Türkiye’nin ‘derin’ yakın tarihçesi, tekrar tekrar okunması gereken bir kitap gibi duruyor önümüzde. Her kapattığımızda bir başka uğursuz olayla sayfalarını yeniden karıştırmak zorunda kaldığımız, bir türlü bitmeyen/bitirilemeyen, bir ‘kara’ kitap. Susurluk’la “bitti” denilen, Şemdinli’yle tıslayarak kaldırıyor başını. (…) İşin vahim yönü, her anımsayışımızda/unutuşumuzda, ellerinde bayraklar, ‘Türkiye seninle gurur duyuyor!’ nidalarını yükselten hilal bıyıklı güruhun biraz daha büyümesi. Unutuşlarımızdan, tepkisizliklerimizden, umursamazlıklarımızdan, umarsızlıklarımızdan beslenerek büyüyorlar...
Gidişat karanlık. ‘Orhan Pamuk liberalizmi - Hukukçular Birliği milliyetçiliği’ farsları arasına sıkışan Türkiye siyaset(sizliğ)i, dış dinamiklerin (AB dayatmacılığı/çözümsüzlüğü, Irak’ın kaçınılmaz parçalanması, daha da vahimi ABD-AB’nin olası İran müdahalesi) de zorlamasıyla, “Derin Devlet”i ve onun milliyetçiliğini bir kez daha tam istim göreve çağıran bir konjonktüre doğru hızla ilerliyor.
Bu ülkeyi, gerçekte aynı madalyonun iki yüzü olan ‘komprador liberalizm-reaksiyoner milliyetçilik’ siyaset(sizliği)nden kurtarmak, unutmayan, unutturmayan insan kararlılığıyla mümkün. Yazdıkları bu kararlılığın biçimlenmesinde bir nebze katkıda bulunursa, yazarlar kendilerini mutlu sayacaklar.”
Böyle diyor, “ ‘Derin’ Milliyetçiliğin Siyasal İktisadı” başlıklı kitabın yazarları, Sibel Özbudun ve Temel Demirer, önsözde.
Kitap, beş ayırımdan oluşmakta. “Tarihsel Arkaplan”ın verildiği, resmî tarih tezleriyle hesaplaşılan I. Ayırım’da, “Türklerin tarihi” eleştirel bir bakış açısıyla ele alınıyor ve Kemalist Cumhuriyet’in kronik özelliklerinin tarihsel kökleri sergileniyor.
“Resmî İdeoloji”ye ayrılan II. Ayırım’da, Kemalizm’den 12 Eylül askerî darbesine, T.C. tarihi, “raison d’état” açısından ele alınmakta.
“Kemalist Ayin” başlığını taşıyan III. Ayırım ve “ ‘Derin’ denilen Susurluk-Şemdinli Devleti” başlıklı IV. Ayırım’da Türkiye’nin son onyıllarında gevşek ve ikircimli bir bağıntı gösteren “egemenler bloku” elinde birbirine karşıt terimlere dönüştürülen “demokrasi-cumhuriyet” ikilemi, yakın dönemin meş’um gelişmeleri üzerinden irdelenmekte ve Susurluk-Şemdinli seyr ü seferinin “yapısallığı” vurgulanmakta.
“Tarihsel Fatura” başlığı altında (V. Ayırım) ise, Türk devlet geleneğinin “derin” serüveninin toplumsal maliyeti, egemenlerin ellerinde çözümsüzleşen açmazlarımız, toplumsal çürüme, sürekli diri tutulan iç gerilimler muhasebeye tabi tutuluyor.
Kitabın en önemli yönü, Türk devlet geleneğinin “hikmet-i hükümet/sebeb-i devlet” terimleriyle kutsanan “derin” tarihsel bağlantılarını sergileyerek, Susurluk’ta, Şemdinli’de yaşadıklarımızın ve -ne yazık ki- görülebilir gelecekte de yaşamaya yazgılı kılındıklarımızın egemen siyasal geleneklerine içkinliğini, yapısallığını vurgulaması. Bu yönü, “ ‘Derin’ Milliyetçiliğin Siyasal İktisadı”nı, bu ülkede (AB’ye endeksli olmayan) gerçek bir demokratikleşme arzulayanlar için önemli bir başucu kitabı kılıyor.
KÜNYE: Sibel Özbudun-Temel Demirer, “Derin” Milliyetçiliğin Siyasal İktisadı, Ankara, Ütopya Yayınları, Kasım 2006.