Bir yandan emperyalist küreselleşmenin saldırısı öte yandan emperyalist faşist devletlerin militarist sivil çetelerin saldırıları gitikçe sendiakacılık yapmayı zorlaştıyor. Hemen her yerde sınıfın çıkarları için devrimci sendikacılık yapan ve kurulu sisteme karşı mücadele eden sendikacılar hedef tahtasına konuyor. Uluslararası Hür İşçi Sendikaları Konfederasyonu (ICFTU) raporu katledilen sendikacıların sayısının 2006'da yüzde 25 arttarak 144’e çıktığını gösteriyor.
Bilindiği üzere ICFTU, her yıl dünya genelinde yaşanan sendikal hak ihlallerinin toplandığı bir rapor yayınlıyor. 2006 yılına ait olan rapor konfederasyonun İngiliz Genel Sekreteri Guy Ryder tarafından açıklandı.
ICFTU 2006 Dünya Raporu'na göre geçtiğimiz yıl dünya genelinde 144 sendikacı öldürüldü. 2005 yılında dünya genelinde katledilen sendikacıların sayısı 115'di. Rapordan yansıyan yakıcı gerçek falşist gerici devlet ve çetelerce katledilen sendikacıların sayısının yüzde 25 arttığı olgusudur.
Raporda geçtiğimiz yıl 138 ülkede 800'den fazla sendikacının yaralandığı ya da işkence gördüğü de yer aldı.
ABD'nin Latin Amerika'daki İsrail'i olan Kolombiya, dünyada sendikal mücadele için en tehlikeli ülke olmayı sürdürüyor. Kolombiya'da 2006 yılı içinde çoğunluğu devlete, emperyalist petrol tekelleriyle, Coca Cola, Nestle gibi şirketlere bağlı faşist paramiliter çeteler tarafından 78 sendikacı katledildi.
Kolombiya'dan sonra en çok sendikacının katledildiği ülke ise Filipinler. Ülkede 2006 yılında 33 sendikacı öldürüldü.
Raporda sendikacıların dünyanın 138 ülkesinde şiddete maruz kaldığı vurgulanırken, 2006 yılında 5 bin kadar sendikacının gözaltına alındığı bunlardan 500'ünün tutuklandığı kaydediliyor.
Gine'de sendikal gösterilere polisin sert tepki gösterdiği belirtilirken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde sendikaların yasak olduğu, Çin ve Myanmar'da ise bağımsız sendikal faaliyetlerin yasadışı sayıldığı bilgisi de raporda yer aldı.
Sendikacıların ve her türlü sendikal faaliyetin "emperyalistlerin ajanları", "dış güçlere karşı ulusal güvenlik" gibi demogojilerle büyük baskı ve saldırı altında tutulduğu İran'da raporda yer aldı. Tahran’daki baskılara Otobüs Şirketi Sendikası lideri Mansur Osanlu’nun tutuklanması ve dövülmesi örnek gösterildi.
Azerbaycan ve Türkiye’de çok sayıda işçinin saldırıya maruz kaldığının belirtildiği raporda, Türkiye'de direniş ve greve çıkan işçilerin tutuklama ve polis şiddetiyle karşı karşıya kaldığı ve anti-sendikal saldırının yaygın yaşandığı vurgulandı.
Batılı ülkelere de eleştiriler yöneltilen raporda, ABD'de milyonlarca işçinin örgütlenme hakkından mahrum olduğu, Avrupa'da da sendikal özgürlüğe gereken saygının gösterilmediği ve toplu görüşmeleri gerçekten ciddiye alan ve uyan şirketlerin sayısının yüzde 10'dan az olduğu belirtildi. Avustralya’da da sendikal haklara ağır kısıtlamalar getirildiği ifade edildi.
ICFTU raporunda, sendika karşıtı baskıya özellikle kadınların maruz kaldığının altı çizildi. Raporda, Asya ve Latin Amerika’da çok sayıda kadın işçinin işten atıldığı ve temel haklarının reddedildiği belirtilirken, Fas’ta tekstil işçisi kadınların bir grev yaptıkları gerekçesiyle mahkemelik olduklarına dikkat çekildi.
Dünyanın dört bir yanında emperyalist ve faşist gerici devletler ittifak içinde işçi ve emekçilerin örgütleri olan sendikaların altının oyulması için ve örgütlülüğün etkisiz kılınması için sendikacı lara baskı ve saldırıların artarak sürdüğünü gösteriyor. Sendikal hareketin faşist gerici baskı ve saldırıları geri püskürtmesi, sınıfın örgütlü birleşik devrimci mücadeleci bir çizgide ileri atılmasını gerekli ve zorunlu kılıyor.