DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
HAKLARI ELEKTRONİK VE BETON DUVARLAR AYIRAMAZ
Dış Politika
Emperyalistler ve uşakları Doğu Almanya ile Batı Almanya arısına dikilen duvarı “utanç duvarı” olarak niteleyip, insalığın arasına duvar çekilemeyeceğini söylerken, bugün dünyanın bir çok bölgesinde emperyalistler ve uşaklarının güvenliğini sağlama adına halklar arasına beton ve elektronik duvarlar dikiliyor. Meksika da kilometrelerce elektronik duvarı çeken Amerikan emperayalizmi şimdi de uşaklarına Ortadoğu da halklar arasına duvarla çektirerek hakları açık hapishaneye mahkum etmeyi hedefliyor. Dün insan hakları için "utanç " olarak eleştirilen halklar arasına çekilen duvarlar bugün doğal görülmekte ve birbirini ardına utanç duvarları yükseltilmektedir.

Bilindiği üzere Kürdistan ilk olarak 1639 ikiye bölünmüş ve ardından 1923 Lozan antlaşmasıyla Kürdistanın dörde bölünmesi kesinleşmişti. Kürdistanı dörde parçalayıp yutan dört devlet; Türkiye, İran, Irak ve Suriye emperyalist ve uşaklaır devletlerce çizilen suni sınırları koruma adına Kürdistanın sınırlarına mayın duvarları çekildi. Binlerce hektarı bulan topraklar mayın duvarlarıyla kullanılamaz hale getirildiği gibi, binlerce emekçinin yaşamına ve binlercesinin sakat kalmasına neden oldu. Hakkari, Şırnak, Siirt, Mardin, yani Güney Kürdistan sınır köy ve kasabalarının sokaklarında dolaşan kolu ve bacağı kopan insan görüntüleri yabancı değiliz. Sınırdaki mayın tarlalarının eseri olan bu görüntünün ardında, Kürdistanın bölünüp parçalanmış suni sınırlarık ayakta tutulması var. Emperyalistlerin masa başında çektiği bir çizginin kurbanı olanların büyük acılarla silip süpürdüğü mayın duvarlarının ayıramadağı bir halkı şimdi beton bloklarla elektronik duvarlarla ayırmaya çalışıyorlar.

Kuzey ve Güney Kürtlerini birbirinden ayırmak üzere yüzlerce kilometre boyunca döşenen, nice acılara sebep olan, bu yüzden romanlara, filmlere konu olan mayın tarlaları işlevsiz kaldı; şimdi sıra beton ve elektronik duvarlarda. Güney Kürdistan sınırına beton duvar örülecek...
"Uzunluğu 470 kilometre. Kara Kuvvetleri ile Hava Kuvvetleri'nin ortak çalışması. Öneri Hava Kuvvetleri'nden gelmiş. Bütün sınır boylu boyunca bildiğimiz anlamda duvardan oluşmayacak. Duvar yapılamayan yerlere elektronik ve termal duvar kurulacak. Bütün duvar boyunca normal ve ultraviole kameralar yerleştirilecek. Sıkı bir denetim başlayacak. Deneme panelleri Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın Ankara'daki lojistik dairesinde üretiliyor ve denemeler yapıldı. Hava Kuvvetleri'nin uçak hangarları için ürettiği sağlam bloklar şimdi Türkiye-Kuzey Irak sınırı için hazırlanıyor. Projenin toplam maliyetinin 2.3 milyar dolar olduğu belirtiliyor." (İbrahim Karagül, Yeni Şafak)



Bir süredir Kürt köylerini bombalayan İran'ın da Güney Kürdistan sınırına duvar örme hazırlıkları içinde olduğu biliniyor. Bir yıl önce başlayan çalışmaya göre Kandil ile Hacı Ümran arasındaki geniş vadiden sınır geçişlerini engelleyecek olan 4 kilometrelik uzunluğa sahip bir duvar projesi üzerine çalışılıyor. Bunun sınır boyunca oluşturulacak tampon bölgenin ilk adımı olduğu sanılıyor. Bölge'ye yönelik top atışlarıyla bölgedeki sivil yerleşim yerlerini boşaltarak insansızlaştırma politikası güden Türkiye ve İran, tampon bölge planı kapsamında sınır hattında duvar örmeye hazırlanıyor.
İran'ın Güney Kürdistan sınırında 4 kilometrelik bir duvar örmek için başlattığı girişimlerden sonra Türkiye'nin de benzer bir faaliyet içinde olduğu kaydedildi. Nitekin , Türkiye'nin sınır hattında, 2.3 milyar dolara mal olacak 470 kilometre uzunluğunda duvar çok daha büyük, pahalı, kapsamlı bir projeji içeriyor ve tüm amaç güvenlik adına Kürt özgürlük hareketini önlemektir..
Dört parçaya bölünen Kürt halkını birbirinden yalıtmayı tasarlayan duvar projelerinin esin kaynağı kuşku yok ki İsrail'in Filistin halkına karşı inşa ettiği 670 kilometrelik “Utanç Duvarı” olsa gerek. Filistin'de şehirlerin ortasından geçen, köyleri, kasabaları bölen, Filistinlilerin tarlalarını, bahçelerini iki parçaya ayıran “Utanç Duvarı” tüm tepkilere rağmen siyonist İsaril rejimi tarafından inşa edildi. Peki bununla Filistin'i bir açık cezaevi haline getiren işgalci İsrail, Filistin halkının direnişinden kurtulabildi mi? Hayır! Direniş sürüyor.
Halklar arasına duvarlar çekenler sadece bu ülkelerle sınırlı değil... Suudi Arabistan'ın da “ Utanç Duvarı” bir duvar projesi var.
Suudi Arabistan, Irak sınırı boyunca, içinde karakollar ve gözlemevleri de bulunan 900 kilometrelik duvar inşa etme kararı aldı. Altı yılda tamamlanacak proje için 12 milyar dolar harcanacak. Amaç Irak'ın güneyindeki Şiilerin, Sunni yönetime sahip Suudi Arabistan'daki Şiilerle ilişki ve iletişimini koparmak. Suudi Arabaistan krallığı iktidarını ayakta tutmak için Şiilerden kendisni koruma adına “ Utanç Duvarı”nı yüksletmekten geri kalmıyor.
Ortadoğu'da halkları birbirinden ayırmak, ezilen halkları parçaları ayırmak yetmiyor şehirler bile duvarlarla bölünüyor. İşte Bağdat: İşgal altındaki Bağdat'ta Şiilerle Sunni mahalleri birbirinden ayıran 5 kilometre uzunluğunda bir duvar inşa edildi... Bir mahalleden başka bir mahalleye gitmek için Bağdat'ı ikiye bölen 3.6 metre yüksekliğindeki duvarı aşmak gerekiyor artık.
Faşist geriic bölge devletrinin egemenliklerini sürdürme amaçlı bu halkları, şehirleri birbirinden ayıran bu ,“ Utanç Duvarlar”ı emperyalistlerin bölgeyi hapishaneye çevirme gayretlerinin sonucudur. ABD'nin BOP saldırganlığıyla Ortadoğu Balkanlaştırmak istiyor. Bunun için ulusları dinleri ve mezhep ayrılıklarını kışkırtarak halkları bir birine düşman edip ardından papaz rölünü oynamaya çalışıyor. Emperyalistler ve bölgedeki işbirlikçi rejimler ezilen halklar üzerindeki egemenliklerini sürdürebilmek için halkları birbirine kışkırtıp düşmanlaştırıyor. Aralarına sadece beton ve elektronik duvarlar değil, psikolojik duvarlar da örürerek halklar arası düşmanlığı .
Şii-Sunni, Türk-Kürt-Arap, Müslüman-Hristiyan-Yahudi gibi dini ve etnik ayrımlar körüklenerek emekçi sınıfların gerçek düşmanlarını görmeleri engelleniyor. İşçi ve emekçi halklaırn değişik nednelerle bir birbirine düşmesi, küçük küçük parçalara bölünmesi emperyalistlerin ve işbirlikçi rejimlerin bölgenin tüm zenginliklerini yağmalamaya sürgit devam edebilmesi demektir. Bölgeyi boydan boya açık hava hapishanesine çeviren “Utanç Duvar”ları da bunun içindir. İşçi ve emkeçi yığınlar, gerici rejimlerin katliamlarını, ileri teknoloji ürünü silahlarını, kimyasal gazlarını, misket bombalarını, panzerlerini, gelişkin tanklarını, mayınlarını işe yararmaz hale getirdiği gibi duvarlarını ve yaratmak istedikleri halklar arası düşmanlıkları da yok edecek ve emperyalizmin bol, parçala ve yut politikalarını enternasyonalist mücadeleyle darbeleyip boşa çıkartacaklardır.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.07 Saniye