 |
|
NASIL ANLATSAM DEĞİL, NERDEN BAŞLAMALI?

Daha geniş bir perspektife sahip bir proje kurgulanmıştı. Malum teknik ve mali zorluklar daha geniş bir projeye pekte izin vermiyor. Ama yinede yürümeye devam etmek gerekiyor her şeye ve herkese rağmen. Bir süre daha rahatsız olmak en anlamlısı, belki de sonsuza kadar. Şüphesiz proje kendi içinde bir netliğe de kavuşmaya başladı. Kuşkusuz ki A–4 / bir tutum ve durumdur. Projenin beslendiği ana damar sosyalizmin bu topraklardaki yaşadığı sorunlardır. Sol-Sosyalizm dış dünyayla olan sorunlarından daha çok kendi içindeki sorunlarla uğraşıldığı bu topraklarda ilk önce kendimizle olan sorunları halletmek gerekiyor sanırım (ne de olsa her ağacın kurdu kendi özünde olurmuş) ya da bu işlerle hiç uğraşmadan farklı açılımlarda yapmak da mümkün olabilir. Eğer sorunları çözeceksek ilk yapmamız gereken bir dil yaratabilmek. Kavramlardan faklı şeyler anladığımız ve çıkardığımız sürece sorunlar devam edecek. Peki, bir hukuk üretmemizin önündeki en büyük engel nasıl aşılacak? Özgürlükçü bir dil nasıl üretilebilinir? Bu zor görünüyor çünkü hala yaşamsal bir tarz üretebilmiş değiliz. Dilin sadece konuşma aracı olmadığı çok açık. En azından tarih ve deneyimlerin aktarımı bir başlangıç olabilir. Ki bu topraklara da kendi pratiklerimiz hakkında bile çok az şey bilmemiz ne kadar acı verici. İşte burada A–4/ üzerine asimetri gibi uğraşlar bu noktada destekleyici etkiler yaratabilirler. Organik özgürlükçü bir dilin yaratılması bu projenin tek başına yapabileceği bir şey değildir tabi ki. Proje kendine de bunu görev edinmiyor.
Ancak bu fikir yaratabildiğimiz yaşam alanları ile örtüştükçe anlam kazanacak. Şimdilik hariçten gazele devam etmek gerekiyor. Yayın faaliyeti en azından sorunların yarattığı gerilimlere referans noktası olabilir(tabi ki kişisel sorunlara bir şey yapamayız galiba da uğraşmamak gerekiyor). Apolitik tavır bu şartlarda bloke edici görünüyor. Ya bizi birbirimizden bloke ediyor yada cemaatlerimizi. İktidara karşı iktidar doğurmayacak bir iyimserliğe sahip olmak hala ve daima mümkün. Sosyalizm: ancak doğruluğu ve gerçekliği hareket halinde ifade edebilir. Bu yayın faaliyeti bir politik grup tarafından yürütülen bir proje değil, olmamalıdır. Açık ki bir yayın çevresi olarak örgütlenme fikri pek mantıklı durmuyor. Örgütlenmenin nasıl olacağı konusunda da bir hayli metin bulacaksınız dergide diye bundan sonra ummak gerekiyor D. Halkın Birliği için. Bitirirken not olarak şunu da düşelim yazılan ne bir manifestodur ne de edebiyata katkı, dünyanın gariplerinin kahkaha sesidir duyduğunuz. Yıkmanın şiirselliği yaratmanın coşkusundandır. “Yıkarak yapacağız”, sosyalizm adına, komünizm adına yıkarak yapacağız. Özgürlük kahkahamız, enkaz-ı kâinatı istememizdendir. Bu arzumuz daimidir ve bu nedenledir ki biz hala sosyalistiz. Devrim, ezilenlerin festivalidir ve bu festival daimidir; herkes davetlidir! E. Goldman'ın ‘Eğer dans edemeyeceksem, devriminiz sizin olsun!' sözünü kötüye kullanan bir şenlik anlayışının içi boştur ve eninde sonunda keyif kaçırır. Bu gün birileri loş gecelerini maskeli balolarda geçiriyor. Bir yıkıcılığın yolunda zindanlarda ve geçmiş dönemin Rusya’sında ve de Türkiye’de katledilen yoldaşlardan geriye kalan karanlıkta geçiriyoruz geceleri o geceleri gündüze vardırmak için. Kahkahalarımıza yeni sesler, yeni soluklar eklendikçe yüreklerimizde büyüttüğümüz düş hayatlarımızda daha güçlü yeşerecektir. Elini, yüreğini, beynini eksik etmeyenlere yoldaşça selamlar! DHB Okuru
|
|
| |
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 1

|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|