İşçilerin zorlu mücadelerle kazanmış olduğu 8 saat iş gününün yerinde yeller esiyor. Emperyalist kapitalizmin azmi kar hırsı çalışma saatlerini uzattığı gibi, kendileirnin belirlemiş olduğu kuralları hiçe saydıklarını gösteriyor. Özellikle sosyalizmin geri çekilmesi emperyalist kapitalist sistemi işçi haklarını gaspetmede daha pervasızca davranmaya ve kölelik çalışma koşullarını dayatmaya itti.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Türkiye Ofisi'nin bülteninde, 50'den fazla ülkedeki çalışma saatleriyle ilgili bilgiler içeren bir araştırma emperyalist küreselleşmenin işçi sınıfını nasıl bir kuralsız sömürü içine çektiğini gösteriyor.
Araştırmada, çalışma saatleriyle ilgili ilk uluslararası standardın getirilmesinin üzerinden yaklaşık 100 yıl geçtiği vurgulanırken, tüm dünyadaki işçilerin yüzde 22'sine karşılık gelen yaklaşık 614 milyon işçinin haftada 48 saatin üzerinde çalıştığı bildirildi. İLO’nun bu açıklaması işçilerin belirlenmiş haftalık 40 saatliğin üzerinde "aşırı" çalıştırıldığını ortaya koyuyordu.
Kuşku yok ki, işçilerin aşırı çalıştırıldığı ülkelerin başında Türkiye geliyor. İş Kanunu'nda haftalık çalışma saati 45 olarak belirlenirken, araştırmada Türkiye'de imalat sektöründe haftalık çalışma saatinin 52,2 olduğu kaydedildi:
Tüm dünyada imalat sektöründe ortalama çalışma saatleri genel olarak haftada 35 ile 45 saat arasında değişmektedir. Bununla birlikte Kosta Rika, Peru, Filipinler, Tayland ve Türkiye gibi emperyalizme bağımlı yeni sömürge ülkelerde bu süre söz konusu bu aralığın hayli ötesindedir. Örneğin Türkiye'de 52,2 saattir.
Verilere göre en uzun çalışma saatleri listesinin başında Peru bulunuyor. Bu ülkede, işçilerin yüzde 50,9'unun haftada 48 saatten fazla çalıştığına işaret edilen araştırmada, haftada 48 saatten fazla çalışanların oranının Güney Kore'de yüzde 49,5, Tayland'da yüzde 46,7, Pakistan'da ise yüzde 44,4 olduğu belirtildi.
Araştırmaya göre emperyalist ülkelerdeki haftada 48 saatten fazla çalışan işçilerin oranı ise şöyle İngiltere'de yüzde 25,7, İsrail yüzde 25,5 ve ABD yüzde 18.
Fazla çalışmayı tetikleyn önemli bir neden kayıt dışı çalışmadır. Giderek genişleyen hizmet sektörü ve kayıt dışı istihdamın, uzun çalışma saatlerine yol açan başlıca etmenler arasında olduğu vurgulanan araştırmada emperyalizme bağımlı yeni sömürge ülkelerdeki toplam istihdamın en az yarısına denk gelen kayıt dışı ekonomide işçilerin çoğunlukla 49 saatten fazla çalıştırıldığı bildirildi.
Yine araştırmada yeni sömürge bağımlı ülke işçilerinin salt geçinebilmek için daha fazla süreyle çalışmak zorunda kaldıklaırnda yer aldığı görülüyor.
Araştırmada, ticaret, otelcilik ve lokantacılık, ulaşım, depolama ve iletişim gibi kollarda çalışma saatlerinin daha uzun olduğuna dikkat çekildi.
Türkiye'de sendikal araştırmalar başta özel güvenlik şirketleri ve marketler olmak üzere, hizmet sektöründe de çalışma sürelerinin yasalarla belirlenenin çok üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. Buda Türkiyede çalışma standartlarına uyulmadığını gösteriyor.
Peki işçiler bu kadar ağır ve aşırı çalışmayı kimin için yapıyorlar? İş cinayetlerinin başta gelen nedenlerinden biri olan çalışma saatleri işçileri insanlıktan çıkaracak denli uzundur. Türkiye'de de görülmeye başlanan Japonya’daki gibi uzun çalışmadan ölümlerin tüm dünyaya yayılması içten bile değil!
1800'lerin ilkel koşullarındaki çalışma saatleri günümüzle aynıydı. Gelişkin teknolojik koşullarda 4 saatlik çalışmanın bile ihtiyaçları karşılamak için yeterli olduğu şu koşullarda çalışma saatlerinin bu kadar uzun olmasının nedeni sermayenin azami karıdır. Çünkü işçiler 4 saat dışında kalan 10-12 saat patronlara çalışmakta ve artık değere sermaye el koymaktadır. Dahası 1800′lerdeki çalışma saatleri 90’lardan itibaren emperyalist küresellşme saldırısıyla yeniden hortlatıldı. Sermayenin sömürüsünün bu kadar sınırsız ve kuralsız olmasın iki nedeni vardır: Birincisi kapitalizmin daha fazla kar için işçinin artık emeğinden daha fazla sömürme ihtiyacı, diğeri ise işçi sınıfının örgütsüzlüğü.
Bu örgütsüzlük yüzündendir ki kapitalizmin kar iştihasına gem vurulamıyor, gelişen teknoloji ve makina donanımına rağmen çalışma saatleri düşmüyor, aksine yükseliyor.
Üstelik sadece uzun çalışma saatleri değil, esnek çalışma saatleriyle patronlar işçinin ne zaman, ne kadar çalışacağına, çalışmadığı zamanlara da ipotek koyarak karar veriyor.
Çocuklarımız ve eşlerimiz baba ve eş yüzü görmeden büyüyor, yaşlanıyor. Her ikisi de vardiyalı çalıştığı için haftada yalnızca 2 gün biraraya gelebilen işçi eşlerin hikayesi kime yabancı?
İşçiler bu durumu değiştirmeleri için örgütlenip mücadele etmeli ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve 8 saat işgünün uygulanması için üretimden gelen güçlerini kullanarak, emperyalist kapitalist sermayenin kölece çalışma koşulları ve azami kar hırsının karşısına barikat dikmelidirler.