Bush-Erdoğan görüşmesinden bu yana övgüler dizilen ABD ilişkileri Türk askerlerinin başına çuval geçirme olayından sonra, yeniden ‘olağan’ düzeyine kavuşturulmak istenmektedir. ABD’nin ise iki tarafı da kendisine çekecek bir taktik peşinde olduğu anlaşılmaktadır. Savaş uçaklarının özellikle PKK kamplarının olduğu bölgeye yaklaşmadığı, karşı tarafın uçaksavar gibi silahlarla yanıt vermesinden kaçındığı anlaşılmaktadır. Bu durum, ABD’nin çizdiği bir sınır olabileceği gibi, Türk savaş uçaklarının herhangi bir saldırıyla karşılaşmaları ve zayiat vermeleri durumunda içine düşeceği zorluklar ve bunun yaratacağı yeni ve daha olumsuz gelişmeleri engellemek de olabilir. Türk egemen sınıfı ABD’nin açtığı hava sahası ve verdiği istihbari ve diğer destekle ve Kürdistan Bölge Hükümeti’nin etkisiz bırakılması sonucunda 50 kadar olduğu söylenen F-4 ve F-16 uçağı ile gece karanlığından önceden belirlenmiş hedeflere yüz ton bomba boşaltarak zayiat vermeden geri dönmüş olmayı büyük bir başarı ve büyük bir moral destek olarak değerlendirmekte ve iç kamuoyunu yedekleyip birleştirmeyi amaçlamaktadır. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, ‘gerekli görüldüğünde bu tür operasyonların yapılacak, PKK kamplarını BBG evleri gibi gözetleyebiliyoruz’ diyor. Türkiye “Ay Işığı Harekatı” ile Kandil’i söndürmeye yönelik bir operasyon daha gerçekleştirdi. Ancak sorun Kandil Dağı değil. Sorun Kürt sorunudur. Sınırları ABD tarafından çizilen, 40 milyon dolara mal olan, Kürt ve Türk halkı arasındaki kardeşlik bağlarını daha da zayıflatan, şiddeti ve terörü daha da artıran, Türkiye’yi adım adım Ortadoğu bataklığına çeken bu saldırı Kürt sorununun çözümüne değil, daha da karmaşık bir hal almasına hizmet edecektir. ‘Ezdik, ezeceğiz, az kaldı’, ‘örgüte büyük darbe vurduk’ gibi defalarca yapılan açıklamalarla bugüne kadar bir yere varılmadığı açık. Zira Kürt sorunu, “ne iç nede dış operasyonlarla çözümlenmesi mümkün olmayan, çözümü gündemde olan temel bir sorundur. Kürt sorunu, Kürtlerin istemleri doğrultusunda, barış ve kardeşlik temelinde, Kürtleri bir bir ulus olarak muhatap alarak ve Kürtlerin demokratik hak ve özgürlükleri tanınanarak, yani Kürtler kendi kaderlerini kendi ellerine alarak gerçek demokratik bir çözüm yoluna girebilecek ve inkar ve imha politikaları boşa çıkarılacaktır.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|